İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 89. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Metin Çobanoğlu

Kırşehir Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 89. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Nisan 2010 · 776 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Metin Çobanoğlu (MHP), 20 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 776 kelime.

Metin Çobanoğlu (MHP, Kırşehir). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 20 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/metin-cobanoglu-23-2010-04-20-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA METİN ÇOBANOĞLU (Kırşehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 497 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddeleri Üzerinde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış buluyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, anayasalar siyasetin ve zamanın üstündeki birer metinlerdir. Birey, toplum ve devletin ortak hukukunu belirleyen temel ve çerçeve hukuk metinleridir. Hukuk sistemimizin hiyerarşik sıralamasında anayasalarımız en üst hukuk normumuzdur. Anayasalar toplumsal sözleşmelerdir, devletin yapısını, organların işleyişini, bireyin temel hak ve özgürlüklerini belirlerler.

Değerli milletvekilleri, millet olarak yüz kırk dört yıllık bir Anayasa geçmişine sahibiz. 1876’dan itibaren alacak olursak beş ayrı anayasayı yaşamış bir millete mensubuz. Öncelikle Kanunuesasi, daha sonra 1921 Anayasası, 24 Anayasası, 61 Anayasası ve 1982 Anayasası.

(x) 497 S. Sayılı Basmayazı 19/04/2010 tarihli 88’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Anayasalar kutsal metinler değildir ve değiştirilebilir. Zaten bu süreç içerisinde, 1876’dan beri anayasalar zaman zaman değiştirilmişlerdir.

Tabii ki, anayasaların değiştirilmesiyle ilgili özel birtakım şekil, usul şartları yer almıştır, bu da doğrudur. Tabii, anayasaların değiştirilmesi noktasında mutlaka ve mutlaka hukuk kurallarına uyulması gerektiği gibi temayüller de göz önüne alınmalı. Madem toplumsal metinlerdir anayasalarımız, en üst hukuk normlarımızdır, mutlaka, bu normlar değiştirilirken bir uzlaşma, toplumsal uzlaşma aranmak durumundadır.

Bugün üzerinde konuştuğumuz, yapılan değişikliklerle ilgili, bakacak olursak bu toplumsal uzlaşma ve mutabakat sağlanabildiğini söylememiz mümkün değildir. Bu Anayasa AKP’nin tek başına hazırladığı ve AKP’nin ihtiyaçlarından hasıl olarak hazırlanmış ve önümüze bir dayatma şeklinde getirilmiş bir Anayasa değişiklik teklifidir.

Değerli milletvekilleri, bu Anayasa değişiklikleri gündeme geldiğinde Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli bunu çok açık, net bir şekilde ifade etmiş, anayasaların değiştirilebileceğine, bu değişiklik yapılırken de mutlaka uzlaşmanın, toplumsal uzlaşmanın da aranması gerektiğini ifade etmiş, bu değişiklikle ilgili de Mecliste bir uzlaşma komisyonunun kurulması gerektiğini, parti gruplarının bu komisyonlara üye vermelerini ve bu komisyonlarda yapılan görüşmeler neticesinde ortak metinler ortaya çıktığında bunların imza altına alınmasını ve bu Meclisin değil, önümüzde erken veya zamanında yapılacak genel seçimlerden sonra oluşacak 24’üncü Dönem Millet Meclisinde bu mutabık kalınan bu metinlerin ve değişikliklerin yapılması gerektiğini ifade etmişizdir.

Değerli milletvekilleri, ama gelinen süreci Mecliste hep beraber yaşadık. Bir metin hazırlandı ve parti gruplarına, şu kadar süre içinde, ki başka ülkelerde yapılan anayasa değişikliklerine baktığımızda bu süre yılları alabilmiştir, ama bizde, AKP İktidarının hazırladığı bu anayasa, parti gruplarına “Çok kısa bir sürede görüşlerinizi bildirin.” diye âdeta dayatılmıştır.

Yine, Anayasa Komisyonundaki görüşmeler çok kısa ve çok yoğun bir şekilde devam etmiş, yine iktidar partisinin çoğunluğuna dayanarak oradaki görüşmeler kısa sürede bitirilmiş, bugün de Meclis Genel Kurulunda iki gündür de bu görüşmelere devam edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu Anayasa değişiklikleri Türkiye’nin ihtiyacı olan Anayasa değişiklikleri değildir. Biraz önce de ifade ettim, anayasalar değiştirilebilir, ama bunun yapılabilmesi için mutlaka toplumsal ve siyasi uzlaşmanın sağlanması gerektiğini de hep ifade etmişizdir. Bugün bu değişikliğe baktığımızda böyle bir uzlaşmayı bulmak mümkün değildir. AKP Grubu dışında bütün parti grupları bu konudaki muhalefetlerini sürdürmektedirler.

Değerli arkadaşlarım, buradan sormak istiyorum: Bu Anayasa’da yapılan değişikliklerle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısını değiştirdiğinizde Türk adaletinin acaba sorunlarına bir çözüm bulabilecek miyiz? Yine Anayasa Mahkememizin üye sayısını 19’a çıkardığımızda, vatandaşımıza, işsizimize, yoksulumuza, yolsuzluklara acaba bir çözüm üretilebilecek midir? Yine adalet hizmetlerinin denetiminde yapılacak değişikliklerle acaba Anadolu insanının hangi problemlerine çözüm üreteceksiniz?

Değerli milletvekilleri, yine sekiz yıla yakın bir süredir Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına iktidardadır. Niye zamanlama noktasında bugün seçilmiştir? İşte, bunu da şöyle ifade etmek istiyorum: Geçtiğimiz günlerde “Şark kurnazlığı” diye bir polemik konusu yapıldı. İşte bu Anayasa’nın gündeme getirilmesi de tabiri caizse tam bir Şark kurnazlığını ifade etmektedir. Sebebine gelince, ülke gündemi vatandaşımızın gerçek gündeminden uzaklaştırılıp suni birtakım gündemlerle vatandaşımızın kafası karıştırılmak isteniyor. Bakın ülkemizin ekonomik yapısına, “Kriz teğet geçti.” derken, bu ülke insanını, özellikle dar gelirli, işçi, memur, çiftçi, esnaf ve emekliyi gerçekten çok ciddi sıkıntılara sokarak bu ekonomik kriz üzerimizden geçmiştir. İşsizlik cumhuriyet tarihinin en yüksek oranlarına gelmiştir. Geçtiğimiz günlerde açıklanan TÜİK verilerine göre yüzde 14,5 işsizlikle karşı karşıyayız. Cumhuriyet tarihinin en yüksek işsizliğini yaşıyoruz. Yine, esnafımız perişan hâldedir, palyatif tedbirlerle düzelmesi mümkün değildir.

Türk çiftçisi bitirilmiştir. Üzülerek söylüyorum, ülkemizin en verimli topraklarında, Çukurova’da, Ege’de sulu tarımla üretim yapan çiftçimiz, artık, tarlasını ekmekten, biçmekten vazgeçmek üzeredir. Hele hele, benim ilim gibi, Kırşehir gibi, İç Anadolu Bölgesi’nde kuru tarımla üretim yapan çiftçimiz, üzülerek söylüyorum, sosyal dayanışma vakıflarından gelecek bir poşete mahkûm olmuş durumdadır.

Değerli milletvekilleri, bu kadar sıkıntının üzerinde, bir de açılım rezaletini hep beraber yaşadık. İşte, açılım rezaletinin kamuoyundaki infialinden sonra, hele hele Habur Sınır Kapısı’nda o görüntülerden sonra, hepimiz, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili endişe duymaya başladık fakat Sayın Başbakan, o günlerde, Habur’daki görüntülerden sonra “İyi şeyler olacak.” demiştir, buna hep beraber şahidiz. Bu görüntülerden sonra, “Türkiye’nin geleceğiyle ilgili ümitli olmamak, mutlu olmamak mümkün mü?” diyebilmiştir. Bunu sizlere demiştir değerli milletvekilleri ama milletimizde çok ciddi bir sıkıntıya yol açmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

76 konuşma daha · 20 Nisan 2010

76 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook