Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)
Muğla Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 47. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Ocak 2008 · 701 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Metin Ergun (MHP), 9 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 701 kelime.
Metin Ergun (MHP, Muğla). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 9 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/metin-ergun-23-2008-01-09-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA METİN ERGUN (Muğla)Sayın Başkan, sayın üyeler; hepinize saygılarımı sunuyorum. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.
Bir arkadaşımızın söylediği gibi, bu “şey” demişti, ben hukukçu değilim, ama “hukukta bir tanımı var” demişti, bu “şey”in içerisinde çok fazla teklif var. Bunlardan biri, beşinci bölüm. Beşinci bölüm de kendi içerisinde ikiye ayrılmakta. Bu kısımlardan biri Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda değişiklik yapılmasıyla ilgili olarak. Fakat şunu her şeyden önce söyleyeyim: Bu, bir uyum teklifi. Uyum teklifinde çok fazla derinlemesine girilmemiş diğer bölümlerde. Fakat, bu fikir ve sanat eserleriyle ilgili olan bölümde sadece zarf değil mazrufta da bir değişiklik söz konusu. Dolayısıyla, bunu sadece çok kıymetli ceza hukukçularımızla değil, aynı zamanda, bu alanın uzmanlarıyla da tartışmak, görüşmek lazımdı. Bu fikir ve sanat eserleriyle ilgili meslek kuruluşlarıyla, bu insanlarla da, bu üretimi yapan insanlarla da tartışmak, görüşmek gerekiyor idi.
Yüce Atatürk “Türkiye Cumhuriyeti devletinin temeli kültürdür.” demiş. Ne yazık ki bugün kültür hayatımız ölmek üzeredir. Kültürel, iktisadi, ekonomik boyutları olan, siyasi boyutları olan “küreselleşme” adında bir değerler sistemi bütün dünyaya, bütün millî ve dinî kültürel değerlerle birlikte millî hukukun da üstünde genel kabul gören ilkelermiş gibi takdim edilmektedir. Bütün millî kültürler küreselleşmeyi yürüten güçler tarafından âdeta yok edilmek üzeredir. Buna karşılık, biz, ne yazık ki, kültür hayatımızı korumaya yönelik ciddi hiçbir tedbir geliştiremedik bugüne kadar. Sadece ele aldığımız, korsanlıkla ilgili bir uygulama, ceza. Fakat, onu da ne yazık ki uygulamıyoruz. Hep birlikte şimdi şuradan çıkalım Kızılay’a inelim, korsanı görelim. Ne yazık ki, korsan hayatı bugün normal kanuni kazançlardan katbekat ileri düzeydedir. Esere ve eser sahipliğine sahip çıkmak, değer vermek, kültür üretimine katkı sağlamanın en temel yoludur.
Bugün dünyada kültür hayatını düzenleyen insanlar, gruplar, güçler, odaklar “kültür endüstrisi” adı altında yeni bir kavramla dünyayı tanıştırmışlardır. Kültür endüstrisi, kültürü yeniden işlemek, var olan kültürü yeniden işlemek, çocuklarımızdan itibaren; ki, çizgi filmlerin tamamına yakını bu taraflarca, yani başka ülkelerde, başka insanların dikkatlerince hazırlanmaktadır ve çocuklarımız ne yazık ki bunun etkisindedir. Bu kültür endüstrisi kavramını Türkiye’ye ne yazık ki yerleştiremedik, yani bir millî kültür endüstrisi kuramadık. Kültürün yeniden tasarlanması, yeniden sunulması, âdeta marketten satın alınması şeklinde bir endüstriyi, millî kültür endüstrisini -ki Milliyetçi Hareket Partisi olarak öyle değerlendiriyoruz bunu- kuramadık. Dolayısıyla, kültür hayatını ciddiye almıyoruz.
Ne yazık ki, ülkemizde, gerek basılı gerekse görsel ve işitsel kültür eserlerinin kolaylıkla illegal kopyaları yapılabilmekte ve korsanlık hem cezasız kalmakta, çıkan kanunlar da uygulanmamakta, uygulanamamakta hem de bilim, düşünce ve sanat insanlarının üretim istek ve gücü kırılmaktadır. Sadece korsanlık değil, aynı zamanda intihalin de bunun içerisinde düşünülmesi gerekir. Ben bunu yaşamış bir arkadaşınızım. Bir gün önüme, üniversitedeyken, bir jüri üyeliği geldi, zarfı açtım, yayınları okumaya başladım. Ben bu cümleleri bir yerden tanıyorum, hatırlıyorum dedim. Bir müddet sonra, kendi çalışmamı çıkardım -ki on yıl emek harcamıştım ona- baktım, benim çalışmamın özeti niteliğinde bir çalışma. Her ilim adamı bilir, çok ince püf noktaları vardır, ince ayrıntılar koyarız çalınmayı önlemek için, intihali önlemek için. O ayrıntılarıma baktım, o ayrıntılarımı da bilmediği için, aynı şekilde alınmış. Ben “hayır” oyu verdim, ama bu arkadaşımız Türkiye Cumhuriyeti devletinin üniversitelerinde görev yaptı, duyduğum kadarıyla bugünlerde emekli oldu; cezasız kaldı. Cümleleri değiştirmiş ama işin özü, fikri, her şeyi benim. Ben bunu yaşamış bir insan olarak söylüyorum. Bu manada kanunlar uygulanmıyor ve fikir eseri, sanat eseri üreten insanların azmi, iradesi kırılıyor.
Başta müzik sektörü olmak üzere, korsanlığın mutlaka önüne geçilmelidir ki nitelikli üretimler yapılabilsin. Zaman zaman bazı korsan yayınlar toplanmakta -basından öğrendiğimiz kadarıyla- yakalanmakta ama caddeye çıktığımız zaman, bir roman çıktığı gün -daha çıktığı gün- korsanı da çıkıyor, bir CD çıktığı gün korsanı da çıkıyor. Realite bu, gerçek bu.
Ekonomik veriler itibarıyla, yasal yayınlardan katbekat büyüklüğe ulaşmıştır, yani korsanlık, Türkiye’de bir sektör hâline gelmiştir. Keşke burada Sayın Kültür Bakanımız da olmuş olsaydı; ki, bunun ayrı getirilmesi lazım, yani fikir ve sanat eserleriyle ilgili bu teklif ayrı bir şekilde gelip, enine boyuna iyice tartışılması gerekir; bütün meslek kuruluşlarıyla birlikte, yazarından, söz yazarından, roman yazarına kadar herkesle birlikte.
En büyük sıkıntılarımızdan biridir. Dolayısıyla bu sektör, yani korsanlık, artık insanların geçimini temin ettiği, çoluğunu çocuğunu beslediği bir sektör hâline gelmiştir ama o eseri ortaya çıkaran insanlar perişan durumdadır.
Aslında söylenecek çok şey var ama dediğimiz gibi bir hamule yapının içerisinde geldiği için, bana göre ciddiyetle yaklaşılmadığı için, bu kadar sözün yeterli olacağı düşüncesindeyim.
Hepinize saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
69 konuşma daha · 9 Ocak 2008