İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 95. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Mevlüt Akgün

Karaman Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 95. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Nisan 2010 · 487 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mevlüt Akgün (AK Parti), 26 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 487 kelime.

Mevlüt Akgün (AK Parti, Karaman). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-akgun-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEVLÜT AKGÜN (Karaman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Anayasa değişiklik teklifinin 20’nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Anayasa değişiklik teklifinin genel gerekçesi “Yüz elli yıllık Anayasa geleneği içerisinde halkın katılımı ve demokratik yöntemlerle bir anayasa yapılamamış olması ülkemiz bakımından büyük bir eksikliktir.” diye başlıyor. Gerçekten de baktığımız zaman, 1961 ve 1982 Anayasaları gibi darbe döneminin ürünü anayasalar dışında diğer anayasalarımız da olağanüstü şartlar ve yöntemlerle hazırlanmış anayasalardır.

Demokrasinin kalbi ve millet egemenliğinin yegâne temsilcisi Meclisimizin sivil ve demokratik bir anayasa yapamamış olması büyük bir eksikliktir diye düşünüyorum çünkü siyaset kurumu sorun üretmek için değil sorun çözmek için var olmalıdır. Hele bazı kesimlerin dile getirdiği gibi milletin Meclisini Anayasa yapma ve değiştirme konusunda âciz, yetersiz ve yetkisiz görenler, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle birlikte milleti ve millet iradesini inkâr ettiklerini görmek durumundadırlar.

Değerli arkadaşlarım, hâlen yürürlükte olan 1982 Anayasası bir askerî darbe döneminin anayasasıdır. Anayasa’da 16 kez değişiklik yapılmış ise de Anayasa’nın ruhu değişmemiştir. Bu Anayasa, Meclise, siyasetçiye, siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine, sendikalara, velhasıl millete güvenmeyen bir anayasadır. Nitekim, modern anayasalarda bireyin hak ve özgürlükleri devlet iktidarına karşı güvence altına alınırken, 82 Anayasası tersini yaparak bireye karşı devleti güvence altına almaktadır.

Yine Anayasa hazırlanırken, millet iradesine duyulan derin güvensizlik nedeniyle, demokratik yollarla seçilen iktidarların gücünü sınırlamak amacıyla bürokratik kurumlar oluşturulmuştur. Bu kurumlar, askerî ve sivil bürokrasi, yargısal kurumlar ve akademik bürokrasi olarak düşünülmüştür. Ayrıca kurumların yapısı, demokratik toplumsal denetimin dışında tutulmuştur. Böylelikle halka hesap verme zorunda olmayan yetkisiz kurumlar, yönetme gücünü kullanmak suretiyle zaman zaman siyasi iktidarlarla karşı karşıya gelmişlerdir. Çoğu zaman da siyaset kurumunu hizaya getirme çabasında olmuşlardır.

Biz AK PARTİ olarak diyoruz ki, millet egemenliği üzerinde hiçbir vesayeti kabul etmiyoruz. Bazı kesimler, çok partili siyasi hayata geçtiğimiz dönemden beri millet egemenliğinden hep rahatsız olmuşlardır. Rahmetli Menderes, rahmetli Özal gibi halkın teveccühünü kazanan liderlerden de rahatsız olmaları bu yüzdendir. Bazen seçim sonuçlarını beğenmedikleri zaman, oy veren vatandaşı “bidon kafalı”, “göbeğini kaşıyan adam” gibi cümlelerle alaya almasını bilmişlerdir. Ancak her defasında milletimiz vakur duruşuyla bu kesimlere gereken cevabını sandıkta vermesini bilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, öyle zannediyorum ki 1982 Anayasası üzerinde söylenmemiş söz kalmamıştır. Siyasi partilerimiz, barolar, sivil toplum örgütleri, yüksek yargı organlarının temsilcileri, sendikalar, velhasıl bütün toplum kesimleri bu Anayasa’nın antidemokratik olduğunu, çağı yakalamış Türkiye’yi taşıyamadığını dile getirmektedirler. Anayasa’nın değişmesi gerektiği konusunda bu bakımdan toplumsal uzlaşma olduğu söylenebilir. Hâl böyle iken, daha düne kadar Anayasa’dan şikâyet eden muhalefet partilerimizin Anayasa değişikliğine kapıyı tamamen kapatmalarını anlayabilmek mümkün değildir. Hele milletvekillerine oy kullandırtmamak suretiyle iradelerine ipotek koymak kabul edilebilir bir davranış şekli değildir.

Anayasa değişikliklerini sürekli ötelemenin de makul bir nedeni yoktur. Eğer muhalefet partilerimiz bu noktada samimi iseler, daha demokratik ve evrensel standartlara uygun Anayasa önerilerini kamuoyuna sunmaları gerekirdi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Uzlaşma Komisyonunda “yapalım” dedik, neredeydiniz?

MEVLÜT AKGÜN (Devamla)Zaman zaman bazı konuşmacılar, Anayasa önerisinin işsizliğe, ekonomik sıkıntılara, esnafın derdine, memura, emekliye çare olmadığını, bu nedenle milletin gündeminde olmadığını dile getirmektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

100 konuşma daha · 26 Nisan 2010

100 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook