İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Isparta Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 77. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Mayıs 2003 · 845 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mevlüt Coşkuner (CHP), 8 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 845 kelime.
Mevlüt Coşkuner (CHP, Isparta). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-coskuner-22-2003-05-08-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEVLÜT COŞKUNER (Isparta)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, 42 nci madde üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Fazla çalışma konusunun, tasarıda, neredeyse tek taraflı olarak işverenin istek ve iradesine bırakıldığı, onun hâkimiyetinin olduğu görülmektedir. Yasa tasarısının "Zorunlu nedenlerle fazla çalışma" başlığını taşıyan 42 nci maddesine, arıza, arıza olasılığı, acele işler, zorlayıcı sebepler gibi iyi tanımlanmamış bir sürü terim alınmış. Günümüz Türkiyesinde, özelliğini kaybeden terimlerin ne anlama geldiğini yorumlamak durumundayız. Emeğinden başka hiçbir şeyi olmayan işçi, bunları yorumlayamaz; o nedenle, işverenin insafına kalmış bir durumdadır.
Hep beraber yorumlayalım. Zorlayıcı sebep nedir? Arıza ve arıza olasılığı gibi muallak ve blok söylenmiş bu sözlerin hangi anlama geleceğini bizler yorumlamak durumundayız. Bu tasarı yasalaşmadan önce de, Türkiye'de kime işçi denir, kime emekçi denir, kime patron denir, bunların tespitinin de yapılması gerekir ve bu terimlerin ne anlama geldiğini açıklamamız gerekir.
Aslında, bu tasarı yasalaşmadan önce, biraz da kendimize bakmamız gerekir. Mecliste çalışan, bize hizmet eden kavaslar, şu saatte, burada bulunmakta; onların fazla mesai alıp almadığını bilmiyorum ve burada çalışan işçilerin hangi statüye girdikleri belli değil. Demek ki, kendi iç sistemini halledemeyen, kendi sorunlarını çözemeyen Meclis, böyle bir yasa çıkarmaya kalkarsa, o yasanın ne anlama geleceği, okuduğumuz kadarıyla, içeriğinden de anlaşılmaktadır.
Değerli dostlarım, Sayın Bakanımız burada diyor ki: "Cumhuriyet Halk Partililer, bu yasanın tümüne bakmıyorlar. Oysaki, fotoğrafın tümünü çekmeleri gerekir." Ben de, bunu, aynen şöyle anlıyorum: Meclisimiz, üç gündür, İş Yasası Tasarısının bir an önce yasalaşması için gece gündüz çalışmaktadır ve âdeta bütün işkolları köleleştirilmek istenmektedir.
Biz, bütün deyince ne anlıyoruz; o zaman, Türkiye'deki bütüne bakalım: Çalışan çalışmayan işçilerimiz, örgütlü işçilerimiz örgütsüz işçilerimiz, esnaf odalarımız, işçi emeklilerimiz, memurlarımız, öğretmenlerimiz, dullarımız, yetimlerimiz, köylülerimiz...
Bakın, bugün, sendikasız işçilerin durumu ortada. Esnaf, aldığı kredileri ödeyemediği için, hepsi hacizde. Onun ötesinde, işçi emeklilerine "diyet yap" diye verdiğimiz maaşları, bu insanlar ayın 18'inde, 19'unda almaktadırlar; ama, elektrik ve telefon ücretlerini ayın 15'inde, 17'sinde ödemek durumundadırlar.
Dağıttığımız nemalara baktığımız zaman, taşradan, Anadolu'dan kulağımıza sesler gelmektedir. Onlardan, ne için kesildiği belli olmayan, 80 000 000-100 000 000 liralar kesilmektedir. Dul ve yetimlerimiz ona keza. Demek ki, hiçbir işkolu huzur içerisinde değil.
O nedenle, bir hikâye anlatırsak, bu hikâye de Sayın Bakana ve AKP'li milletvekillerimize cevap olacak diye düşünüyorum: Avrupa'da, ailesiyle birlikte yaşayan bir adam, kaynanasıyla uzun yıllardır kavgalıdır. Bir gün, bir hastanenin morgundan bir telefon alır. Telefondaki yetkili "kaynanan öldü" der ve ekler "kaynananızı mumyalayalım mı, yıkayalım mı; yoksa, gömelim mi?" Adam "üçünü birden yapın da, garanti olsun" der. Sizin fotoğrafa bakışınız bu şekilde.
O nedenle, Cumhuriyet Halk Partisinin, bugüne kadar savunduğu ilkeleri, burada, bir gecede veyahut da bir anda teslim etme gibi bir düşüncesi yok. İşçinin sendikal özgürlüklerini Türk çalışma yaşamına taşıyan, kazandıran parti olarak, bu kölelik yasasına "evet" diyeceğimizi mi bekliyorsunuz? Siz, halka verdiğiniz sözü yerine getirmediniz, halkı kandırdınız. Cumhuriyet Halk Partisi de, bu halkla beraber olacak ve bilmelisiniz ki, rahat olmayacaksınız; CHP'nin ve halkın gölgesi, her zaman sizi takip edecek, başaramayacaksınız. Yine, demokrasi diyoruz; yine, cumhuriyet diyoruz; yine, hakkaniyet diyoruz ve yine, halk kazanacak diyoruz.
Değerli dostlarım, bu yasa tasarısının içeriğine baktığımız zaman görüyoruz ki, bu konumun tümünün kokusu ve içeriği işverenden yana. Biz, burada, söylemlerimizde bunları aktardığımız zaman, siz, bize işveren düşmanı gibi bakıyorsunuz. Biz, işveren düşmanı değiliz; haklı neredeyse, haklının yanında olmak istiyoruz. O nedenle biz, esnafın yanında olmak istiyoruz; o nedenle biz, köylünün yanında olmak istiyoruz; o nedenle biz, bütün işkollarının yanında olmak istiyoruz ve halkımıza verdiğimiz sözleri de tutmak istiyoruz.
Eğer, bu kadar güveniyorsanız, yasa çıkarmaya, olumsuz yasa çıkarmaya bu kadar meraklı iseniz, gelin, alanlarda söz verdiğimiz, seçim bildirgelerimize aldığımız milletvekili dokunulmazlığını kaldıralım ve ondan sonra, halkın sorunlarını çözmeye kalkalım. Kendi iç sistemini, kendi düzenini kuramamış, sokakta gezen milletvekili durumunda olan, 8 metrekare bir odaya sıkıştırılmış, sürekli tüketen ve kendini yenileyemeyen bir anlayışla, öyle zannediyorum ki, burada, dışarıda duracaksınız, kulislerde oturacaksınız, sohbet edeceksiniz ve oylama sırası geldiği zaman, neye oy kullandığınızı bilmeden ve yasama yetkinizi de Bakanlar Kuruluna bırakarak, böyle, milletvekilliğini tamamlayacaksınız; ama, size son sözümü şöyle söylüyorum: Milletvekilinin ömrü iki yıldır; o nedenle, halkın önüne yine çıkacağız; ama, halk, bize, hak ettiğimiz yeri gösterecek. O nedenle, diyorum ki, halkın vereceği cevap ağır olacaktır.
Gelin, yol yakınken, bu, içinde farklı kokular olan ve işçiden yana olmayan, sürekli emekçiyi tüketen ve ona tuzaklar kuran yasadan vazgeçin ve halkın yanında olun, işçinin yanında olun, emekçinin yanında olun ve söz verdiğiniz bütün işkollarının yanında olun ki, halk sizi takdir etsin; ama, görüyoruz ki, siz, buna niyetli değilsiniz, halktan yana değilsiniz.
Bugünler de çabuk geçer. Altı aylık hükümetiz demeyin; Sayın Bakan da aynısını söylüyor. Bugün sağ elinizle sol kulağınızı gösterip, yarın da sol elinizle sağ kulağınızı gösterirseniz, su gibi, girdiğiniz kabın şeklini alırsanız, öyle zannediyorum ki, birileri de size sorar; Sayın Bakan, siz, dün o hükümetlerde değil miydiniz; neyi kucağınızda bulduğunuzu anlatıyorsunuz? Halka, halk gibi davranın; işçiye, emekçiye hak ettiği bütün işlevleri yerine getirin ki, halk sizi takdir etsin.
Biz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, halkın yanında olacağız; elbette ki, dürüst işverenin yanında olacağız; ama, emeğinden başka, terinden başka hiçbir şeyi olmayan işçimizi elbette ki destekleyeceğiz, elbette ki onu ezdirmeyeceğiz. Göreceğiz; ileride bunlar hep geri tepecek.
Bu dileklerimle Yüce Meclisi tekrar selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
63 konuşma daha · 8 Mayıs 2003