İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 108. BİRLEŞİM · SALI

Esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşları kanun tasarısı (s.s.851)

Mevlüt Coşkuner

Isparta Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 108. Birleşim · 3. yasama yılı · 7 Haziran 2005 · 863 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mevlüt Coşkuner (CHP), 7 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESNAF VE SANATKARLAR MESLEK KURULUŞLARI KANUN TASARISI (S.S.851)); konuşma 863 kelime.

Mevlüt Coşkuner (CHP, Isparta). “Esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşları kanun tasarısı (s.s.851)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 7 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-coskuner-22-2005-06-07-esnaf-ve-sanatkarlar-meslek-kuruluslari-kanun-tasarisi-s-s-851 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEVLÜT COŞKUNER (Isparta)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısının "Resmî ve özel kuruluşlarla ilişkiler" başlıklı 13 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi ve Türk Milletini saygılarımla selamlıyorum.

Son dönemde ülkemiz ekonomisinin yaşamış olduğu ekonomik krizler, maalesef, ülke ekonomisinde önemli hasarlara neden olmuştur. Söz konusu bu hasarların giderilmesini hızlandırmak, ekonomimizi içinde bulunduğu durağan ortamdan çıkarmak için kalıcı ve yapısal düzenlemelere ihtiyacımız olduğu bu dönemde Esnaf ve Sanatkârlar Yasası Meclisimize geldi.

Esnaf ve sanatkârlarımız, dar sermayelerine, özverili çalışmalarına rağmen, krizlerden en çok etkilenen kesim olmuştur. Bir ülkenin kalkınmasındaki en önemli faktörlerin başında üretmek ve ürettiğini satmak gelmektedir. Bu konuda itici gücü oluşturacak ise, sayıları 5 000 000'u bulan esnaf ve sanatkârlarımızdır; ama, uzun yıllar boyunca esnaflarımıza bakışımızdaki eksiklik ve yanlışlıklar sebebiyle, ticaret gelirlerinin yanında bir de rant kavramı ortaya çıkmış ve bu gelirler gözardı edilmeyecek oranlara ulaşmıştır.

Maalesef, Türkiye ekonomisi, üretmeden ve satmadan ayakta durmaya çalışmıştır; ancak, şu anda hepimizin hemfikir olduğu ekonomideki durgunluk, bu durumun böyle gidemeyeceğini göstermektedir ve bu konuda acil adımlar atmak zorunda olmuşuzdur.

Şimdi, bu yasa esnaf odalarımızın yaralarına ne kadar merhem olabilecektir, yasa gerçekten yapısal çözümler getirecek midir, yoksa, bazı bölümlerine olumlu bakabileceğimiz bu yasayla, daha önceden esnaf diye adlandırdığımız bir kesimi görmezden mi geliyoruz? Biz, bu yasayla, şoför, terzi, marangoz, demirci ve kahveciye, artık, siz esnaf değilsiniz diyoruz. Diyoruz da, bundan sonrası için, bu insanların nasıl bir statüye getirileceğini, maalesef, ortaya koymuyoruz.

Türkiye ekonomisindeki gerçek gidişatın aynası esnaftır. Bunun aksini hiçbirimiz iddia edemeyiz. Rakamlara baktığımızda, ülkemizde yüzde 10 civarında bir enflasyon oranı var. Bununla birlikte 2004 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 9,9 büyüyerek, AB üye ülkelerini hatta Çin'i geçmiştir; fakat, rakamlar dışında baktığımızda; içinde yaşadığımız bu dönemde, işsizlikte olumlu bir gelişme yoktur. Dünyada büyük bir ekonomik atılım gerçekleştiren Çin'den daha hızlı nasıl büyümüşüz, ben bunu anlamıyorum; eminim ki, milyonlarca esnafımız da anlamıyor. Demek ki, rakamlardan sıyrılıp, sosyal hayatın gidişatına baktığımız zaman, esnaf kan ağlıyor dedik; fakat, bu yasayla da, esnafımıza çareler üretmemiz gerekirken, yine, bir kesimi tasfiye etmek üzere kurulu bir yasa çıkarmaya çalışıyoruz.

Esnafımızın gerçek sorunları nelerdir? Bu yasa hazırlanırken hangi kesimlerle görüş alışverişine varılmış veyahut da hangileriyle görüşülmemiş? Hükümetimizin açıkladığı bu rakamların dışında ben de sizlere birtakım rakamlar açıklamak istiyorum:

2005 yılı ocak ayında 33 ilin esnaf ve sanatkârları sicil memurluğundan gelen verilere göre, 1 016 bakkal, 413 kahveci, 338 şoför, 313 nakliyeci, 186 berber ve kuaför, 153 tuhafiyeci, 145 büfeci, 130 lokantacı, 129 kamyoncu, 127 taksici işini terk etmiştir. Demek ki, ülke ekonomisinin büyük bir bölümünü kapsayan küçük esnaf hiç de iyi bir durumda değildir.

Dikkatinizi çekmek istediğim, birinci sırayı, önceki aylarda olduğu gibi, bakkallar almaktadır. Bunun sebebi de defalarca dile getirildi. Hiper ve grosmarketler, ürün çeşitleri ve cazip kampanyalarıyla bir işkolunu Türkiye'de bitirmektedirler. Yapılacak işse, bu marketlerin şehir merkezlerinden dışarıya taşınmasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde durmamız gereken diğer bir konu da, vergi meselesidir. Ülkemizde vergi çeşitliliğinin sağlanması gerekmektedir. Vergi oranları da makul seviyelere indirilmelidir. Devletin giderlerinin arttığı dönemlerde geçici vergi adıyla vergi alınıp, daha sonra bu vergilerin kalıcı hale getirildiği hepimiz tarafından bilinmektedir. Bu, bir anlamda kayıtlı ekonomiyi cezalandırmaktadır. Bu sebeple, kayıtdışını kayıt altına almak için çok ciddî biçimde çalışmamız gerekmektedir.

Artık hepimiz çok iyi biliyoruz ki, içinde bulunduğumuz ekonomik durgunluktan çıkmanın yolu üretimden geçmektedir. Bunun için, üretim üzerinde vergi yükünün düşürülmesi çok önemlidir. Örneğin, istihdamı teşvik etmek açısından, küçük işletmelerin yanında çalıştırdıkları kişi sayısına bağlı olarak oransal vergi indirimleri sağlanmalıdır. Ayrıca, asgarî ücretten alınan vergi de kademeli olarak azaltılırsa, sigortasız işçi çalıştırma mantığının da yavaş yavaş yok olacağı düşüncesindeyim. Yine, bunlarla paralel olarak KDV oranları mal gruplarına göre yeniden gözden geçirilmelidir.

Üzerinde konuştuğum bu maddenin ana başlığı, esnafımızın resmî ve özel kuruluşlarla olan ilişkileri, bunların düzenlenmesi ve basitleştirilmesidir. Esnaf ve sanatkârlarımızın merkez ve mahallî idarelere ödedikleri çok sayıda vergi, zaman ve emek kaybına neden olmaktadır. Karmaşık ve sık değişen vergi sistemi, esnafın sık sık vergi dairelerine gitmesini gerektirmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi, vergilerin birkaç ana kademede toplanıp basitleştirilmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte, bazı belediyelerimizin esnafımıza uyguladığı tabela vergisi yüzde 40 000'lere varan oranlardadır ve yükseltilmiştir. Bu artışlarla küçük esnafın tabela asması mümkün değildir. Bu yanlışlığın bir an önce düzeltilmesi gerekmektedir. Biz, daha önceki gibi sembolik rakamlar alınsın demiyoruz; ama, esnafımız da burada düşünülmeli diye önkoşul koşuyoruz.

Ayrıca, bu zamlarla reklam tabelacılığı da büyük sıkıntı içerisine girmiştir. Metal ve plastik aydınlatma, kimya, hırdavat sektörlerinde çalışan milyonlar direkt etkilenmektedir. Gerçekten, bu oranlarda vergileri toplayan bir büyükşehir belediyesinin gelirinin ne derecede yükseleceğini, buyurun, siz hesap edin. Bu sebeple, bunun da önemle üzerinde durulması gerektiğine inanıyoruz.

Esnafımızı içerisinde bulunduğu sarmaldan çıkarmak için vergi dışında düzenlemelere ihtiyacımız vardır. Esnafımızı, üreten ve ürettiğini satan bir yapıya kavuşturmamız gerekmektedir. Bunun için de, esnafın içerisinde bulunduğu kredi sorunlarına eğilmeliyiz ve küçük esnafın ve sanatkârlarımızın üretken KOBİ'ler haline dönüşmesini sağlamalıyız. Halk Bankası eliyle verilen kredilerin daha aşağıya çekilmesi için tekrar çalışma yapmalıyız. Esnaf, sanatkârlar ve KOBİ'lerin, ülkemiz üretiminin yüzde 37'sini, istihdamının yüzde 46'sını, ihracatının yüzde 8'ini karşılamakta olduğunu hepimiz biliyoruz; ama, toplam kredilerden de yüzde 4 oranında pay almaktadırlar. Buradaki çarpıklık ve ihtiyaç ortadadır. Ülkemizin en büyük kesimini oluşturan bu insanları dışlayarak başarılı bir ekonomiye sahip olmamız mümkün değildir.

Biz, bu yasa tasarısına olumlu bakmaktayız; ama, biraz önce aktardığım konular da düşünülmelidir diye söylüyorum ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

41 konuşma daha · 7 Haziran 2005

41 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook