Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)
İstanbul Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 135. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Temmuz 2008 · 1.036 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mithat Melen (MHP), 24 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 135. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER HAKKINDA (S.S.269)); konuşma 1.036 kelime.
Mithat Melen (MHP, İstanbul). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)”. TBMM Genel Kurulu, 135. Birleşim tutanağı, 24 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mithat-melen-23-2008-07-24-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA MİTHAT MELEN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunların ve Kanun Hükmünde Kararnamelerin Değiştirilmesiyle ilgili 269 sıra sayılı Yasa Tasarısı hakkında, Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek için huzurunuzdayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi Kanunu aslında önemli bir yasa. Bu Yasa, malum, 2003 yılında çıkarıldı, 2006 yılında uygulanmaya başlandı. Düşünebiliyor musunuz, üç senede bir yasayı uygulamakla yorulmuş Türkiye. Ama, o seksen yıl önce çıkarılmış 1050 sayılı Kanun’la Türkiye’yi seksen sene yönetmişiz ve onda kırk dokuz kere değişiklik yapmışız, ne kadar ilginç. Yani, biz, üç sene içerisinde uygulayamadığımız kanunu iki sene sonra tekrar değiştirmeye başladık burada.
Bakın, zaten, bu sıcak yaz günü -dışarıda 39 derece- en önemli temel kanuna Türkiye Büyük Millet Meclisinde ilgi bu kadar zaten. Çünkü niye? Yasamayı da yormaya başladık artık, daha doğrusu yoruyorsunuz. El yordamıyla, ani kararla kanun çıkarmaya çalışıyorsunuz.
Burada, çok ilgimi çekti, mesela, yaklaşık olarak ikinci sayfasında yirmi iki tane daha temel kanun saymış. Yani, yirmi iki temel kanunu daha değiştiriyorsunuz ki, bir iddiaya göre yirmi yedi tane, arkadaşlar söylediler, yine, on beş tane de kanun hükmündeki kararname. Eğer, geriye dönüp bir parça bakarsak, 5018 sayılı Yasa’mız bakın ne diyor? “Mali yönetimle uyumlu bir yapı kurun.” diyor 5018 sayılı Kanun. Aramızda çok maliyeci var. Şimdi, o uyumlu yapı, bu yasayla nasıl kurulacak, bu yasa değişiklikleriyle nasıl kurulacak? Temeli düzenlemeyen Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu’nu bile değiştiriyorsunuz burada. Temeli düzenlemeyen, oradan buradan düzenlemeye çalışan bir yasa nasıl uyumlu olacak mali yönetimle veya mali politikalarla? Makro hedefler ve sosyal hedeflerle uyumu nasıl sağlayacağız? Meşhur bir üç yıllık plan var -taahhütleriniz var- üç yıllık orta dönem mali planı var, onunla bu yasa arasında hiçbir uyum yok. Bir lütfedip inceleyin. Onlar da aslında yasa, onlar da bir taahhüt.
Sonra “mal ve hizmet üretiminde ekonomik ve sosyal verimlilik…” Affedersiniz, bu kadar verimsiz çalışan bizler bu yasayla mı verimli hâle geleceğiz? Bu yasanın kendi verimsiz, verimsizliğin ta kendisi bu. Orada niye maliyet-fayda, etkinlik-fayda… Bunları ben kendim söylemiyorum, yasada yazıyor bunlar, etkinlik-maliyet, fayda-maliyet hepsi orada. Orada, biraz önce herkesin üzerinde çok şiddetle durduğu meşhur satma hikâyesi var. Ben, o kadar, öyle iddialı da konuşmak istemiyorum ama onun da bir verimliliği ve mantığı var, satmanın da özelleştirmenin de. Onu da yüzümüze gözümüze bulaştırıyoruz, yazık. Yani eğer biz, yine bu kanunu üç sene uygulayamayacaksak, üç sene sonra yine değiştirmeye başlayacaksak, vazgeçeceksek o zaman bakın sadece Hükûmet değil, sadece bürokrasi değil Türkiye Büyük Millet Meclisi de görevini tam anlamıyla yapamıyor demektir. Yasamayı da bir parça -demin söylediğim gibi- yoruyoruz. Mesela, o kadar çok şey değişiyor ki, bazı şeyler; şimdi “performans programları” diye ciddi bir şey var yasalara koyduğunuz; performans programlarıyla bu yasanın hiçbir ilgisi yok. Bu yirmi dört tane kanunla değiştirerek performans programlarını nasıl tanımlayacaksınız ve nasıl performans programlarını uygulayacaksınız? Hakikaten ilgimi çekmeye başladı.
Sonra, gelecek yıla yüklenmeler meselesi, bütçe büyüklükleri meselesi, bütçenin üzerindeki yük meselesi… Mesela bu yasanın getirdiği tahmini bir makro analiz -ne kadar yük getireceği konusunda- var mı? Yok. Çünkü, demin söylediğim gibi, orta vadeli uyum programlarına uymuyor bu değişiklikler. Biz, hep bazı şeyleri mikro bazda alıp bazı yerlere yerleştirip, sonra, onlar iyi işlemeyince onları tekrar ele alıp değiştirmeye çalışıyoruz.
Yine, bakın, ilk maddelerde var, hatta gerekçesinde var bunun, “Uyum sağlamak.” var. Mali yönetim sistemimizde iki yıllık devrede ortaya çıkan sorunları çözmek için bu yasayı getirmişiz tekrar. Yani seksen sene iyi giden, uygulanan yasa iki yıl içerisinde uygulanamaz hâle gelmiş.
Tabii, bunları sadece eleştirmek için söylemiyorum ama Türkiye'nin en önemli kalemleri olan harcama kalemlerinde -gayrisafi hasıla içerisinde- devletin ağırlığı yüzde 50. Aslında Türkiye'nin ekonomik motoru -gayrisafi millî hasılanın içerisindeki- Türkiye yapısında hâlâ devlettir, demek ki kamudur hâlâ. Fakat kamunun kendi kendini düzenleyen, bu işte, önemli yasalarından bir tanesi harcama yasası. Bu harcama yasası el yordamıyla yapılmış. Orada, harcama yasasında birçok şeye de atıf var. Onlarda da çok sıkıntı var tabii. Birkaçını söyleyeceğim: Demin yine el yordamıyla düzeltmeye çalıştığımız, 1.746 tane özel eğitim programını ilgilendiren, neredeyse 190 bin sakatımızı, engellimizi, özürlümüzü ilgilendiren ciddi bir konuyu bir önergeyle burada halletmeye çalıştık. Hakikaten, bu kadar ucuza mı Türkiye’yi yönetiyoruz? Çok acı bunlar. Ben üzüntü duyduğumu söylemek istiyorum sadece.
Bir de mesela, Devlet Demiryolları hesaplarından alıp parayı Karayollarına aktarmak. Türkiye Cumhuriyeti bu kadar plansız mı, bu kadar sahipsiz mi? Bir sabahleyin… Niye? Çünkü orada fon eksikliği var. Niye? Orada plansızlık var, hesapsızlık var, hesaplara uymama var.
Efendim, mali yönetimin uyumlu bir yapısıyla ısrarla uğraşıyoruz. Türkiye, IMF ile programlarında yıllarca bunun fedakârlığını yaptı. Yıllarca, 2002 yılından beri -ki arada sırada herkes geliyor, programları koruyor- iyi uyguladığımızı söylüyoruz, ondan başarılı olduğunu söylüyoruz. İşte bu, o bütün yedi senedir “başarılı” diye iddia ettiğimiz programlarımızdan da sapma demek anlamına geliyor. Bu sadece seçim yatırımı değil. Niye? Dünya konjonktürü değişiyor, dünyada önemli sıkıntılar gelişiyor. Bu sıkıntılar Türkiye’ye de gelecek, çaresiz, ekonomide gelecek Türkiye’ye bu sıkıntılar. Bundan kaçamazsınız yani “Biz çok iyi uyguladık da oldu.” diyemezsiniz. Ayrıca, seçimi bahane edip veya işte, herhangi bir kapanma davasını bahane edip bunlarla kurtulmak mümkün değil. Türk ekonomisine sıkıntılar geliyor, çaresiz olarak geliyor ve başta kamuya geliyor. Kamu, kamu maliyesi bir dahaki yıl ciddi sıkıntılar içerisinde olacak. Ama kamu maliyesi ciddi sıkıntılar içerisinde olurken kamu maliyesini daha fazla sıkıntılar içerisine sokacak olan bir yeni yasa veyahut da sizin tabirinizle “Torba yasa.” “Torba yasa” da dünyada herhâlde bir tek biz de var çünkü bir sistemsizliğin, bir belirsizliğin bir şeyi.
Bir yasa, dünyanın her tarafında uzun süre üzerinde durulur, bir sistem getirir. Biz mevcut sistemleri bozduğumuz gibi yeni sistemleri de karmaşık hâle getiriyoruz. Onun için, Meclisten bazı iddialar ileri sürülüyor yani “Bu kime yarıyor?” deniyor. E doğru. Eğer Özelleştirme İdaresini Maliyeye doğrudan doğruya bağlarsanız sorunlar çıkıyor, sıkıntılar çıkıyor ama bence esas mesele sadece ve sadece suçlamakla ilgili değil, yasayla yeni bir döneme girdiğimizi anlatmak zorundayız.
Niye yasayla yeni bir döneme giriyoruz? Çünkü bu yeni bir sistem getirmediği gibi daha karmaşıklık getirecek ve yine -inşallah yanlış söylüyorum, inşallah yanılıyorum- bir sene sonra bu kanunda yine bazı şeyleri değiştireceğiz ve hatta o diğer değiştirmeye çalıştığımız otuz kanunu tekrar bu masaya yatıracağız çünkü onların da işleyen düzenli sistemini bozuyoruz fark etmeden. Mesela, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’na bile atıf var burada. Herhâlde, dünyanın en az görünen şeylerinden bir tanesi, bir mali kanunda ceza muhakemeleri usulüne atıf.
Efendim, hem benim hem Milliyetçi Hareket Partisinin bu kanuna olumsuz oy vereceğini söyler, saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 24 Temmuz 2008