2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.( dpt,spk,bddk,gap bölge kalkınma idaresi başk.,tütün ve tütün mümullleri ve alkollü içkiler piyasası düzenleme kurumu) 5 inci tur
Mardin Milletvekili ·
Genel Kurul, 34. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Aralık 2005 · 2.246 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem Doğan, 17 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.( DPT,SPK,BDDK,GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞK.,TÜTÜN VE TÜTÜN MÜMULLLERİ VE ALKOLLÜ İÇKİLER PİYASASI DÜZENLEME KURUMU) 5 İNCİ TUR); konuşma 2.246 kelime.
Muharrem Doğan (Mardin). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.( dpt,spk,bddk,gap bölge kalkınma idaresi başk.,tütün ve tütün mümullleri ve alkollü içkiler piyasası düzenleme kurumu) 5 inci tur”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2005-12-17-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-dpt-spk-bddk-gap-bolge-kalkinma-i (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHARREM DOĞAN (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; GAP Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatı ve Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumuna ait 2006 yılı bütçesi üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin, sahip olduğu su kaynaklarından faydalanması fikri, 1936 yılında, Ulu Önder Atatürk döneminde ortaya konulmuştur. "Keban Projesi" adı altında, Dicle ve Fırat suları ile bu iki nehir arasında kalan havzalardaki topraklar en verimli şekilde nasıl kullanılabilir düşüncesinden yola çıkılmıştır. 1964 yılından 1980 yılına kadar enerji ve sulama çalışmaları Devlet Su İşleri Diyarbakır Bölge Müdürlüğünce sürdürülmüştür. 1980 yılında ise, bu iki havza projesinin Güneydoğu Anadolu Projesi şeklinde adlandırılması benimsenmiş olup, koordinasyonu ve yönlendirilmesi Devlet Planlama Teşkilatına verilmiştir.
GAP'ın kuruluş amacı, kapsama giren illerin süratle kalkındırılması için plan, altyapı, ruhsat, konut, sanayi, maden, tarım, eğitim, sağlık, enerji, ulaştırma ve turizm hizmetlerini yapmak ve yaptırmak, yöre halkının eğitim düzeyini yükseltmek, kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak için 1989 tarih ve 388 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle, onbeş yıllığına GAP Bölge Kalkınma Teşkilatı kurulmuştur.
GAP, dünyanın en büyük projeleri arasında olup, aynı zamanda, ülke ekonomisine katmadeğer kazandıran çok büyük bir projedir. Bu projeden elde edilen tüm ürünler, Türkiye'nin her bölgesinde üretilmektedir, hammadde olarak gönderilmektedir. Bir örnek verecek olursam, Şanlıurfa İlinde, Ata Çiftliğinde üretilen sütten, geçen yıla kadar, her gün, 26 ton, Tokat'taki Dimes fabrikalarında işlenmekteydi. Bugün ise, aynı sütten, Pınar Tesislerinde işletilmektedir.
GAP'ın toplam maliyeti 32 milyar dolardır. Bu proje kapsamında bulunan Karakaya, Atatürk, Dicle, Kralkızı, Birecik, Karkamış ve Batman hidroelektrik santrallarının hepsi de 1987 ile 2002 yılları arasında işletmeye açılmıştır.
1964'ten 2002 yılına kadar iktidar olmuş tüm hükümetlerin emek ve katkıları inkâr edilemez. Bu dönemlerde, GAP, ödenek bakımından devamlı desteklenmiştir. Kendilerine teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle, 8 inci Cumhurbaşkanımız Rahmetli Turgut Özal'ı, buradan, şükranla ve rahmetle anıyorum.
Bu dönemde, yatırım ve projelerin gerçekleşme oranı yüzde 52'ye getirilmiştir. Barajlar dahil tüm yatırımlar için harcanan para 16,6 milyar dolardır. Buna karşılık, GAP'taki hidroelektrik santrallarından 2004 yılı sonu itibariyle 280 milyar kilovat/saat hidroelektrik enerjisi üretimi yapılmıştır, parasal değeri 17 milyar dolardır. O halde, bu proje kendini amorti etmiş ve kâra geçmiş demektir.
Ayrıca, 2004 yılında ülkemizde üretilen 46 milyar kilovat/saat hidrolik enerjinin 22,4 milyar kilovat/saat enerjisi de bu bölgede elde edilmiştir, oran da yüzde 49'dur, parasal değeri 1,3 milyar dolardır. 2004 yılında Türkiye'nin 150 milyar kilovat/saatlik enerji üretimi içinde GAP'ın payı yüzde 15'tir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elimizde, GAP gibi, kâr eden bir proje varken, bölgesel kalkınma çalışmaları yapmayıp yarıda bırakan bir anlayış, çağdaş anlayış değildir. Üç yılda yüzde 52'den ancak yüzde 54'e… Yani, üç yılda ancak yüzde 2'lik bir oran gerçekleştirebilen bir anlayış, matematiği bilmeyen bir anlayıştır.
3 Kasım 2002 seçimlerine kadar Fırat ve Dicle Havzalarında toplam 222 617 hektar alan sulamaya açılmış olup, 123 550 hektarlık sulama inşaatları ise devam ediyordu.
İktidar olarak, toplukonut yapmaktan başka bir şey bilmiyorsunuz. Banka kredileriyle yapılan bu konutları yatırım ve hizmet olarak vatandaşa kabul ettirmeye çalışıyorsunuz. Bunu yapmışken, bari, banka kredisiyle satılan otomobillerin üretimini de kendi hanenize yazarsanız iyi olur! (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
İnsanlığın en temel paylaşımı sağlıktır. 10 000 nüfusa düşen yatak sayısı, Millî Savunma Bakanlığı kurumları hariç, ülke genelinde 23,2 iken, GAP bölgesinde ise 12,5'tir. Ülke genelinde yeşilkart sahibi olan nüfus, yaklaşık yüzde 16'dır, o da, GAP'ta ikamet etmektedir. GAP'ın odak noktası olan Şanlıurfa İli, yeşil kart sahibi açısından birinci sıradadır, Diyarbakır ve Adıyaman ikinci sıradadır. Bu matematik hesap size acı vermiyor mu arkadaşlar?
Değerli arkadaşlar, Sayın Başbakanımız bütçe sunuş konuşması üzerinde yeşil karta değer verdiği için ve değindiği için, ben de değinmek istiyorum. Herhalde Sayın Başbakanımız, bu konu çok önemli olmamış olsaydı, sanıyorum değinmeyecekti.
Yeşilkart konusunda çok olumsuz şeyler var. Şimdi, biz, muhtarlarımızı neden seçiyoruz; güvendiğimiz için seçiyoruz. Biz, onlara oy verdik, onlar da bize oy vermiş insanlardır; ama, yeşilkart uygulamalarında, maalesef, bazı vali yardımcıları ve bazı kaymakamlar muhtarlarımıza kulak vermiyorlar hatta horlanıyorlar. Özel kalemlerde saatlerce bekletiliyorlar. Daha da ötesi rüşvet kokuları geliyor.
Değerli arkadaşlar, tahkikat yaptırmak üzere polis gönderiliyor. Polis bir vatandaşın evine giderken, evinde buzdolabı var mı, çamaşır makinesi var mı, televizyon var mı... Varsa, onları tespit etmeye çalışıyor ve bir de çok hoşumuza gitmeyen, o bölgeye yakışmayan, o bölge insanının hak etmediği sorular sorulmaktadır. Kaç çocuğunuz var; yedi, sekiz, on… Niye bu kadar çocuk yapıyorsun, başka işin yok mu diye de cevaplar alıyorlar.
Değerli arkadaşlar, bizim, Anavatan Partisi olarak iki teklifimiz var: Birincisi, sosyal yardımların dağıtımında mutlaka İçişleri Bakanlığı genelgesiyle muhtarları da kaymakamlarla beraber görevlendirin.
İkincisi, bunun için, mutlaka, müfettiş gönderilmesini istiyorum, özellikle, Mardin'e.
MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)Diyarbakır'a da.
MUHARREM DOĞAN (Devamla)Yeşilkart dağıtımında ve sosyal yardımlaşma konusunda partizanlık yapılıyor mu yapılmıyor mu? kimlere yardım yapılıyor, kimlere yardım edilmiyor? Bu konuda partizanlık olduğuna inanıyorum; çünkü, gelen tepkiler bu yöndedir. Ve ayrıca, yapılan yardımlar adrese ulaşıyor mu ulaşmıyor mu, buna bakmamız gerekiyor.
GAP İdaresi tarafından bölgede yaptırılan Halk Sağlığı Projesi bulgularına göre -bunu da GAP bölgesi yaptırmış- GAP bölgesinde yaşayan 15 yaş ve üzeri erkeklerin yüzde 54'ü, kadınların ise yüzde 71'i gebeliği önleyici yöntemlerden herhangi birisini bilmemektedir. Türkiye için binde 43 olarak gözlenen bebek ölüm oranlarının en yüksek olduğu il yüzde 63'le Sayın Başbakanımızın seçim bölgesi Siirt'tir. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
Bu tabloyu matematiği iyi bilenlerin dikkatine sunuyorum. Türkiye genelinde okuryazar oranı erkeklerde yüzde 94,5 iken, kadınlarda yüzde 78,5; GAP'ta ise erkeklerde yüzde 75,5; kadınlarımızda ise bu oran yüzde 44'tür. Bu, gerçeği ortaya koymaktadır değerli arkadaşlar.
GAP kapsamında 9 ilde toplam 1 090 adet sağlıkevi, 436 adet sağlık ocağı yer almaktadır. Sağlık personeli olarak doktor, ebe, hemşire açığı had safhadadır; bazılarında da hiç yoktur, kapalıdır. Özür diliyorum, orada ampul sönmüştür. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, GAP, insanı merkez alan bölgesel kalkınma projesidir. Asıl hedefi insan mutluluğudur; ama, gelin görün ki, hiç kimse mutlu değildir; çünkü, yatırım yok, istihdam yok, teşvik yok. En son ne yaptınız; 24 Kasım 2005 tarihli IMF'ye gönderdiğiniz mektupta "teşvik yok" sözünü verdiniz. Özel sektör yatırımlarına da büyük darbe indirdiğinizin farkında değilsiniz.
Gaziantep hariç, geri kalan 8 il kalkınmada öncelikli oldukları halde, bu hükümet döneminde hiçbir ilde yatırım ve hizmet yapılmamıştır, çiftçi hiç desteklenmemiştir.
Hayvancılık bitme noktasına gelmiştir. Hayvan varlığında önemli düşüşler olmuştur. Sığır varlığında yüzde 44, koyun varlığında yüzde 36, keçi varlığında yüzde 89 oranında düşüşler olmuştur.
Çok amaçlı toplum merkezlerine geleceğiz. Kadının, karar mekanizmasında söz sahibi olabilmesi için ve kendi ayakları üzerinde durabilmesi için GAP'ta ÇATOM'lar kurulmuştur. ÇATOM'ların hedef kitlesi, 14 yaş üstü kız çocuklarımız ve kadınlarımızdır. Özellikle, kırsal alanlarda yaşayan kadınlarımız ve genç kızlarımız, elemeği, göznuru dediğimiz gümüş işlemeciliği, dikiş, nakış, çeyiz, halı, kilim dokumacılığı, tezhip gibi el sanatları öğretimini yaparak, geçimlerini sağlamışlar ve ayakta durmaya çalışmışlardır bugüne kadar.
Bu, fevkalade güzel ve sosyal boyutu olan, gelir getirici bir proje iken, bu projeyi de kaldırıyorsunuz. Bunun yerine dernekleşme ve kooperatifleşme sistemini getiriyorsunuz. ÇATOM'larda, düzenli olarak okuma yazma kursu, okul öncesi eğitim programı, ev ekonomisi ve beslenme kursu, anne eğitim programı, bilgisayar ve sağlık eğitim programı gibi çalışmalar yapılıyordu. Şimdi, kooperatif ve dernekler marifetiyle nasıl yapacaklar, bunu size soruyorum ve size bir örnek sunmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, şu gördüğünüz kartpostal, GAP Kalkınma Teşkilatı tarafından hazırlanmış, kızlarımıza, kadınlarımıza verilmiş ve kadınlarımız, kızlarımız, gelir getirici olarak bunu işliyorlar ve bunu 1 000 000’a satmaya çalışıyorlar. Halbuki, bundan önceki yönetimlerde buradaki kadınlarımız, kızlarımız halı dokuyordu, kilim dokuyordu, insanca yaşam koşullarını kendi imkânlarıyla yapıyordu; ama, bunu yok ettiniz. Bunu kime satacaklar?.. Soruyorum: Dargeçit'te, Midyat'ta, Ömerli'de, Kızıltepe'deki ÇATOM merkezinde bunu kime satacaklar?! 1 000 000’a bunu kim alacak?! Lütfen, bunu söyleyin. Çıkın burada, Sayın Bakan dahil olmak üzere, buraya gelsin, bunu bize anlatsın.
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya)Soru soruyor, cevap verin!
MUHARREM DOĞAN (Devamla)Eğitim konusuna gelince değerli arkadaşlar, ben, eğitim derken, sadece GAP'taki fotoğraftan bahsediyorum. Birçok köyümüzde ve mezramızda okul yoktur. Gerek terörden gerek köy boşalmalarından dolayı, henüz, bütün köylerimize elektrik, su, altyapı götüremedik, okul da yaptıramadık; ama, bu taşımalı eğitim var ya, çok yanlış bir düzenleme, onunla ilgili bir şey söylemek istiyorum. Çocuklarımıza, sabahın kör saatinde, uykulu gözlerle, asfaltı olmayan, 20-30 kilometrelik -en yakın köyü söylüyorum- bozuk yolda başka bir yerleşme yerine götürülerek eğitim veriliyor, siz de buna "taşımalı eğitim" diyorsunuz ve alkışlıyorsunuz! Ailelerin çoğu, 13-14 yaşına gelmiş kız çocuklarını uzağa göndermek istemiyor. Hiçbir anne, kız çocuğunu yanından ayırmak istemiyor. Çözüm istiyor musunuz; her köye okul yapın, her köyde çocuklarımız okusunlar. Konut yapacağınıza bunların yanında, her köye de, konut yerine okul yaptırınız. O zaman AKP, AK Parti olur!
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1989 yılında 15 yıllığına kurulan GAP Bölge Kalkınma Teşkilatının yürürlük süresi 6 Kasım 2004'te son buluyordu. En son, Sayın Bakanı da bir hafta kala ben uyandırdım. Sürenin bittiğini, 9 Haziran 2004 tarihinde 35 milletvekili arkadaşımın imzasıyla kanun teklifinde bulundum, es geçildi; fakat, son anda AKP milletvekillerinin verdikleri kanun teklifleriyle birleştirilerek yasalaştırılmış ve süresi 6 Kasım 2007'ye kadar uzatılmıştır.
MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)Seçimlerden sonraya kadar.
MUHARREM DOĞAN (Devamla)Verilen üç yıllık süre uzatımının yeterli gelmeyeceğini Sayın Bakanım da biliyor. İktidara mensup bir milletvekili arkadaşımız, bu kürsüden, bütçe görüşmesinde, "ekonominin yüzde 90'ı matematiktir" dedi. Çok doğru, katılıyorum; ama, hesabınız doğru olsaydı, yüzde 54 oran 15 yılda gerçekleştirilmişse, kalan yüzde 46'lık oran için 13 yıl gerektiğinin hesabı kolayca yapılırdı.
Eski Başbakan ve 9 uncu Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel, "GAP için elli yılımı verdim, ömrüm olsa yine buraya veririm" diyerek projenin önemini defalarca vurgulamıştır. Suyu ve tarımı bilip de Sayın Demirel'e katılmamak mümkün değildir. Ben de diyorum ki: Balıklar için su, kuşlar için hava ne kadar gerekli ise, GAP da Türkiye için o kadar gereklidir. Üzüntü veren bir durum ise, Sayın Başbakanımız bütçe görüşmeleri üzerinde tam 1 saat 15 dakika görüştü; ne yazık ki, bir dakikasını GAP'a ayıramadı. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Ve GAP'a bir vizyon getiremediniz. Şimdi soruyorum size: Sayın Bakanım, siz GAP'ı kapatacak mısınız kapatmayacak mısınız? Lütfen, buraya geldiğiniz zaman bunu söyleyiniz.
5 500 hektarlık yaylak sulamasıyla 2 500 hektarlık Yukarı Harran sulaması 2003'ten önce yapılmış olup, bugün itibariyle GAP'ta tarım olarak gerçekleşme oranı yüzde 13'tür, halen de yüzde 13'tür. Bir ilave yapmış değilsiniz.
Sayın Şener tarım sulamasına önem veriyorsa, ben Sayın Bakanıma somut bir proje sunayım. Sulama kanalları Şanlıurfa İlinin Mardin istikametinde 30 uncu kilometresinde durdu. Derik, Kızıltepe, Nusaybin Ovalarına kadar sulama kanallarını yapınız Sayın Bakanım, çiftçilerimiz ve üreticilerimiz 300-400 metre derinlikte sondaj kuyusu açarak pahalı elektrikle ürettikleri ürünleri maliyet fiyatına satmasınlar.
1,3 milyon dekarlık Kızıltepe Ovasında binlerce üretici ve çiftçi, kendi imkânlarıyla 3 500 adet sondaj kuyusu açmış, kendi geçimini sağlamaya çalışmaktadır. Sulama kanallarının yapılması durumunda -öneri bu- üretici daha sağlıklı üretim yapacak, dönüm başına 60 YTL yerine 8-10 YTL'lik ücret ödeyerek yüzü gülecektir.
Sayın Bakanımız, izninizle bir somut proje daha size sunayım. Suruç Baziki Sulama Projesi 1 000 000 dönümdür. Yapın işte, GAP'ta da AKP'nin bir eseri olsun; fena mı.
Ilısu Barajı ne oldu Sayın Bakanım? Ben bunu Enerji Bakanlığında konuşacağım. Sayın Başbakanımız da bunu es geçti, hiç değinmedi.
MEHMET BEŞİR HAMİDİ (Mardin)Martta temeli atılıyor.
MUHARREM DOĞAN (Devamla)Evet.
Sayın Şener'in -buradayken- 5 Kasım 2003 tarihinde basına yaptığı bir açıklamasını aynen okuyorum: "Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesiyle 30 600 hektarlık bir alan üretime kazandırılacak ve 6 000 aileye iş imkânı sağlayacaktır." Sizin sözünüz değil mi Sayın Bakanım? Aynen destekliyorsunuz. "Bu nedenle mayınlı alanların en kısa zamanda temizlenme işleminin yapılması işine başlanacaktır. Bu araziler en kısa zamanda organik tarıma açılarak araziler ya hibe veya özelleştirme şeklinde yapılacağına karar verilecektir" dedi.
Sayın Bakanım, bugüne kadar bununla ilgili bir şey yapılmış mı? Ben Plan ve Bütçe Komisyonu üyesiyim, oraya geldi, Sayın Millî Savunma Bakanına da sorduğum soruya gelen cevapta hiçbir şey olmadığını söyledi.
MEHMET BEŞİR HAMİDİ (Mardin)İlanda, ilanda; ihale ilanında.
MUHARREM DOĞAN (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yeni Zelanda Başbakanı Bayan Clark "en büyük sıkıntım, ülkemde işsizlik sorununun yüzde 3 olmasıdır" diyor. Sayın Başbakanımızın da cevabı şu: "Keşke böyle bizde olsa."
Değerli milletvekilleri, buraya gelip de el kaldırıp indirmekle görevinizi yapmış olmuyorsunuz. Keşkelerle ülke yönetilmez. Ülkeyi iyi yönetebilmek için, elbette matematik lazım; ama, daha önemlisi, bilgi, beceri ve deneyim ister. Maalesef, sizde yok.
FATMA ŞAHİN (Gaziantep)Komşu, çok sertleştin bugün.
MUHARREM DOĞAN (Devamla)Bunları gerçekleştirmek için, özkaynaklarımızı mutlaka değerlendirmek zorundayız. Millî ekonomimize verilen zararları ortadan kaldırmak, hükümetin görevidir.
Mardin Mazıdağı fosfat tesisleri, 1994 yılından bu yana atıldır; onbir yıldır, yağmurun ve güneşin altında, çürümeye terk edilmiştir. Fabrika, yan tesisleri hariç, 147 000 000 dolara mal olmuştur. Sayın Maliye Bakanına, bizzat ben soru önergesi verdim ve sorularımda diyorum ki: Bugüne kadar, bu fabrikanın millî ekonomimize verdiği zarar ne kadardır? Gelen cevapta, 257 590 000 dolarken, yapım maliyetiyle birlikte toplam zarar 410 milyar dolara çıkmıştır. Bu parayla, Mardin'de, 2 adet gübre fabrikası, 2 üniversite veya 10 fakülte yapılabilirdi. Yine bu parayla, en az 50 devlet hastanesi veya 10 lise yapılabilirdi; şimdi Mardin'de bir fen lisesi yok. 2 köye sahip ve 6 000 dönüm arazi üzerinde kurulu bulunan bu tesisler özelleştirme kapsamına alınmış ve bu tesisleri, fabrika fiyatına değil, ancak, kıraç arazi fiyatına satabilirsiniz. Bu tesislere, Kuşadası, Galataport gibi bir proje gözüyle bakılıyorsa, yanlış olur.
Biz Anavatan olarak, özelleştirmeye karşı değiliz. Biz, üretimden ve istihdamdan yanayız; ancak, özelleştirme yapılırken, adil ve gerçek değerine göre yapılmasını istiyoruz.
Rahmetli Turgut Özal Boğaz Köprüsünün gelirini sattı; ama, onun yerine ikinci köprüyü yaptı ve otobanları yaptı. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Siz, bakıyoruz ki, özelleştirmelerinizden, bu Boğaz Köprüsü olsun, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü olsun bakımlarını yapamıyorsunuz, otobanların yamalarını yapamıyorsunuz.
MUHARREM KARSLI (İstanbul)6 000 kilometre duble yol yaptık, daha ne yapalım?!
MUHARREM DOĞAN (Devamla)Ona da geleceğiz. Bayındırlık Bakanlığı şeyinde görüşürüz. Sayın Vekilim, sayın adaşım.
Yaşamın kaynağı tarımdır, tarımın da hayat kaynağı gübredir. Gübre ithalatının yüzde 70'i üretici gübre fabrikaları tarafından yapılmaktadır. Gübre ithalatı, 2004 yılında 1 milyar dolar, 2005 yılı sonu itibariyle 1,5 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir.
Türkiye'nin fosfat rezervleri 518 000 000 ton civarındadır. Fosfat rezervlerinin yüzde 98'e yakını da GAP bölgesindedir.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
45 konuşma daha · 17 Aralık 2005