İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 88. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tarım kanunu tasarısı ve avrupa birliği uyum ile tarım, orman ve köyişleri kanunu (s.s.1052)

Muharrem Doğan

Mardin Milletvekili ·

Genel Kurul, 88. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Nisan 2006 · 1.434 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem Doğan, 13 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM KANUNU TASARISI VE AVRUPA BİRLİĞİ UYUM İLE TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KANUNU (S.S.1052)); konuşma 1.434 kelime.

Muharrem Doğan (Mardin). “Tarım kanunu tasarısı ve avrupa birliği uyum ile tarım, orman ve köyişleri kanunu (s.s.1052)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2006-04-13-tarim-kanunu-tasarisi-ve-avrupa-birligi-uyum-ile-tarim-orman-ve-koyis (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHARREM DOĞAN (Mardin)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1052 sıra sayılı yasa tasarısı üzerinde görüş belirtmek üzere, Anavatan Grubu adına söz almış bulunuyorum; öncelikle, sizleri, Grubum ve şahsım adına saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, tarım, ülkemiz açısından, geçmişte olduğu gibi, gelecekte de, önemini koruyacak olan bir sektördür. Kalkınmasının temeli üretimdir. Üretim hangi nitelikte olursa olsun, sermaye birikimi gerektirir. Sermaye ise, insanın doğal yeteneklerini, doğanın bahşetmiş olduğu değerlerle birleşmesiyle oluşur.

Bunun en uygulanabilir yolu ise, tarımsal faaliyetlerdir; çünkü, tabiatın kendisi bir organik dönüşüm sürecini içerir ki, bu bile, tek başına, bir tarımsal faaliyettir. İnsanın müdahalesi, yani üretim yapması veya sürece katkısı, verimlilik ve sermaye birikimi içindir.

Ayrıca, tarımsal faaliyetler, sonuç itibariyle, gıda temini gayesine yöneliktir. Gıda ise, yadsınamayacak ölçüde stratejik niteliktedir. Tarımsal faaliyetler bir bütünlük arz eder, yapılacak iş ve eylemlerin ölçeği ne olursa olsun, bütünsellik mantığı olmadıkça tarımda başarı, verimlilik ve sermaye birikimi sağlanamaz.

Tarımsal faaliyetlerin yönetimi, gerek işletmelerde ve gerekse kamusal yönetimde bu esasa uygun olarak düzenlenmelidir. Bu nedenledir ki, ülke tarımı neredeyse dış güçlerin eline geçmiştir. Bu nedenledir ki, ülke tarımının kamusal yönetimi sahipsizdir. Ülkemiz kamusal tarım yönetimi çaresiz, bölük pörçük, kimin nerede, nasıl yetkili olduğu belli olmayacak kadar karmaşıktır. Tarım politikaları uzun vadeli stratejilere dayandırılmadığı takdirde, kısa dönem tercihlerinden çok fazla etkilenmekte ve böylece sektörün yapısal sorunlarının çözümü mümkün olamamaktadır.

Ülkemizde toprak, su gibi doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı esas alınarak, uzun vadeli ve sürdürülebilir tarım politikalarının uygulanması gerekir. Böylece, tarım sektörünü ve kırsal kesimi geliştirerek, rekabetçi bir yapıya kavuşturulmasını sağlayacak esasları belirlemelisiniz. Bu tasarıyı "reform" olarak niteliyorsunuz; ama, bu, reform kanunu değildir. Tarım sektörünün uzun vadeli politikalarla geliştirilerek sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması için bu tasarı yeterli değildir.

Tarım sektörünü daha çok katma değer üretir hale getirmek için, teknoloji kullanımını artıran, talebe göre üreten, stratejik, kim için, nasıl, nerede, hangi kaynakla, ne kadar, ne zaman üretecek sorularına dayanan, verimliliği gözeten bir tarımsal üretim ve pazarlama anlayışının hâkim olması lazım.

Değerli milletvekilleri, Avrupa Birliğiyle ilişkilerimizin ulaştığı noktada, Türk tarımının, bir an önce yeterli rekabet gücüne kavuşturulması gerekmektedir. Tarımsal desteklemeler için ayrılan kaynak, bu sektörün geliştirilmesi ve yönlendirilmesi için yeterli değildir. Acilen getirilen bu tasarıyla, gayri safi millî hasılaya yüzde 14 oranında katkı sağlayan tarım sektörünün tarım politikaları doğrultusunda geliştirilmesi ve rekabet gücünün yükseltilmesi amaçlanmamıştır. Kıt olan kaynakların kullanımında verimlilik ve sürdürülebilirliğin sağlanması mümkün değildir.

Tarım politikalarının amaç ve konuları, tarımsal destekleme politikalarının ilke ve öncelikleri, desteklemelerin hangi programlara yapılacağı ve bunu sağlarken, gerekli idarî, hukukî ve finansman yapılanmasının nasıl olacağı hususları düzenlenmemiştir.

Değerli milletvekilleri, burada yapılması gereken en önemli yapılandırma, köylümüzün gelirini artırmaktır. Köylümüz Avrupa Topluluğu kalitesinde mahsul üretmeli ve ürünler arasındaki fiyat farkı ortadan kaldırılmalıdır.

Köylümüzü eğiteceğimiz diğer bir konu da, ekolojik tarımdır. Organik ziraat teşvik edilerek, bugün, modern dünyanın tercihi olan, hormonsuz, zararlı ilaç ve gübresiz ürünler üretilerek Avrupa normları yakalanmalı ve bu ürünlerin ihtiyacı teşvik edilmelidir. Bunları yapmak için hükümetin bir çalışması var mı? Köylümüzün güncel sorunları, malın para etmemesi, pazarlama sorunları gibi sorunlar çözümlenmiş midir; çözümlenmemiştir. Amerika nüfusunun yüzde 3'ü tarımla uğraşır, kendini besler, ihracat yapar; bizim köylümüz öncelikle kendini besleyemez.

Ülkemizin geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ülkemizde hayvancılık sektörünün ne durumda olduğundan haberiniz var mı? Değerli arkadaşlar, ben, size, bir örnekle bilginize sunmak istiyorum. 1970'li yıllarda iken, ülke nüfusu 41 000 000 iken, büyük ve küçükbaş hayvan -varlık olarak- sayısı 80 000 00'un üzerindeydi. Bugün ülkenin nüfusu 70 000 000'un üzerinde; ama, mevcut büyük ve küçükbaş hayvan, varlık sayısı olarak 40 000 000'un altındadır. Şimdi, ben buradan soruyorum: AKP Hükümeti olarak -dört yıla yakın da iktidarsınız- bunun için bir çalışmanız var mı, bir programınız var mı, önlem aldınız mı? Canlı damızlık veya kasaplık hayvan ithalatı ülke kaynaklarının heder olmasına yol açmıştır. Hayvancılığın toplam tarım ekonomisindeki yeri hızla negatife kaymaktadır. Gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 65 ve 75 civarlarında iken, bizde oran, son on yılda yüzde 35'ten yüzde 20'lere düşmüştür.

Başka bir örnek: Türkiye'nin en büyük yatırım projesi, dünyanın sekiz büyük projesi arasında olan GAP'ı neden kapattınız? GAP'ta yapılan yatırımların gerçekleşme oranı yüzde 54 iken, tarımda gerçekleşme oranı yüzde 12'de kalmıştır. Bunun nedeni nedir? Tarımda oran yüzde 80'e ulaşılması durumunda 4 000 000 işsize iş sağlanacağı da aşikârdır ve tespit edilmiştir; ama, bunun için hiçbir çalışmanız olmamıştır. Özellikle, Anavatan iktidarlarında veya geçmiş hükümetler döneminde yapılan barajların sulama kanallarına başlamadınız. Sulama kanalları bir metre ileriye gidemedi. Tarla sulamasını sondaj kuyusuna mahkûm ettiniz. İktidara geldiğinizde GAP'ta tarım gerçekleşme oranı yüzde 12'ydi; bugün de aynıdır. Mesafe alınmış mıdır; değildir. Bu bölgede üretim yapan çiftçi, üretici, kendi imkânlarıyla, çok pahalı elektrikle, 300-350 metre derinlikte sondaj kuyuları açmak suretiyle üretim yaparak ayakta kalmaya ve geçimini sağlamaya çalışmaktadır. Örneğin, sadece Kızıltepe İlçesinde açılan sondaj kuyusu sayısı 3 500'dür. Çiftçilerimiz ve üreticilerimiz elde ettikleri ürünleri elektrik fiyatına mal edemiyorlar ve maliyetin altında ürünlerini satmak zorunda kalıyorlar. Bu durum sadece GAP Bölgesinde değildir, ülkemizin birçok bölgesinde de aynıdır.

Bölgelerarası gelişmişlik farkını ortadan kaldıracak, kırsal alanlardaki verimliliği artıracak, istihdam yaratacak projeler, maalesef, bugüne kadar üretilmiş değildir. Sadece toplukonut yapıyorsunuz ve bununla da övünüyorsunuz. Aslında, TOKİ'yi de amacından uzaklaştırdınız. TOKİ'yi, ihale yapan, rant sağlayan bir kurum haline getirdiniz. Buna karşılık, tarla sulamalarına yönelik yatırımları ve projeleri kestiniz.

Değerli arkadaşlar, bilindiği gibi, Türkiye ve AB tarım politikaları arasında en büyük fark ürün destekleme mekanizmalarıdır. AB, tütün üreticisine yılda 1 milyar euro veriyor; peki, siz ne veriyorsunuz? Allahaşkına, Sayın Bakanım da burada; buradan bir şey duymak istiyoruz. Tütün mamullerinin içerdiği şark tipi tütün oranının yüzde 0 ile 33-34, yüzde 66-67 ilâ 100 arasında olması hallerine göre, nispî vergi sistemini kaldırdınız, maktu vergi sistemini getirdiniz. Yani, Marlboro'dan da 1 200 000 TL alıyorsunuz, Samsun'dan ve Maltepe'den de aynı parayı alıyorsunuz. Dolayısıyla, bu yaptığınız dengesiz bir ÖTV vergi sistemi. Bununla da yerli sigaranın yabancı sigarayla rekabet yapma yolunu kapattınız. Bu yolla yabancı sigara üreticilerinin 2005 yılında kaçırdıkları vergi tutarı 300 trilyondur. Bu parayla kilometrelerce sulama kanalları yapılabilirdi; ama, hükümetin yanlış politikası yüzünden bu imkânlar yok edilmiştir. 200 000 ton tütün stoku yok edilecek veya yakılacaktır. Böylece millî servet yok olacaktır; çünkü, başka türlü eritmek mümkün değildir.

IMF Avrupa İcra Direktörlüğünün yapmış olduğu bir çalışma sonucu olarak, Türkiye'de bölgeler arasındaki farklılığa dikkat çekmiş ve Türkiye nüfusunun yüzde 45'inin halen tarımda çalıştığını ve bu rakamın, AB ile uyumun sağlanması için yüzde 25'in altına çekilmesi gerektiğini ifade etmiştir. IMF ve AKP Hükümeti arasında tarımla uğraşan vatandaşlarımızın sayısının düşürülmesi gerektiği konusunda gizli bir ittifaka varılmış olabileceği kanaati hâsıl olmuştur.

Sayın Abdüllatif Şener Beyin, mayınlı alanlarla ilgili, mayınlı alanların temizleneceği ve bu alanların organik tarıma kazandırılacağı, bu arada da 6 000-30 000 arası vatandaşa iş imkânı sağlayacağı, defalarca medyaya ve basına yansımıştır. Bununla ilgili olarak da bugüne kadar hiçbir çalışmanız yok maalesef.

Değerli arkadaşlar, köylü neydi, ne oldu?.. 1920'lerde nüfusun yüzde 87'sini köylü nüfusu oluşturmaktaydı. Onlar, Kurtuluş Savaşının Ayşesi, Fatması, Alisi, Velisi, arpası, unu, eri, çavuşu, subayı, can verip bayrak vermeyen yiğitleriydi. Cumhuriyet sonrası canhıraş üretmeye çalışan, toprağa, tohuma, suya yön veren de onlardı, ülkesel kalkınmanın büyük yükü de onların omuzlarındaydı. Peki, ne oldu; "bu millet sizi mi besleyecek" oldu. Kim diyor; seksenbeş yıl sonra, aynı ülkenin Sayın Başbakanı. Nedeni, uluslararası tarım sömürgecilerinin telkinleri ve bilgisizlik.

Anavatan Partisi olarak biz, köylümüzün dertlerini biliyor ve onların çözümü için projeler üretiyoruz. Elektrik, gübre, mazot fiyatlarının çok yüksek olması, bu fiyatların mutlaka düşürülmesi gerektiğini buradan vurguluyorum.

Gıda güvenliği ve güvencesi arzu edilen düzeye ulaşmamıştır. Bunlardan daha da önemlisi, asırlardır çözülmesi gereken; ama, bir türlü çözülemeyen sorunların başında eğitim gelmektedir. Köylümüz, bugün, babadan kalma metotlarla ziraat yapmakta olup, ikinci mahsulü bilmemektedir. İsrail dönüm başına 1 250 kilogram, Amerika 1 500 kilogram ürün alırken, ülkemizde buğday ortalamamız hâlâ dönüm başına 200 kilogramdır. Edirne köylüsü 250-300 kilogram alırken, Meriç Nehrinin hemen öbür tarafında Yunan köylüsü dönüm başına 750-800 kilogram ürün almaktadır. İktidar bunu görmemezlikten geliyor. Buna da hakkınız yok. İktidarı halktan kaçırıyorsunuz, bari milletvekillerinden kaçırmayınız, bizlerle de bölüştürünüz; yani, bu yasayı alelacele getirmeniz ve bunu hemen temel yasa hale getirmeniz bence şık olmamıştır.

Çözülmesi gereken diğer önemli bir konu, miras yoluyla parçalanmış arazilerin birleştirilmesidir. Arazi parçalanmasını önlemek için, öncelikle miras hukukunda değişiklik yapmamız gerekmektedir; -sanıyorum, Sayın Bakanımız da buna katılacaktır- böylelikle, çiftçimiz daha fazla kazanacak ve kazandığını yine bu alana yatıracaktır. Devlet, hiçbir ziraî ürünün fiyatını tespit etmemelidir. Bu işi borsalara bırakmalıdır; yani, taban fiyatı ilan etme uygulamasına son verilmelidir. Tarım alanında yapılacak olan yeni düzenlemelerle çiftçilerimize güven aşılanmalı ve teşvik edilmelidir.

Görüşmekte olduğumuz bu yasa tasarısı, çiftçilerimize, üreticilerimize bir fayda getiremeyecektir. Acil ve ne olduğu belirsiz bir tasarı olarak önümüze getirilen bu yasa tasarısının geri çekilmesini öneriyorum. Bu yasa tasarısının daha geniş, daha kapsamlı ve komisyonlarda görüşülmesi gerektiğine inanıyorum. Reform niteliğinde bir yasa olarak yeniden Meclis Genel Kuruluna getirilebilir. Bizim Anavatan Partisi olarak düşüncemiz budur. Getirirseniz, daha olumlu olacağına inancımız tamdır.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, sizleri saygılarımla tekrar selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 13 Nisan 2006

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook