Bayındırlık eski bakanı koray aydın hakkında soruşturma ( 9/8)
Yalova Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 38. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Ocak 2004 · 764 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem İnce (CHP), 6 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAYINDIRLIK ESKİ BAKANI KORAY AYDIN HAKKINDA SORUŞTURMA ( 9/8)); konuşma 764 kelime.
Muharrem İnce (CHP, Yalova). “Bayındırlık eski bakanı koray aydın hakkında soruşturma ( 9/8)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-22-2004-01-06-bayindirlik-eski-bakani-koray-aydin-hakkinda-sorusturma-9-8 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUHARREM İNCE (Yalova)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 17 Ağustos 1999 tarihi, onbinlerce insanın yaşamını yitirdiği, binlercesinin yaralanıp sakat kaldığı, şehirlerin, kasabaların yerle bir olduğu ve umutların toprağa karıştığı bir dönemin başlangıcıdır. Bunu hepimiz biliyoruz da, bazıları için bu tür felaketler bir fırsat konumundadır.
Bakınız, bu ülkede, genel anlamıyla işler nasıl yürüyor; önce, uygun kişiler bulunuyor -bunlar, partili, etkili, yetkili kişiler- bunlara uygun kadro tahsisi yapılıyor; sonra, yasalar ve yönetmelikler çıkarılıyor; sonra fırsat bekleniyor. İşte, deprem, bu fırsatlardan birisi. Sonra da, üzerinden belli bir süre geçince, aklama paklama operasyonları yapılıyor. Neden burada eski milletvekillerinin, eski bakanların icraatları tartışılıyor da, yeniler, şu anda görev başında olanlar dokunulmazlık zırhından çıkamıyor? Biz de bir gün eski olacağız, siz de bir gün eski olacaksınız.
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)Az kaldı Muharrem, az kaldı!..
MUHARREM İNCE (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bu kördövüşü bu şekilde devam ederse sorunları çözemeyiz.
Bakınız, burada -bunu en temiz duygularla söylüyorum- ne hâkimim ne savcıyım, sadece size orada gördüklerimi, yaşadıklarımı anlatmaya çalışacağım; ama, burada bir samimiyetsizlik görüyorum.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, 11 Haziran 2003'te, ben ve arkadaşlarım, bu bölgedeki deprem sonrasında gerçekleştirilen kamu ihalelerinin her aşamasının incelenmesi ve bu iddiaların araştırılması için Meclis araştırması istemişiz. Niye bugün uğraşıyoruz?! 11 Haziranda, bunu, arkadaşlarımla birlikte vermişiz. Niye bunun arkasında durmadınız; niye gereğini yapmadınız? Sadece Sayın Koray Aydın'ı değil, tümünü araştıralım; yardımları araştıralım, ihaleleri araştıralım. Bunu yapsaydınız, bugün, elimizde çok somut bilgiler olacaktı. Aradan aylar geçmiş. Bunu niye öncelikli olarak almazsınız?! Bunu öncelikli olarak getirmezseniz, o zaman, sizin samimiyetinizden şüphe duymak zorunda kalırım.
Değerli arkadaşlarım, bu toplum babalara alışkın bir toplum. Bu babaların çok ilginç özellikleri var, kendileri efsane isimler; ama, takdir edersiniz ki, bu babaların beslendikleri bir tek yer vardır, öncelikli olarak beslendikleri bir tek yer vardır; o da Bayındırlık Bakanlığıdır. Bu ülkede, biliyoruz ki "Pırlanta", "Maestro", "Organizatör" gibi lakapları olan babalar vardı. Gelin, bunları, yüreklice, elbirliğiyle masaya yatıralım, tartışalım.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, ben, hayatımda hiç kamu ihalesi almadım; ama, şöyle bir araştırma yaptım; üç bakan; isimlerini de vereyim, Cevat Ayhan, Onur Kumbaracıbaşı, Yaşar Topçu; bu üç sayın bakanın döneminde, davet usulüyle 11 ihale var, sadece Sayın Koray Aydın'ın döneminde 234 tane var. Bu ilginç değil mi?! Bir bakanın döneminde 234 tane, diğer üç bakanın döneminde 11 tane!..
Değerli arkadaşlarım, yine, bir başka konu; 17 Ağustos 1999 tarihinde deprem olmuş, Sayın Koray Aydın görev başındayken, 25 Ocak 2000 tarihinde, Rüzgârlı Sokakta, babası şirket kurmuş; bir yıllık cirosu 7 trilyon lira. Deprem bölgesinde partili arkadaşları iş yapmışlar, malzemelerin de bir kısmını babasının şirketinden almışlar. Her şeyin yasal olduğunu düşünelim, her şeyin kuralına uygun olduğunu düşünelim; doğru mu?! Bu ülkede, Sağlık Bakanı özel hastane işletir mi?! Bu ülkede, Millî Eğitim Bakanı basımevi açabilir mi?! Mesela, bu ülkede, şöyle bir şey olabilir mi: Bir bakan düşünün, bir kulüp hakkında soruşturma açsın; sonra, o kulüp gitsin, bu bakanın avukat olan oğluna 7 500 000 000 lira versin; o da, o kulübe danışmanlık yapsın; böyle bir şey olabilir mi?! Duydunuz mu siz böyle bir şey?! Olmaması lazım.
Mesela, siz, bu ülkede Ulaştırma Bakanı olsanız, oğlunuz gemi alsa, her şey de yasal olsa; doğru mu?! Siz, bu ülkede Başbakan olsanız, taklit kola satan, renkli gazoz satan bir şirketin dağıtımında hisseniz olsa, her şey yasal olsa; doğru mu?! (AK Parti sıralarından gürültüler)
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)Oraya dokunma!..
MUHARREM İNCE (Devamla)Bu ülkede, 550 000 000-600 000 000 lirayla geçinen bir öğretmenin ek iş yapması yasaktır. Başbakanların ek iş yapması yasak değil mi?!
Bakın, geçtiğimiz günlerde...
(Pakistan İslam Cumhuriyeti Ulusal Meclis Başkanı Chaudhry Amir Hussain ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç Genel Kurul salonundan ayrıldılar)
(Alkışlar)
ORHAN SÜR (Balıkesir)Seni alkışlamıyorlar.
MUHARREM İNCE (Devamla)Ben de, beni alkışlıyorsunuz zannettim.
Sayın Başkanım, bunu, konuşma süreme ekleyeceksiniz herhalde.
Değerli arkadaşlarım, bakın, geçtiğimiz günlerde bir gazetede şöyle bir haber vardı: Haksız yere bir ay hapis yatan vatandaş, 50 000 000 lira tazminat kazanmış. Gerekçesi de, ekonomik ve sosyal durumuna göre, bu para üzüntüsüne yetermiş! Demek ki, bu ülkede geçinemediğiniz zaman, açlık sınırında boğuşurken ek iş yapmanız yasak, Başbakan olduğunuzda ek iş yapmanız serbest; tıpkı, bu 50 000 000 liralık tazminatta olduğu gibi. (AK Parti sıralarından "Ne alakası var" sesleri)
Değerli arkadaşlarım "ne alakası var" diyorsunuz; bakın, mesela, Partimin Genel Başkanı böyle bir dükkân açsaydı ve siz bana bunu söyleseydiniz, ben kafamı yere eğerdim; sonra da Genel Merkeze gider, Genel Başkanımın istifasını isterdim. (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından gürültüler) Evet, bunu isterdim.
SABRİ VARAN (Gümüşhane)Bankanız yeter size!
MUHARREM İNCE (Devamla)Ama, ben bilirim ki, o koltukta Atatürk oturmuştur, İsmet Paşa oturmuştur, Altan Öymen oturmuştur, Ecevit oturmuştur, Baykal oturmuştur; hiç birisi dükkân açmamıştır. Ben, bunu bilirim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
12 konuşma daha · 6 Ocak 2004