Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)
Yalova Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 93. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Mayıs 2005 · 753 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem İnce (CHP), 3 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)); konuşma 753 kelime.
Muharrem İnce (CHP, Yalova). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 3 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-22-2005-05-03-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Süreci iyi tanımlayabilmemiz için, mantığı iyi kavrayabilmemiz için geçmişe yönelik bir kısa değerlendirme yapmak istiyorum. 1963'te kurulan TÜBİTAK'la ilgili ilk değişiklik 1987'de yapılmıştır. Zamanın merkez sağ iktidarının mantığı bu değişikliğe yansımıştır ve orada "kurul" yerine "yönetim kurulu" denmesiyle yanlışlıklar dizisi başlamıştır ve 1993'te bu değişiklik giderilmiştir. Daha sonra, bugün yaşanan kriz ortamı ise, 30 Mayıs 2003'te çıkmıştır. 6 Mayıs 2003'te, TÜBİTAK Bilim Kurulu, Başkanı Profesör Namık Kemal Pak'ın görev süresini dört yıl uzatma kararı alıyor. Alınan karar, Cumhurbaşkanına iletilmesi için, Sayın Başbakana gönderiliyor. 30 Mayısta Namık Kemal Pak'ın görev süresi bitiyor. O aralarda, Başbakanlık Müsteşarı Sayın Ömer Dinçer aracılığıyla, mart ve nisan ayı içerisinde TÜBİTAK üzerinde kulis çalışmaları yapılıyor ve bazı isimlerin Bilim Kuruluna alınması isteniyor ve bunlar reddediliyor. Önce Namık Kemal Pak'ın görev süresini doldurması bekleniyor. Daha sonra, Bilim Kurulu üyelerinin bazılarının görev süresi 21 Eylül 2003'te doluyor ve 7'si devredışı kalıyor; TÜBİTAK Bilim Kurulu fiilen ortadan kalkıyor. 5 Ekim 2003 tarihine kadar hükümetten hiçbir açıklama yok. O tarihte, Başbakan, Kanal 7'de bir açıklama yapıyor. İkinci resmî açıklama ise, 14.10.2003 tarihinde Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek'in konuşmasına, Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin'in yanıtı oluyor. O gün, Sayın Şahin bugün sözü edilen fazla ücret alma, murakıp raporu ve ihalelerde yolsuzluktan hiç bahsetmiyor, faaliyet raporu hazırlatılmamış; daha sonra açıklamalar peşpeşe geliyor. Bakınız sonra ne oluyor; ortada hukuksuz bir durum var. Gücünü hukuktan değil bir hukukî boşluktan alan, siyasî iktidardan alan bugünkü Sayın Başkan, Sayın Profesör Nüket Yetiş Başkan oluyor ve ardı ardına yanlışlıklar dizisi gelmeye başlıyor. İlkönce, Marmara Araştırma Merkezi Müdürü Profesör Naci Görür istifaya davet ettiriliyor ve kendisine baskı yapıldığını açıklıyor Sayın Naci Görür ve Naci Görür'ün istifa etmesiyle, buraya, TÜBİTAK Başkanı Sayın Nüket Yetiş'in eşi Profesör Önder Yetiş atanıyor. Değerli bir uzman olabilir; ama, tartışma yaratacak bir konudur. Daha sonra, TÜBİTAK Genel Sekreteri Salih Zeki Tokdemir görevinden alınıyor ve danışman yapılıyor. ULAK BİM Merkezî Başkanı Tuğrul Yılmaz görevinden alınıyor; 12 işçinin işine son veriliyor, işçiler dava açıyor ve kazanıyorlar; 50 TÜBİTAK çalışanı başka kuruma aktarılıyor, yerine 42 kişi alınıyor. 2 kişiye, Prof. Şevket Ruacan ile Prof. Şefik Süzer'e "fazla para aldılar" diye dava açılıyor; sonra, bunlar, Bilim Kuruluna atanıyor.
Kanun tasarısı 12.11.2003'te kabul ediliyor; bizim muhalefetimize, Cumhuriyet Halk Partisinin muhalefetine rağmen kabul ediliyor. Sayın Cumhurbaşkanı veto ediyor. Bir ay sonra, Aralık 2003'te yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul ediliyor, Sayın Cumhurbaşkanı onaylıyor. Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesine gidiyor; önce yürütmeyi durdurma, sonra da iptal oluyor. Dolayısıyla, kanunsuz bir durum var ortada.
Değerli arkadaşlarım, ne zaman eğitim, bilim konuları gündeme gelse, bir dayatmayla, bir gerginlikle karşı karşıya oluyoruz.
Bakınız, Millî Eğitim Bakanlığında, bir gecede 167 bürokrat görevinden alındı. Görevden alınan yerin adı şöyleydi: Eğitim Araştırmaları Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü. Görevlerinden aldılar, bu müdürlüğün adını değiştirdiler: Öğretim Materyallerini Geliştirme, İnceleme Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü. Dolayısıyla, söz konusu kişiler, mağdur olan bürokratlar geri dönmek için davayı kazandıklarında deniyor ki: "Böyle bir daire kalmadı ki, bu yok."
"Teknik" sözcüğünün "teknolojik" olarak değiştirilmesinin altında yatan da budur. Bu bir alicengiz oyunudur. Bunları görmezlikten gelemeyiz.
İktidar yetkilileri ne zaman kürsüye çıksalar, sürekli olarak, yetkilerin devredilmesinden, yerelleşmekten söz ediyorlar; ama, konu TÜBİTAK olunca ise, yetkileri tek elde, Sayın Başbakanda toplamak istiyorlar. Hani yetkileri dağıtacaktınız; hani yerelleşme, hani yerel yönetimler?!.
Neden TÜBİTAK olduğunda yetkileri Başbakanda topluyorsunuz; bunun birkaç tane sebebi var. Bunlardan birisi, aylık satışları 100 000'i bulan bilimsel yayınlar. Bir diğeri, 450 trilyon liralık ar-ge teşvikleri ve katmadeğer yaratan bir kurum burası. Parayı artırdık diyorsunuz buraya; doğru, artırmadınız diyen yok ki. Bizim adamları işe yerleştirelim, parayı da artıralım mantığı bu. Peki, bunları nasıl seçeceğiz? Sizin seçme mantığınızda iki şey var; ya vücut dilinize uygun bürokratlar, vücut dilinize uygun bilim adamları istiyorsunuz ya da değirmenci metoduyla çözüyorsunuz, değirmenci.
ALİM TUNÇ (Uşak)O nasıl oluyor?!
MUHARREM İNCE (Devamla)Teknolojinin bu kadar gelişmediği yıllarda, değirmenci, unun kalitesini parmaklarının arasında ezerek anlardı, ezerek. Siz de, iktidar gücünüzle insanları ezerek anlıyorsunuz kendinize yakın olup olmadıklarını. Buna "değirmenci metodu" diyorlar. Ee, Maliye Bakanı Unakıtan olunca, unla ilgili bir örnek geliştirmesi de çok doğrudur diye düşünüyorum.
Burada esnaf ve sanatkârlarla ilgili yasa tasarısı getiriyorsunuz ve isim veriyorsunuz "ağalıklara son vereceğiz" diyorsunuz; isim vererek söylüyorsunuz, "Derviş Ağaya son" diyorsunuz. Böyle Recep Ağa olmuyor mu, böyle Başbakanın ağalığı olmuyor mu peki?! (AK Parti sıralarından gürültüler) Neden buraya geldi mi bu ağalıktan söz etmiyorsunuz?!
NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep)Yazıklar olsun!
MUHARREM İNCE (Devamla)Ne zaman akçeli işler olsa, sorunlar çıkıyor burada.
Bakınız, yine yakında gündeme gelecek olan konular var. Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununda...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
45 konuşma daha · 3 Mayıs 2005