İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 102. BİRLEŞİM · SALI

Yunanistan'daki türk azınlığın durumunun ele alınması hk.

Muharrem İnce

Yalova Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 102. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Mayıs 2006 · 1.028 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem İnce (CHP), 16 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YUNANİSTAN'DAKİ TÜRK AZINLIĞIN DURUMUNUN ELE ALINMASI HK.); konuşma 1.028 kelime.

Muharrem İnce (CHP, Yalova). “Yunanistan'daki türk azınlığın durumunun ele alınması hk”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 16 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-22-2006-05-16-yunanistan-daki-turk-azinligin-durumunun-ele-alinmasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUHARREM İNCE (Yalova)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisinin lehinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, Batı Trakya'yla ilgili sizlere bazı bilgiler vermek istiyorum. Burası üç vilayetten oluşmuş bir bölge, İskeçe, Gümülcine ve Dedeağaç ve tarihteki ilk Türk cumhuriyetinin kurulduğu bir bölge. İlk kurulduğu tarih 31 Ağustos 1913. Buradaki cumhuriyet, para basmış, pasaport vermiş, pul basmış, 29 000 kişilik bir ordu kurmuş ve 1923'te Lozan'la birlikte de çeşitli aşamalardan sonra bu bölgedeki insanlarımız Yunanistan'ın kaderine terk edilmiş.

Bu bölgedeki sorunları üç ana başlıkta toplamak mümkün. Birincisi ekonomik sorunlar, diğeri toplumsal sorunlar ve bir diğeri de kişi hak ve özgürlükleriyle ilgili sorunlar.

Değerli arkadaşlarım, biz buradaki Türk azınlığın sorunlarından söz ediyoruz; işte, sorun daha burada başlıyor zaten. Yunanlılar ise diyor ki: "Hayır, siz Türk değilsiniz, Müslümansınız; ama, Elen ırkındansınız." İnsanlar kabul etmiyor bunu "biz Türküz" diyorlar. Bu sefer bunları bölmeye çalışıyorlar ikiye, üçe; etnik kökenlerinin farklı olduklarını söylüyorlar. Bütün bunlar yaşanıyor.

Az önce Sayın Öymen'in bahsettiği gibi, Mehmet Emin Aga ve İbrahim Şerif müftüler yüzyirmi ay hapis cezasına çarptırılıyor cüppeyle gezdikleri gerekçesiyle, altı ay hapiste yatıyorlar. Bu bölgede bu sorunlar var.

Vakıflarla ilgili çok ciddî problemler var; bunlara, milyon euroları bulan ağır emlak vergileri ve diğer vergileri koyuyorlar.

Yine, vatandaşlıktan çıkarılanlar var, ıskat edilenler var. Ayırımcılık var, kamu dairelerinde görev yapamıyorlar. Yine, burada, 1955 yılından bu yana, kendilerinin Türk olduğunu kabul ettiremiyorlar Yunan Hükümetine bir türlü.

Eğitimle ilgili çok ciddî problemler var; 1987'de, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği, Gümülcine Türk Gençler Birliği, Türk adını kullandığı için, kamu düzenini bozar gerekçesiyle kapatılıyor.

Değerli arkadaşlarım, Yunanistan'ın okuma-yazma oranının en düşük olduğu bir bölge, gelir dağılımının en kötü olduğu bir bölge. Buradaki insanların okumaları istenmiyor, bunların tütün tarlalarında ırgat olarak çalışmaları isteniyor. Önümüzdeki beş yıl içinde -Meclisin tutanaklarına da geçmesini istiyorum- tütünle ilgili Avrupa Birliği fonları da kaldırılacağı için, bu insanlarımızı çok büyük bir yoksulluk beklemektedir.

Burada, resmî olarak, 230 azınlık ilkokulu, 2 ortaokul ve lise, 2 medrese var. Tarih, coğrafya, vatandaşlık ve çevre derslerini, ne yazık ki Yunanca okuyorlar; matematik, fizik, kimya gibi dersleri Türkçe okuyorlar.

Değerli arkadaşlarım, 1951'deki Kültür Anlaşması öğretmen değişimini öngörüyordu. 1970'e kadar Türkiye'den 500 öğretmen gitmişti buraya. Bugün, mutabakat sağlanmış olmasına rağmen, 35 öğretmen gönderilmesi gerekirken, 16 öğretmene indirmiştir Yunan Hükümeti burayı. Türkiye'de okuyan Batı Trakya kökenli öğretmenler, 1973'ten bu yana, o bölgeye gittiğinde onlara öğretmenlik hakkı verilmiyor.

Değerli arkadaşlarım, ben bir öğretmen olarak o bölgede yaşanan eğitim sorunlarını size anlatmaya çalıştım. Peki, bunun karşılığında Türkiye Cumhuriyetinin Millî Eğitim Bakanı ne diyor; ruhban okulunu açabiliriz diyor. Yani, Batı Trakya'daki Türklerin durumuyla ilgili, eğitimdeki sıkıntılarla ilgili bir gelişme sağladınız, iyiye doğru bir gidiş oldu da siz jest mi yapıyorsunuz?! Böyle bir şey yok. Niye istiyorlar ruhban okulunu; diyorlar ki: Bir, devletin denetimi olmayacak, Türkiye Cumhuriyetinin denetimi olmayacak. İki, yabancı öğretmen gelecek, yabancı öğrenci gelecek.

Bütün bu tartışmalar devam ederken, insanlar 1950'lerden kalmış kitapları çocuklarına okuturken, kontenjan öğretmen problemi hâlâ sürerken, üniversitelerde yüzde 0,5'lik kontenjanı da Yunan Hükümeti onları Yunan öğrencilerin içinde eritmek için kullanırken, sıkıntılar bunca büyükken, Türkiye'de Millî Eğitim Bakanının açıklaması bu.

Değerli arkadaşlarım, daha bitmedi. Bakınız, önümüzdeki haftalarda Genel Kurula gelecek, komisyondan geçti; 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununda bir değişiklik yapıldı. Türkiye'deki azınlık okullarında Türk müdür yardımcıları vardı, Türk asıllı müdür yardımcıları vardı. Şimdi bunu değiştirdiniz komisyonda, yakında da Genel Kurulda değiştireceksiniz. Bunu "Türk vatandaşı" şekline getirdiniz. Yani, Türkiye'deki azınlık okullarında, artık, Türk müdür yardımcıları olmayacak.

Değerli arkadaşlarım, ne yaptığınızın farkında mısınız diyeceğim; herhalde, farkındasınız. Lütfen, bu konulara duyarlı olalım. Bunlar, Adalet ve Kalkınma Partisinin, Cumhuriyet Halk Partisinin konuları değil, hepimizin konuları, ulusumuzun konuları, geleceğimiz. Bu konularda çok ciddî hatalar yapıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, yine, bir baraj problemi var orada. Yani, Türkiye'de nasıldır; herhangi bir vilayette, işte, bağımsız seçilmiş milletvekili arkadaşlarımız var, o vilayette yeterli oyu alırsa, bağımsız olarak milletvekili olabilir. Yanılmıyorsam, 1993 yılında, Nea Dimokratia ve PASOK Partileri eşit miktarda milletvekili çıkarıyor, 1 tane de bağımsız Türk milletvekili var. O, hangi taraftan olursa, o parti hükümet kuruyor ve diyorlar ki: "Elen Cumhuriyetine, bir Müslümanın belirleyeceği partiyle hükümet kurdurmayız." Üç ay içinde erken seçime gidiyorlar ve baraj sistemini getiriyorlar. Yüzde 3'lük bir ülke barajı var. Yani, siz, o vilayette, o bölgede oyların tümünü de alsanız, ülkedeki yüzde 3'lük barajı geçeceksiniz. Nasıl, bizde yüzde 10 baraj var, orada bağımsız adaylar için de yüzde 3'lük bir baraj var. Bu, matematiksel olarak mümkün mü?! Yunanistan'daki toplam oyların yüzde 3'ü 200 000'dir. Bu bölgede yaşayan Müslüman Türk sayısı 150 000'dir. Bunun 70 000'i, 60 000'i seçmendir. Yani, bütün oylarını almış olsa bile bağımsız bir aday, mümkün değil milletvekili olamıyor. Bunu neden yaptılar; mutlaka bir siyasî partiye girsin ve parti disiplinine uysun diye yaptılar; hizaya getirdiler bir anlamda.

Bu sorunlar ortada. Bu sorunları, gelin, bu Mecliste tartışalım, konuşalım, yani, halının altına süpürmeyelim. Bundan kaçacağınızı düşünmüyorum. Ben, genel görüşme isteğimize olumlu yanıt vereceğinizi düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, sadece sizin Hükümetinizi değil, sizden önceki hükümetleri de suçluyorum. Yani, o bölgeye gittiğinizde, yan yana iki köyü gördüğünüzde; biri Yunanlıların yaşadığı, birisi Türklerin yaşadığı köy, aralarında yüz yıl var; birisi bir tatil köyü, öbürü Ortaçağı yaşayan bir köy. Bize insan hakları, demokrasi dersi verenlere o bölgeyi çok iyi anlatmamız gerekiyor. Yani, seksen yıl önce aramızda problemler olmuş. Anadolu'daki 1 200 000 Rum, Yunanistan'daki 600 000 Türk uluslararası bir anlaşmayla göç ettirilmiş, acılar yaşamış toplumlar karşılıklı; bunlar olmuş. Selanik Belediye Başkanı şimdi geliyor soykırım anıtı dikiyor; ailesi İzmir'den gitme. Benim ailem de Drama'dan gelmiş Yalova'ya, ben de kötü şeyler dinledim dedemden. Bunları doğru anlatmalıyız.

Nasıl anlatmalıyız… Bakınız, Millî Eğitim Bakanının açıklamalarıyla ilgili örnekler verdim. Peki, bir de Dışişleri Bakanıyla ilgili vereyim, Sayın Bakanımızla ilgili vereyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

MUHARREM İNCE (Devamla)Selanik Belediye Başkanı Papayorgopulos soykırım anıtı dikiyor, dünyada 179 tane dernek kuruyorlar; Yeni Zelanda, Amerika, Almanya, Kanada… Sözde pontus soykırım anıtı dikmek için 179 dernek kuruyorlar; Türkiye Cumhuriyetinden çıt yok. Ne oldu peki; geçen gün İpsala'da, Türkiye'den, vatandaşlarımız çıktı, dediler ki "biz de buraya soykırım anıtı dikeceğiz." Sayın Bakana soruyorlar, ne diyorsunuz diyorlar: "Doğru bir davranış değil" diyor. Selanik Belediye Başkanına soruyorlar, soykırım anıtı için ne düşünüyorsun diyorlar: "Düşünce özgürlüğüdür" diyor. Ben isterdim ki, Türkiye Cumhuriyetinin Dışişleri Bakanı da "Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlettir, insanlarımız özgürdür, düşünce özgürlüğü vardır, İpsala'daki yurttaşlarımız da böyle düşünmüşler, onların takdiridir." En azından böyle demeliydi.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 16 Mayıs 2006

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook