İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.( dpt,spk,bddk,gap bölge kalkınma idaresi başk.,tütün ve tütün mümullleri ve alkollü içkiler piyasası düzenleme kurumu) 5 inci tur

Muharrem Karslı

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 34. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Aralık 2005 · 1.076 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem Karslı (AK Parti), 17 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.( DPT,SPK,BDDK,GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞK.,TÜTÜN VE TÜTÜN MÜMULLLERİ VE ALKOLLÜ İÇKİLER PİYASASI DÜZENLEME KURUMU) 5 İNCİ TUR); konuşma 1.076 kelime.

Muharrem Karslı (AK Parti, İstanbul). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.( dpt,spk,bddk,gap bölge kalkınma idaresi başk.,tütün ve tütün mümullleri ve alkollü içkiler piyasası düzenleme kurumu) 5 inci tur”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-karsli-22-2005-12-17-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-dpt-spk-bddk-gap-bolge-kalkinma-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MUHARREM KARSLI (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 2006 yılı bütçesinde, Sermaye Piyasası Kurulu bütçesiyle ilgili olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sermaye piyasası nedir, önce bir iki kelimeyle onu arz etmek isterim. Sermaye piyasası, tek başına yatırılamayacak, yatırıma dönüştürülemeyecek küçük meblağlı fonların ya da sahipleri tarafından yatırıma dönüştürülemeyen orta ve büyük meblağlı fonların yatırıma dönüştürülmesi için gerekli olan bir piyasadır. Bu piyasaya, biz, genelde malî piyasa diyoruz; çünkü, bu işi bankalar da yapıyor; ama, sermaye piyasasının bankacılık sektöründen farkı, bu işi, yani, küçük meblağları büyük fonlar haline dönüştürüp, yatırılabilir fonlara çevirme fonksiyonunu, menkul kıymetler dediğimiz kıymetli evraklar yardımıyla, aracılığıyla yapar ve sermaye piyasasının teşkilatlı pazarına da borsa diyoruz. Organize edilmiş, kapalı yerde alıcıları ve satıcıları bir araya getiren, arz ve talebi en iyi şekilde karşılaştıran organize pazarına da borsa diyoruz.

Bu piyasanın; yani, sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesiyle görevli olan kurumumuz da Sermaye Piyasası Kuruludur. Sermaye Piyasası Kurulu, yetkilerini kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak kullanır; idarî ve malî özerkliğe sahip, Türkiye'deki ilk bağımsız idarî otorite olarak, 1982 yılında faaliyetlerine başlamıştır.

Sermaye Piyasası Kurulu, dinamik ve saygın bir düzenleyici kurum olma vizyonu çerçevesinde, sermaye piyasasının güvenli, adil, şeffaf ve etkin işlemesini sağlamak üzere, uluslararası norm ve gelişmelere paralel, değişen piyasa ihtiyaçlarını karşılayan, objektif, sade ve anlaşılabilir yaklaşımlarla hesap verebilen, düzenleme ve denetleme yapma misyonuyla düzenlemeler yapmaktadır.

Sermaye piyasamızda, bugün, 312'si İMKB'de; yani, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında kote olmak üzere, Sermaye Piyasası Kurumuna kayıtlı 625 tane büyük şirket bulunmaktadır. İMKB'de işlem gören şirketlerin piyasa değerleri, bugün itibariyle 205 milyar Yeni Türk Lirasıdır. Bunların halka açıklık oranı yüzde 30 civarındadır ve sırf halka açık bölümlerinin piyasa değeri ise, 65 milyar YTL tutarındadır.

Sermaye piyasalarımızda 1 000 000’dan fazla hisse senedi yatırımcısı bulunmaktadır. Yatırımcı sayısı, yatırım fonlarında ise, 3 000 000’a ulaşmıştır. 700 000 civarında da, emeklilik fonlarının yatırımcıları bulunmaktadır. Yatırım fonlarının sayısı 343'e ulaşmış, fon büyüklüğü ise 30 milyar YTL'ye varmıştır. Geçen sene faaliyete geçen emeklilik fonlarının sayısı hızla artış gösterek 91'e çıkmış, fon büyüklüğü ise 1 milyar YTL'yi bulmuştur.

Biliyorsunuz, bugünlerde çok aktüel bir konumuz var, mortgage dediğimiz ipotekli konut kredisi meselesi. Bu da, bir taraftan bankaların konusu olmakla beraber, aynı zamanda sermaye piyasasının da konusudur; çünkü, ipotekli konut kredisini bankalar kendi klasik sistemleri dahilinde verirler, ama, yeni gelmekte olan yasayla verilecek ipotekli borç kredileri, yani mortgage dediğimiz krediler, ipotekli borç senetleri aracılığıyla kullandırılacak ve bu senetler sermaye piyasasında paraya çevrilecektir. Yani, burada, sermaye piyasasının önemli bir katkısı vardır. Bu şekilde, halktan, sermaye piyasası aracılığıyla toplanacak olan fonlar, ipotekli konut kredisi sisteminin işlemesinde kullanılacaktır.

Sermaye piyasasının, ekonomide büyük bir fon sağlama, sermaye birikimi sağlama fonksiyonu vardır. Sermaye piyasamızın, borsa yoluyla, halka arz yoluyla, kurulduğundan bugüne kadarki otuz yıl içinde sağladığı sermaye birikimi 25 milyar dolar civarındadır; yani, sermaye piyasamız olmasaydı, bu fonların, bu sermayenin önemli bir bölümü halktan sağlanamayacaktı ve bunlar yatırıma dönüştürülemeyecekti. Özellikle özelleştirmede sermaye piyasasının çok önemli bir rolü vardır. Petkim, Petrol Ofisi, Tüpraş, Türk Hava Yolları ve son olarak Vakıflar Bankası özelleştirmelerinde, sermaye piyasası yoluyla halka arz büyük bir fonksiyon yapmıştır ve bu şekilde satılan hisseler halkımızın eline geçmiştir. Yani, millî şirketleri, stratejik şirketleri yabancılara kaptırma kuşkusu olanları rahatlatacak bir fonksiyondur. Ayrıca, sermaye piyasamız, yabancı yatırım sermayesi celbinde de büyük bir fonksiyon icra etmektedir. Gelen yabancı sermaye, genellikle, gelişmiş Batı ülkelerinden geldiği için ve bu ülkelerde de gelişmiş borsalar bulunduğu için, gelen yabancı sermaye, gittiği ülkede borsa var mı, gelişmiş ve işleyen bir sermaye piyasası var mı, bunu titizlikle aramaktadır. Dolayısıyla, borsanın mevcudiyeti ve sermaye piyasamızın işlerliği ve sermaye piyasamızın şeffaf ve adil bir şekilde düzenlenmesi ve denetlenmesi, yabancı sermaye için de bir güvence oluşturmaktadır. Yabancı sermaye Türkiye'ye gelirken, sadece kendi getireceği sermayeyi düşünmemektedir. Türkiye'de kurulu yabancı sermayeli büyük şirketlerin büyük çoğunluğunda, bakarsanız, aynı zamanda yerli sermaye de vardır; çünkü, bunlar, halka açılarak, halk sermayesini de kendi sermayelerine katmışlardır. Dolayısıyla, bunun hem sermaye birikimine hem yabancı sermaye celbine hem sanayi gelişmemize hem de teknolojide ilerlememize önemli katkıları olmuştur.

Sermaye piyasasının bu şekilde, bu yoldan, aynı zamanda istihdama da büyük bir katkısı vardır. Biliyorsunuz, Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri işsizlik. İşsizlik sorunu, enflasyonla mücadele edilen bütün ülkelerde mevcuttur. Enflasyonla mücadeleyi ben bir tahterevalliye benzetiyorum; bir tarafında enflasyon oranı, bir tarafta işsizlik oranı. Enflasyonu aşağıya doğru bastırdığınız zaman, işsizlik yukarı doğru kalkar. Bu, bütün dünyada böyle olmuştur ve ekonomi tarihinde de hep böyle olmuştur. Çünkü, bunun sebebi gayet basit; enflasyonu önlemek, durdurmak isterseniz, devlet israfını önleyeceksiniz, malî disiplin getireceksiniz, sıkı para politikası uygulayacaksınız, bütçe açıklarını kapatacaksınız, lüzumsuz israf niteliğindeki yatırımları durduracaksınız ve de para basmayı durduracaksınız. Ancak bu şekilde enflasyonla mücadele edebilirsiniz; fakat, bu da, piyasadaki para sirkülasyonunu azalttığı için, bir işsizlik ve durgunluk yaratmaktadır; bu, kaçınılmaz bir şeydir.

Ayrıca, Türkiye'nin kendine has şartları var. Türkiye'de hızlı bir nüfus artışı var; yüzde 1,5 oranında yılda nüfusumuz artıyor -ki, Çin'deki nüfus artışı yüzde 0,6'ya indirilmiştir- bizde hâlâ Çin'in 2 katı, 2,5 katı kadar hızlı bir nüfus artışı var.

Ayrıca, doğudan batıya, köyden şehre büyük bir göç hareketi var Türkiye'de ve büyük bir kentleşme olgusu var. Köylü nüfus kente iniyor. Köylü nüfus köyündeyken işsizler sınıfına girmez; ama, şehre indiği zaman, varoşlarda otururken işsizler listesine katılır; böylece, işsizliği artıran bir faktör haline gelir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim, tamamlayın konuşmanızı.

MUHARREM KARSLI (Devamla)Ayrıca, bir olgu daha var. Türk sanayii son yıllarda büyük bir verimlilik artışı içindedir. Verimlilik artışı da -biraz ters gelebilir belki ama- işsizliğe sebep olur. Bunu şöyle bir misalle söyleyeyim: Bir fabrikanız var, burada bir makine var. O makine günde 1 000 parça mal üretiyor; başında da 10 işçi çalışıyor. Bunu atıyorsunuz, yeni teknolojili, yeni, gelişmiş bir makine getiriyorsunuz, üretim miktarını 2 000'e çıkarıyorsunuz ve başında çalışan işçi miktarı da 5 kişiye iniyor. Böylece, üretim artıyor, sanayi üretimi artıyor, ihracat artıyor, büyüme hızı artıyor; ama, bir de bakıyorsunuz ki, işsizlik azalmamış, istihdam istediğimiz kadar artmamış. Bu, memleketimizin katlanması gereken bir sonuç olarak görülüyor.

İşsizliği önlemenin yolu, yeniden yatırımlara hız vermektir ve yabancı sermayeyi celp etmektir. Bu 2005 yılı içinde yabancı sermaye girişlerinde çok büyük bir hızlanma görülüyor. Ayrıca, bütçe açıkları da kapandıkça devletin de yatırım yapma imkânları çoğalacaktır ve sanıyorum, 2006 yılından itibaren işsizliği geniş çapta önleyebilecek şekilde yeni yatırımlara girişebileceğiz ve yine işsizlik konusunda şunu söyleyeceğim: Enflasyonla mücadele edilen her ülkede işsizlik artmıştır; ama, Türkiye'de artmamıştır, hiç olmazsa, yarım puan dahi olsa, 1 puan dahi olsa işsizlikte azalma sağlanmıştır.

Bu konuda söylenecek daha pek çok şey var; ama, benim sürem dolduğu için, hepinize teşekkür ediyorum, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

45 konuşma daha · 17 Aralık 2005

45 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook