T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)
Diyarbakır Milletvekili ·
Genel Kurul, 59. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Şubat 2006 · 1.056 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muhsin Koçyiğit, 7 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)); konuşma 1.056 kelime.
Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır). “T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2006-02-07-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1076 sıra sayılı yasa tasarısı üzerinde Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; bilindiği üzere, bugün tartışmakta olduğumuz Vergi İadesi Yasası mevzuatımıza 1985'li yıllarda girmişti. O yıllardaki giriş amacı, bir yandan kayıtdışı ekonomiyi kayda almak, belgeli satışları yaygınlaştırmak, öte taraftan da, bir nebze olsun çalışanlara ve emeklilere, gelirlerine katkıda bulunmak üzere, bir gelir aktarması yapılmayı amaçlıyordu; ama, gelinen bu süreç içerisinde, görüyoruz ki, IMF'e verilen talimatlar gereği, IMF'e verilen taahhütler gereği, önce bu yasanın kapsamı daraltıldı, kapsama giren mal ve hizmetler daraltıldı. Örneğin, vergi iadesi kapsamına, halı, çamaşır makinesi gibi beyaz mallar dediğimiz dayanıklı tüketim malları girmemektedir. Daha sonra, bu kapsamda, vergi iadesi alan mükellefler bazında bir indirime gidildi. Öncelikle, Gelir Vergisi mükellefleri kapsam dışına çıkarıldı. Şimdi de, görüyoruz ki, IMF'e verilen taahhüt mektuplarında vergi iadelerinin yeniden yapılandırılacağı söylenmişti. Yeniden yapılandırmaktan amaç, herhalde iyileştirmek değil; çünkü, IMF'e verilen tüm taahhütler, bir yerde, emeklilerin ve çalışanların aleyhine olduğu için, bunda önce indirime gidilecek, sonra da mevzuatımızdan tamamen çıkarılacaktır. İşte, bunun, bugün, ilk basamağı olarak, emeklilerin vergi iadesi yüzde 5'ten yüzde 4'e indiriliyor, yarın kaldırılacak, ondan sonra da, çalışanlara uygulanan vergi iadesine tırpan atılıp, onlarla aynı yöntem, aynı süreçte, onlardan da bu işlem kaldırılıp, mevzuatımızdan bu tamamen kaldırılmış olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, bir süre önce, Sayın Başbakanımız, verdiği bir demeçte, çalışanları değil, sadece emeklileri fiş toplama, fatura toplama eziyetinden kurtarmak için bunlardaki vergi iade oranının yüzde 5'ten yüzde 4'e indirileceğini söylemişti. Bu bir yerde doğru bir şey; fakat, biliyoruz ki, Vergi Usul Kanununa göre, herkesin, alışveriş yapan herkesin fiş ve fatura alma zorunluluğu vardır. Bu bakımdan, bu demeç, bir yerde, havada kalmaktadır; yani, emekliler yine eskiden olduğu gibi fiş ve fatura toplamak zorundadır. Aksi halde, Vergi Usul Kanununda öngörülen özel usulsüzlük cezalarıyla cezalandırılırlar.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, ülkemizin içinde bulunduğu en büyük sorunlardan birisi kayıtdışı ekonomidir. Kayıtdışı ekonomi de, en büyük kötülüğü, maalesef, işsizlere yapmaktadır; çünkü, kayıtdışı ekonomi, makro dengeleri bozarak ve krizler yaratarak, yatırımı, üretimi, istihdamı ve yabancı sermayeyi olumsuz şekilde etkilemektedir. Bu bakımdan, bugün, en son verilerde de, işsizlik oranı yüzde 10'lara çıkarak, işsizlerimizin umudunu tamamen tüketmiştir. Aynı şekilde, üniversiteliler arasındaki işsizlik oranı da yüzde 20'lerde olduğundan, beyin göçümüz yurt dışına doğru gitmeye devam etmektedir. Bu bakımdan, genç insanlarımızın emeklerini, enerjilerini boşa harcıyoruz. Bence, toplumumuzdaki en büyük savurganlıklardan birisi, üniversiteli işçilerimizin işsiz duruma gelmesidir. Bu bakımdan, umuyorum ki, bu yasalarla, bunlar bir an önce ortadan kaldırılır.
Bununla ilgili olarak bir araştırmanın sonucunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli arkadaşlarım, görüşülmekte olan bu yasa tasarısıyla, vergi iadesindeki söz konusu düzenleme dolayısıyla, en düşük SSK emeklisi yıllık 66 000 000, en düşük Bağ-Kur emeklisi yıllık 48 000 000 ve en düşük dereceli memur emeklisi ise 82 000 000 lira kayba uğrayacak. Buna göre, yapılan bir araştırmayla, 1 inci derecenin 4 üncü kademesinden emekli bir öğretmenin yıllık kaybı 114 000 000, ortalama emeklilerin kaybı 120 000 000 ve toplam emeklilerin kaybı ise 864 trilyon olacaktır. Demek ki, emeklilerden 864 trilyonluk bir gelir alınıp, toplumun başka kesimlerine aktarılacak demektir.
Bu bakımdan, bu yasa tasarısıyla, bir an önce emeklilerin durumunun düzeltilmesi gerekir. Bunun için, öncelikle, emeklilere bu yasa tasarısıyla öngörülen altışar aylık dönemler itibariyle yüzde 3'lük artışlar oldukça yetersizdir. Bu bakımdan, bunlara, Sayın Bakanımız, geçenki konuşmasında, kaynak bulunamadığını, kendilerinin gönüllerinin de fazla vermek istediğini söylemişti; ama, kaynak bulunamadığını söylemişti.
Sayın Bakanım, istediğiniz zaman kaynak bulunuyor. Bundan bir süre önce, biliyorsunuz, 2006 yılı Bütçe Kanunu kesinleşti, buradaki gelirler ve giderler kesinleşti. Oysa, bundan kısa bir süre sonra yapılan açıklamada, Kurumlar Vergisi oranı 10 puan indirilmek suretiyle, bir kalemde, fakir fukaradan, dar gelirliden, emekliden, çalışanlardan tam 3 katrilyon liralık bir gelir, holdinglere ve özelleştirmeden pay alan ögerlere, Haririlere aktarılmış oldu.
Demek ki, istendiği zaman kaynak bulunuyor. Bu kaynak nereden bulunuyor; bugün, kaynağa muhtaç olan emekliler, maalesef, zengin kesimlere kaynaklık yapmaktadırlar. Nasıl mı yapılıyor; ödedikleri dolaylı vergilerle, ödedikleri Özel Tüketim Vergisiyle, Katma Değer Vergisiyle, bir şekilde harcama vergileriyle onlardan alınıp, zengin kesimlere kaynaklar habire aktarılmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bugün, bizzat, emeklinin kendisi kaynağa muhtaçiken, zenginlere kaynaklık etmektedir. Bu politikanın adına ne denir adını burada koyalım; emekliyi soydurma, zengini giydirme politikası denir. Bugün, uygulanan bu program, maalesef, budur; çünkü, habire bir kesime vergi indirimi adı altında geçici vergilerin daimî duruma getirilmesi adı altında, kaynak aktarılırken, gariban emeklilere, garip guraba dediğimiz emeklilere, bu artışlar çok görülmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; emeklilere vereceğimiz yüzde 3'lük artışlar çok yetersizdir. Hemen, en son yayınlanan, ocak ayı enflasyon rakamları -bildiğimiz gibi- ortalaması 1,35'tir. Şubat ayında da 1,35 çıkarsa; demek ki, daha, emekli yüzde 3'lük maaş artışı almadan, yüzde 3 cebine girmeden, enflasyon, TÜFE farkıyla geri alınmış olacaktır. Demek ki, bundan sonra, dört aylık süre içerisinde, emekliye hiçbir gelir aktarılması yapılmayacaktır. Bu bakımdan, bu yasa tasarısı görüşülürken, hemen, burada düzelterek, bunların altı aylık miktarını, en azından iki katına, yüzde 6 ve 7'lere çıkarmamız gerekir. Gerçekten de, son enflasyon rakamları, maalesef, emeklinin parasına bu artışlar daha girmeden, enflasyon, TÜFE adı altında, cebinden alınmıştır.
Bu bakımdan, tüm arkadaşlarımdan rica ediyorum; bu enflasyon verilerini dikkate alarak, en azından, burada, bir önergeyle bunları düzeltmemiz gerekiyor. Bu konuda verilmiş önergelerimiz de vardır.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; emeklilerin sorunu yüzdelik artışlar değil. Yüzdelik artışlar, bir bakıma, Emekli Sandığı emeklileri ile Sosyal Sigortalar ve Bağ-Kur emeklileri arasındaki taban aylıklarının açılmasına neden oluyor, öte tarafından da, aynı birim içerisinde, yani SSK'lı işçiler arasında da, tavan ve taban aylıkları arasındaki mesafenin açılmasını sağlıyor. Bu bakımdan, bu sosyal güvenlik kurumları arasındaki taban aylıklarının yaklaştırılması, makasın daraltılması ve aynı sosyal güvenlik kurumu içerisindeki işçiler arasındaki taban ve tavan aylıklarının daha paralel duruma getirilmesi, daha yaklaştırılması için, yani, adil gelir dağılımı için, bu yüzdelik artışları bırakıp, bir an önce "seyyanen artışlar" dediğimiz makro artışlara yönelmemiz gerekir. Nitekim, bunun örneğini de, en son, 2006 yılı bütçe kanununda, iyi bir uygulamayla çalışanlarımıza verdik; onlara, yüzdelik artışların yanında, altışar aylık dilimler halinde 40 000 000+40 000 000, 80 000 000 verildi. Bu uygulamayı niye bunlardan esirgiyoruz?! Çünkü, emeklilerimiz daha muhtaç, emeklilerimiz daha zor durumda; emekli de insandır; çarşıya gidiyor, pazara gidiyor, üniversitede öğrenci okutuyor; onun da dengeli, sağlıklı büyümeye, sağlıklı beslenmeye ihtiyacı vardır. Yapılan araştırmalar da, emeklilerin, gittikçe verem hastalıklarına yakalanma oranlarının arttığını gösteriyor. Verem hastalığının en büyük nedeni, hepimizin bildiği gibi, bünyenin zayıf kalması, dengeli ve sağlıklı beslenmenin yapılamamasıdır. Bu bakımdan, bir an önce, emeklilerimizin durumu düzeltilip, bunların hastalıkların pençesinden kurtarılıp…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 7 Şubat 2006