Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu (s.s.237)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 111. Birleşim · 1. yasama yılı · 24 Temmuz 2003 · 1.742 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Murat Başesgioğlu (AK Parti), 24 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU (S.S.237)); konuşma 1.742 kelime.
Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu (s.s.237)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 24 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2003-07-24-esnaf-ve-sanatkarlar-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-sosyal-sigortalar-ku (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi, şahsım ve hükümetimiz adına saygıyla selamlıyorum.
Bugün huzurda görüştüğümüz yasa tasarısı, sosyal güvenlik sistemimiz içerisinde çok önemli bir yeri olan Bağ-Kur ile ilgili bir tasarıdır.
Hepinizin bildiği gibi, 1972 yılında kurulan bu kurum, şu anda 3 320 000 aktif sigortalıya, 1 393 000 emekli sigortalıya ve bunların bakmakla yükümlü oldukları nüfusla birlikte, ülke nüfusumuzun yaklaşık 15 000 000'luk kesimine sosyal güvenlik ve sağlık hizmeti sunmaktadır.
Yoğun bir yasa maratonuna girmiş bulunmaktayız; bu sebeple, sözlerimi fazla uzatmayacağım, sizleri de daha fazla yormak istemiyorum, konuşmamı olabildiğince kısa keseceğim. Zaten, benden önceki konuşmacılarımız da, Bağ-Kurun şu anda bulunduğu malî durumunu, diğer parametrelerini burada çok güzel şekilde ifade ettiler. Keşke, her konuşmacı, burada, Bağ-Kurun bugünkü durumunu daha güzel ifadelerle anlatabilseydi.
Değerli arkadaşlarım, maalesef, Bağ-Kur, bugün, geldiği nokta itibariyle, bir sosyal güvenlik kurumu olmaktan ziyade, bir sosyal yardım ve hizmet kurumuna dönmüş bulunmaktadır. Bağ-Kurun gelirlerinin yüzde 60'a yakın bir bölümü hazine tarafından karşılanmaktadır, ki, bu aktuaryel dengesindeki bozukluk devam ettiği sürece, bu hazine transferindeki bölüm daha da artacaktır.
Bizim, Meclis olarak ve hükümet olarak vermemiz gereken karar şudur: Geçmişe dönük hiçbir şey söylemek istemiyorum; evet, geçmişteki yanlış uygulamalar neticesi bu kurum bu hale gelmiştir. Biz, Bağ-Kurun bir sosyal güvenlik kurumu olarak devam etmesini sağlamak için köklü radikal tedbirler alacak mıyız; yoksa, halka, kısa vadede şirin gözükmek adına, popülizm yapmak adına, günlük elmaşekerleri mi dağıtacağız; Yüce Meclisin veyahut da hükümetin vermesi gereken en önemli karar budur. İnanıyorum ki, hiçbirimiz, hiçbir milletvekilimiz, hiçbir kurumumuz, Bağ-Kuru, ileride, daha büyük sıkıntılara sokacak, Bağ-Kurlularımızı, ileride, gerek sağlık hizmeti konusunda gerekse sigorta hizmetleri konusunda daha büyük zorluklara sokacak böyle bir popülizmi, böyle bir yaklaşımı benimsemeyecektir.
Evet, bu şekilde dengeleri bozulmuş sosyal güvenlik kurumunu rehabilite etme konusunda alınacak kararlar sevimli kararlar değildir, bugün için sevimli kararlar değildir; ama, biz, bu sosyal güvenlik sistemini, geleceğe, ileriye sürdürülebilir şekilde taşıma iradesini göstereceksek, bu kararları, bugün için, sevimli olmasa bile, almak zorundayız. Kimin için almak zorundayız; bu sistemden yararlanacak Bağ-Kurlumuz için, tarım sigortalımız için, bunların bakmakla mükellef olduğu yakınları için.
Değerli arkadaşlarım, huzurunuza gelen tasarı iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümünde, teşkilat ve kadroya ilişkin hükümler var; genel kurul, yönetim kurulu, bunların kompozisyonu, buraya kimlerin katılacağı, dairelerin görevleri, çağdaş gelişmelere uygun olarak finans ve aktuaryel daire başkanlığının kurulması, bilgi işlem daire başkanlığının kurulması gibi yeni güncel ihtiyaçlara cevap verecek yeni birimler ihdas edilmektedir.
Tasarımızın ikinci bölümündeyse, sigortacılık hizmetlerine ilişkin hükümler yer almaktadır; bunları, burada konuşan değerli arkadaşlarımız ifade etiler. Bunlardan önemli gördüklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bunlardan bir tanesi, 1479 sayılı Kanun, çiftçilerimize yönelik sigorta hükümlerini içerirken, 2926 sayılı Kanun hükümleriyle norm ve standart birliği sağlanmıştır; yani, 1479 ile 2926 sayılı tarım sigortası dediğimiz iki sigorta kesimi arasında birlik sağlanmıştır.
Sigortalılık kapsamı, sigortalılığın başlangıç ve terk tarihleri, kontrol ve denetimi yeni esaslara bağlanmıştır. Yapılan değişikle, kurumun kuruluş amacına uygun olarak sigortalılık niteliği ve kapsamı yeniden belirlenerek, prim alacaklarının tahsilinde kamu kurum ve kuruluşlarının katkısının sağlanması öngörülmektedir.
Toptan ödeme yapılmak suretiyle, tasfiye edilen hizmet süreleri yeniden düzenlenmiştir.
Yasa tasarısıyla, 4.10.2000 tarihinden önce isteğe bağlı sigortalı olup da sağlık sigortası kapsamı dışına çıkarak mağdur hale gelmiş olan sigortalı ve emeklilerimize, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde talepte bulunmaları ve altı ay içerisinde borçlarını ödemeleri halinde tekrar sağlık sigortasından yararlanma hakkı verilmiş olacaktır.
Yapılan düzenlemeyle, isteğe bağlı sigortalılığın amacına uygun olarak düzenli prim ödemesinin sağlanabilmesi için, belirli süre prim ödenmemesi halinde sigortalılıklarının kendiliğinden sona ermesi öngörülmüştür.
Yine, başka bir değişiklikle, 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılara, kanunun yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren üç ay içerisinde başvurmaları halinde 12 basamak yükseltme hakkı tanınmıştır. Bu düzenlemeyle, düşük basamaklarda prim ödeyerek düşük aylık almalarının önlenmesi amaçlanmıştır.
Askerlik borçlanmasında üç ay olan ödeme süresinin altı aya çıkarılması ve askerlik borçlanmasıyla aylık bağlanması halinde bir yıl bekleme şartı kaldırılmıştır.
Kurumun tüm işlemlerinin bilgiişlem ortamında yapılması ve arşivlenmesi yasal hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, kız çocuklarına aylık bağlama usulünde "geçimini sağlayacak başka geliri bulunmamak" kriteri kaldırılarak, objektif kriterlere, "sosyal güvenlik kurumlarına bağlı olarak çalışmamak ve aylık almamak" yöntemine geçilmiştir.
Tasarı görüşülürken, bu konuda, ileride de daha ayrıntılı bilgileri öğrenme imkânını bulacağız.
Değerli arkadaşlarım, bugün, bu tasarıyla birlikte yeni bir düzenlemeyi de huzurlarınıza getirmiş bulunmaktayız. Şayet, Yüce Meclisimizin onayı olursa, Sosyal Sigortalar Kurumuna ve Bağ-Kura bugüne kadar birikmiş olan borçları yeni bir yapılandırma ve taksitlendirme amacına yönelik bir değişiklik yapılacaktır.
Değerli arkadaşlarım, Bağ-Kur, 2002 yılı sonu itibariyle, 1 katrilyon 71 trilyon liralık prim tahsilatına karşılık, 2 katrilyon 766 trilyon lira emekli aylığı ödemesi yapmıştır. Bağ-Kurun prim gelirleri, emekli aylıklarının ancak yüzde 39'unu karşılayabilmektedir. 2002 yılı sonu itibariyle, 964 trilyon liralık sağlık primi gelirine karşılık, 2 katrilyon 195 trilyon liralık sağlık gideri gerçekleştirilmiştir. Burada da, sağlık primi gelirlerinin sağlık giderlerini karşılama oranı yüzde 44'tür. Bağ-Kurun 2003 Haziran ayı itibariyle prim alacağı 14 katrilyon 346 trilyon liradır.
Değerli arkadaşlarım, bu alacakların dağılımına baktığımızda, sigortalılarımızın sadece yüzde 16'sının hiç borcu bulunmamaktadır; yüzde 55'i primlerini düzensiz ödemektedir; yüzde 28'i, yaklaşık 1 000 000 sigortalımız hiç prim ödememiştir. Bu malî tablodan da anlaşılacağı üzere, Bağ-Kurun borç yapılandırılmasını Yüce Meclisin huzuruna getirmek zaruretiyle karşı karşıya kaldık. Nasıl bir yöntem düşündüğümüzü de, izninizle, kısaca arz etmek istiyorum:
Değerli arkadaşlarım, Bağ-Kur, bugüne kadar, gecikmiş borçlara veyahut da gecikmiş alacaklarına, 6183 sayılı Yasa uyarınca, gecikme zammı tahakkuk ettiriyordu. Bunun da oranı şu anda yüzde 7'dir; yani, bu aylık 7'lik oran, yıllık yüzde 84 oranına tekabül etmektedir; yıllık yüzde 84'lük bir faiz oranını, bugünün piyasa şartları içerisinde, kabul etmek, uygun görmek mümkün değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bakan, konuşmanızı tamamlayınız.
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla)Değerli arkadaşlarım, dolayısıyla, yapacağımız şey şudur: Biz, Bağ-Kur olarak, bundan sonra, gecikmiş borçlara bu yöntemi uygulamaktan vazgeçeceğiz; yani, aylık yüzde 7, yıllık yüzde 84 oranındaki bu çok yüksek gecikme faizi uygulaması yönteminden vazgeçeceğiz.
Peki, bunun kapsamı ne olacak; bunun kapsamı da, siz, şayet onaylarsanız, 30 Haziran tarihî itibariyle tahakkuk etmiş prim, gecikme zammı ve diğer alacaklar, bu borçları yapılandırma kapsamı içerisine dahil edilecek.
Bu birikmiş borçlara uygulanacak oran da, Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak TL cinsinden ıskontolu ihraç edilen devlet içborçlanma senetlerinin aylık ortalama faizinin birleşik bazda uygulanmasını öngörüyor. Şu anda bilebildiğim kadarıyla, bu faiz oranının aylık ortalaması 3.6'dır.
Değerli arkadaşlarım, peki, taksit miktarı ne olacak; daha önceki taksitlendirme yönteminde 18 ve 24 aylık taksitlendirmeler oluyordu. Bizim bu yöntemimizde, bu şekilde, 18 ve 24 aylık bir kısıtlayıcı süre olmayacak. Ne olacak; mükelleflerimizin, Bağ-Kurlularımızın ödeme gücüne bağlı olarak, onların da arzularına bağlı olarak bir taksitlendirme, bir yeniden borç yapılandırılması programı olacak. Yani, diyelim ki, ayda 120 milyon liralık bir Bağ-Kur cari primi olan sigortalımızın, bunun yüzde 15'i, diyelim yüzde 20'si gibi belli bir baz alınarak, ödeme gücü, mutlaka bu borçları yapılandırma konusunda dikkate alınacak. Bu yasaya temel parametreleri koyup, daha esnek olabilmesi için, borç yapılandırılmasının taksitini ve mükellefin ödeme gücünü takdir ve tayin keyfiyetini de kurumlarımızın yönetim kuruluna bırakmak istiyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bu kanundan yararlanmak için, kanunun yayımı tarihini izleyen otuz gün içinde mükelleflerimizin yazılı müracaat etmesi gerekiyor. Eğer, sigortalımız, ben bu yeni uygulamadan istifade etmek istiyorum derse yazılı müracaat etmesi lazım; yoksa, eski uygulamaya ve eski borç yapılandırmasına tabi olma hali devam edecektir.
Taksit nasıl bozulacak; bunun için de, bir yıl içerisinde yine makul sayılabilecek; yani, öyle, bir ay ödememede, hemen, taksitini yahut da taahhüdünü ihlal etmiş saymayacağız. Yani, bir yıl içerisinde, diyelim üç ay gibi, art arda bu öngörmüş olduğu veyahut da taahhüt etmiş olduğu taksiti ödemediği takdirde taahhüdünü ihlal etmiş olacak.
Değerli arkadaşlarım, burada önemli bir konu da, beş yıl hiç kuruma prim ödememiş sigortalılarımız açısından önem arz etmektedir. Yani, bir şekilde, resen tescil yoluyla kuruma ilişkileri kurulmuş; ama, bu tarihten itibaren kuruma hiç prim ödememiş bir hayli sigortalımız var. Şimdi, biz, bu sigortalılarımızı bu borç yapılandırma imkânından öncelikle yararlandırmak istiyoruz. Beş yıl ve daha fazla prim ödememiş sigortalılarımız, öncelikle bu borç yapılandırma ve ödeme kolaylığı prosedüründen yararlanma hakkına sahipler. Diyelim ki, öngörülen otuz günlük süre içerisinde bu imkândan yararlanmak istemediler. Öyle ki -hepimiz biliyoruz- çoğu mükellef de "beni, Bağ-Kurdan çıkarın" diyor. Çünkü, yerine göre, yeşilkart uygulamasından istifade edemiyor veyahut da diğer sosyal güvenlik kuruluşlarıyla ilgili irtibatlarında, Bağ-Kurlu olması, onun için engel teşkil ediyor. Dolayısıyla "beni bu sistemden çıkarın" diyor. Bize gelmiş, yazılı dilekçe vermiş; ama, yasada herhangi bir açık hüküm olmadığı için, bu arkadaşların Bağ-Kurluluğu devam etmiş ve devam ettiği sürece de kendileri hakkında borç tahakkuk ettirilmiş.
Şimdi, biz, kuruma, beş yıl ve daha fazla borcu olan, hiç prim ödememiş bu sigortalıların durumunu netleştirmek istiyoruz. Kendilerine, o borç yapılandırmasından istifade etme imkânı tanıyacağız. Müracaat etmedikleri takdirde de, kendilerine bir tebligat yapılacak, bu tebligata da olumlu cevap vermedikleri takdirde, sigortalılıklarının, ikinci müracaatlarına kadar askıya alınmasını öngörüyoruz. "Askıya alınma" ne demek; bunları, Bağ-Kur Genel Müdürlüğü, ayrı bir portföy içinde tutup, bunun dışında kalan sigortalarını, alacaklarını, borçlarını net bir şekilde, şeffaf bir şekilde görebilmelerine imkân sağlayacak bir yöntemi sağlayacaktır. Bu arkadaşımız, bu sigortalımız, ileride, Bağ-Kura müracaat etti; sistemle tekrar entegre olması mümkün. Vergi kaydıyla ilgili bir işi varsa, mutlaka, vergi kaydına dayalı olarak da Bağ-Kurla irtibat kurması mümkün olacaktır. Çünkü, bu sayı çok yüksek ve bu sayıyı, biz, net bir şekilde tespit edip, kurumun sağlıklı malî yapısını görmemiz gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, bu borç yapılandırma yasasında Bağ-Kurlular için önemli bir avantaj daha var: Bu beş yıl ve üzeri prim borcu bulunan sigortalıların, daha önce, Bağ-Kur mevzuatına göre hesaplanmış olan cari gecikme zamları, bu hesaplama usulünden vazgeçilerek, Sosyal Sigortalar Kurumundaki hesaplama yöntemine göre yeniden hesaplanacak. Bu hesaplama yapıldığı zaman da, arkadaşlarımızın yapmış olduğu hesaplamaya göre, Bağ-Kurluların toplam borçlarında yaklaşık 2 katrilyon lira civarında bir azalma olacaktır. Bu, tabiî, her bir sigortalıya ne kadar isabet eder, kendi cari hesabına göre, ortaya çıkacak bir husustur.
Bu sistem, geçmiş borçlara ilişkin bir sistemdir. Bundan sonra yeni oluşacak borçlara da yine 6183 sayılı Yasada öngörülen yüzde 7'lik gecikme zammı uygulamasından vazgeçip, demin ifade ettiğim gibi, borçlanma faizinin bileşik bazda uygulaması yöntemine geçilecektir. Bu konuya ilişkin yönetim kurullarımızın daha detaylı karar alması ve bu kararları alırken de, mutlaka, sigortalılarımızın ödeme güçlerine göre bir borç yapılandırılması uygulamasına gidilecektir. Her halükârda, değerli arkadaşlarım, bu uygulama, bugün mevcut uygulamakta olduğumuz gecikme zammı, artı, temerrüt faizi uygulamasından kat kat sigortalı lehinedir, faydalıdır. Burada tek risk, hazine bileşik faizinin değişken olmasıdır. Umuyorum ve diliyorum ki, hükümetimiz de malî disiplini en iyi şekilde sağlamak için elden gelen gayreti göstermektedir. Önümüzdeki yıllarda trendde çok olağanüstü bir durum gerçekleşmezse, borçlanma faizlerinin de daha aşağı noktalara çekileceğini göstermektedir. Tabiî, olağanüstü bir durum olursa, hükümet olarak da bunu her zaman dikkatten kaçırmayacağız; sigortalılarımızı ve mükelleflerimizi mağdur etmeyeceğiz.
Ben, katkı sağlayan değerli grup yöneticilerimize, milletvekillerimize, Sayın Başkanlık Divanına çok teşekkür ediyor, bu önemli kurumumuzun teşkilat yasasının, bütün sosyal güvenlik sistemimize ve Bağ-Kurlularımıza hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
34 konuşma daha · 24 Temmuz 2003