İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 23. BİRLEŞİM · SALI

Sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur emeklilerinin sorunları hk

Murat Başesgioğlu

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 23. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Kasım 2004 · 1.146 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Murat Başesgioğlu (AK Parti), 30 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR EMEKLİLERİNİN SORUNLARI HK); konuşma 1.146 kelime.

Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “Sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur emeklilerinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 30 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2004-11-30-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-emeklilerinin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, çok saygıdeğer arkadaşlarım; sözlerimin başında, hepinizi, hem şahsım hem de Hükümetimiz adına saygıyla selamlıyorum.

İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Ersin'in, emeklilerimize ilişkin yaptığı gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere huzurunuzdayım.

Emekliler, gençliklerinde bu ülkenin kalkınmasına, refahına alınterleriyle katkıda bulunmuş saygıdeğer insanlar. Her toplumda olduğu gibi, biz de emeklilerimizin bu son dönemlerinde, son demlerinde rahat bir hayat yaşamaları, sıkıntı çekmemeleri için elden gelen gayretin gösterilmesi, tedbirin alınması gerektiğine yürekten inanıyoruz; Meclisimiz öyle, hükümetlerimiz öyle. Ama, elbette, bugüne kadar yapılan iyileştirmelerde, bugün, emeklilerimizin, özellikle satın alma gücü açısından gönlümüzden geçen noktalarda olmadığını hepimiz biliyoruz ve bunu teslim ediyoruz.

Birazdan, Hükümetimizin bu konuya daha değişik yaklaştığını ifade etmek adına, yapmış oludumuz iyileştirmeleri, geçmiş dönemlerde yapılan iyileştirmelerle kıyaslayarak sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle, Sayın Ersin, bu TÜFE farklarından bahsetti değerli arkadaşlarım. Bu, bizim dönemimize ait bir konu değil, 2002 yılında başlamış bir konu. Çoğu arkadaşım hatırlayacak, 2000 yılında, bu emekli aylıklarının...

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)Siz, o zaman bakan değil miydiniz, aynı hükümette değil miydiniz?! Aynı Bakanlıktaydınız, aynı hükümetteydiniz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla)2000'de ben bakan değildim.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)Aynı hükümetteydiniz...

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla)Tabiî, o şekilde, geçmişe doğru uzanırsak Cumhuriyet Halk Partisine de çok hesap çıkar yani; onu...

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)Ben gerçekleri söylüyorum.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla)Herkesi kendi dönemiyle yargılayalım ve konuyu da dağıtmayalım. Şunu da söyleyeyim: Bulunduğum her dönemin hesabını da rahatlıkla veririm, hepsinin altına atmış olduğum imzayı da şerefle, onurla taşırım ve her platformda savunurum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, TÜFE farkı meselesi şudur: TÜFE farkı 2000 yılındaki bir hadisedir. 2000 yılında 4447 sayılı Yasayla bir değişiklik yapılmıştır ve emeklilere denilmiştir ki: "Maaş artışları bir önceki ayın TÜFE oranındaki artışa göre olacaktır." Peki, kanun yürürlüğe girmiştir ve 2002 yılına kadar bu konu münazaalı bir şekilde, tartışmalı bir şekilde devam etmiştir. 2002 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu demiştir ki: Ben emeklilerime ayın 19'undan başlamak üzere aylık ödemelerini yapıyorum; dolayısıyla, TÜFE farkı ayın 1'inde uygulanacakken 19'unda uygulanmış, dolayısıyla, 19 günlük farkını bir defada veriyorum. Arkadaşlar, hem kamuda hem özelde çalışanların farkının toplamı 25 trilyon lira tutarında bir paradır.

AHMET ERSİN (İzmir)Bir aylık mı verdiniz Sayın Bakan?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla)İhtilaf konusu şuradadır: Kurum, bu farkı, sadece bir aya mahsus, yani, 2000 Ocak ayında 19 günlük geç ödenmesine karşılık görmektedir ve bu 19 günlük, 23 günlük ödemeyi bir defada yapmıştır; ama, emeklilerimiz demektedirler ki: "Hayır, bu sadece bir aya mahsus değil, 2002 yılına kadar geçen her ay için bana 19 günlük ve 23 günlük farkı ödemeniz lazım." Yani, aradaki hukukî ihtilaf budur arkadaşlar.

AHMET ERSİN (İzmir)Ama yargı kararları var Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla)Onu da anlatayım. Takip edemediğiniz hususları da ben buradan tamamlayayım müsaade ederseniz. Konu, Ahmet Beyin dediği gibi yargıya intikal etmiştir, yargı münferit kararlar vermiştir ve her ay için bu 19 günlük farkın ödeneceği konusunda yargı kararları vardır. Kurum bu kararları uygulamamıştır; ancak, geçtiğimiz günlerde, Yargıtayın ilgili daireleri, daha önce vermiş oldukları bu kararlarından sarfınazar ederek yeni bir görüş ortaya koymuşlardır ve bu konuda verilen bir kararı bozup, yerel mahkemeye iade etmişlerdir ve bilirkişi raporlarının hangi şekilde yapılacağı, bu hesaplamanın hangi şekilde yapılacağına ilişkin yeni bir karar ortaya çıkmış bulunmaktadır.

AHMET ERSİN (İzmir) -Aynı şey değil o Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla)Dolayısıyla, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bakanlık olarak biz, bu TÜFE farkı denilen konuda kesin bir yargı kararı olmadığı için, kurum olarak yargı sürecinin neticelenmesini bekliyoruz. Elbette, yargı sürecinin sonunda emeklimizin lehine çıkacak bu hakkı teslim etmek bizim borcumuzdur. Ama, takdir edersiniz ki, henüz kesinleşmemiş bir konuda, Sosyal Sigortalar Kurumu bürokrasisinin de herhangi bir mükellefiyet altına girmesini herhalde hiçbirimiz istemeyiz; çünkü, bu, netice itibariyle, yaklaşık 1 katrilyon lirayı aşan bir meblağdır, düşük bir meblağ değildir. Onun için, bu konuda yargı sürecinin beklenmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla, sık sık gündeme getirilen "TÜFE farkları ödenmedi, bunlara el konuldu, üzerine yatıldı" gibi ifadeleri kabul etmek mümkün değildir. Bunu çok değişik platformlarda açıkladım. Yargıtayımızın bu konuda vermiş olduğu nihaî karara göre - ki, bir alacak çıkmayacaksa,o ayrı bir konu- kurum, bütün emeklilere, dava açma zahmetine katlanmadan ödemeyi kabul etmiştir; ben de bakan olarak bunu taahhüt ettim; hatta, emeklilerimize "dava açmayın" dedim; çünkü, kendi alacakları 10 000 000 lira olsa, bir davanın SSK'ya maliyeti en az 500 000 000 lira. Bu, emeklinin parası demektir, Sosyal Sigortalar Kurumunun parası demektir. Haa, bunu derken de, hiç kimsenin hak arama kanallarını kapatmış değiliz, isteyen mahkemelere başvurabilir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; dolayısıyla, TÜFE farkları konusundaki son hukukî süreç budur. Hukukî süreç neticelendiğinde kurum bunu gerektiği şekilde yerine getirecektir. Zaten, bu, yasal bir zorunluluktur.

Diğer bir konu, emekli aylıklarının artırılması konusudur. Bildiğiniz gibi, göreve geldiğimizde, emeklilerimize uygulanması gereken bu artışlarla ilgili sistem şu idi: Bir ay önceki TÜFE'de artış ne ise, emekli aylıklarının ona göre artırılması gerekiyordu. Biz, geldik, baktık ki, bu TÜFE artışlarını yaptığımız zaman çok cüzi bir artış söz konusu olacak; dolayısıyla, bu sistemden ayrılarak, hepinizin bildiği gibi, 2003 yılında 75 000 000 liralık ve 100 000 000 liralık seyyanen zamlar yaptık. Eğer, biz, TÜFE oranında bir artışı öngörmüş olsaydık, bugünkü gelmiş bulunan emekli aylıkları seviyesi bu miktarın çok altında kalacaktı.

2004 yılında da, yine, ocak ayında yüzde 10, temmuz ayında yüzde 10 olmak üzere, emeklilerimize kümülatif yüzde 21 oranında bir artışı gerçekleştirmiş bulunmaktayız.

Tabiî, bu, tartışılabilir; ama, şunu rahatlıkla söyleyeyim; yani, Bağ-Kur ve SSK emeklilerine iki yıldır yapmış olduğumuz artışlar, hem geçmiş yılların artış oranlarını kıyasladığımızda bir hayli tatmin edicidir hem de diğer ücret artış oranlarına baktığımızda, onlarla kıyasladığımızda, bu oranın onlara göre daha yüksek olduğunu görüyoruz.

Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi, tabiî, bütün beklentimiz, bu emekli aylıklarının, emeklimizin geçimini, maişetini rahatlıkla temin edebilsin noktasındadır; ama, hepinizin bildiği gibi, ülkenin bazı zorlukları var, sürdürmekte olduğumuz bir ekonomik program var. Gerçekçi olmak lazım; popülist davranışların ekonomik programları yaz boz tahtası noktasına getirdiğini; neticede, bunun bedelini toplum olarak ödediğimizi hep birlikte gördük.

Biz, başarıyla sürdürülmekte olan bu ekonomik program neticesinde, millet olarak, toplum olarak, bütün kesimlerimizle rahatlığa ve refaha kavuşacağımıza inandığımız için bu sıkı politikayı, bu programı yürüyoruz; bütün ısrarımız bundandır. İnşallah, bu program neticesinde, dediğim gibi, başta emeklilerimiz olmak üzere bütün toplum kesimlerimiz rahata kavuşacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bu yıl sonu itibariyle, 1 Ocak itibariyle, yine, Bağ-Kur ve SSK emeklilerimizin maaş oranlarını yeniden belirleyeceğiz. Şu anda herhangi bir rakam veya oran telaffuz etmek istemiyorum; ama, şunu, başta emeklilerimiz olmak üzere herkes bilsin ki, Hükümet olarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak, bu noktada kullanabileceğimiz inisiyatifi, bütün sınırları zorlayarak, sonuna kadar kullanmak durumunda olduğumuzu, geçmişte olduğu gibi, iki yıldır yaptığımız gibi, bu yıl da aynı kararlılıkta olduğumuzu; ama, bunun bir çerçevesinin, bir sınırının da olduğunun herkes tarafından bilinmesini ifade ediyorum.

Sayın Başkana, böyle bir imkân verdiği için ve Sayın Ersin'e de, böyle önemli bir konuyu tartışma imkânı getirdiği için teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

87 konuşma daha · 30 Kasım 2004

87 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook