T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 59. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Şubat 2006 · 1.130 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Murat Başesgioğlu (AK Parti), 7 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)); konuşma 1.130 kelime.
Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2006-02-07-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Kanunun görüşülmesi esnasında bazı arkadaşlarımızın sorduğu sorular üzerine, birkaç hususu açıklamak ve maddenin ne getirdiğini Yüce Genel Kurula arz etmek üzere huzurunuzdayım.
Bu Genel Kurulda, Sayın Başkan, değerli arkadaşlar, birkaç kez dile getirildi, kamuoyunda da sık sık dile getiriliyor; bu, TÜFE farkları diye tabir edilen, 1999 yılında çıkan bir uygulamayla, emekli aylıklarının artışı, bir ay önceki TÜFE oranlarındaki değişim nispetinde aylıklara yansıtılması öngörülen bir husus var. Bu, TÜFE farkları olarak yansıdı ve yargıya da intikal etti.
Bugün hangi noktadayız; bunu, bütün açıklığıyla söylememiz lazım; çünkü, emeklilerimize çok değişik yönde bilgiler verildiği için, açıkçası, emeklilerimizin de kafası karışmış durumda.
Değerli milletvekilim bu dergideki yazıyı referans göstererek "Yargıtay kararı var mı" dedi; var. Yargıtayın ilgili dairesinin, bu konuda, kurum lehine verilmiş kararı var, kurum aleyhine verilmiş kararları var. Bu şekilde, yargı süreci halen devam ediyor. Yoksa, değerli arkadaşlarım, Sosyal Sigortalar Kurumu, emeklinin hak etmiş olduğu bu herhangi bir ödemeyi yapmaktan imtina etmez. Bakan olarak biz de bundan kaçınmayız; aksine, biz bundan memnuniyet duyarız; ama, mesele bu kadar basit değil. Sosyal Sigortalar Kurumunun 4 200 000 civarında emeklisi var. Bu mevzu edilen miktar emeklisine göre değişiyor; 80 000 000, 100 000 000, 120 000 000, 150 000 000 lira civarında bir defa söz konusu olan bir miktar. Ancak, bunu topladığınız zaman, Kurum, eğer bunu ödemeyi kabul ederse, Kurumun karşısına yüklü bir meblağ çıkıyor; katrilyonu aşan miktarda bir meblağ söz konusu. Haa, katrilyonu da aşsa, trilyonu da bulsa, eğer hak edilmiş bir para ise bu paranın ödenmesi lazım; ama, şu anda, Sosyal Sigortalar Kurumunun elinde bu TÜFE farklarının ödenmesini kesin olarak, açıkça ve net olarak ortaya koyan bir karar yok. Bütün mesele buradan kaynaklanıyor.
Peki, geçmişte münferit olarak davalar açılmış ve bu davalar derecattan geçmiş, Yargıtaydan geçmiş ve kurum bu kesinleşen yargı kararlarını uygulamış. Şu ana kadar 1 830 civarında dava açılmış. 1 830 davanın bir kısmı halen görülüyor, bir kısmı neticelenmiş. Dediğim gibi, kurumun lehine olanlar da var, kurumun aleyhine olanlar da var ve Yargıtayın iki tane değişik dairesinin de bu konuda çelişkili kararları var. Onun için, Sosyal Sigortalar Kurumu olarak ve Bakanlık olarak, biz, bu yargı sürecinin net bir şekilde ortaya çıkmasını bekliyoruz; bunu beklemek zorundayız. Ben, bir Bakan olarak, bu hukukî durumun henüz daha netleşmediği ortamda, bürokrat arkadaşlarıma "bu ödemeyi yapın" diye talimat veremem; bunu verirsem, bu, yasal dayanağı olmayan bir emir olur; yarın onların hepsinden müfettişler hesap sorarlar, zimmet çıkarırlar. Yani, bunu demeye benim hakkım yok; daha doğrusu, hakkım olmadığından öteye, yasal bir zemini yok. Yüce Genel Kurulun ve bütün emekli vatandaşlarımızın bunu bu şekilde bilmesini özellikle istirham ediyorum. Bu konu, çünkü, her platformda, siyasî amaçla, çeşitli derneklerin kendilerini gösterme, kamuoyu, taban kazanma anlamında sık sık gündeme geliyor; ama, dernek başkanlarımız bunu çok iyi biliyorlar ki, yargı süreci halen devam ediyor. Biz, şunu söyledik: Bu yargı süreci neticeleninceye kadar emeklilerimiz dava açmasın dedik. Niye dedik; çünkü, davayı kaybettikleri zaman, yaklaşık 500 000 000 lira civarında bir ücreti vekâleti ve bilirkişi parasını emekli ödemek zorunda; bu parayı ödemesin dedik, haksız bir şekilde emeklinin cebinden bu para çıkmasın dedik. Kimsenin elini kolunu bağlamış değiliz. İsteyen -Türkiye mahkemeleri, adliyeleri açık- gider, davasını açar; ama, bu konuda kendilerini doğru yönlendirmemiş oluruz, onlara sağlıklı bilgi vermemiş oluruz. Yoksa, hiç kimsenin yargı yolunu kesmiş durumda değiliz. Kaldı ki, değerli arkadaşlarım, Sosyal Sigortalar Kurumu, bu TÜFE farklarıyla ilgili ödeme de yapmış. Eski birimle yaklaşık 27 trilyon lira civarında bir ödeme de yapmış; ama, kendi kabulüne göre yapmış. Demiş ki: "99 Aralık ayından ocak ayına geçerken ondokuz günlük TÜFE farkı doğmuştur. Bu TÜFE farkını ben ödüyorum" demiş; ama, emeklimiz diyor ki "sadece ondokuz günlük değil, 2002 yılında ödendiği için bu para, temadi eden yirmisekiz ay boyunca benim TÜFE farkım doğdu" diyor. İşte, hukukun henüz daha nokta koyamadığı durum budur. Bu süreci bekliyoruz. Bu süreç sonunda ortaya ne çıkıyorsa, buna karşı boynumuz kıldan ince. Eğer, bir hakkı, bir alacak söz konusuysa, elbette Sosyal Sigortalar Kurumu bunu son kuruşuna kadar ödeyecektir. Haa, hakkı yoktur derse de, herhangi bir ödeme yapmayacaktır. Konu bu kadar açık ve çıplaktır.
Fiş toplama mecburiyeti kalktı mı kalkmadı mı. Arkadaşlarımız ifade ettiler. Sayın Başbakanımızın ifadesi ve kastı, fiş alma mecburiyetinin ortadan kalktığı yolunda değildir. Kastedilen, sadece, emeklimizin bu harcama belgelerini beyannameye geçmeleri ve Maliyeye verme mükellefiyetlerinin ortadan kalktığı noktasındadır. Yoksa, alışverişlerinde fiş alma mükellefiyetleri devam ediyor. Bunu da bu kürsüden ifade etmemizde fayda var, bunun bu şekilde bilinmesinde fayda var.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 2 nci madde, emekli aylıklarının artışına ilişkin bir maddedir. Doğrudur; bu madde hakkında çok konuşulabilir. Özellikle, muhalefet milletvekillerimizin daha rahat konuşabilecekleri bir maddedir; ama, şunu da bütün açıklığıyla konuşmamız lazım, kitabın ortasından konuşmamız lazım; emeklimize, çalışanımıza, Türkiye'nin ekonomik gerçeklerini bütün açıklığıyla anlatmamız lazım.
Emekli aylıklarının artış sistemi, değerli arkadaşlarım, Abdullah Beyin de söylediği gibi, 1999 yılında çıkan 4447 sayılı Yasaya göre, bir ay önceki TÜFE değişim oranlarında artış öngörmektedir; yani, 2005 Aralık ayında TÜFE değişim oranı neyse, 2006 Ocak ayında emekli maaşlarının o derece artması gerekiyor.
Biz, 2002 yılında Hükümete geldiğimizde, bu sistemle, bu hesaplama yöntemiyle karşı karşıya kaldık ve açıkçası bir hesap yaptık; bu TÜFE oranına göre eğer emeklimize zam yapsak, çok komik, çok gülünç bir zam olacaktı; bundan vazgeçtik. Dedik ki, 75 ve 100 milyon seyyanen zam yapıyoruz. Açıkçası, bu zammı, ne emekliler bekliyordu ne emekli dernekleri bekliyordu; çünkü, benimle gelip konuşuyorlardı; onların beklentisi, yüzde 25, yüzde 30 civarında bir artıştı; ama, Hükümet, bu beklentinin üzerine çıkarak, 75 000 000 ve 100 000 000 seyyanen zam yaptı.
Değerli arkadaşlarım, 2002-2005 Aralık arasında gerçekleşen enflasyon oranı yüzde 39,7'dir. Biz, Hükümet olarak, buna karşılık, SSK emeklimize yüzde 74,9 oranında bir artış yapmışız. Son bu yapacağımız zamla birlikte SSK emeklilerinin artış oranı, yani, 2002 ile 2005 Aralık ayı arasındaki artış oranı yüzde 80'dir. Hükümete ilk geldiğimizde, SSK'daki asgarî aylık 257 000 000'du, 257 YTL idi. Bugün, Sosyal Sigortalar Kurumunda en düşük aylık, asgarî aylık 450 000 000 liradır. Bu yeterli mi değil mi; onu birazdan tartışacağız.
Bağ-Kurda neydi; Bağ-Kurda 6 ncı basamaktan aylık alan emeklimiz, 165 000 000 lira para alıyordu, aylık alıyordu; şu anda, 2005 Aralık ayında almış olduğu aylık 372,25 Yeni Türk Lirasıdır. Enflasyon hesabına vurduğumuz zaman, Bağ-Kur emekli aylıklarında artış yüzde 131'dir. Bunu daha global bir rakamla size arz edeyim. Eğer, biz Hükümet olarak, sadece TÜFE farklarına bağlı kalsaydık, hiçbir müdahale yapmasaydık, o disipline bağlı kalarak emekli aylıklarını artırmış olsaydık, bugüne kadar emeklimize ödememiz gereken para 56 milyar YTL'ydi, 56 katrilyondu; ama, bizim, bu sisteme bağlı kalmayarak, emeklimizin durumunu iyileştirmek adına yapmış olduğumuz müdahalelerle bugüne kadar emeklimize ödemiş olduğumuz miktar 68 milyar YTL'dir; yani, 12 katrilyon liralık bir ilave kaynak Bağ-Kur ve SSK emeklisine transfer edilmiştir.
Haa, peki, bütün, Hükümetin, bu iyi niyetli çabalarına rağmen, emekli aylıklarının, satın alma gücü itibariyle ve diğer parametrelere baktığınız zaman, yeterli olup olmadığını hepiniz biliyoruz. Biz de Hükümet olarak iddia etmiyoruz ki…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 7 Şubat 2006