Sosyal güvenlik kurumu kanunu tasarısı ve sağlık, aile, çalışma ve sosyal işler hk. (s.s.1102)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 88. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Nisan 2006 · 756 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Murat Başesgioğlu (AK Parti), 13 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK KURUMU KANUNU TASARISI VE SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER HK. (S.S.1102)); konuşma 756 kelime.
Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “Sosyal güvenlik kurumu kanunu tasarısı ve sağlık, aile, çalışma ve sosyal işler hk. (s.s.1102)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2006-04-13-sosyal-guvenlik-kurumu-kanunu-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sos (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Halihazır görüşmekte olduğumuz tasarı, kurumsal yapı dediğimiz, Bağ-Kur, SSK, Emekli Sandığını kurumsal anlamda birleştiren ve tamamen bilgi teknoloji üzerine çalışacak, vatandaşa hizmet sunumunda büyük rahatlıklar sağlayacak çağdaş bir kurum tasarlanmaktadır.
Bu, tabiî, çıkacak kanun, bunun için yasal bir zemin oluşturacaktır; ama, esas işin ağır tarafı, yoğun tarafı, yasa yürürlükten sonra, gerek insan kaynakları açısından gerekse bilgiişlem teknolojilerinin oluşturulması, fizikî yapıların oluşturulması, işin önemli bir bölümünü teşkil etmektedir. Bu sebeple, kurumsal yasanın çıkması konusunda bir öncelik verilmesi, Parlamentodan öncelikle bu yasanın çıkması, atacağımız adımların sağlıklı olması açısından önem arz etmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada biraz evvel konuşan Anavatan Partisi Genel Başkanı Sayın Erkan Mumcu bir öneri ortaya koydular. Değerlendirilmesi gereken ciddî bir öneri olarak gördüğümüzü ifade ediyorum; yalnız, bu önerinin, şu anda görüşmekte olduğumuz tasarının komisyona çekilmesi, komisyonda görülmesi ve görüşmelerin durdurulmasıyla pek bir ilintisi olmadığı kanaatindeyim. Çünkü, Sayın Genel Başkanın ifade ettiği konu, tamamen bir istihdam ve bir teşvik politikasına yöneliktir. Eğer mutabık kalırsak, parametreler üzerinde uzlaşırsak bunu her daim yapmak mümkündür. Bu, şu anda görüştüğümüz, gerek kurumsal yasa gerekse sosyal sigortalar ve emekli sigortalarına ilişkin tasarının komisyona çekilmesi ve durdurulmasını gerektirmemektedir; her zaman, istihdam ve teşvik politikaları kapsamında, bunu görüşebiliriz. Bağlantısı yok mudur; vardır; SSK primleri açısından, diğer, istihdam artırma açısından mutlaka bir bağlantısı vardır; ama, dediğim gibi, bunun durmasını engelleyecek, komisyona çekecek bir tarafının olmadığı kanaatindeyim. Bu öneri değerlendirilebilir; ancak, şunu belki şu aşamada değerli Genel Kurulumuza arz etmekte fayda var: Bu üç sosyal güvenlik kuruluşunun, 2005 yılında, gelir ve giderlerini karşılamadığı için hazineden transfer ettikleri miktar 23,3 milyar YTL'dir. Şimdi, Sayın Genel Başkan, 23,3 milyar YTL'lik bir imkânın olduğunu ve bunu, yanlış anlamadıysam, istihdama ve teşvik tedbirlerine yöneltmek suretiyle kayıt dışının kayıt içine alınmasını, pastanın, tabanın büyütülmesini ve dolayısıyla, bir nevî, daha çok katılımcı olan bir sistemde, bu sistemi besleyecek yeni bir kaynağı, hem de istihdam yaratmak suretiyle artırabileceğini ifade ettiler.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu 23,3 milyar YTL'nin kompozisyonuna baktığımız zaman karşımıza şöyle bir durum çıkıyor: Emekli Sandığının açığı, bu 3 kuruluş içerisinde en fazla olan kuruluştur. Hep bu konuda SSK hedef gösterilmiştir. Sosyal güvenlik açığı denildiği zaman, ismindeki "sosyal" kelimesinden dolayı, hep Sosyal Sigortalar Kurumu bu açık konusunda günah keçisi yapılmıştır. Oysa, SSK, bu konuda en masum olanıdır; yani, bu kadar büyük hacmine rağmen, gelir-giderini toplama konusunda, prim tahsilat ve tahakkuku konusunda en masum olanıdır.
Şimdi, yanlış hatırlamıyorsam, Emekli Sandığının açığı 7,8 milyar YTL civarında bir açıktır. Ancak, bu açık, yani, karşılığı olmayan, prim karşılığı olmayan bir açıktır. Yani, devlet, sosyal devlet ilkesi gereği, bunu, vatandaşlarına bu parayı vermektedir ve karşılığında bir sigorta mantığı gütmemektedir.
Örneğin, 1 000 000 kişiye bu ülkede yaşlılık aylığı vermek istiyoruz, veriyoruz, özürlü maaşı veriyoruz; ama, bunu, günün sonunda "sosyal güvenlik açığı" olarak bilançoya yazıyoruz. Şimdi, böyle olduğu zaman, bunu istihdama, Emekli Sandığına vermiş olduğumuz 7,8 katrilyonu istihdama yöneltsek, yine, Emekli Sandığının 7,8 milyar YTL'lik açığı duracak.
ERKAN MUMCU (Isparta)Durmayacak… Anlatacağım Sayın Bakan.
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) -Yani, hazine 7,8 milyar YTL'lik açığı, yine, bu sisteme koymak zorunda kalacak; bu bir.
İkincisi, bu 23,3 milyar YTL'lik açığın tamamı emekliliğe ait değil. Sağlık giderleri açısından da sistemin açığı olduğu için, yine, bunu, bu şekilde hazineden karşılamak durumundayız.
Yani, özetle, bu 23,3 milyar YTL'lik hazinenin transfer ettiği açığı bu şekilde teşvike yönelttiğimiz takdirde, yine, sisteme, hazinenin, açığı kapatmak adına, Emekli Sandığı örneğinde verdiğim gibi bunu kapatması gerekecek.
Kaldı ki, SSK açısından konuşursam, örneğin, bugün 49 ilde teşvik tedbirleri uyguluyoruz. Organize sanayi bölgelerinde işveren hissesinin yüzde 100'ünü, diğer yerlerde yüzde 80'ini almıyoruz. Bu, SSK'nın bir prim kaybıdır. Günün sonunda, Sosyal Sigortalar Kurumuna açık olarak yazmaktadır. Yani, bunu, boşa gitmiş bir para olarak görmemek lazım; ama, netice itibariyle, bir prim kaybı olduğu için bu da bir sosyal güvenlik açığı olarak görülmektedir ve 23,3 milyar YTL'lik açık içerisinde bu miktar da söz konusudur.
Şimdi, tabiî, ilk etapta belki de bir çalışma yaptıktan sonra bunları değerlendirmemiz daha yerinde olur diye düşünüyorum; ama, şundan herkes emin olsun ki, Hükümet olarak, Bakanlık olarak, istihdamı teşvik etmek ve işsizliği önleme konusunda büyük bir gayret içerisindeyiz. Bu alanda yapılabilecek, kimden gelirse gelsin, her türlü öneriyi ciddiyetle değerlendireceğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu öneri de, önümüzdeki günlerde, çalışmakta olduğumuz, aktif istihdam politikaları, işgücüne yönelik program ve paketler çerçevesi içerisinde değerlendirilecek bir husustur; ama, şu anda, bu, ne olur, kabul edilir, edilmez veyahut da izah etmeye çalıştığım bakış açısı çerçevesi içerisinde bu noktada mı kalır; onun için, biraz daha bu konunun üzerinde çalışılması gerekir diye düşünüyor; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 13 Nisan 2006