Birinci tur (tbmm, cumhurbaşkanlığı,sayıştay, anayasa mahkemesi)
Kastamonu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 30. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Aralık 2003 · 822 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Musa Sıvacıoğlu (AK Parti), 18 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİRİNCİ TUR (TBMM, CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY, ANAYASA MAHKEMESİ)); konuşma 822 kelime.
Musa Sıvacıoğlu (AK Parti, Kastamonu). “Birinci tur (tbmm, cumhurbaşkanlığı,sayıştay, anayasa mahkemesi)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/musa-sivacioglu-22-2003-12-18-birinci-tur-tbmm-cumhurbaskanligi-sayistay-anayasa-mahkemesi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2004 malî yılı Anayasa Mahkemesi bütçesi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Burhan Hocama, benim yapacağım konuşmayı da kolaylaştırdığı için ayrıca teşekkür ediyorum
Değerli milletvekilleri, 1921 ve 1924 Anayasalarında yer almayan Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasasıyla hukukumuza girmiş yüksek bir yargı organıdır. Görevi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetlemek; Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, başsavcılarını, cumhuriyet başsavcı vekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Sayıştay Başkan ve üyelerini, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılamak; siyasî parti davalarına, özellikle de siyasî partilerin kapatılmalarına karar vermek, herhangi bir mahkemede Anayasaya aykırılığı öne sürülen kanun veya kanun hükmündeki kararnamenin hükümlerini Anayasaya uygunluk yönünden incelemek şeklinde sıralanabilir.
Görüldüğü gibi, Anayasa Mahkemesi son derece önemli görevler ifa etmektedir. En önemlisi de, millî iradeyi temsil eden Meclisin çıkarmış olduğu yasa gibi bir işlemi denetleyen konumdadır. Bunu sıradan bir organ gibi görmek mümkün değildir. Bu nedenle, mahkemenin hem oluşumu hem üyelerinin seçiliş biçimi büyük önem arz etmektedir.
Anayasamızın başlangıç bölümünde ifadesini bulan kuvvetler ayrılığı ilkesi, kuvvetler arasında medenî bir işbölümü ve işbirliğine dayanmaktadır. Yasama, yürütme ve yargı, bu çerçevede, belli devlet yetki ve görevlerini kullanmaktadır. Yasama, yürütme ve yargı arasında işbölümü ve işbirliği her zaman gözetilmek durumundadır. Dengenin, kuvvetlerden biri lehine veya aleyhine bozulmasının parlamenter sistemin özüne ve dolayısıyla, demokrasiye zarar vereceği unutulmamalıdır.
Nitekim, Anayasanın 153 üncü maddesi, Anayasa Mahkemesinin kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceğini açıkça hükme bağlamıştır. Bu açık hükme rağmen Anayasa Mahkemesinin bazı kararları, maalesef, birtakım hukukçularımız tarafından kanun hükmüymüş gibi algılanabilmektedir.
Anayasa Mahkemesi açısından sürekli tartışılan ve şikâyetçi olunan bir diğer konu, gerekçeli kararların oldukça geç yazılması ve geç yayımlanmasıdır. Hatta, yakın tarihimizde, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunuyla ilgili bir kararını birbuçuk iki yıl gibi geç yazmış olması da hafızalarımızdadır. Bu nedenle, bazı tedbirler, bir an önce alınmalıdır. Mahkemenin üye sayısı artırılarak, Yargıtay ve Danıştayda olduğu gibi daireler kurulmak suretiyle işyükü azaltılabilir, hem de bu şekilde görev bölümü yapılarak, daha da işlerlik kazandırılabilir. Üyelerin Cumhurbaşkanınca atanması, kuvvetler ayrılığı ilkesi, yargının tam bağımsızlığının sağlanması amacı ve hukuk devleti geleneğine de ters düşmektedir. Bu nedenle, çok önemli görevler ifa eden Anayasa Mahkemesinin üyelerinin seçimi için, daha objektif kriterler getirilmelidir.
Değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi kamuoyunda ve hukuk camiasında tartışmalara yol açan yürütmeyi durdurma kararını vermeye halen de devam etmektedir. Bu yetki, Anayasada açıkça verilmediği halde, maalesef, kullanılmaktadır. Eğer, bu, bir zorunluluk ise, yasal zemine oturtulmalı veya uygulamadan vazgeçilmelidir. 11 asıl ve 4 yedek üyeden teşekkül eden Anayasa Mahkemesi üye sayısı, millî iradeyi temsil eden yasama organınca üye verilmek suretiyle artırılmalıdır.
Mevcut Anayasamıza göre, Anayasa Mahkemesine başvuru yolları, iptal davası ve itiraz yollarından ibarettir. Bunun dışında, bireylerin de Anayasa Mahkemesine doğrudan doğruya başvurmasına imkân sağlanmalıdır. Bu yönde bir değişiklik yapıldığı takdirde, özellikle temel hak ya da hürriyetlerin ihlal edildiği iddiasında olan her birey, Anayasa Mahkemesi nezdinde hak arama imkânına kavuşmuş olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa Mahkemesi bütçesi üzerindeki bu konuşmamdan önce, geçmiş yıllara ait bütçe görüşmelerine ilişkin zabıtları da okudum. İktidar ve muhalefete mensup milletvekilleri, aşağı yukarı, aynı şeyleri değişik kelime ve cümlelerle ifade etmişler. İktidara mensup milletvekili ve biraz önce konuşan Anayasa Komisyonu Başkanımız Sayın Burhan Kuzu da, muhalefete mensup Sayın Oya Araslı da, akademisyen sıfatlarıyla, tam tamına olmasa da, önceki yılları da kapsayacak şekilde benzer konuşmaları, bir yıl önceki bütçe konuşmalarında dile getirmişlerdir.
Bilindiği ve sık sık tekrarlandığı üzere, yasama yetkisi, Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir, bu yetki devredilemez. Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Anayasamızın bu hükümlerine göre, üç ayrı güçten ikisi; yani, yasama ve yargı Türk Milleti adına yetkilerini kullanmakta, idare de Anayasa ve kanunlara uygun olarak mevcut hukuk sistemimiz içinde hareket etmektedir; ancak, bu organların zaman zaman, istenmese de çatıştıkları alanlar görülmekte, bu, kamuoyumuza da yansımaktadır. Başta Anayasa olmak üzere, anayasal kurum ve kuruluşlar, özellikle de, Yüksek Öğretim Kurulu, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Yüksek Askerî Şûra kararları, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, bütçesini görüşmekte olduğumuz Anayasa Mahkemesi, hatta -biraz önce de ifade edildiği gibi- Cumhurbaşkanlığı- ve Türkiye Büyük Millet Meclisi, yetki karmaşıklığı nedeniyle tartışma konusu edilebilmektedir. Yarı başkanlık veya başkanlık sistemlerine geçme teklifleri bu tartışmaların bir ürünüdür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN- Buyurun Sayın Sıvacıoğlu.
MUSA SIVACIOĞLU (Devamla)- Bitiriyorum Sayın Başkan.
Mevcut Anayasamızın, kabul edildiği 1982 yılından bu yana, 8 kanunla 60'a yakın maddesi değiştirilmiştir. Bu da, tıkanan sistemimize işlerlik kazandırma zamanının geldiğini açıkça ifade etmektedir. 6'lar Avrupasından 25'ler Avrupasına gidilen, bizim de 2004 yılı sonunda müzakere tarihi almaya çalıştığımız Avrupa Birliğinin kendi anayasalarını yapmaya ramak kaldığı günümüzde, uygar milletler camiasındaki yerimizi almamız için çok şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyorum.
Tüm kurum ve kuruluşlarıyla eksiksiz çalışan, toplumun ortak payda kabul edebileceği tartışmasız bir anayasaya kavuşmak dileğiyle, 2004 yılına ait Anayasa Mahkemesi bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 18 Aralık 2003