Yükseköğretim kanununa geciçi maddeler eklenmesine dair kanun teklifi (s.s.799)
Samsun Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 62. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Şubat 2005 · 644 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Musa Uzunkaya (AK Parti), 23 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNA GECİÇİ MADDELER EKLENMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.799)); konuşma 644 kelime.
Musa Uzunkaya (AK Parti, Samsun). “Yükseköğretim kanununa geciçi maddeler eklenmesine dair kanun teklifi (s.s.799)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 23 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/musa-uzunkaya-22-2005-02-23-yuksekogretim-kanununa-gecici-maddeler-eklenmesine-dair-kanun-teklifi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSA UZUNKAYA (Samsun)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 799 sıra sayılı Yükseköğretim Kanununa Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geçici 50 nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, tabiî, söz alan hemen her arkadaşımın telaffuz ettiği bir şey var, artık bu bir alışkanlık haline geldi: "Yirmibeş yıl içerisinde 10 adet af." Bu, hem Türk Ceza Kanunu açısından da Parlamento olarak zaman zaman müracaat ettiğimiz bir yöntem hem de öğrencilerimiz açısından, maalesef, var olan bir uygulama. Tabiî, bu, hep sistem sorunu diyoruz; çünkü, Türkiye'de ikibuçuk yılda bir yenilenen bir öğrenci affı yasası veya normal aflar manzumesinde değil, sistemin istikrarsızlığının bir başka boyutunu da burada görmek mümkün; sekseniki yıllık cumhuriyet Türkiyesinde 59 hükümet kurulmuş, yani, onyedi ayda bir -birbuçuk yıl bile değil- hükümet değişmiş, ikibuçuk yılda bir de af gelmiş. Dolayısıyla, bu, hükümetler açısından da Türkiye'nin bir istikrarsızlık göstergesi, eğitim açısından da sistemin -bir anlamda- DNA'sının bozulmuşluğunun ifadesidir.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'de, 12 Eylül Anayasasıyla, yani, 82 Anayasasıyla Yükseköğretim Kanunu ve özellikle Anayasadaki dayanağına müsnet olarak vaki olan uygulamalar sonucu, çocuklarımız, âdeta, suç teşkil etmeyen konularda suçlu ilan edilmiş, ekonomik, ailevî, sosyal ve diğer nedenlerle de öğrenim haklarını kaybeder olmuşlardır. Bakanlığın verilerine göre, elimizde mevcut, aldığım kayıtlarda, kayıt yenilememeden kaynaklanan öğrenci kaydının silinmesi olayı 386 357, başarısızlık 52 779 -özel ve devlet üniversitelerinin tamamını söylüyorum- devamsızlık 25 365, disiplin cezası 286, kendi isteğiyle okuldan ilişkisi kesilen 3 275, diğer diye ifade edilen, yani, mahiyeti belirtilmeyen veya belirtilemeyen 9 596, toplam 677 658.
Değerli arkadaşlar, 1995-2004 öğretim yılları arası açıköğrenim, önlisans, lisans ve lisansüstü eğitimdeki öğrencilerimizin toplam sayısı da 1 946 442 olarak gözükmekte. Şu halde, bizim öğrencilerimizin 28.6.2000 tarihi itibariyle, affa uğrayanlar, bu haklarını lehlerinde kullananlar veya kullanamayanlar nazarı itibara alındığında, ortalama, senede 150 000-200 000 civarında öğrencimiz okullara kayıt olduğu halde -önlisans dahil diyorum veya açıköğretim dahil- maalesef, kaydını yeniden sildirmek zorunda.
Demin çok değerli bir arkadaşımız ifade etti; bir anne-babanın en büyük arzusu, elbette, çocuğunu, yükseköğrenim görmüş, memleketine, milletine, kültürlü bir fert olarak armağan edebilmesidir. Bunun için, dişinden tırnağından artırarak, zaman zaman özel dershanelere göndermek suretiyle, büyük sıkıntılara katlanmak suretiyle, üniversiteye gönderdiği çocuklarımızın, eğer, önlerinde, ekonomik gidişin kötülüğünden kaynaklanan nedenlerle, yani, malî nedenlerle ayrılma sorunu varsa, bu, hükümetlerin ve ülkeyi yönetenlerin sorunudur, bunu bir an önce kendileri çözmek gerekir. Hayır, aynı zamanda, eğitim müesseselerinde öğretsin diye kendilerine teslim ettiğimiz öğretmenlerimiz, akademisyenlerimiz ve özellikle idarecilerimizin kendilerinden kaynaklanan sorun, pedagojik iletişim açısından var olan bir sorun ise, o takdirde, bu sorunu da eğitim düzleminde çözmemiz gerekecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Uzunkaya.
MUSA UZUNKAYA (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.
Ama, bir şey ortaya çıkıyor; ben, 2000 yılında -ki, o zaman Millî Eğitim Komisyonu üyesiydim- komisyonda da, çok değerli arkadaşlarımdan o gün bulunanlar hatırlayacaktır "temenni ederim ki, bir daha böyle bir af yasası önümüze gelmesin" dedim. Kadere bakınız ki, 2005 yılında, yani -ama, epey bir zaman olmuş, söylediğime göre 2 katı oldu; ikibuçuk yılda bir çıkıyordu- beş yıl sonra, böyle bir yasayla Yüce Parlamentonun huzuruna gelindi. İster teklif şeklinde ister hükümet tasarısı şeklinde; ama, bu gidiş öyle gösteriyor ki, açık olarak söylüyorum, Anayasanın 130 ve 131 inci maddeleri, Türkiye'deki yükseköğrenimin temel yapısındaki yanlış anlayış ve yaklaşımlar değiştirilmediği müddetçe ve -Türk ekonomisinin özellikle hükümetimizle büyük bir istikrara kavuştuğunu da, burada detayına girmeye gerek yok, ifade edeyim- bu ekonomik gidişin düzelmesi sağlanamadığı müddetçe, açık olarak söylemek gerekir ki, bir beş sene sürmez, önümüze böyle bir şey gelir. Umuyorum ve inşallah, bu Yüce Parlamento, Anayasadaki dayanağı başta olmak üzere, yükseköğrenimdeki bu sıkıntılı yapıyı düzeltecek, öğretmeni ile öğrencisi ve idarecisi arasındaki çoğu diyalogsuzluktan kaynaklanan bu sıkıntının giderilmesine önümüzdeki dönemde çare bulacaktır.
Ben, hükümetimizden, değerli Millî Eğitim Komisyonu üyelerinden en kısa zamanda bu konuda ciddî bir çalışmayla Yüce Parlamentonun önüne gelmesinin, trafik mevzuatının geçici birkısım kural değişimiyle değil, köklü değişimlerle, yayaların ve karayolunda seyrüsefer yapanların rahat ve güvene kavuşacağı bir yapıya büründürülmesinin gerektiğini düşünüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 23 Şubat 2005