Yardımcı doçentlerin içinde bulundukları durum hakkında
Samsun Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 94. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Nisan 2006 · 908 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Musa Uzunkaya (AK Parti), 26 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YARDIMCI DOÇENTLERİN İÇİNDE BULUNDUKLARI DURUM HAKKINDA); konuşma 908 kelime.
Musa Uzunkaya (AK Parti, Samsun). “Yardımcı doçentlerin içinde bulundukları durum hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/musa-uzunkaya-22-2006-04-26-yardimci-docentlerin-icinde-bulunduklari-durum-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSA UZUNKAYA (Samsun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de, az önce gündemdışı söz alan arkadaşımın ifade ettiği gibi, başta Malatya olmak üzere, ülkenin muhtelif yerlerinde bu son günlerde ısının iyice düşmesi nedeniyle yaşanan don olayları vesilesiyle zarar gören tüm çiftçi kardeşlerimize geçmiş olsun diyorum. İnanıyorum ki, hükümetimiz, onlarla ilgili gerekli önlemleri, tedbirleri, yapılabilmesi gerekenleri destek açısından yapacaktır. Cenabı Hak, ülkemizi, milletimizi, benzeri afetlerden korusun diyorum.
Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; gündemdışı olarak, bugün, üniversitelerimizde yardımcı doçentlerin sorunları üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu arada, bugün, Dünya Pilotlar Günü olması nedeniyle, tüm pilotlarımıza, insanlarımızı ülkeden ülkeye, kıtadan kıtaya taşıyan, bu ağır sorumluluğu olan pilot kardeşlerimize, huzurlu, kazasız, belasız, sıkıntısız, meşakkatsiz nice hizmet yılları temenni ediyorum.
Yine, 28 Nisan-4 Mayıs tarihleri arası idrak edilecek olan Dünya Kardeşlik Gününün de, gerçek kardeşliğe, barışa, sevgiye bir çağrı olmasını temenni ediyorum; hem ulusal hem de uluslararası bazda, silahların değil, dillerin konuştuğu, gönüllerin birbirleriyle kaynaştığı, anlaştığı bir huzur ortamını da bu vesileyle temenni ediyorum.
Değerli arkadaşlar, üniversitelerimizde görev yapmakta olan yardımcı doçentlerin problemlerini üç ana başlıkta burada ifade etmek mümkün:
Bunlardan birincisi ve bana göre en önemlisi, kariyer yükselmelerinde yabancı dil şartının aranmış olmasıdır. Bu, bildiğimiz kadarıyla, dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan, maalesef ülkemizde uygulanmakta olan bir durumdur. Bu uygulama, bilimsel anlayıştan çok, üzülerek ifade edeyim, muhtemeldir ki, bir kompleksin ürünüdür. Bir öğretim üyesi, alanıyla ilgili gelişmelerin yabancı dilde olduğunun farkına varır ve buna ihtiyaç duyarsa, zaten o dili öğrenecek ve öğrenmek zorundadır. Bu tür ihtiyacı, daha çok fen bilimleri, eğitim bilimleri, tıp bilimleri gibi, bu alanda çalışan akademisyenlerin duyduğu bir gerçektir. Zira, bu alanlarla ilgili çalışmalar, daha ziyade Batı ülkelerinde, Batı dilleri üzerinde yapılmaktadır.
Diğer yandan, özellikle üzerinde durmak istediğim husus, Türk tarihçileri, Türk dilcileri ve edebiyatçıları, sanat tarihçileri ve ilahiyatçılar ise, daha çok, kendi yerli kaynaklarına tam olarak ulaşamamış ve bunları henüz halledememişken, yabancılar bu alanlarla ilgili araştırmalarını bizim arşivlerimizi kullanarak yapıyorken, bizim yardımcı doçentlerimizin yabancı dile mahkûm edilerek önlerinin kesilmesi, doğrusu, anlaşılır gibi değildir.
Öte yandan, bu uygulama, üzülerek ifade etmek lazım ki, bilimsel dayanaktan da yoksundur. Örnek olarak, Türk dili ve edebiyatı alanında ya da Türk tarihi alanında 100'den fazla eser vermiş bir yardımcı doçentimize yabancı dil dayatması yapılırken, ona, senin eserlerinden -ki, bunların örnekleri var- kendi eserlerinden, Batılı birçok yazar, Türk dilinde, Türk edebiyatında, eski edebiyat dediğimiz edebiyat üzerinde Batı'da araştırma yapanlar, bu yardımcı doçentlerin kitaplarını referans gösteriyor; ama, biz, bu yardımcı doçenti, doçentliğe terfi edebilmesi için, o adamın dilini öğrenmeye zorluyoruz; halbuki, kaynakları, Batılılar için referans. Böyle, yazılmış yüzlerce eser sahibi olan bilim adamlarımız var. Sadece YÖK'ün ve bugüne kadar üniversitelerimizin bu uygulaması sonucu, özellikle söylüyorum, Türk dili gibi, Türk edebiyatı gibi -Osmanlı'nın kullandığı, eski edebiyat dediğimiz edebiyat- Türk sanat tarihi, tarih ve bunun ötesinde ilahiyat gibi, esas kaynakları Ortadoğu orijinli olan ve bu ülkenin kültürü olan kaynakları öğrenmek için, insanlara, ya İngilizce ya Fransızca ya da Almanca öğreneceksin diyoruz ve doçentliğe de bir türlü terfi ettirmiyoruz.
Değerli arkadaşlar, durum böyle olunca, üniversitelerimizde öğretim üyesi yapısı, maalesef kum saati görüntüsü vermektedir. Bu kum saatinin üst bölgesinde profesörler…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
MUSA UZUNKAYA (Devamla)… alt bölümünde yardımcı doçentler, en dar yeri olan ortasında da doçentler bulunmaktadır. Yani, yukarısı şişman, profesörler yığılmış; ortada doçentler sıkışmış; alt tarafta, 20 000'i aşan yardımcı doçent kadrosu bir dil vizesini alamadığı için yukarıya doğru çıkamamaktadır. Bu şekli, sağlıklı olmayan yapılanmayı, maalesef, gidermek zorundayız. Doğru olanı, yapılanmanın kum saati gibi değil; piramit şeklinde, alttan yukarıya doğru, asistanlar, yardımcı doçentler, doçentler ve profesörlüğe doğru terfii sağlamaktır.
Bu konuda bir gerçekde şudur: Yabancı dili bir şekilde geçmiş olan öğretim üyelerinin, acaba yüzde kaçı geçtikleri dili konuşmakta veya araştırmalarında kullanmaktadır? Zaten, ihtiyaçları olmadığı halde, bir dayatma sonucu dil öğrenerek geçenler, geçmişi âdeta görmezlikten gelmekte ve o dili unutmaktadırlar. Böyle, bilimsel araştırma yapacakları zamanlarını yabancı dil çalışmakla geçirmiş ve enerjilerini de maalesef boşa tüketmektedirler. Şimdi yirmi yıl, onyedi yıl, geçmiş dönemde belli süre sonra yardımcı doçentler bu kadrolardan atılıyordu. Geçtiğimiz dönemde çıkardığımız bir yasayla bunların atılmalarının önüne geçtik; ama, maalesef, şimdi terfilerini sağlayamaz bir durumdalar. Çünkü, bunların büyük bir kısmı, maalesef, değerli arkadaşlar, kadro problemleriyle karşı karşıya. Özlük hakları olarak ülkemizde üniversite mezunu olan herkes hizmetine göre 1 inci derecenin 4 üncü kademesine kadar yükselirken, her ne hikmetse, yardımcı doçentler 3 üncü dereceden ileriye gidememektedirler. Onların yetiştirdiği öğrenciler 1 inci dereceden emekliye ayrılırken, hocaları olan yardımcı doçentler -demin söylediğim- onlarca kitap yazmış olan, sadece yabancı dil barajını aşamadığı için yardımcı doçentlikte kalan arkadaşlarımız maalesef 3 üncü dereceden emekli olmaya mahkûm oluyor.
Değerli milletvekilleri, yardımcı doçentlerimizin problemlerinin üçüncüsü ise, maaşlarının birçok alanda olduğu gibi, maalesef, akademik çalışma yapabilmeye fırsat tanıyacak, işte onlara mecbur ettiğimiz dillerin kaynaklarına ulaşacak malî imkân açısından yaşadıkları zorluktur. Daha önceki yıllarda yapılan düzenlemelerle profesör ve 1 inci derecedeki doçentlerin maaşları iyileştirilirken, yardımcı doçentler maalesef unutulmuştur. Bir profesör, yardımcı doçentin 2 katı maaş alabilmektedir, keşke daha fazla verebilsek; ama, burada yardımcı doçentlerin de malî durumunun düzeltilmesi ve onların kariyer yapabilecek çalışmalarına, en azından kaynak açısından imkân tanınacak bir fırsatın oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.
Sonuç olarak, ülkemizde canla başla hizmet veren değerli ilim adamlarımızdan olan yardımcı doçentlerimizin şevkle ve azimle çalışabilmeleri için, kariyer yükselmesinde aranan yabancı dil şartının kaldırılması -özellikle, demin söylediğim alanlarda; sosyal, ilahiyat, edebiyat, tarih, sanat tarihi ve benzerlerinde kaldırılması- akademik faaliyet dosyalarına bakılarak, yazdıkları, ortaya koydukları onlarca cilt eserleri mehaz göstererek, vesile kabul ederek gerekli terfi imkânının sağlanmasına yönelik bir düzenlemenin YÖK ile malî sistemimiz arasında sağlanacak bir mutabakatla bir yasal düzenlemeye kavuşturulmasının gereğini düşünüyor, bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 26 Nisan 2006