İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

(10/9,31) esas numaralı meclis araştırma komisyonunun (samsun'da kurulma aşamasındaki mobil santralleri) 297 sıra sayılı raporu üzerinde

Mustafa Demir

Samsun Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 96. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Haziran 2004 · 1.131 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Demir (AK Parti), 2 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (10/9,31) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONUNUN (SAMSUN'DA KURULMA AŞAMASINDAKİ MOBİL SANTRALLERİ) 297 SIRA SAYILI RAPORU ÜZERİNDE); konuşma 1.131 kelime.

Mustafa Demir (AK Parti, Samsun). “(10/9,31) esas numaralı meclis araştırma komisyonunun (samsun'da kurulma aşamasındaki mobil santralleri) 297 sıra sayılı raporu üzerinde”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 2 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-demir-22-2004-06-02-10-9-31-esas-numarali-meclis-arastirma-komisyonunun-samsun-da-kurul-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSTAFA DEMİR (Samsun)Sayın Baykan, değerli milletvekili arkadaşlarım; tekrar, araştırma komisyonu raporu üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, buradan çok açık anlaşılacağı şekilde, o günkü siyasî irade -az önceki konuşmamda da Grup adına belirtmiştim- belli hesaplamalarla ve belli gerekçelerle birlikte Türkiye'nin gündemine mobil santralları bir şekilde getirdi. Birinci etapta, bahsettiğim gibi, düşük ölçekli; ama, en son Samsun'da 100 + 100 = 200 megavatlık kurulacak santrallara gelene kadar bu süreci hep birlikte yaşadık.

Yapılan çalışmalar neticesinde de şu fevkalade anlaşılıyor ki -bugün de gerçek onu gösteriyor- Türkiye'nin, ne yazık ki, o mobil santralların ürettiği elektriğe ihtiyacının olmadığı açık bir şekilde ortaya çıkmış oldu. Çünkü, hükümet, yaptığı uygulamalarla birlikte şu anda o santralları çalıştırmıyor, sözleşmeden doğan yükümlülüğü gereği, kamuya yükümlülük altına sokulduğu için, 1 200 000 + 1 200 000, yani iki ayrı santrala 2 500 000 dolara yakın para ödenmeye devam ediliyor. Ama, buradan baktığımda, bir Samsun Milletvekili olarak şunu bir kere daha dile getirmek istiyorum: Türkiye'nin, tarım alanı genişliği açısından hemen hemen en optimum, en güzel kullanılan ve tarıma dayalı bir bölge olduğu için de nüfusunun yüzde 47'si köylerde yaşayan, geçmiş hükümetlerin uygulamaları ve siyasî krizler neticesinde, tarım politikasındaki yanlışlıklar neticesinde, şu anda Türkiye'de yüzde olarak en çok işsizi olan il, Samsun'dur.

O dönemi biz yaşadık, Samsunlu yaşadı. Bütün o çöküntü, o kriz ortamında Samsunlu, neredeyse hayatından umudu kesecek hale gelmişti. O santralın ilk çalıştığı dönemlerdeki çıkardığı dumanı ve Samsun'un üzerine yayılmasını hafızalarımızda şöyle bir canlandıralım; 1 000 ton, yani -Sayın Önder de bahsetti- 10 tonluk 100 tane tanker -bir günde- veya yaklaşık 15 tonluk 75 tanker dolusu fuel-oilin 365 gün devamlı yandığını farz edelim. Benim sanayicilik geçmişim var. Bu fuel-oilin ne menem bir şey olduğunu ben çok iyi bilirim. Yani, teknik düzeyde yüzde 3'e kadar filitrasyonun sağlanabildiği falan belirtiliyor. Bu hiçbir zaman gerçekleşmez. Eski Bakanımız Sayın İmdat Bey de gülüyor; çünkü, o zaman birifingi biz santralda almıştık; o bile hayret etmişti, o zaman hayretini gizleyememişti.

Bir defa, mevcut haliyle mobil santralı oraya hiç koymasanız, Samsun, acil tedbir alınması gereken bir kent hüviyetinde bütün kirliliklerde. Tarımsal, ziraî ilaçlar, azot, bakır ve nitekim, yine, orada belli sanayi tesisleri var. Doğalgaz olmadığı için kullanılan kükürt oranı yüksek kömürler nedeniyle -bir de kaçak giriyordu o zaman Samsun'a bu petrokok dediğimiz hadise- Samsun'da, günde, zaten 13-14 ton civarında o gün atmosfere kükürtdioksit zaten yayılıyordu; bu mobil santralların devreye girmesiyle birlikte "3-4 ton" deniliyor teknik şartnamelerde, sözleşmelerde; ama, hiçbir zaman, bu, uygulamada 8-10 tondan aşağı düşmeyebilecek bir kirlenmeye sebebiyet verecek mahiyetteydi; ama, bu bir netice. Neticede, raporun getirdiği, teknik ve pratik bilgilerimizin bizi getirdiği nokta bu; ama, mobil santralların ismi "mobil" yani, gezer, taşınabilen. Gerekçesi de, dünyada kullanılışı, tabiî afetlerde, çok acil durumlarda, hayatî önem arz eden konularda yürürlüğe sokulan bir sistem. Hemen devreye sokulabilen, hemen bırakılabilen, ihtiyaç olduğu yere taşınabilen sistemler ki, küçük ölçekte enerji üreten, küçük miktarlarda enerji üreten sistemler olarak kullanılıyor.

Bir defa, burada şunu düzeltmek istiyorum: Samsun'a yapılanlar mobil santral değil değerli milletvekili arkadaşlar. Samsun'a yapılan, 100+100 MW, yönetmeliklere ve hukuka da hile yapılarak iki ayrı firmaymış gibi, borusu tek, yönetim şeması tek; her şeyi tek elden idare edilen; ama, iki ayrı firmaya ait olan bu mobil santralların ismini şöyle değiştirmemiz gerekiyor: "Fuel-oil çevirim santralları" ve ne yazık ki, bu şekilde dizayn edilmiştir ve o günkü, Sayın Önder de okudu, evet, vazgeçilmek üzere olunan santralların tekrar... Neye bağlıyoruz bunu; o günkü siyasî iktidarın yukarıdan tavsiyesi, firma sahibinin de Samsun'daki büyük kulisi neticesinde, belki de zorlamalarla -siyasî parti işleyişlerini o günkü gündemde hafızamıza bir getirelim- bir talep mektubu alınabiliyor 1 tanesi için; al sana 2 tane getiriliyor...

En önemli nokta; bunun sorumluları -Samsun'a bunu yaşattılar- mutlaka, bunun hesabını vermelidirler. Nedir o; bir gün bakıyoruz, yol yapımı, malzeme çekimi için anlaşmalar yapılıyor taşeron firmalarla birlikte; mobil santral yapılacağı öğreniliyor o zaman. Halktan kaçırılarak, demokratik, şeffaf... Hele hele, Türkiye'nin en mümbit arazileri olan, bütün Türkiye'ye, hatta yurt dışına da tarımsal ihracat yapan bir bölge; kuş zenginliği fazla olan bir bölge; kanatlı hayvanların bol olduğu bir bölge; seracılığın gelişmekte olduğu bir bölge ve insanların, büyük ölçüde, geçimini, sanayiini de ona temellendirmeye çalıştığımız, Türkiye'nin ikinci büyük tarım havzasında yapılan bir sistem; bunu yapmaya kimsenin hakkı yok; olmamalı; yok... Türkiye, kimsenin çiftliği değil, kimsenin özel şirketi değil. Halk, bilgisinden kaçırılarak bir şey yapılması gereken insan yığınları da değil; olmamalı.

Araştırma komisyonumuz raporunu hazırlamıştır. O günkü siyasîlerin bunda çok ciddî etkileri olmuştur; kimse, buna "dur" dememiştir. Kaldı ki, AK Parti Hükümeti, kurulduktan sonra -58 inci ve 59 uncu hükümetler döneminde- bakanlık -Sayın Koç da, muhalefet milletvekillerimiz de pekala biliyor- ilk etapta, ilk fırsatta, bunu yüzde 10 kapasiteye düşürdü. Neden; hem zararlı olması hem de enerji ihtiyacı açısından; daha sonra yüzde 5'e düştü. Değerli arkadaşlar, Samsun Barosunun yaptığı başvuru doğrultusunda, idare mahkemesi, bunun yürürlüğünü durdurdu ve bakanlık, tamamen, şu anda üretimden alıkoymuş oldu. Temyiz edildi dava; neticeyi bekliyor. Kaldı ki, icranın elini kolunu bu kadar bağlayan bir sözleşmenin gerekliliği de nereden doğmuştur, onu bilemiyoruz.

Bir en önemli nokta daha; bütün yönetmeliklere geçici maddeler konularak -bir de öteki yönetmeliklerdeki yerleri, şartları yerine getirmesine koyuyor; halbuki, orada da kaldırılmış- yani, hiçbir yönetmeliğe bağlı kalmaksızın, 31.12.2002 tarihine kadar, mobil santrallarla ilgili yönetmelikler -yani, fuel-oil çevrim santrallarıyla ilgili, önünde devasa, koskoca -hiçbir engele takılmayacak olan bir uygulama...

Değerli arkadaşlar, önemli bir nokta daha var. İmar planı yapma yetkisini... Yönetmelikte değişiklik yaparak, plan teklifinde bulunuyorsunuz; bu planı onbeş gün içerisinde de onaylamak zorunluluğu getiriliyor. Ülkede savaş mı var?! Enerji kıtlığından dolayı ülke enerjisiz mi kaldı?! Yetmiyor; ondan sonra, yine, yönetmelik değişikliğine göre, ruhsat için müracaat edildiğinde, onbeş gün içerisinde karara bağlamak zorundasınız. Peki, teknik heyet onbeş gün içerisinde, ruhsata bağlanabilirliğine karar veremiyorsa ne olacak?! Vereceksiniz!.. Böyle bir uygulama, ne yazık ki, Türkiye'de gerçekleşmiştir.

Bugün, Yüce Meclisimize, değerli katkılarından dolayı, desteklerinden dolayı, Samsun adına, Samsun halkı adına, sizlere şükranlarımızı arz ediyorum.

Buradan, Samsun'da, bu mobil santral konusunda çok büyük mücadeleler veren mühendis odalarına, özellikle Elektrik Mühendisleri Odası Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerine, Makine Mühendisleri Odamıza, Mimarlar ve İnşaat Mühendisleri Odalarımıza, özellikle Kimya Mühendisleri Odası Başkan ve Yönetim Kuruluna -çok detaylı bir rapor hazırlayıp bize o zaman verdiler; komisyona teslim ettik- oradaki bütün teknik ölçümleri, bütün sıkıntıları ve sakıncaları, çok sağlıklı, hassas bir şekilde Komisyonumuza intikal ettiren arkadaşlarımıza, Sam-Sev Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerine ve buna benzer, isimlerini burada sayamadığım Samsun'daki nice sivil toplum örgütüne ve Samsunlu kardeşlerimizin Samsun'a sahip çıkma, Türkiye'ye sahip çıkma, çevreye ve sağlığa sahip çıkma konusundaki büyük gayretleri için kendilerine teşekkür ediyoruz.

Bu, Türkiye'nin gündemine de bu şekilde taşınmış oldu. Yalnız, Samsun'la ilgili değil, Anadolu'nun diğer kentlerinde de bu fuel-oil çevirim santrallarının üretiminin durdurulması ve Türkiye'nin, gündemine tekrar gelmeyecek şekilde gündemden çıkarılması gerektiği kanaatini taşıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu rapor konusunda çalışma sırasında -ben de komisyonda üyeydim- şunu gördük ki, kamu yönetimi, siyaset ve işadamının oluşturduğu üçgenin, artık, Türkiye'de tekrar olumsuz hale dönüşmemesi için, Yüce Parlamento, mutlaka, gerekeni yapacaktır, yapmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 2 Haziran 2004

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook