Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)
Manisa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Haziran 2010 · 592 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Enöz (MHP), 9 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.503)); konuşma 592 kelime.
Mustafa Enöz (MHP, Manisa). “Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-enoz-23-2010-06-09-maden-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-503 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA ENÖZ (Manisa)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; öncelikle, Sayın Hükûmete ve Komisyona teşekkür ettiğimizi ifade edelim.
Görüşmekte olduğumuz 503 sıra sayılı Maden Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 6’ncı maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Verdiğimiz önergeyle, tasarının 6’ncı maddesinin ikinci paragrafının birinci cümlesinde yer alan “…ve sevkıyatın gerçekleştirildiği nakil aracına…” ifadesiyle, devamında “El konulan nakil aracının mülkiyeti kamuya geçirilerek…” ifadelerinin madde metninden çıkarılmasını teklif ediyoruz.
Gerekçede de belirttiğimiz gibi, araca el konulması çok ağır bir cezadır, ağır bir müeyyidedir diye düşünmekteyiz. Zaten zor durumda olan binlerce kamyoncu esnafının da mağdur edilmemesi böylelikle amaçlanmıştır.
Sayın milletvekilleri, madenlerimiz, sanayinin temel ham madde ve enerji ihtiyacını karşılamaktadır. Yurdumuz çok çeşitli maden kaynaklarına sahiptir. Ülkemizin karmaşık jeolojik yapısı çok çeşitli madenlerin bulunmasına imkân sağlamaktadır. Maden çeşitliliği açısından dünyanın zengin ülkelerinden biri olmamıza rağmen gerek toplam rezerv yönüyle ve gerekse tek tek yatak boyutları kıyaslandığında geri sıralarda yer almaktayız.
Dünya rezervlerinde önemli paya sahip olduğumuz madenlerin başında bor madeni gelmektedir. Gelişmiş ülkeler sanayi devrimlerini madencilik sektörü sayesinde gerçekleştirmişlerdir. Bizde madencilik sektörünün gayrisafi millî hasıla içindeki yeri yüzde 1,5 iken, gelişmiş ülkelere baktığımızda madencilik sektörünün gayrisafi millî hasıla içindeki payının yüzde 20’lerde olduğunu görmekteyiz.
Gelişmekte olan bir ülke olarak, bir yandan nüfus artışını besleyebilecek yatırım ve üretimi sağlamak, diğer yandan fert başına düşen millî geliri artırarak halkın refah düzeyini yükseltmek zorundayız. Bunu sağlayacak en önemli kaynaklardan biri olan madenciliğin katkısı maalesef yetersiz kalmaktadır. Ülkemiz maden ticareti rakamları dikkate alındığında, ithalat artmasına rağmen ihracatın aynı seviyelerde artmaması bu sektöre yeteri kadar önem verilmediğini göstermektedir. Madencilik sektörüne yön verirken uzun vadede bir madencilik politikası oluşturulmalıdır. Bu politikanın kalıcı olması yanında, zaman içinde değişip yeni koşullara uyacak esnekliği de göstermesi zorunludur. Ayrıca, bu politika tespit edilirken maden potansiyelimiz sağlıklı bir şekilde belirlenmeli ve doğal kaynaklarımızın tükenebilirliği göz önüne alınmalıdır.
Sayın milletvekilleri, gelişmiş ülkelerin yıllar önce hallettiği maden ocağı sorunu Türkiye’de modern kölelik düzeniyle maalesef can almaya devam etmektedir. Maden faciaları ve grizu patlamaları son yıllarda daha fazla can almaya başlamıştır. Ülkemiz en son geçen ay Zonguldak’ta maden ocağında mahsur kalan 30 işçiden gelen kara haberle sarsılmıştır. Zonguldak Kilimli’de Türkiye Taşkömürü Kurumunun Karadon Müessese Müdürlüğüne ait kömür ocağında meydana gelen grizu patlamasında göçük altında kalan madencilerin cesedine ancak günler sonra ulaşılabilmiştir. 30 kişinin de patlama veya göçükten değil karbonmonoksit zehirlenmesinden öldüğü bilinmektedir. Bu durum “Maden ocaklarında can güvenliği yeterince sağlanıyor mu? Metan gazı ölçerler neden alarm vermiyor? Teknik cihazlar neden metan gazı artımında otomatik olarak ocağa oksijen pompalamadı? İşçilerin gaz maskesi ve oksijen tüpü neden yoktu?” gibi soruları beraberinde getirmektedir.
Sayın milletvekilleri, son yıllarda meydana gelen tersane ölümleri ve maden ocaklarında meydana gelen ölümler bizleri derin kuşkulara sevk etmektedir. AKP hükûmetleri döneminde uygulamaya konulan taşeron işçi çalıştırma sistemiyle yeterli güvenlik önlemlerinin alınmayışı ve etkili denetimin yapılmayışı sonucu işçi ölümleri kaçınılmaz olarak meydana gelmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
MUSTAFA ENÖZ (Devamla)Teşekkür ederim.
Maden kazalarında eksiklikleri şöyle sıralayabiliriz: Güvenliğin yetersiz olması, ölüm tazminatının düşük olması, kuralsız ve denetimsiz bir sektör olması, devlet madenlerindeki taşeronlaştırma, mühendislik bilim ve tekniğinden uzak işletim sistemi, teknik elemanların gözetim ve denetim eksikliği, son teknolojik ekipmanlar yerine ilkel çalışma şartlarının olması, ocakların Avrupa’daki gibi antigrizu sistemleriyle donatılmamış olması söylenebilir.
Sayın milletvekilleri, uzman raporlarına göre ülkemizdeki madenlerde çalışma koşulları gelişmiş ülkelerdeki koşullardan çok daha ilkel durumdadır. İstatistiklere göre ise ülkemiz iş kazaları bakımından dünyanın en güvensiz ülkeleri arasında bulunmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütünün hazırladığı rakamlara göre maden ocaklarındaki kazalarda Türkiye Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü konumundadır.
Bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygılarımı sunuyorum. Önergemizin kabulü yönünde oy vermenizi bekliyorum.
Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
106 konuşma daha · 9 Haziran 2010