Türkçe konusunda yayımlanan bir genelgeye ilişkin
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 61. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Mart 2004 · 463 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 2 Mart 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKÇE KONUSUNDA YAYIMLANAN BİR GENELGEYE İLİŞKİN); konuşma 463 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Türkçe konusunda yayımlanan bir genelgeye ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2004-03-02-turkce-konusunda-yayimlanan-bir-genelgeye-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; tümünüzü saygıyla selamlarım.
Denetim hakkımızı kullanıyoruz. O yüzden, zaman açısından daralmayalım.
16 Nisan 2003 tarihinde "Yaşayan Türkçemiz" adlı, valiliklere ve Bakanlık birimlerine Sayın Millî Eğitim Bakanlığı bir genelge gönderdi. Bu genelgede "doğu dillerinden, batı dillerinden gelen, derlediğimiz kelimeler -genelgeyi aynen okuyorum- zamanla Türkçeleşmiş, artık, bizim malımız olmuştur" diyor Sayın Bakan. Devam ediyor "yabancı kökenli kelime ve kavramların birlikte var olması, dilimiz açısından bir zenginliktir" diyor genelgede. Millî Eğitim Bakanı dil konusunda öncü rolü oynar, o yüzden de, yazışmalarda ve yayınlarda, yaşayan Türkçe'nin kullanılmasını -yaşayan Türkçe de doğudan, batıdan gelen, yabancı kökenli, dilimizdeki sözcükleri de varsayıyor- bunu yaparken -Sayın Bakan Bostancıoğlu zamanında- dilimize özen gösterelim, Türk Dil Kurumunun yazım kılavuzunu ölçü alalım, Türkçesi varsa, yabancı sözcükleri kullanmayalım diye Sayın Bostancıoğlu bir genelge çıkarmış; sözde, o genelgeyi ortaya çıkararak, Sayın Bakan, bu yaşayan Türkçe tartışmasına giriyor ve diyor ki, o sözünü ettiğim sözlerden sonra: "'Ulus' kullanabilirsiniz, 'millet'i de kullanırsınız; 'özgürlük' kullanabilirsiniz, 'hürriyet'i de kullanırsınız; 'egemenlik', 'hâkimiyet' kullanırsınız; 'bağımsızlık', 'istiklal', bunların hepsi bizim sözcüklerimizdir."
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Atatürk, dil konusuna bağımsızlık açısından yaklaşmıştır. 1932'de Dil Kurumunu kurduktan sonra, ulusal duygu ile dil arasındaki bağı söyledikten sonra "ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk Ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır" demiştir. Yani, bu dil tartışması, biliyorsunuz, genç kalemlerden başlayarak cumhuriyet döneminde sürmüş ve Atatürk, buna, köklü, özerk bir dil kurumu ile -sonradan onun da özerkliğini ortadan kaldırmışız- bir yön, yöntem getirmiştir ve Türkçe karşılığı varsa bir sözün, yabancı sözcüklerin kullanılmamasını istemiştir.
Şimdi, Sayın Bakan kapıları açıyor Millî Eğitim Bakanı olarak; diyor ki: "Hepsini kullanabilirsiniz; bunların hepsi bizim malımızdır."
Değerli arkadaşlar, o zaman, dilde özleşmenin, dilin ulus olmadaki öneminin, hiçbir anlamı kalmaz, böyle bir şey olmaz. Hepsi bizim malımız değil. Avrupa da böyle düşünmüyor; Almanya da, Fransa da... Onlar da kendi dillerini zenginleştirmek için, ya sözcük ortaya koyuyorlar ya da halktan derliyorlar.
Bakın, dilde özleşme başladığı zaman, Türkçemizde, Arapça ve Farsça kökenli sözcükler yüzde 50 oranındaydı, bugün, bu oran azalmıştır; ama, dilde kirlenme, son zamanlarda, özellikle Batı'dan gelen sözcüklerle artmıştır. Bakın işyerlerinin adlarına; sanki Türkiye'de dolaşmıyorsunuz, başka bir ülkede gibisiniz; yani, bir dil kirlenmesi yaşanıyor. Şimdi, Sayın Bakan da diyor ki: "Bunların tümü bizim malımızdır; istediğinizi kullanabilirsiniz." Bu, bir yanlış yaklaşımdı; soru önergemde onu ortaya koydum.
Değerli arkadaşlar "TÜBA" diye bizim bir bilimsel kuruluşumuz var. Sakın ola ki, TÜBİTAK gibi, onun da çanına ot tıkamayın. O Türkiye Bilimler Akademisi, çok güzel, sözcükler üzerinde çalışmalar yapıyor. En son 26-27 Aralık 2003'te, İzzet Baysal Üniversitesinde bu konuda bilimsel bir toplantı yapmış ve orada, bakın ne diyor: "Eğitimde ve yayınlarda Türkçe karşılığı olan terimler kesinlikle Türkçe olarak kullanılmalıdır." Bakın, Sayın Bakanın söylediğinin tam tersini bir bilim kurulu ortaya koyuyor. "Karşılığı olmayan terimlerin Türkçe karşılığının bulunması için yaygın çaba gösterilmelidir. Eğer Türkçe karşılığı yoksa, onu da bulmalıyız" diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 2 Mart 2004