Genel Kurul konuşması
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 111. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Temmuz 2004 · 846 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 7 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 846 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2004-07-07 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Belediyeler Yasası Tasarısının 48 inci maddesi üzerinde CHP Grubu adına söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlarım.
48 inci madde "Belediye teşkilâtı" anabaşlığı altında, belediye örgütlenmesini ortaya koyuyor. Hazır yeni bir yasa yapılırken, birçok sözcük Türkçeleşmişken neden bu "teşkilat" sözcüğünde direnildi onu bilmiyorum; yani "örgüt" gibi herkesin anladığı, sevdiği bir sözcük varken "teşkilat" niye denildi bilmiyorum.
Bu belediye örgütü, burada, bu maddede söylenirken, norm kadroya uygun olarak bir belediyenin temel örgütlenmesi üzerinde duruluyor; ana bünyesinin nasıl olacağına ilişkin sıralamalar yapılmış. İşte, klasik olarak, yazı işleri, malî hizmetler, fen işleri ve zabıta birimlerinin olacağı söylenilmiş; ancak, nüfusa göre ya da ekonomik, sosyal, kültürel duruma göre, hatta gelecek verilere göre başka birimler de yapılabilir denilmiş.
Bu tasarının kimi yerlerinde geçen, örneğin, bütçe içi işletme, belediye işletmesi, belediye şirketi ve belediye katılımlarından -iştiraki diye geçmiş orada- söz edilmiyor. Şimdi, mademki böyle bir başlık yapıldı... Bu tasarının başka başka yerlerinde o belediyeye ilişkin birtakım kurumlar da var, onlar burada sayılmamış. Yalnızca, klasik, başlangıçta, işte "yazı işleri", "fen işleri", "zabıta", "malî işler" denilmiş, ondan sonra da duruma göre birtakım birimler kurabilir denilmiş.
Değerli arkadaşlar, tasarının 70 inci maddesinde -geleceğiz- belediyeler şirket kurabiliyor, hiç kimseden izin almadan kolayca şirketini oluşturuyor; ama, bütçe içi bir işletme kurmak istediği zaman, örneğin, suyla ilgili, otobüsle ilgili bir işletme kurmak istediği zaman İçişleri Bakanlığına bağlanmış. Şimdi, ikili bir ölçü getirilmiş; şirket kurarken, "buyurunuz, kurunuz, serbestsiniz, istediğiniz şirketi kurun." Peki, hizmet içi bir işletme kuracağım dediğiniz zaman, İçişleri Bakanlığına bağlanılmış. Nerede kaldı şimdi özerklik, nerede kaldı bağımsızlık. Hayır, şirket kuracağın zaman bağımsızsın; ama, hizmet içi bir işletme, kendi bütçenden bir birim kuracağın zaman bana bağlısın... Bunun altında iyi bir niyet yok. Biz, çerçeve yasada da, bu yasada da söylüyoruz. Burada, şirketleştirerek bir özelleştirme anlayışı var, kamu hizmetlerini belediyeler kendisi görmesin, başkaları yapsın anlayışı var. Belediye örgütlenmesinde, şirketi kurarken, istediğin gibi şirketleş, şirket kur diyorsun; yurttaşı doğrudan ilgilendiren kamu hizmetiyle ilgili asıl yapmak istediğin işte, İçişleri Bakanlığı "bana bağlısın, benim iznime, benim onayıma bağlısın" diyor. Vermezsen?.. Şirket kur o zaman... İçişleri Bakanı -küreselleşmeci, özelleşmeci bir bakanlık anlayışı, moda var ya şimdi- vermiyorum kardeşim sana diyebilir.
Değerli arkadaşlar, bunu, niçin, böyle altını çizerek söylüyorum. Son yirmibeş yıldır, birer kamu hizmeti gören belediyeler, bir şirketler grubu oldu. Özellikle büyük kentler bir holding görünümündedir. O kadar çok şirket var ki, bu şirketlerin sayısını şimdi ben İçişleri Bakanlığına sorsam, Türkiye'deki belediyelerdeki şirket sayısını bize söyler misiniz Sayın Bakanım desem -araya kadar o bürokratlarına sorsun- belki tam bir rakam veremeyecek.
Bir belediye meclisi üyesi, bir belediyenin bütçesinin şirketlerle beraber kapsamını, oylumunu hiçbir zaman bilemez bu duruma göre. Gerçekten, büyük kentlerin belediyelerinin şirketleri o kadar holding gibi olmuştur ki, oralarda yolsuzluk, oralarda usulsüzlük, oralarda denetimsizlik var. O şirketleri Sanayi Bakanlığının ne kadar denetleyebileceği de ayrı bir konu. Yani, buradaki örgütlenme, tam bir özelleştirme anlayışına göre ya da işine geldiği zaman özerkliği, bağımsızlığı koruyan, ama, şirketleşmeye geldiği zaman önünü açan bir anlayış.
Değerli arkadaşlar, maddenin ikinci kısmında deniliyor ki: "Beldenin nüfusu, fizikî ve coğrafî yapısı, ekonomik, sosyal ve kültürel özellikleri ile gelişme potansiyeli dikkate alınarak, norm kadro sistemine uygun olarak gerektiğinde sağlık, itfaiye, imar, insan kaynakları, hukuk işleri ve ihtiyaca göre diğer birimler oluşturulabilir."
Bakın, nüfusun dışında, bir sürü şeyler sayılmış, bu belediye gelecekte kültürel yönden, sosyal yönden nasıl gelişebilir, sayılmış.
Şimdi, ben, yine, dönüyorum 8 inci ve 11 inci maddelere Sayın Bakan; orada, siz, hiç bu ölçüyü almıyorsunuz; yani, nüfusu 2 000'in altında olan belediyelerin var olan durumlarına bakmıyorsunuz, gelecek potansiyellerine bakmıyorsunuz "seni kapattım" diyorsunuz; ama, burada birim oluştururken, "geleceğe ilişkin umut gösteriyor mu, potansiyel gücü var mı; ekonomik durumu, kültürel durumu" diye sayıyorsunuz... Burada bir çelişki var, burada, kazanılmış hakları yok etme var. Siz, 340 belediyenin, Türkiye'de, geleceğini hiç düşünmeden yok ediyorsunuz. Ben, geçen gün, beş yılda bir nüfus sayımı yapılır diye, 2005'te nüfus sayımı yapılacakmış gibi söyledim; ama, on yılda bir yapılıyor Avrupa Birliği uyumuna göre diye düşünüp, onu burada düzeltiyorum.
Değerli arkadaşlar, Türkiye, çocuklar ülkesi, gençler ülkesi, nüfusu Avrupa'ya göre çok artan bir ülke. Avrupa'da, o ülkelerin, on yıl sonra, nüfuslarında çok değişiklik olmaz; ama, benim ülkemde olur, İller Bankasından pay ona göre ayrılır; yani, 2000 yılındaki nüfus ile ondan üç yıl sonraki, beş yıl sonraki nüfus farklıdır.
Bakın, Denizli burada çok konuşuldu, bir kez daha söylüyorum: 2003 yılı aralık ayında, bir arkadaşımın önerisi üzerine -şimdi o arkadaşım, sağ olsun, bizler gibi düşünüyor- Denizli'nin 50'ye yakın belediyesi yok ediliyordu. Aynı şey bugün yine oluyor. O gün, bütün Denizli'den söz edildi ve nüfusu 2 000'in altında olan belediyelerle beraber yaklaşık 50 belediyemiz gidiyordu. Bugün, ben, yine baktım, aynı şey; 29 belediye nüfus yönünden gidiyor, 10'un üzerinde belediyemiz de, 5 kilometre ötesindeki belediye sınırlarından dolayı gidiyor. Şimdi, birtakım savlar var, milletvekili olarak biz de tam bilemiyoruz. Deniliyor ki, işte, belediye sınırının 5 kilometre ötesinde kalan belediye ona katılır; orada başlayan, yani, kattığı belediyenin sınırından 5 kilometre ötede bir belediye daha varsa, o da gider; oradan 5 kilometre ötesinde bir belediye daha varsa, o da gider; yani, isterse, zincirlemeli olarak, 20 kilometre ötedeki bir belediye de -böyle 5'er kilometre arayla belediyeler kurulmuşsa- yok olur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
60 konuşma daha · 7 Temmuz 2004