Dernekler kanun tasarısı
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 117. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Temmuz 2004 · 748 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 16 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DERNEKLER KANUN TASARISI); konuşma 748 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Dernekler kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2004-07-16-dernekler-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 651 sıra sayılı Dernekler Yasası Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve kişisel olarak söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlar, yasama yılının son günü, önemli bir yasa tasarısını görüşüyoruz. Dernekler, demokrasinin temelidir, örgütlenmenin temelidir. İnsanlar, amaçlarını, bir araya gelerek dernek kurarak benimsetirler, kamuoyu oluştururular. Türkiye'de 80 000'in üzerinde dernek olmasına karşın, Türk toplumu, ne acı ki,
örgütlü bir toplum değildir; yeterince derneklerde, sendikalarda, siyasî partilerde katılımcılığını gösteremez. Çağdaş, ileri ülkelerde, örneğin İskandinav ülkelerinde bir kişi 7-8 derneğe üye olmuşken, bizim ülkemizde belirli sayıda insan bu örgütlenme hakkından yararlanır. O yüzden de, İsveç'in nüfusunu 7-8 kat fazla kabul ederler, insanların katılımcılığı açısından.
Görüştüğümüz bu Dernekler Kanunu Tasarısı, gerçekten birçok olumlu iyileştirmeler yapıyor Dernekler Yasasında. Bunlar güzel, olumlu adımlar; ancak, bu tasarı içerisinde de kimi düzeltilmesi gereken yanlar var; çünkü, bu yasalar, Avrupa Birliği uyum yasalarına uygun olarak, biraz da görüşme tarihi almak için yapılan iyileştirmeler. Elbette, buna Türk halkı layıktır, olması da gerekir. Örneğin, Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesini Türkiye olarak çoktan imzaladığımız ve sözleşmede çocukların dernek kuracağı açıkça belirtildiği halde, ancak bu tasarı yasalaşırsa çocuklarımıza dernek kurma hakkını tanıyoruz, o da belirli alanlarda yine.
Ayrıca, bürokratik engeller azalıyor, dernek üyelerinin kısıtlılığı azaltılıyor ve etkinlik alanları biraz daha artırılıyor. Bunlar işin olumlu yönleri. Peki, bu tasarıda olumsuz olarak ne var; özellikle 13 üncü maddeyi bir kez okumanızı diliyorum. Belki de dernekçiliğimizde ilk kez, olmaması gereken bir ibare konulmuş; dernek yöneticilerinin, deneticilerinin ücret alabileceği vurgulanmış; oysa, dernekçilik gönüllülük işidir, parayla yapılmaz. Dernek bir şirket değildir. Son derece sakıncalıdır dernek yöneticilerinin, deneticilerinin para alması; ama, dernekler, tabiî, kimi işlerini yapabilmek için birtakım elemanları barındırırlar ve onları ücretle tutarlar; ama, dernek yöneticilerinin, deneticilerinin, başkan ve üyelerinin para alması son derece sakıncalıdır. Önergelerimiz var; bunların düzeltilmesini diliyoruz.
Bir de, değerli arkadaşlar "ateş doludur, tutma yanarsın" gibi, burada, dernek kurmak özgürdür, etkinlikler yapabilirsiniz; ancak, şunlar, şunlar, şunlar olduğu takdirde şu kadar para cezası, şu kadar hapis cezası denilmektedir cezalar kısmında. Bir hakkı bir elinizle veriyorsunuz, öteki elinizle, cezalarla caydırıyorsunuz. Elbette, yaptırımı olacak.
Değerli arkadaşlar, bakın, milyarlara varan cezaların ödenmesi çok güçtür. Bir yıl, iki yıl dernekçilik yapıldı diye hapis yatmak çok güçtür. Şimdi, ben, dernekçilik yaparak buraya geldim, özellikle eğitim derneklerinde çalıştım. Eğitimciler Derneğinin son yaşadığı bir olayı size anlatmak istiyorum, Sayın Bakanım da dinlesin. Biz, bir dergi çıkarıyoruz "abece" adında; eğitim dergisi, meslek dergisi. Yönetim değişikliği sırasında
isim bildirilmediği için, başkan değişikliğinde isim bildirilmediği için dernek sahibi olarak dernek başkanına ve yazı işleri müdürüne 3 milyar liranın üstünde ayrı ayrı ceza geldi.
Değerli arkadaşlar, burada, öyle, milyara varan cezalar var. Bu işler hatayla yapılmış olabilir, bilmeden işlenmiş olabilir; büyük bir kasıt yoksa, insanlara en az 500 000 000 - 1 000 000 000 lira ceza verilmesi doğru değildir. Hele, hapis; o, daha da kötü bir şeydir. Yatanlar bilir, insanların özgürlüğünü almak, hele dernekçilik yaptı diye almak çok yanlıştır. Çünkü, geçmişte, bu hakları önce kullandırdık, sonra o hakkı kullananları cezalandırdık.
Ben, burada, zaman zaman dile getirdim; TÖBDER (Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği) 200 000 üyeli büyük bir dernekti; onun yöneticileri askerî mahkeme tarafından cezalandırıldı ve mallarına Hazine el koydu; 1981, yani, 12 Eylül faşizminin henüz etkisinin geçmediği zamanda dernek yöneticilerinin bir kısmı alındı, cezalandırıldı, arkadaşlarımız, öğretmenler yattı. Dernek genel başkanı içinde olmak üzere, birtakım yöneticiler, aradan altı yıl geçtikten sonra aklandılar, derneğin başkanı aklandı; ama, malları geri verilmedi. Ben, aylardır, hatta Parlamentoya girdim gireli, bu malların Hazineden kurtarılması için uğraşıyorum; Maliye Bakanına gidiyorum, İçişleri Bakanımıza gidiyorum, Salih Kapusuz'a gidiyorum, Adalet Komisyonu Başkanına gidiyorum; arkadaş, bakın, partilerin verildi, sendikaların verildi, ben yalnız öğretmenlerinkini de istemiyorum, bütün derneklerinkini verin ve bunlar şu şekilde oldu, hukuk bunları akladı diyorum. "Dur bakalım" diyorlar zamanı gelir diyorlar. Şimdi, Dernekler Yasası Tasarısı görüşülüyor. Sayın Bakandan bir kere daha kamuoyunun önünde şunu diliyorum: Bu Dernekler Yasası Tasarısına önergeyle bir ek madde konularak, 200 000 üyeli öğretmen derneğinin trilyona varan malvarlığının -liste halinde burada- verilmesini istiyoruz. Özellikle AKP'li arkadaşların, özgürlük konusunda, bir tüzelkişiliğin cezalandırılması konusunda oy kullanmayacaklarına inanıyor ve bize destek vermesini diliyorum.
Değerli arkadaşlar, bakın, burada, birçok örnek verilebilir. 24 Kasım, öğretmenlere, gününüzü kutlayın diye verilmiş bir gündür. 1990'da, Ankara Valisi, bize -ben de derneğin başkanıyım- "2911 sayılı Yasanın 17 nci maddesine göre, siz, gününüzü kutlayamazsınız, 24 Kasımı kutlayamazsınız" dedi. Ben de, o yasayı açtım baktım; orada "cumhuriyetin ana niteliklerini yok etme amacı güden toplantılar yapılamaz, valilik tarafından yasaklanır" deniliyor.
Değerli arkadaşlar, bir hakkı vermek önemli değil, o hakkı yaşatmak ve kullanılır kılmak çok önemli. Şimdi, burada sağladığımız iyileştirmeleri, siz, insanlara yaşatıyorsanız, gerçekten...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
48 konuşma daha · 16 Temmuz 2004