Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 34. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Aralık 2004 · 696 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 16 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 696 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2004-12-16-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Yasası Tasarısının 11 inci maddesi üzerinde CHP Grubu adına ve kişisel olarak söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
11 inci madde, lisans belgesini yitiren kişilere, Bakanlığın yeniden belge vermesini düzenliyor.
Değerli arkadaşlar, tarım ürünleri lisanslı depoculuk uygulaması ileri ülkelerde var; ama, Türkiye'de ilk kez uygulanacak. Bu yasa nasıl yapılırsa, uygulama nasıl olursa, lisanslı depoculuk da öyle başlayacak. O yüzden de, bu yasanın yapılmasına çok özen gösterilmeli ve yasada bir eksiklik, bir yanlışlık yapılmamalıdır.
Tarımımızı, çağdaş ileri ülkelerin düzeyine yükseltmek ve onun yasal olarak altyapısını hazırlamak güzel bir şey. Aklı başında hiçbir kişi ve kuruluş bunun karşısına çıkmaz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz de çıkmıyoruz; yeter ki, ulusal çıkarlarımıza uygun, ülkemiz üreticisine uygun olsun.
Zaten, bu yasal düzenlemenin gerekçesinde de, şöyle söyleniyor: Üreticiyi, fırsatçıdan, fesatçıdan kurtarmak, istediği zaman, uygun fiyat bulduğu zaman ürününü satmasını sağlamak; onun için de lisanslı depoculuk öngörülüyor, kredi kolaylığı sağlanacağı söyleniyor. Uygulama böyle mi olacak; biraz kuşkuluyuz. Arkadaşlarımın ve benim anlattığımız kaygılar bu yüzden. Örneğin, bu lisanslı depoyu kim kuracak; önemli olan bu. Şimdi, bu tasarıya göre, anonim şirket sahipleri kuracak, 1 trilyonluk ödeme gücü olacak.
Değerli arkadaşlar, yeni bir sektör doğdurulurken, bunun üreticilerle ilgili olmasını, tarım birlikleriyle ilgili olmasını isteriz. Biz, dün bir önerge verdik ve dedik ki, tamam, anonim şirket, özel kesim kursun; ama, hazır deposu olan tarım birlikleri var, üye sayısı fazla olan satış kooperatifleri de, üretim kooperatifleri de lisanslı depoyu kurabilsin. Ne yazık ki, o kabul edilmedi. Onunla ilgili, Sanayi Bakanı Sayın Ali Coşkun -bugün burada yok, keşke olsaydı- 9 Aralık Perşembe günü bir konuşma yaptı; dün de o konuşmanın da işine gelen yerlerini burada okudu. Kendisinin burada olmasını isterdim. Ben de tutanakları aldım. Bakın, Bakanın 9 Aralık günü 30 uncu Birleşimdeki konuşmalarından aynen okuyorum: "Müstahsili memnun etmek ve reyini almak için tütünü alacaksınız, depolarda kurtlandıracaksınız, yakacaksınız; sonra, çayı alıp denize dökeceksiniz, fındığı alıp yağlığa yollayacaksınız; bu, ekonomik yönetim olacak. Biz, bugün, geçmiş iktidarların, yapılmayan, zamanında yapılmayan... Hatalarının faturasını ödüyoruz" diyor. "...biz, Cumhuriyet Halk Partisinin iktidar olduğu dönemin hatalarını da ödemiyor muyuz şimdi" diyor ve arkasından devam ediyor -hiç bunları okumadı- "IMF programı, devletin programı haline gelmiştir." AKP'li arkadaşların özellikle dikkatini çekiyorum; zaman zaman "biz AKP programını söylüyoruz" diyorlar da... Sayın Bakan diyor ki: "IMF programı devletin programı haline gelmiştir ve devlette devamlılık vardır." Biz bunu bilmiyoruz. Aslında yanlıştır. IMF programı devletin programı olur mu?! Belki AKP'nin programı olabilir; ama, hele geleceğimize ilişkin, emekten yana bir iktidarda IMF'nin programı devletin programı olur mu?!
Devam ediyor: "Tekrar söylüyorum; devlet kurmayacak, özel sektör kuracak. İsteseniz de istemeseniz de özel sektör kuracak... Artık, devlet, bu işlerde, sadece yönlendirici, müstahsili koruyucu yönde tedbirler alacak; kendisi malları alıp çürütüp, ondan sonra da denize dökmeyecek, ateşe vermeyecek."
Konuşmasına başlarken de "kamusal alan, kamusal alan, kamusal alan" diye de üç kez söylüyor. Tutanağı isteyen arkadaşlara veririm. Keşke Bakanımız olsaydı.
Değerli arkadaşlar, devletin bir bakanı, üstelik tarım ürünlerinin konuşulduğu, konunun lisanslı depoculuk olduğu bir sırada dalga geçerek "kamusal alan, kamusal alan... Hay sizin kamusal alanınız!.. Siz tütünü yaktınız, işte, depolarda kuruttunuz..." Bu bir üslup değildir diye söyledik.
Her şeyden önce, şu tarım ürünlerinin sorumluluğunu çokbaşlılıktan da kurtarmak gerekir. Bugün, sağ olsun, Tarım ve Köyişleri Bakanı orada oturuyor; ama, örneğin -demin AKP sözcüsü burada pamukla ilgili konuşmalar yaptı- pamukla ilgili politikalar için, bakın, Sanayi ve Ticaret Bakanı söz sahibi, Tarım ve Köyişleri Bakanı söz sahibi, Hazine Müsteşarlığı söz sahibi, Dış Ticaret Müsteşarlığı söz sahibi. Bu çokbaşlılık içerisinde, gerçekten, ulusal üreticinin yararına bir politika izlenemiyor ve bunun tek elde toplanması gerekir. Bizce doğru olanı, Tarım Bakanlığının bu işe sahip çıkmasıdır; ama, ne yazık ki, bu yasa da, Tarım Bakanlığının değil Sanayi Bakanlığının yetkisi içinde olacaktır.
Değerli arkadaşlar, az önce pamuktan söz eden AKP sözcüsü arkadaşımız, pamuk üreticisi sanki hoşnutmuş gibi bir ifade kullandı. Bakın, elimde, Tarişin bilgileri var, ziraat odasının bilgileri var. Egede 100 000 pamuk üreticisi var; 55 000'i Tarişin üyesi. Belki, bir 100 000 de öbür bölgelerde var; 200 000 pamuk üreticisi; aileleriyle beraber yarım milyonun üzerindeki insan... Şimdi, bakıyoruz, Türkiye'de, 7 200 000 -Tarişin rakamlarını okuyorum- dekarda pamuk üretimi yapılıyor ve ulusal gelirimizde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Sayın Başkan, sürem bitmediği halde, mikrofon kapandı.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 16 Aralık 2004