Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)
Konya Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Haziran 2010 · 579 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Kalaycı (MHP), 9 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.503)); konuşma 579 kelime.
Mustafa Kalaycı (MHP, Konya). “Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-kalayci-23-2010-06-09-maden-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-503 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA KALAYCI (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 503 sıra sayılı Maden Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesiyle ilgili verdiğimiz önerge hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınızda bulunmaktayım. Bu vesileyle, gecenin bu saatinde hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Türkiye’de madencilik yıllardan beri tüm boyutlarıyla ele alınmamış, bu nedenle sektörde kalıcı bir gelişme sağlanamamıştır. Her ülke doğal kaynaklarını nasıl değerlendireceğini, ham madde açıklarını nasıl gidereceğini ve buna yönelik uzun vadeli plan ve stratejisini önceden belirlemektedir.
Madencilik sektörünün ülke kalkınmasındaki önemi fazla miktarlarda üretilerek yurt dışına ham madde olarak satılıp döviz elde edilmesinde değil, yerli sanayiye düşük maliyette ve kaliteli girdi sağlamasındadır. Ülkemizi madencilikten ham madde üretip satan bir kaynak ülke olmaktan çıkarıp sanayiyle entegre olmuş, dünya pazarlarında katma değeri yüksek uç ürünlerde söz sahibi bir ülke konumuna getirmek ana hedefimiz olmalıdır. Bunun için de bor, soda, krom, mermer, demir gibi madenlerin üretimleri ile bunları uç ürünlere dönüştüren sanayi sektörü bir bütün olarak düşünülmeli, planlamalar bir bütün olarak yapılmalı, bu kapsamda millî bir madencilik politikası ve stratejisi oluşturulmalıdır. Bu çerçevede madencilik sektörünün planlanmasında sanayi sektörleriyle entegrasyon ön planda tutulmalıdır. Bu hususların göz ardı edilmesi nedeniyle Maden Yasası’nın gelecekte de tartışılmasına devam edileceği görülmektedir.
Madencilik ürünleri üretimini artırmak şirketlerin üretim maliyetlerini düşürmekten geçmektedir. Bunun için de maliyetteki işçilik payını düşürücü teknoloji ile üretim yapmak, sermaye maliyetini düşürücü ucuz finansman imkânları sağlamak ve devletin aldığı gelir vergisi, devlet hakları ve harçlarını düşürmek önemli faktörlerdir.
Kazanandan mutlaka vergisi alınmalıdır ancak madencinin vergi yükü azaltılmalıdır. Devlet hakkı oranlarının 2004 yılında çıkarılan 5177 sayılı Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun çalışmalarında madencilik sektörü tarafından yapılan değerlendirmeler ve hesaplamalar sonrası binde 5 ve yüzde 1 olmasının uygun olacağı belirlenmiş ve önerilmiştir, ancak daha sonra bu oranlar geçerli bir gerekçeye oturtulmadan yüzde 2 ve yüzde 4 olarak belirlenmiştir. Madenci eskiden olduğundan daha çok vergi ödemeye başlamıştır. Faaliyet alanının orman, mera, tarım alanı, hazine arazisi olması durumunda ek ödentiler de madencinin ödemesi gereken bedeli daha da artırmaktadır.
Madenin bulunduğu yerde üretilmesi zorunluluğu, yer seçme şansının olmayışı, özellikle kırsal kesimlerde faaliyet gösterilmesi, yol, su, iletişim gibi kalkınmanın temel unsurlarını ülkemizin ücra köşelerine taşıması, istihdam ağırlıklı, kırsal kesimden göçü önleyici ve en önemlisi de özveri isteyen bir sektör oluşu madenciliği diğer sektörlerden ayıran özelliklerdir.
Böyle bir sektörden, ödediği vergilerin yanı sıra ayrıca, yüksek oranda devlet hakkı alınmakla sektöre haksızlık edilmektedir. Yüksek kazanç elde edenlerden gerekli vergiler alınmalı ancak genel olarak sektörün desteklenmesi için devlet hakkı oranları düşürülmelidir.
Tasarı, tam aksine, madencinin üretim maliyetlerini ve bürokratik işlemleri artıran hükümler içermektedir. Tasarıda özellikle maden ruhsat teminatları çok yüksek oranda artırılmaktadır. Dünyada ekonomik sıkıntı ve güçlüklerin yaşandığı bir dönemde maden sektörünün üzerine böyle bir yükün bindirilmesi sektörü tıkanma noktasına getirecektir.
Vermiş olduğumuz önerge, devlet hakkı oranlarının, ruhsat gruplarına göre binde 5 ve yüzde 2’ye düşürülmesini içermektedir.
Değerli milletvekilleri, madencilik sektörü ülke ekonomisi açısından taşıdığı büyük önemine rağmen, bugün millî gelir içindeki payı yüzde 1,5 gibi düşük bir düzeydedir. Tamamen ülkemiz öz kaynaklarını kullanan, üretimden satışa kadar neredeyse ithal girdi kullanmayan maden ve doğal taş sektörü, yeterince destek ve teşvik sağlanması hâlinde ülkemiz ekonomisi için…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
MUSTAFA KALAYCI (Devamla)…önemli katkılar sağlayacaktır.
Madenciliğe uygulanacak teşvik politikalarının anlamlı olabilmesi için yapısal teşviklerin uzun vadeli, konjonktürel teşviklerin ise süratle işletilebilen kısa vadeli teşviklerden oluşması gerekmektedir. Madencilik sektörüne özel bir teşvik kararnamesi düzenlenmesi ve kararnamede özel teşvik unsurlarının yer alması uygun olacaktır. Yürürlükteki bölgesel teşvikler madencilik için sektörel teşvik olarak uygulanmalıdır.
Önergemize destek vermenizi bekliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
106 konuşma daha · 9 Haziran 2010