İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 83. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Mustafa Özyürek

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 83. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Mayıs 2003 · 796 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyürek (CHP), 22 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 796 kelime.

Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 22 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-05-22-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Uzunca bir süredir iş kanunuyla ilgili müzakereler yapıyoruz; ama, zaman zaman, kanundan ayrı, konudan uzak, burada görüşmeler de yapılıyor. Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisinin bu kanunun bazı maddelerini tekriri müzakere yoluyla buraya getireceğini duyunca, acaba önemli sistematik bir değişiklik olacak mı diye, doğrusu, biraz umutlanmıştık; ama, biraz önce, en önemli maddelerden biri olan taşeronlaşma maddesiyle ilgili önerge sizin oylarınızla da kabul edilip yasalaşınca gördük ki, yapılan düzeltmeler, iyileştirmeler, çok sembolik nitelikte, işin özünü, esasını ilgilendirmiyor.

Değerli arkadaşlarım, gene burada bazı arkadaşlarımız sık sık, Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili, bizim muhalefet anlayışımızla ilgili, gereksiz, anlamsız beyanlarda bulunuyorlar. Öncelikle kabul etmeniz gerekir ki, iktidar partisi, tahammüllü olmak ve yasaların olabildiği kadar hızla çıkmasını sağlamakla görevli olan bir gruptur; yani, muhalefet partisi kadar, iktidar partisinin rahat olma şansı yoktur; ama, bu Mecliste izlediğimiz manzarada, daha çok, iktidar partisinin, muhalefet partisine ve muhalefet partisi sözcülerine dönük eleştirilerine tanık oluyoruz.

Şimdi bir arkadaşımız, bizim, Cumhuriyet Halk Partisi olarak IMF politikalarını izlediğimiz iddiasında bulundu. Nereden bulunuyor bu iddiada... Diyor ki: "Sizin içinizde Kemal Derviş var. O, geçmiş dönemde ekonomiden sorumlu bakan olarak IMF politikalarını uygulamıştı; öyleyse, siz IMF konusunda eleştiri getiremezsiniz." Değerli arkadaşlarım, Sayın Kemal Derviş, Cumhuriyet Halk Partisinin 177 milletvekilinden biridir. Sizin içinizde de, geçen hükümet döneminde bakanlık yapmış, şimdi de bakanlık yapan arkadaşlarımız var. Geçen hükümetlerin politikaları yanlışsa, sizin deyiminizle onlar IMF politikası izlemişse, o bakanlar, bırakınız sıradan bir milletvekili olmayı, sizin Bakanlar Kurulunuzda ne yapıyor, niçin aldınız? Şunu diyebilirsiniz: Bizim aldığımız bakan, IMF konularından, ekonomiden sorumlu değildi. Ama, değerli arkadaşlarım, bizim Anayasamıza göre, Bakanlar Kurulunda müşterek ve müteselsil sorumluluk esastır; bir bakanın yaptığından, bakanların hepsi sorumludur. Bunu göz önünde bulundurmak zorundasınız.

Kaldı ki, IMF'yle ilgili eleştiri yapabilmek için, sizin partinizin ve sizin hükümetinizin IMF karşıtı bir politikasının olması lazım; yani, demeniz lazım ki: IMF reçeteleri kötü reçetelerdir, acı reçetelerdir; biz, bunları elimizin tersiyle ittik. Bunu yapmaya biraz teşebbüs ettiniz; ama, 18 Nisanda, çok daha kapsamlı, çok daha acı reçeteler içeren bir niyet mektubunu imzaladınız.

Öyleyse, partinize sahip çıkınız; öyleyse, hükümetinizin politikasına sahip çıkınız, bu IMF karşıtı söylemden biraz uzak durunuz.

Ben, hem IMF politikalarını uygularım...Haydi, bir başka zaman olsa yine yenilir yutulur da, IMF temsilcilerinin, gelip hesaplarımızı didik didik ettiği, işte "o işçileri atacaksınız, bu kanunu niye çıkarmadınız" diye, böyle, umumî müfettiş havasıyla hesap sorduğu bir dönemde, bu iktidara mensup bir milletvekili kalkmış, Cumhuriyet Halk Partisine, IMF'yle ilgili sataşmaya çalışıyor. Bu inandırıcı değil, bu doğru değil, bu şık değil.

Değerli arkadaşlarım, bunları yapmayınız. Gelin, deyin ki: IMF de kim oluyor kardeşim; biz kendi ulusal politikamızı yaparız, bunun gereklerini yerine getiririz; bizim IMF'ye falan ihtiyacımız yok, hepsini de Türkiye'den kovuyoruz. O zaman, gelin, her gün burada konuşun, biz de sizi alkışlayalım. Onun için...

MUSTAFA ÜNALDI (Konya)Kovmak değil...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Hayır, hayır... IMF politikasını uyguluyor musunuz uygulamıyor musunuz?! IMF'ye niyet mektubunu imzaladınız mı imzalamadınız mı?! IMF'nin her dediğini yapıyor musunuz yapmıyor musunuz?! Öyleyse...

FİKRET BADAZLI (Antalya)Derviş... Derviş...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Derviş'i falan bırak; Derviş, eski hükümetin bakanı. Şimdi, sizin hükümetiniz, Derviş'inkinden daha kapsamlı bir niyet mektubu imzaladı; onu uyguluyorsunuz; hâlâ, Derviş'e laf atıyorsunuz. Onun için, eğri oturup doğru konuşalım, neyi ne zaman söyleyeceğimizi çok iyi bilelim değerli arkadaşlarım.

Sonra, Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili... Bir kere, biz, ayrı bir tüzelkişiliği olan bir muhalefet partisiyiz. Sizden az oy almış olabiliriz; ama, milletin bize verdiği görevi, millî iradenin bize verdiği görevi sonuna kadar yaparız. Sizin bir miktar fazla oy almış olmanız, buradaki Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin eksikli olduğu anlamına gelmez. Burada her milletvekili eşittir, her milletvekili özgürce bu kürsüyü kullanır, her milletvekili eleştirilerini söyler. Buna karşı söyleyecek sözü olan da, yerinden laf atmak yerine, gelir burada cevabını verir; demokrasinin gereği budur. Bu gerekleri kavramazsak, başka partinin ne yapacağını tayin etmeye kalkarsak, büyük yanlış yapmış oluruz.

Sonra, bir "1930" lafıdır gidiyor. "CHP 1930'da mı kalmış?.." O arkadaşlarımızın tarih bilmediklerini, yakın tarihi okumadıklarını anlıyorum. 1930'lu yıllar, değerli arkadaşlarım, Mustafa Kemal Atatürk'ün yönetiminde Türkiye'nin sürekli devrimler yaptığı yıllardır, Mustafa Kemal Atatürk'ün yönetiminde sürekli yatırımlar yapılan yıllardır, Mustafa Kemal Atatürk'ün yönetiminde Türkiye'nin her tarafının demir ağlarla örüldüğü bir dönemdir. Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk'ün bütün eserlerine, o nedenle de 1930'lu yıllara sahip çıkmaktadır; ama, anlamadığınız bir şey var: Bir insanın, tarihine, geçmişine sahip çıkması başkadır, değişime ayak uydurması başkadır. Cumhuriyet Halk Partisi, hem geçmişine hem tarihine sahip çıkıyor hem de sürekli değişimi, yeniliği izliyor. Şimdi, işçiden yana olmak, ne zamandan beri çağdışı, 1930'ların anlayışı oluyor?.. Gidiniz, Avrupa'daki bütün sosyaldemokrat partilerin de işçiden yana, çalışandan yana bir tavır içinde olduğunu göreceksiniz.

Böyle, arkadaşlarım çok güzel tanımlamalar yapıyorlar; kayıtdışı çalışan, kapkaççı, bu ülkenin kaynaklarını sömürmüş, hortumlamış insanların Türkiye'de anlatmaya çalıştığı bir anlayışın esiri olarak burada konuşursanız, Türkiye'ye yazık edersiniz!

Öyle işveren vardır ki, kuruşuna kadar vergisini öder, işçisini çalıştırır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

36 konuşma daha · 22 Mayıs 2003

36 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook