İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Çalışma saatleri hakkında

Mustafa Özyürek

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 96. Birleşim · 1. yasama yılı · 19 Haziran 2003 · 995 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyürek (CHP), 19 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 995 kelime.

Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 19 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-06-19-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan...

BAŞKANBuyurun Sayın Özyürek.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisinin Meclis gündemiyle ilgili önerisi hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, salı günü, yine, burada, bir Danışma Kurulu önerisini oybirliğiyle kabul ettik; çünkü, Danışma Kurulunda, Adalet ve Kalkınma Partisinin grup başkanvekilleriyle, Cumhuriyet Halk Partisinin grup başkanvekilleri gündem konusunda bir mutabakat sağlamışlardı. O mutabakat çerçevesinde de çalışmalarımızı yürütürken, bugün, farklı bir durumla karşı karşıya kaldık. O farklılık nereden kaynaklandı diye baktığımızda, "Avrupa Birliğiyle uyum yasası" dediğimiz bazı kanunlarda değişiklik yapan bir yasa tasarısının öncelikle görüşülmesi talebi olduğunu gördük.

Şimdi, öyle zannediyorum ki, böylesine günübirlik bir çalışma yönteminin uygulanmasından, Adalet ve Kalkınma Partisinin grup başkanvekilleri ve siz değerli milletvekilleri de şikâyetçisiniz.

Şimdi, öne alınması istenen bu Avrupa Birliğiyle uyum yasa tasarısının çok önceleri hazırlandığını -hatta Sayın Adalet Bakanı, lütfedip, bizim grubumuza göndermişlerdi- biliyoruz. Bu taslak, nedense, hükümette uzunca bir süre bekledikten sonra, çok küçük bir iki değişiklikten sonra Türkiye Büyük Millet Meclisine geldi, aceleyle Adalet Komisyonundan geçirildi ve yine, 48 saat beklemeden gündeme alınması istendi.

Baştan beri, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bütün sözcülerimizin ağzından ve Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal'ın ağzından ifade ettik ki, esas itibariyle, biz, Avrupa Birliğine uyum paketi olarak nitelendirilen tasarıyı destekliyoruz. Burada bir sorunumuz yok; ama, hükümetin, görevini zamanında yapmayıp, Meclise, konuyu yeteri kadar düşünme, inceleme, araştırma fırsatı vermemiş olmasından, doğrusu, son derece üzüntü duyuyorum. Bu konuda, o kadar çok çeşitli demeçler dinledik ki, alt alta yazıp okusam, bir roman olur. Sayın Başbakan, birkaç kez "biz, bu uyum yasasının Mecliste enine boyuna tartışılmasına fırsat verecek şekilde davranacağız, Meclisi sıkboğaz etmeyeceğiz" dediler ve biz, gündemi -daha önce- salı günü belirledikten sonra da, Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah Gül'ün bir demeci yayımlandı; dedi ki: "Bu hafta uyum paketi Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkacak."

Değerli arkadaşlarım, geçmişteki tartışmaları hatırlarsınız. Onbeş günde 15 yasa diye, IMF'nin istekleri doğrultusunda bir dayatma gündeme geldiğinde, o zamanki Mecliste çok fazla tepki gösterilmişti. Bu tepkiyi gösteren gruplardan biri de, o zamanki Adalet ve Kalkınma Partisiydi. Bizim itirazımız, uyum yasalarına değil; bizim itirazımız, Meclisi biraz yok sayma, Meclisi bir noter gibi kullanma alışkanlığınadır. Hükümeti, bu noktada, gerçekten, dikkatli olmaya çağırıyorum. Böylesine önemli bir konuyu, uzunca bir süre hükümetin gündeminde tuttuktan sonra, ilgili komisyonda iki saat görüştüreceksiniz ve daha önemlisi, bu tasarının mutlaka ve mutlaka Anayasa Komisyonunda da görüşülmesi gerekirken, Anayasa Komisyonunda görüşülmesine fırsat vermeyeceksiniz ve daha yeni kurmuş olduğumuz Avrupa Birliğiyle uyumla ilgili komisyondan geçirmeyeceksiniz ve Genel Kurulun önüne getireceksiniz. Nasıl olsa, muhalefetin de buna itirazı yok, öyleyse ne gerek var bütün bunlara diyebilirsiniz; ama, biz, bir görev yapıyoruz. Burada her milletvekilinin görüşünün bir önemi, bir ağırlığı var. Zaten, bu uyum yasalarını çıkarmakla, Mecliste kabul edilmekle bir şey olmuyor ki. Türkiye, hâlâ, kitapların yakıldığı bir ülke. Geçen gün, yine basından izlemişsinizdir; Marquis de Sade'ın, klasikleşmiş, artık üniversitelerde bile okutulan bir kitabı, mahkeme kararıyla yakıldı. Biz, böyle, yüz yıl önce yazılmış, klasikleşmiş bir kitabı bile yakan ülke konumunu, manzarasını sergilediğimiz sürece, burada istediğiniz kadar kanun çıkarınız, ne kendinizi özgürlükçü bir ülke, demokrasiyi bütün kurum ve kurallarıyla uygulayan bir ülke şeklinde gösterebilirsiniz ne de Avrupa Birliğine kabul, üyelik yönünde önemli bir adım atmış olursunuz.

Yine, işkencecilerle ilgili sorunlar aynen devam ediyor. İşkence yapan polisler, bir türlü, gelip mahkemede ifade vermiyorlar. Böylesi bir manzarayla -biz, burada, oybirliğiyle her gün kanun çıkaralım- inanmanızı isterim ki, bir adım atamayız değerli arkadaşlarım.

Tabiî, hükümet yeni kuruldu denilebilir; ama, bu hükümetimiz yedi aydır işbaşındadır. Artık, buradan çıkan kanunların, özellikle demokrasiyi daha yaygınlaştıran, özgürlükleri daha etkinleştiren kanunların mutlaka hayata geçirilmesi lazım. Bunun sağlanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değil, hükümetin sorumluluğundadır. Artık, Türkiye'de, işkence kesinlikle gündemden çıkmalıdır değerli arkadaşlarım; yani, Türkiye, işkenceyle anılan bir ülke konumundan kesinlikle çıkarılmalıdır. Artık, Türkiye, yazdığı için, çizdiği için, düşündüğü için, insanların hapse atıldığı bir ülke konumundan çıkarılmalıdır. Artık, Türkiye'de kitaplar yakılmamalıdır, düşünce ve düşünceyi ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü suç olmaktan çıkarılmalıdır.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu dileklerimize bir adım olur diye, bu uyum yasalarını sonuna kadar destekliyoruz; ama, bu yasaların eksiksiz bir şekilde uygulanması görevini hükümete verirken, bunun da takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz.

Ayrıca, bu, sadece Cumhuriyet Halk Partisinin, sadece muhalefetin, sadece bazı sivil toplum örgütlerinin, sadece insan hakları ihlalleriyle mücadele, insan haklarını korumaya çalışan örgütlerin sorunu değil, birinci derecede de iktidar partisinin sorunudur. Bu konularda dikkatli olmak, hassas olmak, her türlü duyarlılığı göstermek boynumuzun borcudur, üzerimize düşen bir görevdir ve yine, hükümetimizin, çoğunluk partimizin, bu Meclisi saygın bir hale getirebilmek için, hiç olmazsa, 48 saat geçmeden kanun tasarılarının görüşülmediği, 48 saat geçmeden komisyonlarda kanun tasarı ve tekliflerinin ele alınmadığı; yani, milletvekillerinin de, halkın temsilcileri olarak, böylesine önemli konularda fikirlerinin olabileceği, onların da görüş ifade edebileceği, onların da düşüncelerini hayata geçirmek isteyeceği nedeniyle hassasiyet göstermesini bekliyorum. Eğer, içimizden çıkmış olan hükümet ve içimizde olan çoğunluk partisi, milletvekillerinin bu doğal hakkına saygı göstermezse, kamuoyundan saygıyı bekleyemeyiz. O nedenle, biz, Danışma Kurulunda, bugün gündeme gelen konularla ilgili muhalefet ettik; ama, biraz sonra görüşeceğimiz konuda bazı ufak tefek değişiklik önergelerimiz dışında, Avrupa Birliğine uyum paketini özü itibariyle destekliyoruz ve diliyoruz ki, şu paketleri 6, 7, 8, 9 gibi, sıralamaktan, numaralandırmaktan vazgeçelim, ne yapacaksak birden yapalım, ikmale kalmış çocuklar gibi durmadan sınava giren insanlar olmaktan kurtulalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKANBuyurun Sayın Özyürek.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Hükümet, ne getirecekse, dilerdik ki, bununla birlikte, Altıncı Uyum Paketinin içinde hepsini getirsin, burada gece gündüz konuşalım, noktalayalım ve bundan sonra da, hep birlikte, uygulamayı takip edelim; ama, ne yazık ki, altıncısı bitmeden yedincisini, yedincisi bitmeden sekizincisini konuşan bir ülke haline geldik. Biz, bundan büyük üzüntü duyuyoruz. İçeriğindeki ilgili konularda fazla farklılığımız yok; ama, bunun, zamanında gündeme gelmeyişinden, olayların yaygınlaşmasından... Doğrusu, bu hafta bu kanun tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşeceğimizi, Dışişleri Bakanımızın televizyon açıklamalarından da öğrenmek istemiyoruz. Biz, bunu, Danışma Kurulunda belirlemek istiyoruz; biz, bunu, önceden bilmek istiyoruz. Sayın Bakanlarımız, Türkiye Büyük Millet Meclisine emir verme alışkanlığından, kesinlikle, vazgeçmelidirler. Bunu dilemek, bu temennide buluşmak sadece Cumhuriyet Halk Partisinin değil, seçilmiş ve buraya gelmiş olan Adalet ve Kalkınma Partisi üyelerinin de sorumluluğundadır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 19 Haziran 2003

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook