İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)

Mustafa Özyürek

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 37. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Aralık 2003 · 1.307 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyürek (CHP), 25 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (SS.316)); konuşma 1.307 kelime.

Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-12-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasarisi-ss-316 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) -Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarıyla ilgili olarak arkadaşlarımız görüşlerini ifade ettiler. Hepinizde yorgunluk halini rahat görüyorum; bütçe yorgunluğu, arkasından da 51 maddelik bir vergi kanunu çıkarma mecburiyeti hepimizi yordu; çok haklıyız, haklısınız. Maddeler üzerinde çok fazla, lüzum olmadıkça, konuşma yapmayacağız, yapmamaya çalışacağız; ama, bu madde vesilesiyle, tümü hakkında bazı görüşlerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, dikkatinizden kaçmamıştır; sürekli, vergi kanunlarını görüşen bir Meclis haline geldik. Bu, bugün böyle değildi, dün de böyleydi; durmadan, bir vergi kanunu çıkarıyoruz, orasından, burasından değiştiriyor, tekrar tekrar yeni kanunlar çıkarıyoruz. Bu niçin oluyor; çünkü, vergi sistemimiz artık, çok eskidi; ek maddeler, geçici maddeler, ana maddeleri aşar hale geldi. Biraz önce, Sayın Açıkalın, Sayın Akif Hamzaçebi, ben, arkadaşlarım -ki, bizim işimiz vergiciliktir- bir iki noktası, neresi değişmişti diye bulmakta bile zorluk çektik. Onun için, hep önerimiz şudur: Böyle, bütçeye ödenek yetiştirmek veya yeni yıla girerken bazı vergi oranlarını artırmak için değil, ama, yeni baştan, sakin bir ortamda, bu vergi kanunlarını ele almak ve yeniden yazmak lazım.

Bu nasıl olur; bir komisyon kurulur. Elbette maliyeciler olur, elbette meslek odalarından temsilciler gelir, sendikalardan gelir, üniversitelerden gelir; onlar, bir zaman sıkıştırması olmadan, otururlar, dünyada neler oluyor, Türkiye'de neler oluyor, ona göre bir vergi sistemini yeni baştan yazarlar; buraya gelir, beğenirsek, onu kabul ederiz ve yeni bir sistem oluşur.

Maliye Bakanlığımızda, Vergi Konseyi adı altında, bu yönde bir oluşum var -ben de, uzun süre orada çalıştım- ama, ne yazık ki, o komisyon bu görevi yapamadı; sadece, günübirlik, önümüze gelen bazı tasarılarla ilgili görüş bildirmekle yetindik. Eğer, böyle bir çalışmamız olsaydı, bugün, burada, kırkambar niteliğinde, yama niteliğinde bir tasarıyı görüşmek durumuyla karşı karşıya gelmezdik.

Değerli arkadaşlarım, öncelikle, bir vergi reformu yapılması ihtiyacı açık. Bu vergi reformunda, bir kere, vergi yükü azaltılmalıdır. Gerçekten, Türkiye'de, Türkiye'nin şartları düşünülürse, vergi yükü, hem millî gelire göre yüksektir hem de şahıslar ve firmalar bazında yüksektir. Bunu, mutlaka makul bir düzeye çekmek lazım ve vergide adaleti sağlamak lazım.

Değerli arkadaşlarım da ifade etti, bizim vergi sistemimiz, esas itibariyle, tüketim vergilerine ve vasıtalı vergilere dayanıyor; yani, bir malı alırken, bir hizmeti yaparken, alırken vergiyi ödüyoruz. Bu vergiler, tanımı gereği adaletsiz vergilerdir; çünkü, 1 kilogram peynir alan işçi Ali bey de aynı vergiyi verir, Sakıp Sabancı da aynı vergiyi verir; yani, bu vergiler, vasıtalı vergiler, vergi adaletinden ve vatandaşların malî gücünden uzaktır, onunla irtibatlı değildir. Biz, gelirler üzerinden yeteri kadar vergi alamadığımız için, vergi kayıp ve kaçağıyla yeteri kadar mücadele edemediğimiz için, durmadan, Katma Değer Vergisi alalım, akaryakıt üzerinden Özel Tüketim Vergisi alalım diye, adaletsiz bir şekilde vergi sistemine yüklendikçe yükleniyoruz; bunun sonucu olarak da, bizim vergi sistemimizde adalet kalmıyor.

Bir diğer önemli nokta, ekonominin bir yarısından vergi alıyoruz, öbür yarısından vergi alamıyoruz; çünkü, kayıtdışılık, Türkiye'de almış başını gitmiş. Öyle olunca ne yapıyoruz; bugün görüşmekte olduğumuz tasarıda da yaptığımız gibi, kayıtlı sektör içinde olanlar, yani zaten vergi vermek durumunda bulunanlar üzerinden biraz daha vergi alıyoruz, biraz daha vergi alıyoruz; vergicilikte çok alışılmış bir deyimle ifade etmek gerekirse, kümesteki kazlardan bir tüy, bir tüy daha yolmaya devam ediyoruz.

Ayrıca, vergi sisteminin, basit ve kolay olması lazım; yani, vatandaşların kolaylıkla anlayabileceği, kolaylıkla uygulayabileceği bir sistem olması lazım. Zaman içinde, biz, durmadan değişiklik yaptığımız için, bunun esas mantığını bozduk.

Değerli arkadaşlarım, çok acele kanunlar çıkarıyoruz. Dün, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu geç saatlere kadar çalıştı, önünüzde bulunan raporu hazırladı; bugün, burada, bu tasarıyı görüşüyoruz; hiçbirimizin, bunu yeteri kadar inceleme, değerlendirme şansı olmuyor. Tabiî, biz, çalışmaktan kaçmıyoruz; zaten, bu Mecliste çalışan insanların sayısı da bellidir; ama, çalıştığımızdan iyi sonuç almamız lazım, çalışmamızın işe yaraması lazım; ama, hepimiz görüyoruz ki -komisyonda da gördük, burada da görüyoruz- bazı düzenlemeler içimize sinmiyor; yani, bu, iktidar-muhalefet meselesi de değil; arkadaşlarımın da içine sinmiyor; ama, bir sıkıntı içindeyiz. İşte, 1 Ocaktan itibaren bu kanunun bazı maddelerinin yürürlüğe girmesi lazım; o nedenle de, hemen görüşelim, kabul edelim deniliyor ve bu tasarılar, müteakip düzenlemeleri kaçınılmaz hale getiriyor.

Değerli arkadaşlarım, önümüzde olan ve şu anda görüştüğümüz kanun tasarısı da, yama niteliğinde bir tasarı; pek çok konuyu düzenleyen bir tasarı. Bazı olumlu noktaları var: Mesela, teknoloji geliştirme bölgelerinde, Gelir ve Kurumlar Vergisi istisnasına paralel olarak, Katma Değer Vergisinde istisnalar uygulanması güzel, normal.

Yetersiz olmakla beraber, gerçekten çok yetersiz olmakla beraber, serbest meslek kazançlarının belirlenmesinde, bazı giderlerin indirilmesinin de kabul ediliyor olması olumlu; ama, burada, giyim gibi, sağlık gibi, eğitim gibi bazı temel ihtiyaçların da düşülmesi lazım. Orada, bazı düşürülen kalemler var; ama, bu, çok sınırlı; bunu, geniş bir şekilde yapmamız lazım. Zaten, kimden düşeceğiz; kayıt içinde olan, yani, vergisini ödeyen kesime bunları sağlayacağız; vergi dairesinin yolunu hiç bilmeyenlere değil; onlar, ne gelirini gösteriyor ne giderini gösteriyor. Bizim hep konuştuklarımız, mutlaka iyileştirme yapmayı düşündüğümüz kesim, vergi ödeyen kesim.

Bir diğer önemli, güzel düzenleme, eski eserlerin tamiri, onarımı, restorasyonu için yapılacak bağışların vergiden düşülmesidir. Bunlar, hepimizin uzaktan, hali pürmelalini gördükçe üzüldüğümüz tarihî eserlerimizin onarımına, restorasyonuna bir vesile olur, bir imkân sağlarsa, bundan hepimiz seviniriz.

Yine, bazı sözleşmelerin Damga Vergisinden istisna edilmiş olması da, olumlu düzenlemelerdir; ama bunun yanında, bazı, vergiyi ağırlaştıran, arkadaşlarım da ifade etti, düzenlemeler var. Hatırlarsanız, daha önce, bizim şirketlerden kâr payı elde eden kesim, eğer vergiyi kaçırmıyorsa, yüzde 65'e varan vergi ödüyordu. Hükümet, iyi bir yaklaşımla bunu yüzde 45'e indirmiş idi ve bunu da övünerek anlatmıştı, biz de burada dinlemiştik; ama şimdi görüyoruz ki, hükümet, o ilkesinden, o iddiasından vazgeçmiş, yüzde 30'a düşürdüğü Kurumlar Vergisini şimdi yüzde 33'e taşıyor, artırıyor. Tabiî -zannediyorum temmuz ayında görüşmüştük bazı düzenlemeleri- yüzde 65'ten yüzde 45'e düşürdüğümüz vergi yükünü daha ilk kalemde yüzde 3 gibi artırmış oluyoruz; bu doğru bir yaklaşım değil, hem vergicilik açısından doğru bir yaklaşım değil hem de Adalet ve Kalkınma Partisinin halka vaatleri açısından doğru bir yaklaşım değil.

Değerli arkadaşlarım, bu vergi kanunu tasarısında beyanname verme süreleri öne çekiliyor. 1950'den bugüne Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi yürürlüğe girmişti, 1950’den bugüne; yani elliüç yıldır her vatandaşa sorsanız mart ayı dert ayı derler; çünkü 31 Marta kadar beyannamenizi hazırlarsınız, götürür vergi dairesine verirsiniz ve ilk taksitini ödersiniz. Yine elliüç yıldır, nisan ayı sonuna kadar Kurumlar Vergisi beyannamenizi verir, ilk taksitini ödersiniz. Şimdi, hükümetimizin getirdiği bu tasarıyla, bunlar onbeş gün öne çekiliyor; yani en geç 15 Marta kadar Gelir Vergisi beyannamesini vereceksiniz, en geç 15 Nisana kadar Kurumlar Vergisi beyannamesini vereceksiniz.

Değerli arkadaşlarım, güzel bir söz vardır, eski vergiler, eski ayakkabıya benzer. Böyle kolay kolay çıkarılıp atılmazlar; çünkü eski ayakkabıya ayağınız alışmıştır, çok rahat edersiniz; yeni ayakkabının bir fiyakası vardır; ama, ayağınızı sıkar. Şimdi, oturmuş, iş dünyası biliyor, malî müşavirler biliyor, muhasebeciler biliyor, biz bunu onbeş gün öne çekiyoruz... Bu, doğru değil arkadaşlarım.

Tabiî, Maliyede çalışan arkadaşlarımız, iş dünyasının karşı karşıya kaldığı sorunları bilmedikleri için, bir muhasebecinin, bir malî müşavirin yaşadığı sorunları bilmedikleri için, alıyorlar kâğıdı kalemi, onbeş gün öne çekelim, onbeş gün sona atalım... Tabiî, eğer, kendileri de ayrılıp piyasaya çıkarlarsa, oradaki onbeş günün, oradaki beş günün ne kadar önemli olduğunu o zaman görürler ve bizden daha fazla eleştirmeye başlarlar, bu Maliye de ne biçim, gerçekleri bilmiyor diye; ama, ben, bu camianın yıllarca başında bulunmuş, malî müşavirlerin, muhasebecilerin birliğinin başında bulunmuş ve onu yaşamış bir arkadaşınız olarak söylüyorum ki, bu, çok yanlış olmuştur.

Gene, Katma Değer Vergisinde, daha temmuz ayında, her ayın 25'i olan beyanname verme süresini ayın 23'üne çekmiştik, şimdi 20'sine çekiyoruz ve 1996 yılında gene buna benzer bir düzenleme buraya gelmişti -İsmail Özgün arkadaşım hatırlattı, onunla da konuştuk, Sayın Abdüllatif Şener de Maliye Bakanıydı- o zaman ben TÜRMOB Başkanıyken, bunu, kuliste, arkadaşlarıma anlatmıştım ve o yanlıştan dönülmüştü. Şimdi Parlamentonun içindeyim, komisyonda da arkadaşlarımıza anlattık, burada tekrar anlatıyorum; ama, arkadaşlarımız kendilerine göre bir mantık kurmuşlar, bir adım ileri gitmiyorlar; ama, bu, yanlış bir yol arkadaşlar. Bir süre sonra göreceksiniz, tepkiler büyüyecek, iş dünyasından tepkiler gelecek, muhasebecilerden, malî müşavirlerden tepkiler gelecek ve bu yanlış yoldan döneceğiz; ama, akıllı insanlar yanlışı baştan görürler, dönerler, başka insanlar da, ille duvara çarptıktan sonra geri dönerler.

Değerli arkadaşlarım, bu sürelerle ilgili yanlıştan mutlaka dönülmesi gerektiğini düşünüyorum; biraz sonra bu konuda bir önerge de takdim edeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

48 konuşma daha · 25 Aralık 2003

48 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook