İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 116. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

Mustafa Özyürek

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 116. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Temmuz 2004 · 1.041 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyürek (CHP), 15 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.041 kelime.

Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2004-07-15-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bugün yoğun bir mesaiyle, Kamu Yönetimi Temel Yasası Tasarısını görüşüyoruz.

Bu tasarı, bildiğiniz gibi, uzun zamandır hem Meclisimizde hem de kamuoyunda tartışılan önemli bir tasarı. Türkiye'nin idarî yapısının geniş ölçüde yıprandığı, hantallaştığı, ciddî bir reforma ihtiyaç olduğu konusunda Türkiye'de genel bir mutabakat vardır. Bu konudaki çalışmalar çok eskilere dayanır; MEHTAP Raporundan beri, benim de zaman zaman içinde bulunduğum bazı çalışmalar yapıldı; ama, yasayla bu konuyu halledeceğimizi düşünmek oldukça aldatıcı bir yaklaşımdır. Bir kamu yönetimine yön veren unsurlar, öncelikle, bir zihniyet meselesidir, bir yaklaşım meselesidir; sonra, kadro meselesidir, sonra kaynak meselesidir. Bunların hepsini birden halletmediğiniz zaman, sadece kanun değiştirerek sorunları çözdüğümüzü düşünmemeliyiz.

Burada, konuşan bazı arkadaşlarımız öyle bir intiba vermeye çalıştılar ki, bu kanun çıktıktan sonra, devlet dairesine giden herkes güler yüzle karşılaşacak, her şey çözülecek ve bu kanunla ilgili olarak bazı eleştirilerini dile getiren Cumhuriyet Halk Partisine de, "yani, güler yüzlü bir kamu yönetimi istemiyor musunuz, sorunların çözülmesini istemiyor musunuz" gibi haksız suçlamalar yönelttiler. Elbette bunların hepsinin olmasını biz de istiyoruz. Yalnız, reform yapmak, özellikle yürüyen bir yönetimde, işleyen bir yönetimde değişiklik yapmak son derece zordur ve önemli sancıları birlikte getirir. Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel, o meşhur MEHTAP Raporu çalışmalarının içinde olan bir kişiydi. Uzun yıllar başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış olmasına rağmen, bu kanunları bütünüyle değiştiren bir çalışmanın içine girmedi.

Öncelikle, belli çevrelerde şöyle bir görüş vardır: Bütünüyle bu sistemi değiştirelim. Değerli arkadaşlarım, eğer sistemin bazı noktaları doğru dürüst işliyorsa, onları değiştirmek için bir çaba harcamak, hem emeklerin boşa gitmesidir hem de yürüyen bir sistemin ortadan kaldırılmasıdır. Örneğin, bizim -daha sonra önemli ölçüde tahrip edilmesine rağmen- Karayolları gibi çok iyi kurulmuş örgütlerimiz var, buna benzer bazı örgütlerimiz var. Bu tip örgütlerin bazı düzeltmelerle en iyi şekilde çalıştırılması mümkün; ama, şimdi biz ne yapıyoruz; sistemi bütünüyle altüst etmeye çalışıyoruz. Buna gerek yok. Sırf, bakın ne kadar büyük bir reform yapıyoruz, kimsenin yıllardır cesaret edemediği konuları ele alıyoruz anlayışıyla her şeyi altüst etmek çok doğru bir yaklaşım değildir.

Bir diğer önemli nokta, böylesine kapsamlı düzeltmeleri -burada bir intibak dönemi öngörülüyor; ama- hemen kısa sürede uygulamaya geçmek, önemli sorunları beraberinde getirir.

Bakınız, bugün herkesin çok şikâyet ettiği, öyle zannediyorum ki, hükümetin de üzerinde çalıştığı, belki bir süre sonra Türkiye Büyük Millet Meclisine getireceği personel rejimi meselesi, çok önemli bir meseledir. 1971 yılında benim de Maliye Bakanlığında bulunduğum bir dönemde o kanun çıkmıştı. O günün şartlarında, kanunu, mevcut personele değil de, o tarihten sonra işe girecek, yeni işe başlayacak personele uygulasaydık, çok iyi bir personel rejimi yapmış olacaktık; ama, ne yazık ki, özellikle bu reformun içerisinde çalışan, başında olan kimseler kendi durumlarının ne olacağını düşündükleri için ve biraz da kendilerine göre bir rejim kurdukları için, önemli sorunlar çıktı. Eğer öyle bir şey olmasaydı, bugün, gerçekten çağdaş anlamda bir personel rejimimiz vardı; çünkü, hazırlıklar ona göre yapılmıştı; ama, o güzel sistemi mevcut yapının üzerine oturtmaya kalktığımız zaman, büyük eksikler yaptık, büyük yanlışlar yaptık. Bugün, yine, personel rejimimiz, 1971'deki gibi, içerisinden çıkılmaz hale gelmiştir.

Bununla şunu demek istiyorum: Bu rejimin uygulanmasında da, önemli geçiş konuları ortaya çıkacaktır. Bunlara, mutlaka dikkat etmek gerekir. Nitekim, görüştüğümüz pek çok bu geçici maddeler, bu geçişle ilgilidir; ama, orada da, ben bir aceleyi görüyorum; özellikle, işte, o kurumu hemen kapatalım, o kuruluşu hemen kapatalım -peki, kapattığınızda ne yapacaksınız- orada çalışanları alalım, başka kurumlara aktaralım...

Şimdi, burada, bir tasarruf yok; yani, devletin (A) kurumunda verdiğiniz parayı, orada iyi kötü işe yarayan insanları (B) kurumuna nakletmek suretiyle, onlara boşuna para vereceksiniz, ayrıca da, onları etkin ve fonksiyonel bir şekilde çalıştıramadığınız için de, mutlu olamayacaklar.

Şimdi, o nedenle, insan unsuru üzerinde çok ciddî şekilde durmak gerekiyor. Kaynak sorunlarını... Yani, hepimiz gerçekçi olalım, bugün ödediğimiz ücretlerle, bugün ödediğimiz personel maaşıyla, etkin, verimli, burada hepimizin arzuladığı gibi güleryüzlü bir kamu yönetimi yaratmamız mümkün değildir. Aşağı yukarı büyük çoğunluğunun açlık sınırında, yoksulluk sınırında yaşadığı devlet memurlarından, kanunu ister böyle değiştirin, ister şöyle değiştirin, anlamlı, verimli bir sonuç alamazsınız. Onun için, öncelikle, tabiî, bu ücreti verecek şekilde kamu malî yönetimini de reforma tabi tutmanız gerekiyor.

Sonra, bakınız, geçen aylarda çok önemli bir kanun çıkardık; Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu. Şimdi, böyle durmadan üst üste kanunlar çıkarıyoruz, neyi değiştirdiğimizin de çok farkına varmıyoruz; ama, bunların bazı maddelerini etkisiz kılacak değişiklikler yapıyoruz. Niçin; çünkü, sadece kanun değiştirmek, sadece reform yapıyoruz demek yetmiyor. Öncelikle, buna insanların inanması gerekiyor; bu kanunların gerçekten, önemli sonuçlar doğuracağına, hizmetleri iyileştireceğine inanması gerekiyor, ona göre hazırlıklı olması gerekiyor ve kadroların ona göre hazırlanması gerekiyor. Şimdi, bunları yapmadan, hemen, biz ne kadar reformcu anlayıştayız, biz ne kadar reformcu bir hükümetiz diye kanunları alelacele değiştirerek bir yere varmak mümkün değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKANBuyurun Sayın Özyürek.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Diyebilir ki hükümet, işte, biz bu tasarıları hazırladık, herkese gönderdik, görüşlerini aldık; ama, öyle değil. Hepimiz biliyoruz ki, bu kamu reformu tasarısına dönük kitle örgütlerinde büyük bir tepki var. Bunun hepsinin, zaman zaman iktidarın nitelediği gibi bir statükocu kuruluşlar olduğunu düşünmek yanlış. Yani, doğruyu, iyiyi bir tek AKP düşünür onun dışında herkes yanlış düşünür, bizim düşüncelerimizden farklı düşünce ifade eden herkes statükocudur filan anlayışı doğruyu bulmakta size yardımcı olmaz. Öyle anlaşılıyor ki bu yasa çıkacak; ama, belli bir uygulama süresi var. Bu süre içinde olayları daha sakin bir şekilde, çeşitli yerlerde söylenen, yazılan, çizilen, pek çok panellerde ortaya atılan görüşleri, burada değerli milletvekillerimizin ortaya attığı görüşleri de dikkate alarak, zaman zaman bazı önemli düzeltmeleri yaparak bu kanunu uygulamaya çalışmanızı öneriyorum.

Yine, bu kanunun tamamlayıcısı olarak ortaya atılmış bulunan İl Özel İdaresi, Belediyeler Kanunu ve Büyükşehir Belediyesi Kanununda da bu açılardan önemli düzeltmeler yapmalısınız.

Sayın Cumhurbaşkanının veto gerekçelerini gerçekten önemsemeniz gerekiyor. Bir televizyon konuşmasında büyük bir belediyenin başkanı olan arkadaşımız şunu söyleyebiliyor: "Cumhurbaşkanı da bir şahıs, onun da görüşü var."

Değerli arkadaşlarım, Cumhurbaşkanımız değerli bir hukukçu; ama, onun ötesinde Cumhurbaşkanlığı, bir kurum sevseniz de sevmeseniz de. Türkiye Büyük Millet Meclisini de sevmeyen, burada pek doğru dürüst işler yapılmadığını düşünen insanlar vardır; ama, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir kurumdur, buranın görüşü önemlidir. Cumhurbaşkanlığı da bir kurumdur, onun görüşü de önemlidir; onun kişisel görüşüdür demek mümkün değildir; kurumsal bir görüştür. Elbette, Sayın Cumhurbaşkanımızın da eksikleri olabilir; ama, o gerekçeler gerçekten önemlidir. Peşin hükümlü değil, iyi niyetle, anlayışla o görüşleri değerlendirmek ve ona göre de yapılan yanlışları düzeltmek gerekir. Böyle olursa, Türkiye'de, bu kanunları gerçek anlamda, gerçek çerçevesiyle uygulayabiliriz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

69 konuşma daha · 15 Temmuz 2004

69 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook