190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında khk.nin eki cevt.sağlık bak.bölümünde değ.yap.hak.
Bursa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 86. Birleşim · 1. yasama yılı · 28 Mayıs 2003 · 785 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Özyurt (CHP), 28 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KHK.NİN EKİ CEVT.SAĞLIK BAK.BÖLÜMÜNDE DEĞ.YAP.HAK.); konuşma 785 kelime.
Mustafa Özyurt (CHP, Bursa). “190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında khk.nin eki cevt.sağlık bak.bölümünde değ.yap.hak”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 28 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2003-05-28-190-sayili-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-khk-nin-eki-cevt-saglik-bak-b (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYURT (Bursa)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapan bu tasarının 1 inci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini sizlerle paylaşmak için kürsüye gelmiş bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Benden önce konuşan arkadaşlarım, tasarısının değişik yerlerine dokundular; ben de birkaç şeyine değinmek istiyorum arkadaşlarım.
Biliyorsunuz, Anayasamızın 56 ncı maddesi, halkımızın hepsini sağlık güvencesi altına almıştır. Bu, tasarının gerekçesinde de vardır. Sağlık güvencesine alabilmesi için de bir sağlık personeline gereksinim vardır. Bunların da başı, bu zincirin de birinci halkası, hekimlerdir.
Ancak, yine çok iyi bilindiği gibi, bizde, 2514 sayılı bir Mecburî Hizmet Yasası var. Ben 37 yıllık hekimim; gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin hiçbirisinde böyle bir mecburî hizmet yasası olduğunu görmedim. Eğer, bilen arkadaşlarım varsa, desinler ki, falan ülkede vardır. Bana göre, arkadaşlar, bu, hekimlere yapılmış olan bir eziyet değil, işkencedir.
Bundan önceki kura çekiminde 72 uzman, 122 pratisyen hekime zorunlu hizmet için kura çektirilmiştir. Geçen sene, yani, 2000 döneminde tıp fakültesinden mezun olmuş 5 000 doktor ve yaklaşık olarak 3 000 de uzman hekim şu anda işsizdir. Çünkü, yine, bu yasanın 5 inci maddesine göre, zorunlu hizmetlerini yapmadıkları sürece ne pratisyen hekimler ne de uzman hekimler hiçbir şekilde görevlerini yerine getiremezler; ne serbest çalışabilirler ne de bir kamu kuruluşunda çalışabilirler. Doktoru mezun ediyorsunuz, uzman çıkarıyorsunuz; ondan sonra diyorsunuz ki "kardeşim, sen mecburî hizmetini yapmamışsın, dolaş bakalım."
Bugüne kadar en az 100 hekim arkadaşım geldi "hocam, ne olursunuz söyleyin, bir an evvel çıksın" diye. Onun için, ben, bu tasarıyı canı gönülden destekliyorum; ama, şunu da hemen söylüyorum: Bu 2514 sayılı Yasa mutlaka kaldırılmalıdır. Dediğim gibi dünyanın gelişmiş hiçbir yerinde böyle saçma bir yasa yoktur. Tıp fakültesine ayağınızı attıktan 14 yıl sonra ancak uzman olabilirsiniz arkadaşlar. 6 sene tıp fakültesi, 4 sene ihtisas, 2 sene pratisyenlikte mecburî hizmet, 2 sene uzmanlıkta mecburî hizmet -1,5-2 sene askerlik- tam 14 sene sonra, tıp fakültesine girdiğinizden bitirdiğiniz tarihe kadar 14 yıl geçmiş olur. Hiçbir meslek grubuna böyle bir eziyet yapılmamaktadır. Hekim arkadaşlarım adına burada bunu söylüyorum. Bana göre, bu bir eziyet değil, resmen bir işkencedir. Sağlık Bakanı da, hekim arkadaşım, duyuyor söylediklerimi. Bana göre yapacağı şey, bu kadro kanunun arkasından, hemen en kısa zamanda Mecburî Hizmet Yasasını kaldıracak tasarıyı getirmelidir; canı gönülden desteklerim, söz veriyorum. Kendisini, bir muhalefet partisi milletvekili gibi değil, getirdiği tasarıyı candan destekleyen bir milletvekili olarak konuşacağım, söz veriyorum.
Arkadaşlar, diğer yandan, bizim sağlık sistemimiz o kadar da kötü değil; onu söyleyeyim. Bunu eğer güzel bir düzene sokacak olursanız... Hekimimiz var, hastanemiz var, malzememiz var; ama, biz bunu dağıtamamışız, iyi yerleştirememişiz, o bakımdan da güçlük çekiyoruz.
Biraz evvel arkadaşlarım söylediler. Hakkâri'deki hastane, gayet tabiî, 6 veya 4 tane olacaktır arkadaşlar, İzmir'deki tabiî çok olacaktır nüfusuna göre düşündüğünüz zaman; ama, kalite olarak, eğer bir işi yapabiliyorsanız ve sevk zincirini çalıştırabiliyorsanız, bu, dünyanın her yerinde böyle yürür. Buradan, Türkiye'den hasta kalkıp Amerika'ya gidiyor tedavi olmak için. İyi olduğu zaman, Hakkâri'den kalkıp Van'a gelebilecektir veyahut da daha yakın bir ile gelecektir.
Örgütlenmemiz iyi değildir, insan gücümüzün dağılımı iyi değildir, keyfî bir şekilde dağılmıştır. Benim korkum, bu verdiğimiz kadrolar, inşallah, keyfî şekilde kullanılmaz, inşallah, "kadrolaşma" dediğimiz şu kötü deyim şeklinde kullanılmaz, o bakımdan rahat ederiz.
Diğer yandan, finansman sorunumuz vardır; ama, bu arada, hemen şunu da söyleyeyim: Halkımızın çok büyük bir kısmı da sağlık güvencesinden yoksundur. Örnek verebilirim. Bilebildiğim kadarıyla, yine, Bağ-Kur, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Emekli Sandığına bağlı olanlar, halkımızın aşağı yukarı yüzde 70'ini kapsamaktadır; ama, yüzde 10'luk bir grubumuz var, bunların hiçbir sağlık güvencesi yoktur; yani, kelimenin tam anlamıyla bu yüzde 10'luk halkımız sağlık açısından sürünmektedir; hastanelere yattıkları zaman bizleri ararlar "ne olursunuz, bunu ücretsiz yaptırabilir misiniz, ilacımı nasıl temin edebilirsiniz" diye. Hükümetin yapacağı şeylerden bir tanesi de, bu yüzde 10'luk oranı ortadan kaldırmaktır. Halkımızın hiçbirisinin sağlık sıkıntısı olmamalıdır. Bunu, yine, Sayın Bakandan özellikle rica ediyorum.
Bu verilen hekim kadroları güzel; tabiî, ona söyleyeceğim hiçbir şey yok. Bilebildiğim kadarıyla 55 000 pratisyen hekimimiz var. Bunlara, mutlaka uzman pratisyen hekim eğitimi verilmelidir. Yani, fakülteyi bitiren hekim, çıktıktan sonra, emekli olana kadar hiçbir eğitimden geçirilmeden yaşamaktadır bizim ülkemizde. Bunun belli bir kuralı vardır; üç yılda bir, iki yılda bir kongrelere gitmek, bilgilerini yenilemek zorundadır hekim. Bunu da Sağlık Bakanlığı günbegün takip etmek zorundadır ve eğer, bir hekim iki yıl kongreye gitmemişse o hekime "siz, iki yıldan beri herhangi bir bilimsel kongreye katılmıyorsunuz, neden" diye sorabilmelidir; ama, o hekim de sayın bakana "hangi parayla ben bu kongreye gideyim" diye sorarsa, o zaman da bakan düşünmelidir.
Ücretler mutlaka artırılmalıdır. Gecesi gündüzü olmayan, hastalığı sayrısı olmayan bir hekim grubuna verilen şu ücret yüzkarasıdır, utandırıcıdır. Bunlar mutlaka düzeltilmelidir.
Bu yasa vesilesiyle bunları konuşmuş oluyoruz. Genel olarak bunlar tartışılacak şeyler; ama, dediğim gibi, eğer iyi sağlık hizmeti istiyorsanız bu söylediklerimi yaparsınız ve sağlıklı günlerde hep birlikte oluruz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 28 Mayıs 2003