İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 115. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

UNESCO'NUN 2007 YILINI HAZRETİ MEVLâNâ YILI OLARAK KABUL ETMESİ HAKKINDA

Mustafa Ünaldı

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 115. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Haziran 2006 · 507 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Ünaldı (AK Parti), 14 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: UNESCO'NUN 2007 YILINI HAZRETİ MEVLâNâ YILI OLARAK KABUL ETMESİ HAKKINDA); konuşma 507 kelime.

Mustafa Ünaldı (AK Parti, Konya). “UNESCO'NUN 2007 YILINI HAZRETİ MEVLâNâ YILI OLARAK KABUL ETMESİ HAKKINDA”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 14 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-unaldi-22-2006-06-14-unesco-nun-2007-yilini-hazreti-mevlana-yili-olarak-kabul-etmesi-hakkin (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSTAFA ÜNALDI (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; UNESCO'nun 2007 yılını Mevlânâ Yılı ilan etmesi dolayısıyla, gündemdışı söz aldım; bu konuda düşüncelerimi sizlerle paylaşmak, sizlere arz etmek istedim. Öncelikle, hepinize, en iyi dileklerle selam ve saygılar sunarken, söz verdiği için Sayın Başkana teşekkür ederim.

Maksadım, çok önemli bulduğum, 2007 yılının Mevlânâ Yılı ilan edilmesi olayını, duymamış olanlara duyurmak, unutanlara hatırlatmak, aklında tutup heyecan duyanlarla duygularımızı paylaşmaktır. Ayrıca, zamanın değerlendirilmesi için gündemde tutmak da, işin diğer yönü. İşte, 2006 yılını yarıladık, geldi, gidiyor 2006, yarın 2007 sanki. UNESCO'nun bu kararını çok önemsiyorum. Konya için de ülkemiz için de insanımız için de çok önemli kazanımlar sağlayacağını düşünüyorum. Konyamız ve ülkemiz için, tanıtım başta olmak üzere, birçok yönden kazanımlar sağlayacaktır ve bu durum bir yılla da bağlı kalmayacaktır; dilerim, bu kazanımların sürdürülmesi için gerekli olanları, üzerimize düşenleri yerine getiririz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesileyle, bir gündemdışı konuşmaya sığacak kadar, Konya'dan ve Hazreti Mevlânâ'dan, onun tefekküründen bazı hatırlatmalarda bulunmak isterim.

İnsanlık ve kültür tarihinde önemli bir yere sahip, büyük bir hatırayla yüklü olan Konya, Mevlânâ'yla birlikte anıldığında, bunu duyan bütün insanlarda, ifade edilmesi güç, muhteşem duygular uyandırmaktadır. Uygarlıklar kavşağında, dokuz bin yıllık bir süre birçok medeniyete ev sahipliği yapan Konya, Anadolu Selçuklu başkenti olmasıyla da ünlü olmakla beraber, esas ününü ve kimliğini ve bir cazibe merkezi oluşunu Mevlânâ'dan kazanır.

Rahmanî, ümitlerle dopdolu, kâmil bir insan, ulu bir şahsiyet olan Hazreti Mevlânâ, yani Mevlânâ Celâleddin Rûmî, Horosan'ın Belh Vilayetinde 1207'de doğmuş, 5-6 yaşlarındayken ailesi, uzun bir göç serüveninden sonra, Karaman'a gelmiş, orada, 18 yaşında, Lalasının kızıyla evlenmiş ve 20-21 yaşlarında ailesiyle birlikte Konya'ya yerleşmiştir. Burada, yani Konya'da kırk seneden fazla ikamet ile tefekkürünü geliştirip eserlerine aktarmış, ebediyete de burada intikal etmiştir. İlk Hanımı Gevher Hatun'un genç yaşta vefatı üzerine, Gera Hatunla evlenmiş, her iki hanımından 3 erkek, 1 kız, 4 çocuğu olmuştur.

Hazreti Mevlânâ'nın, başta Mesnevî olmak ve diğerleri de, Divan-ı Kebir, Fihi Mâ Fih, Mecalis-i Seb'a ve Mektubat olmak üzere 5 büyük eseri vardır. En büyük eseri Mesnevî, binlerce beyitten oluşmuş muazzam bir umman gibidir. Bu sahanın uzmanları, Fihi Mâ Fih için "eşsiz bir hazine", Mecalis-i Seb'a için "bir şölen", Mektubat için "sevginin, saygının ve büyüklere hürmetin ne olduğunu gösteren bir zarafet, rikkat ve dikkat yüklü bir kaynaktır" derler. Bu 5 kitap bir sofradır. Bu sofra Mevlânâ'nındır. Onun sofrası, gelip oturan bütün insanlara açık durumdadır.

Yunus Emre, Nasreddin Hoca ve Sadrettin Konevi gibi çok büyük şahsiyetlerle de çağdaş olan Hazreti Mevlânâ'nın tefekküründen beslenenler Konya'ya akın etmişler ve etmektedirler. Onun tefekkürü ve tasavvufî düşünceleri, aradan geçen sekizyüz yıla yakın bir süreye rağmen taptaze ve canlı olarak etkisini devam ettirmektedir. Böylesine uzun bir süre etkileyen ve etkilemesini azalmadan sürdüren bu büyük mutasavvıf hakkında yerli yabancı çok sayıda eserler ortaya konulmuş, Goethe başta olmak üzere, ondan etkilenen ve onun hayatını, tefekkürünü ortaya koymaya çalışan Alman, Fransız, İtalyan, İngiliz, Macar, Romanyalı, Güney Amerikalı ve Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı çok sayıda ilim adamı, mütefekkir, şair, sanatkâr, bu konuda eserler vermişlerdir.

Evrensel olduğu kadar insanî ihtiyaçlara da cevap veren hazret, Türkiye'nin coğrafî olarak oluşturduğu köprü vaziyetini gönül ve kültür alanında gerçekleştirmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 14 Haziran 2006

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook