Geleneksel türk el sanatları üretici ve sanatkarlarının sorunlarının araştırılarak, el sanatlarının geliştirilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için gereken önlemlerin belirlenmesi hakkında (s.s 1006)
Zonguldak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 110. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Haziran 2006 · 1.878 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nadir Saraç (CHP), 1 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELENEKSEL TÜRK EL SANATLARI ÜRETİCİ VE SANATKARLARININ SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK, EL SANATLARININ GELİŞTİRİLMESİ, KORUNMASI VE GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASI İÇİN GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ HAKKINDA (S.S 1006)); konuşma 1.878 kelime.
Nadir Saraç (CHP, Zonguldak). “Geleneksel türk el sanatları üretici ve sanatkarlarının sorunlarının araştırılarak, el sanatlarının geliştirilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için gereken önlemlerin belirlenmesi hakkında (s.s 1006)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nadir-sarac-22-2006-06-01-geleneksel-turk-el-sanatlari-uretici-ve-sanatkarlarinin-sorunlarinin-a (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA NADİR SARAÇ (Zonguldak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geleneksel Türk el sanatları üretici ve sanatkârlarının sorunlarının araştırılarak el sanatlarının geliştirilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Kütahya Milletvekilimiz Sayın Hasan Fehmi Kinay ve 39 arkadaşımızca verilen Meclis Araştırması Komisyonu raporuna ilişkin görüşlerimi ifade etmek üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, gündemimizdeki komisyon raporu, öncelikle, yüzbinleri aşan sanatkârlarımızın içinde yaşadıkları sorunları, olası çözüm yollarını irdelemekle kalmayıp, kültürel mirasımızın temel yapı taşlarından olan ve maalesef kaybolmaya yüz tutan el sanatlarımızı gelecek kuşaklara aktarmak ve daha olumlu koşullarda buna katkı verecek kişi ve kurumların etkinliğini artırma hedefini yaşama geçirebilmektir. Böylece, kültürel değerlerimizi de sahiplenerek, ulusal bir perspektifle, sahip olduğumuz kazanımları, Türkiye Büyük Millet Meclisi ölçeğinde, halkımızla paylaşmaktır.
Bu arada, böylesine önemli, yaşamsal gördüğümüz bir konunun ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülebilme olanağını veren, her konuda duyarlılık gösterip, emek veren, önerge sahibi ve komisyonda görev yapan tüm milletvekili arkadaşlarımız ile komisyon çalışmalarımıza katkı koyan tüm kurum çalışanlarına; bizzat komisyona gelerek bilgi sunan, bürokrat, kurum ve kuruluş temsilcilerine; özellikle, çalışma sürecinin tamamında bizlere büyük katkılar sağlayan Sayın Prof. Dr. Örcün Barışta Hocamıza şükranlarımızı sunmayı bir görev biliyoruz.
Değerli arkadaşlarım, kaybolmaya yüz tutan kültürel değerlerimizi korumanın hepimiz için öncelikli görev olduğunu, tabiî ki, biliyoruz. Bu kültürel birikimi yaşatan, geliştiren insanların hemen hepsi, eşsiz sevgi ve sabır duygularıyla, daha önemlisi yetenekleriyle, tüm olumsuzluklara karşın mücadele vermektedirler. El emeklerini, göz nurlarını, nakış nakış, toprağa, bakıra, deriye ve de ağaca yansıtırken, bir tür, geçmişimizi de geleceğimize taşıma çabalarını sürdürmekteler.
Hammaddeyi temin etmekle başlayan süreç, çalışma hayatının öngördüğü koşullara uyma, ekonomilerini irdeleme, müşterilerine karşı sorumluluklarını yerine getirme uğraşı içindeler hepsi. O mütevazı gelirlerine karşın, ürünlerinin tanıtımına yönelik sergi ve fuarları izlemek durumundadırlar. Gelecek kuşaklara aktarılması adına da, yeni bireyler yetiştirme görevlerini de yerine getirirler.
Peki, bu işlevi yerine getirirlerken, kimden, hangi kurumdan, ne oranda katkı almaktadırlar? İşte, tartışılması ve çözümü konusunda -ki, biraz sonra değineceğim- neler yapılabileceğinin yanıtı, maalesef, halen bulunamamıştır.
Milletimizin, yüzyıllardır, eşsiz sevgi ve sabır duygularıyla kuşattığı, yetenekleriyle abideleştirdiği ve günümüze taşıdığı kültürel kimlik miraslarımızdan Türk el sanatları, insanlığın kültür mirasına ilham kaynağı olagelmiştir; ancak, geçmişten günümüze yaşayan el sanatlarımız, maalesef, günümüzde, kaybolmaya yüz tutmaktadır. Bunun, pek çok nedeni olmakla birlikte, en önemli nedeni, bu el sanatı ürünlerini üreten ustaların giderek yetişememesi, onların çalışmalarını devam ettirecek yeni ustaların yetiştirilememesidir.
Her biri el emeği, göz nuru bu ürünlerin üretim aşamaları oldukça zahmetlidir. Ayrıca, günümüzde, bu ürünlerin malzemelerinin, yani, hammaddelerin tedarik edilmesinde de inanılmaz sıkıntılar çekilmektedir. Malzemelerin pahalı olması, üretim aşamasının uzun zaman ve emek getirmesi, üretilen ürünün de pahalı olmasına neden olmaktadır. Bu da satışları olumsuz etkilemekte ve elde edilecek gelirleri azaltmaktadır.
El sanatları ürünlerinin üretimlerinin artırılması ve üretilen ürünlere piyasa bulunarak satışların artırılmasının sağlanması için, yeni yapılacak tasarımlara devlet desteği zorunlu bulunmaktadır. Ayrıca, bu sanatları icra eden insanların yetiştirilmesine özel önem verilmesi, usta-çırak ilişkisine dayalı eğitim yöntemini destekleyecek, sanatkârları ve sanatkâr adaylarımızı motive edecek eğitim ve teşvik politikalarının uygulanması kesinlikle zorunludur.
Anadolu ve çevresinde gelişen tarihî akış şeridi içinde, 11 inci Yüzyıldan günümüze on yüzyıllık bir zaman dilimi içinde, hiç kopmadan, akıp gelen bir çığ gibi büyüyen ürün ve eserlerden oluşan Türk el sanatları, dünya sanatının kayda değer bir parçasını oluşturmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, 9 Martta başlayıp bir aylık ek süreyle Meclis Başkanlığımıza sunulan ve bugün Genel Kurul gündemine getirilen Komisyon raporu, el sanatlarımızın geniş bir şekilde değerlendirilmesine zemin hazırladı.
Komisyon çalışmalarımızda, el sanatları potansiyelimizin belirlenmesi, ilgili kurum ve kuruluşların, amaç, ilke ve politikalarının tespiti, el sanatlarımızın tanıtım aracı olarak kullanılması ve bunun etkinliği üzerinde geliştirilmesi gereken politikalar, aynı zamanda turistik eşya olan el sanatlarının turizmde satış olanaklarının artırılması ve benzeri konular alabildiğince irdelendi.
Komisyonca, kamu kurum ve kuruluşları ile üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinden, el sanatları ve ilgili faaliyetler hakkında bilgi alındı, sorunlar ve çözüm önerilerine ilişkin görüşleri dinlendi.
Bu değerlendirmelerde "el sanatları" kavramından ne anlaşıldığıyla ilgili belirsizlik olduğunu, şu anda, piyasada, genellikle imitasyon, ticarî mahiyetteki ürünlere el sanatı denildiğini, oysa, gerçek el sanatlarının, bizim mahallî zanaatkârlarımızın usta-çırak ilişkisi içerisinde, mahallî coğrafyamızın verdiği malzemeyle ortaya konulan etnografik ürünler olduğunu, bunların da daha sonra ticarî ürüne dönüşmüş olduğunu, bu kavramların da ayıklanması, yani, el sanatları denildiğinde, gerçekten, ikibin yıllık kültürel birikimle Anadolu'ya getirdiği, coğrafyanın verdiği malzemeyle yapılmış ürünlerin ortaya konularak bu el sanatlarının betimlenmesi ve ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır.
El sanatlarımızda çok önemli bir konunun da, el sanatlarındaki pazar ve hammadde açısından devam etmesi gerekenler ile artık müzelerde izlediğiniz gerekenlerin, bir yol ayrımının tespit edilmesi gereğini ortaya çıkarmıştır.
Değerli milletvekilleri, yine, bilgilendirme toplantılarına katılan kamu ve özel kuruluş temsilcilerine göre, Türkiye'de, kamu ya da özel kuruluşların birlikte yer alacağı bir el sanatları konseyinin kurulmasının zorunlu olduğu; piyasanın talebi olan ve yeni tasarımların devreye sokulması, yani, geleneksellikten yola çıkarak yeni tasarımlar hazırlanması veya yeni tasarımlar konusunda üretici ve sanatçıların yönlendirilmesi gerekliliği... El sanatlarının kültürümüzün bir parçası olmasının ürünlere farklı önem yüklediğini, el sanatlarının kültürel mirasımız olma nitelikleri nedeniyle, gelecek nesillere aktarılmasının zorunlu olması ve el sanatlarımızın koleksiyon değeri taşıyor olmasının önemli olduğu ve bu özelliklerin, el sanatlarına, aynı zamanda yüksek ekonomik girdiler sağladığı da saptanmıştır. Türkiye'de, el sanatlarının, yüzyıllardır usta-çırak ilişkisi sonucu gelişen zanaatların sürdürüldüğü dükkânlarda ve evlerimizde icra edildiğini, el sanatları üretimiyle uğraşan işletmelerin çoğunun aile işletmesi olduğu ve ürünlerin daha çok, geleneksel özellik taşıdığı da unutulmamalıdır.
Geleneksel Türk el sanatlarına ilişkin tüm sorun ve eksikliklerin giderilmesi, ancak, asıl sorumluluğu üstlenecek koordinatör bir kurum liderliğinde konuyla ilgili çalışmış, çalışmakta olan veya projeye katkı sağlayabilecek kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesiyle yürütülebilecek geniş katılımlı proje çerçevesiyle yaşama geçirilebilecektir. Türkiye'deki tüm el sanatlarının ayrıntılı bir ürün ve üretici envanterinin çıkarılması için, ilgili kuruluşların katkılarıyla envanter bilgi alanlarının tespitinin yapılması, daha sonra yurt sathında yapılacak ürün ve usta envanteri çalışmasında elde edilebilecek olan geleneksel Türk el sanatı veri tabanının, ilgili kuruluşların ortak kullanımına açılmasının zorunlu olduğu tespit edilmiştir.
Projenin uygulandığı yörelerdeki el sanatlarının ürün ve meslek standartlarının, Türk Standardları Enstitüsü tarafından koordine edilecek çalışma gruplarınca belirlenmesinin kesinlikle zorunlu olduğu görülmüştür.
Ekonomik olarak kalkınmamış yörelerde söz konusu eğitimlerde ve sürekli üretim aşamalarında kullanılmak üzere bazı yörelerde ortak kullanım atölyeleri kurulmasının önemi tartışılmıştır.
Sonuç olarak, el sanatları üretiminin temelinin ekonomik bir işletme faaliyeti olduğunu, bu nedenle, faaliyetlerin, araştırma, organizasyon, eğitim, üretim, pazarlama aşamalarının, birbirini izleyen fonksiyonlar halinde planlı yapılmasının gerekliliği görülmüştür.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de, şu an, yeni açılanlar dahil, resmî ve özel 93 üniversitemiz içinde el sanatları programı olan 16 üniversitemiz bulunmaktadır. Araştırmaların, üniversitelerin ilgili fakülte ve bölümlerinden yardım alınarak, el sanatlarının geliştirilmesinin, öncelikli konuların tespit edilmesi için, bilimsel araştırmaların da dikkate alınarak, elde edilen bulguların değerlendirilerek, çalışmaya yön verilmesi gerekmektedir.
Komisyon çalışmalarımızda, el sanatlarımızın konum ve koşullarının, bilgilerin derlenmesi adına, tüm illerden bilgi talep edildi ve gerçekten üzücü ki, bazı illerimizden -isimlerini burada vermek istemiyorum- Komisyonumuza bilgi aktarım duyarlılığı bile gösterilmedi. 78 ilimizden Komisyona gelen bilgiler değerlendirilmiş ve bu bilgilerin, birkaç il dışında, istenilen düzeyde hazırlanamadığına tanık olduk. Sürecin kısıtlı olması nedeniyle, Ankara Olgunlaşma Enstitüsü, Beypazarı, Denizli, Kütahya, Isparta, Eskişehir, Konya ve İstanbul illeri, ancak yerlerine gidilerek, el sanatlarımızın içinde bulunduğu koşulları irdeleme olanağı bulunabildi. Ülkemizin çok farklı bölgelerindeki farklı el sanatları, yerinde incelenip, sorunları bire bir tespit edilemedi. Örneğin, Zonguldak'a gidilip, Karadeniz Ereğlimizin Elpek bezi, Çaycuma Pelemek'i, Bartınımızın tel kırması, Amasramızın ağaç işleri yerinde izlenemedi. Ünü, ulusal kimliği de aşarak uluslararası platformda da büyük ilgi gören ve halen birçok devlet başkanımızın elinde bulunup, binlerce konuğa takdim edilen Devrek bastonunun üretimi ve sorunları ve çözüm yolları gerektiği şekilde incelenemedi.
Uzun yıllar, Zonguldak'ın şirin ilçesi Devrek'te belediye başkanlığı yaptık. Bu süreçte, özellikle, Türk el sanatlarının, gerçekten, çok nadide örneklerinden birisi olan Devrek bastonunun tanıtımına yönelik, yerel yönetim olarak inanılmaz çabalar içine girdik. Bunların bazılarında başarılı olduk, bazılarında olamadık. Örneğin, kızılcık ağacından yapılan Devrek bastonunun hammaddesinin, halen, bulunmasında birtakım zorluklar yaşanıyor.
Tanıtımına yönelik, yıllardır -bu yıl 25'incisi kutlanacak olan- "Devrek Baston Festivali"ni yaptık; ama, Devrek'te, baston çarşıları, bastoncularını günde yaklaşık 3 000-5 000 insan ziyaret ederek, en azından, Devrek bastonunun hangi noktalarda olduğu vurgulanıyor; ama, bir Ayasofya Müzemizde bir tek Devrek bastonu veya diğer el sanatlarımızın tanıtımı yapılamıyor.
Ben, her şeye karşın, bastonumuzun ve diğer tüm el sanatlarımızın gelişimine katkı veren ve ebediyete intikal eden tüm ustalarımızı huzurunuzda şükranla anıyor ve halen, bu yüce uğraşı sürdüren çok değerli baston ve diğer el sanatları ustalarımıza da huzurunuzda şükranlarımı sunmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, bütün bu çalışmalar sonucunda, sorun ve öneri olarak; el sanatları çalışmalarının, değişik bakanlıklarda, değişik şekillerde yürütülmekte olduğunu; bakanlık olarak, kırsal alanda, köylerde yaşayan, kasabaya, şehre inme olanağı hiç bulmamış, okuma olanağı olmamış çocuklara yatılı olarak, Türkiye genelinde, sadece 7 el sanatları eğitim merkezi müdürlüğünde, sadece eğitim verilmek suretiyle meslek kazandırıldığını... El sanatları çalışmalarının bir çatı altında toplanıp, bir üst kurul oluşmasının, kesinlikle, gereği ortadadır.
Türkiye'de, eğitim sisteminde, el sanatlarında bir çözüm ve geliştirme ışığının görülmediğini; sanatın, kendi halkının kültürü temeli üzerinde kurulup bugünkü durumuyla eğitim verilmesi gerektiğini, bizde, Avrupa'dan taşınan temel bilgilerin sanat diye üretilmekte olduğunu... Halkımızın sanatına hiçbir zaman değinilmemesi nedeniyle oluşan aksaklıklar saptandı.
Günümüz eğitim sistemiyle el sanatlarının eğitim-öğretiminin yapılacak durumda olmadığını, geliştirilecek gibi hiç görünmediğini; yüzyirmi yıldır, el sanatlarına yahut diğer bir deyişle ulusal sanatlara değinilmediğini; halihazırdaki eğitim kurumunda tekrar ele alınıp, daha sağlıklı bir duruma getirilmesinin düşünülmesi gerektiği... "Ulusal sanatlar akademisi" yahut "ulusal sanatlar enstitüsü" adı verilerek, kendi halkımızın kültürü üzerine kurulacak bir eğitimin gündemimize yerleşme zorunluluğu bulunmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bir sanatın geleneksel olabilmesi için, halk tabanından destek alıp sevilmesi, özenle yapılması ve böylece, kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla mümkün olabilir. Yaptığımız tespitlerde, el sanatları tanımında herhangi birliğe varılamamıştır, doğru bir adlandırma ve sınıflandırma yapılamamıştır. Bugüne kadar yapılan çalışmaların kıyıda köşede münferit olarak kalması, öncelikle el sanatlarının ciddî bir enstitü bünyesinde araştırılamamış olmasındandır. Bankaların, el sanatlarıyla iştigal eden sanatkârların, projelerde, hangi şekilde ve ne kadar kredi kullandığıyla ilgili bir istatistikî bilgileri bile elimizde bulunmamaktadır. Geleneksel Türk el sanatlarına ilişkin, ülkemizde, bugüne kadar sağlıklı bir envanter çalışması, maalesef, yapılamamıştır. Geleneksel el sanatlarına ilişkin günümüze kadar yapılan araştırmalarda, konunun bütünlüğünün olmaması, herhangi bir konu seçiminin yapılamaması, araştırma yönteminin oluşturulamaması tespit edilebilen diğer sorunlardır.
Değerli arkadaşlarım, üniversitelerimiz, kamu kuruluşlarımız, özel sektör, ülkemizin dört bir yanında kurulan dernek ve vakıflar, birbirinden habersiz, kendilerince, el sanatlarının kaybolmaması, hatta gelişimine yönelik çabalarını sürdürmelerine karşın sonuç ortadadır; el sanatları yok olmakta ve bu övülesi çalışmalar da, el sanatlarımızın yok olmaya doğru gitmesini engelleyememektedir. Bu anlamda, el sanatları, insanların bulundukları, yaşadıkları, ürettiği ürünler olduğundan, istihdamı kendileri oluşturmaktadırlar. Kaybolmaya yüz tutan el sanatlarının sahiplenilmesi, -reel ekonomiye kazanç sağlanmakta- istihdam sorununun çözümüne, kısmî de olsa bir katkı sağlayacaktır. Bu sahiplenmeyle, kültürel gelenekler, örneklerimiz yaşatılacak, gizli ya da açık işsizlik azaltılacak, mevcut ve atıl duran hammaddelerin üretime kazandırılması halinde millî gelire önemli katkı sağlanacak, halkın gelir ve yaşam seviyeleriyle birlikte, eğitim seviyeleri yükselecek, her türlü göçün kısmen önüne geçilecek, kadınlarımızın, geleneksel el sanatlarının üretime kazandırılması nedeniyle refah ve eğitim seviyeleri yükselecek, kırsal kesimde yaşayan ve tarımla uğraşan nüfusun boş zamanlarını üretime yönlendirmesi sonucunu getirecektir.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinde ilk kez oluşturulan bu Komisyonun, televizyon ve radyolar yoluyla el sanatlarımızın tanıtımına, el sanatlarıyla ilgili koordinasyonu sağlayacak bir kurulun oluşumuna, finansman sorunlarının çözümüne katkı verecek düşük faizli kredi teminine, pazarlama sorununun çözümüne, kaybolmaya yüz tutan bu değerleri koruyacak tasarım enstitüsü kurulmasına, ulusal ve uluslararası fuarlar düzenlenip, bu fuarlara sanatçılarımızın katılımına, el sanatları uğraşısı veren insanımızın eğitim kurumlarındaki istihdamına, sosyal güvenlik sorunlarının aşımına, el sanatlarımıza yönelik atölyelerin oluşumuna, el sanatlarının endüstriyel dönüşümüne, standardizasyon, markalaşma, envanter ve sınıflamaya somut çözümler getirmesi dileğimi yineliyor; Meclisimizin, el sanatlarımızın yaşanan sorunlarının çözümüne somut ve olumlu katkılar sağlayacağına olan inancımla, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
25 konuşma daha · 1 Haziran 2006