İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)

Necat Birinci

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Mayıs 2008 · 1.768 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Necat Birinci (AK Parti), 21 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)); konuşma 1.768 kelime.

Necat Birinci (AK Parti, İstanbul). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/necat-birinci-23-2008-05-21-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA NECAT BİRİNCİ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda ve Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde AK Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün üzerinde görüşmeler yapmakta olduğumuz bu kanun, Türkiye'nin, artık, her ilinde bir üniversite olmasını sağlayacak bir düzenlemeyi getiriyor. Bu yasa ile -alfabetik olarak sayarsak- şu sıraya göre: Ardahan, Bartın, Bayburt, Gümüşhane, Hakkâri, Iğdır, Şırnak, Tunceli ve Yalova illerimiz kendi üniversitelerine kavuşacaklar. Bu, kutlu bir olaydır. Bu durumu sağlayan bu yüce Parlamento, iktidarı ve muhalefeti ile bütün parti grupları ile bu ortak sevinci paylaşıyorlar şüphesiz, her ne kadar tenkit ediyorlarsa da.

Türkiye’nin her iline bir üniversite kazandırma çalışmasını yapan yüce heyetinizi şahsım adına kutlar ve yasa kutlu olsun diyorum.

Bu sonucun alınmasında Sayın Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, eğitimi toprakta tohum, buğdayda başak, hamurda maya olarak nitelemesinin ve eğitimi hükûmet politikalarında birinci sıraya oturtmasının büyük rolü ve yeri vardır. Ama toprakta tohumun ne anlama geldiğini, buğdayda başağın neyi ifade ettiğini hatta hamurun nasıl mayalandığını ve sürecini takip edemeyen arkadaşlar bunu tenkit etmekte serbesttirler ve gayet de tabiidir ama bu süreci iyi bilmek gerekir.

Bunu da göz ardı edemeyiz. Bu yasayla üniversiteye kavuşan dokuz ilimiz sadece üniversitelerine kavuşmuyorlar, o ilin kültürüne, ekonomisine, sosyal hayatına, kalkınmasına, çağın gerektirdiği yaşama düzeyine, düşünme ve uygulama şekli ve çeşitliliğine etki edecek değişim ve dönüşümün öncüsü olacak kurumlara da kavuşmuş olacaklardır. Yani üniversiteler, kuruldukları illerin çimentosu, vatan bütünlüğüne bağlanması, insanlarımızın millet olma bilincinin gelişmesini sağlayacak en üst kuruluşlardır. Bu yönde hizmeti dahi takdire değerdir ve önemlidir.

Hiç şüphesiz, eğitim, bireyin ve toplumun gelişmesini sağlayan, ekonomik kalkınmayı destekleyen, maddi ve manevi kültür değerlerini koruyup geliştiren ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan, varlığı ve geliştirilmesi ihmal edilemez kavrayıcı, kuşatıcı bir alandır. Eğitim, durağanlığı kıran, değişimi ve gelişimi sağlayan bir disiplindir.

Değerli milletvekilleri, bu dokuz ile tesadüfen, gelişigüzel üniversite açılmıyor. Biz eğitimi bütün olarak gördüğümüz için bu illere 2003 yılından 2007 sonuna kadar eğitimde yapılanların bazı örneklerini size vermek istiyorum ve göreceğiz ki tıpkı üniversitelerde olduğu gibi, AK Parti Hükûmeti ve onun grubu nasıl üniversite sayısını mevcuda yakın bir şekilde geliştirmişse, oralarda okul öncesinden bütün ortaöğretim içinde de aynı gelişmeyi sağlamıştır.

Mesela Ardahan’da -alfabetik olarak söyledik- 2002’de 130 derslik vardı ortaöğretimde, bugün 216. Yani Ardahan için yüzde 80 artış. Bu, bütün iller için… Ben sadece illeri söylüyorum, yani şu dokuz ilde ne yapılmıştır, onu söylemek istiyorum. İlköğretimde 903 derslik vardı, bugün 1.002 derslik. Belki nüfus biraz kaymıştır ama okul öncesi sadece 31 derslik varken, bugün 102 derslik var. Yani lütfen kalemi defteri alın, bir bölün, yüzde kaç artış olmuş, nüfusuna bağlayın ve bir karara bağlayın.

MUHARREM İNCE (Yalova)Kafadan böleriz Hocam onu.

NECAT BİRİNCİ (Devamla)Siz fizikçisiniz bölersiniz; ben edebiyatçıyım, kalemle uğraşırım. Ben kendim için söylüyorum.

Ortaöğretim, Iğdır: 105 derslik 221 dersliğe çıkmış. Yani yüzde 100’ün üzerinde bir artış Iğdır’da. İlköğretimde derslik 869, 2007’de 1.041.

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir)Hocam, üniversitelere gelin.

NECAT BİRİNCİ (Devamla)Geleceğim, sabrediniz. Üniversite gökten zembille inmiyor, aşağıdan yukarıya doğru çıkıyor. Oraya da geleceğim. Zaten gelmeye değil… Malum benden önceki muhalefet sayın sözcüleri neler yapıldığını kendileri anlattı, benim söyleyecek fazla sözüm yok. Ne kadar üniversite açıldı, nasıl açıldı diye. Biz, o tenkitleri karşılayacağız.

Okul öncesi 55 derslikti 109 derslik. Hakkâri 173 derslik ortaöğretimde, 307 derslik; ilköğretimde 971 derslik, 1.216 derslik bugün. Okul öncesinde 33 derslik, bugün 86 derslik. Evet, geçiyorum, böyle devam ediyor.

Yani AK Parti Hükûmeti, meseleyi, sadece üniversite açmakla, yani bir tabela koyarak üniversite açmakla değil, vatanın bütünlüğünü sağlayacak, okul öncesinde yüzde 11’le aldığı sayıyı bugün yüzde 30’a çıkararak… Yani beş buçuk sene içinde ki, hedef yüzde 50’dir, o da sağlanacaktır. Vatanın bütünlüğüne birey böyle katılır, eğitimle katılır.

Evet, kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Bir ülkenin kendisini nasıl tanımladığının ve kendisine nasıl bir gelecek hazırladığının en belirleyici göstergesi, o ülkenin eğitim sistemi ve bu sistemin de ne ölçüde olduğudur.

Bir şeyi daha sizinle paylaşayım, yine, eksik olmasın, donanım açısından: Bakınız, aynı illerde 2002 senesinde, Şırnak’ta 507 bilgisayar varmış bütün okullarda, bugün 3.206; Hakkâri’de 427 bilgisayar varmış bugün -bugün değil, 2007 sonu- 1.813. İstatistikleri takip etmekte biz başarısız oluyoruz, çünkü biz burada rakamı söylerken oraya yüz tane daha, ikiyüz tane daha gitmiş oluyor. Bunun için, son derece önemli istihbari bizim örgütlenmemiz lazım Sayın Bakanım. Bilgisayara hemen bunun geçmesi lazım.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)İnternet sitesine koyarsanız…

NECAT BİRİNCİ (Devamla)Iğdır’da 311 bilgisayar varmış, 1.577…

İşte gecikiyor İnternet’te…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Gecikmesin işte Hocam.

NECAT BİRİNCİ (Devamla)Siz tuşa vuruncaya kadar yenileri geliyor Sayın Kılıçdaroğlu.

Ardahan, 457 bilgisayar varmış 1.202 bilgisayar olmuş. Yine, böyle devam ediyor.

Bilgi teknolojisi sınıflarında da aynı şeyi görüyoruz. Şırnak’ta 48 bilgi teknolojisi sınıfı varmış, bugün 143; Hakkâri’de 38 imiş, 73; Iğdır’da 18 imiş, 75; Ardahan’da 18 imiş, 52; Gümüşhane’de 26 imiş, 73…

Şimdi, görüyoruz ki, AK Parti Hükûmetinin millî eğitim politikası, konuyu, hem donanım açısından hem de mekân açısından hem de müfredat açısından -ki müfredatın değişmesini burada bahsetmiyorum, konumuz dışında, bunu söylediğiniz gibi- kökten değiştiren bir yapının içine gelmiştir ve düşünen, düşündüğünü söyleyen, söylediğinin peşinde olan ve uygulamaya geçiren bireylerin yetişmesinde ve onların üniversal hayata hazırlanmasında okul öncesinden ortaöğretim sınırlarına kadar üniversiteye bir hazırlığın içinden geliyorlar.

Dünya, her geçen gün, eğitim, bilim ve teknoloji alanında baş döndürücü değişime ve gelişime sahne olmaktadır. İçinde bulunduğumuz çağa, haklı olarak, bilim ve hürriyetler çağı deniyor. Akıl ve bilimi rehber alıp hür ortamlarda eğitim ve teknolojiye yatırım yapanlar yükselmekte, akıl ve bilime sırtını dönüp dar kalıplar içinde zihinlerini ideolojik saplantılara teslim edenler ise yerinde saymakta, hatta bu hızlı yürüyüşün gerisine düşmekte, kendi ezberlerini tekrar etmekte baş başa kalmaktadır.

Burada bir sayın konuşmacıyı dinlerken, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” isimli romanı hatırıma geldi. Tavsiye ederim, okuyunuz. Orada bir enstitü anlatılır. Hiçbir işe yaramaz. Ama öyle teçhiz edilmiştir, öyle donanımlı bir enstitüdür ki yaptığı hiçbir şey yoktur. Bunun için, değerli tenkitçiler -ve Türk romanının en güzel tenkidî eseridir- tenkitte örnek olması bakımından -tenkitlerimizi yönelteceğimiz dönemde, o gece- “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nden birkaç sayfa okuyalım ve tenkitlerimizi ona göre yapalım, Hayri İrdal’ı hatırlayalım ve onun durumuna düşmeyelim. Ben isim vermeden söylüyorum: “Türkiye bu son söylenen duruma asla layık değildir. Dar kalıplar içinde üniversitelerini kemikleştirmiş, hür düşüncenin kaleleri olması gereken üniversiteler belli ideolojilerin kaynağı, savunucusu hâline gelmiş şekliyle. Bunu gören ve çağın ölçülerine göre değerlendiren AK Parti Grubu ve onun içinden çıkan Hükûmetimiz, insanın refah ve mutluluğa zemin olan eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik üzerindeki çalışmalarının payandalarını oluşturmuştur toplumda. Bu dört çalışma alanında da eğitim ve öğretimi dünya standartlarına uygun hâle getirebilmek için yoğun bir çaba içine girmişlerdir.

Dünyadaki değişimin motoru hürriyettir. Değişimin ve gelişmenin lokomotifliğini yapan ve onun yönünü belirleyen ülkelerin hürriyetlerini en geniş tutan ülkeler olduğu, en gerideki vagonlarda da en bağnaz ve yasakçı ülkelerin doluşmuş bulunduğunu gözden uzak tutmayalım. Öyleyse, yeniden tekrar ediyoruz: Üniversiteler hür düşüncenin ve demokrasinin kaleleri olmalıdırlar. Yoksa, filanca görüşteki bir öğretim üyesi adayı, bir yardımcı doçent adayı kadroya başvurur, başarır diye kadroları ilan etmeyip, onları aylarca, yıllarca çekmecesinde hapis tutan rektörlerimizin de olduğunu sizler de biliyorsunuz biz de biliyoruz, isimler verebiliriz. Çünkü burada kadroların yetersizliğinden bahsedildi, rektörlerimizin çoğu elindeki kadroları kullanmıyorlar ve lütfen sorunuz “cetvellerinizde hangi kadrolar vardır ve siz hangilerini kullandınız?” diye sorunuz ve buradan birlikte onu tartışalım, ondan sonra üniversitelerimizin kadrosuzluğunun çaresini birlikte arayalım.

Türkiye dünyada yaşanan gelişmelere karşı duyarlılığını artırırken demokratikleşme ve kalkınma süreçlerini birlikte yaşamaktadır. Bu süreç içinde yaşanan olumlu gelişmeler toplumumuzun sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal sistemini olduğu kadar, eğitim sistemini de etkilemeye devam etmektedir. Giderek eğitime olan talebin artması, kaynakların en etkili ve verimli şekilde kullanmasını gündeme getirmektedir. Şüphesiz eğitimdeki sorunların çözülmesi, eğitime yeteri kadar kaynak ayrılması ve o kaynakların verimli bir biçimde kullanılmasıyla mümkündür. Bunu gören AK Parti Hükûmeti, 2003’ten bu yana bütçeden en büyük payı Millî Eğitime ayırmıştır. Yeterli midir? Bütçe büyüdükçe bu pay da büyüyecektir ve Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi, görünen gelecekte yine daima birinci sırayı almış olacaktır.

Toplumsal dönüşümü sağlamak, çağdaş uygarlık seviyesine çıkmak ve onu aşmak yolunda toplumumuzun eğitim ihtiyacını karşılamak amacıyla, okul öncesi eğitimden yükseköğretime, çıraklık eğitiminden yaygın eğitime ve uzaktan eğitime kadar eğitimi geliştirme çalışmaları sürmektedir. Eğitimde yaşanan ve elde edilen gelişme ve değişmeyi okul öncesinden başlayıp yükseköğretime gelmek suretiyle anlatmak gerekir ama bizim bugün konumuz, dokuz ilimizde dokuz yeni üniversitemizin açılması, yine yasaya bağlı olarak İstanbul’da iki vakıf üniversitesi açılması. Yine, sayın hatiplerin ihmal ettiği bir konu yasada yer alan: Altı ilimizin üniversitelerine ve üniversite hastanelerine tahsis edilen kadroların listeleri bu yasada yer alıyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, yeni üniversiteler açılmasının iyi olduğu, kontenjanların artırılması da gerektiği… Ve en tehlikesi ve gerçekten insanı dehşete düşürten bir ifade, Anadolu üniversiteleri niteliğinin inkâr edilmesi, kabul edilir bir olgu değildir.

Arkadaşlar, şu 550… 549, 1’i rahmetli oldu bir arkadaşımız, henüz mazbatasını aldığı gün…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)1 tanesi de Çankaya’ya gitti.

NECAT BİRİNCİ (Devamla)549 milletvekilinden kaçı Anadolu üniversitelerinden mezun olmuştur? Bütün onlara bu hakarettir, mühendislerine hakarettir, siyasal bilimcilerine hakarettir, öğretmenlerine hakarettir, yetişmelerine hakarettir, Türkiye üniversitelerine hakarettir.

Değerli dostlar, Orta Doğu Üniversitesi bir barakada kuruldu, Karadeniz Teknik Üniversitesi de öyleydi. Şimdi, doğum olmadan gelişmeyi takip edemezsiniz. Önce tohum rahme düşecek, tohum rahme düştü. Bu dokuz ilde yaşayanlar ihtiyaçlarını bölge temsilcilerine, kendi milletvekillerine ilettiler. Bu yetmedi, oralara yapılan ziyaretlerde vatandaşla beraber bu konular görüşüldü. Vatandaştan soyutlanarak bu üniversiteler buralarda açılmadı ve hepsine soruldu ve burada tekrar ediyorum: Kendisi -sadece Sayın Serter’in ismini vereceğim, üniversiteden de arkadaştır; keşke, Kamer Genç de burada olsaydı- Tunceli Üniversitesine bir su bilimleri fakültesinin açılmasını tenkit ettiler.

Değerli dostlar, dünyanın en lezzetli alabalığı oradadır. Sayın Serter’i davet ediyorum, bir gün gidelim Munzur Gözesi’nde -ki ben yedim, ben orayı iyi bilirim- alabalık yiyelim. Dünyada, orada, sadece Tunceli’nin ekonomisini düzeltebilecek bir yatırım olabilir. İçinizde Tunceli milletvekili bir tane daha olması lazım....

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan)Kemal Kılıçdaroğlu var.

NECAT BİRİNCİ (Devamla)Evet, yanlış mı söylüyorum?

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır)Doğru Hocam, doğru da…

NECAT BİRİNCİ (Devamla)Munzur, dünyanın en güzel yerlerinden birisidir.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan)Kemal Bey Tuncelili Hocam.

NECAT BİRİNCİ (Devamla)Hayır, o Trabzonlu, o benim hemşehrim.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan)Köken Tunceli.

NECAT BİRİNCİ (Devamla)Tunceli’de bulunmuştur belki. Evet, neyse…

Yani arkadaşlar, doğum olmadan büyümeyi sağlayamazsınız. Uludağ Üniversitesinin kuruluşunu ben hatırlıyorum, Kayseri Üniversitesinin kuruluşunu ben hatırlıyorum ve yine içimizden pek çoğu, 1992 yılında açılmış üniversitelerden gençlerimiz mezun olabilmiştir. Eğer onlar o gün kurulmamış olsa idi, acaba bugünkü gelişmelerini sağlayabilirler miydi? Hiç böyle mantık olabilir mi?

Evet, Sayın DTP’li Milletvekili Arkadaşıma da bunu söylüyorum: Diyarbakır Üniversitesi, Dicle Üniversitesi açılmamış olsaydı, Harran Üniversitesi açılmamış olsaydı, Diyarbakır bu potansiyeli taşıyabilecek miydi? Niçin bunu Şırnak’tan esirgiyorsunuz, niçin Ardahan’dan esirgiyorsunuz, niçin diğer illerden esirgiyorsunuz? Buna ne hakkınız var?

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır)Kuruluşuna itiraz etmiyoruz Hocam.

NECAT BİRİNCİ (Devamla)Ediyorsunuz, zımnen ediyorsunuz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

94 konuşma daha · 21 Mayıs 2008

94 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook