190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında khk.nin eki cevt.sağlık bak.bölümünde değ.yap.hak.
Kocaeli Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 86. Birleşim · 1. yasama yılı · 28 Mayıs 2003 · 986 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nevzat Doğan (AK Parti), 28 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KHK.NİN EKİ CEVT.SAĞLIK BAK.BÖLÜMÜNDE DEĞ.YAP.HAK.); konuşma 986 kelime.
Nevzat Doğan (AK Parti, Kocaeli). “190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında khk.nin eki cevt.sağlık bak.bölümünde değ.yap.hak”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 28 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nevzat-dogan-22-2003-05-28-190-sayili-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-khk-nin-eki-cevt-saglik-bak-b (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA NEVZAT DOĞAN (Kocaeli)Sayın Başkan, Yüce Meclisimizin değerli üyeleri; 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Sağlık Bakanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, her şeyin başı sağlık diyerek, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bir ülkenin kaynaklarından en önemlisi insan, insanın ve dolayısıyla da toplumun en önemli zenginliğinin sağlık olduğunu hepimiz biliyoruz. Partimiz, sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesini sosyal devlet olmanın vazgeçilmez unsurları arasında görmektedir. Etkin ve kaliteli bir sağlık sisteminin, nitelikli bir toplum için vazgeçilmez olduğunu bir kez daha vurgulayarak sözlerime başlamak istiyorum. Hükümetimizin reform niteliğindeki bu hazırlık çalışmalarını ve halkımıza hak ettiği etkin ve kaliteli sağlık hizmetleri sunma gayretlerini de gönülden destekliyoruz.
Ülkemizde, yıllardır, tutarlı bir sağlık politikası, maalesef, uygulanamamıştır. Ulusal bir sağlık sistemimiz sağlıklı bir şekilde oluşturulup yürütülememiştir. Sağlık sistemimizin, sağlık kuruluşlarının ve hastanelerin çokbaşlı, merkeziyetçi ve yetkinin daima Ankara'da toplandığı bir yönetim ve örgüt yapısıyla, maalesef, hızlı karar alamayan, esnek manevra kabiliyeti olmayan, sorunları yerinde çözemeyen, hantal bir bünyeye ulaştığını hep birlikte görmekteyiz. Bu yanlış yapılanma ve yıllardır uygulanan yanlış yönetimler, halkımızın en basit sağlık hizmetlerinden bile, örneğin bir köyde tansiyon ölçülmesi, bir iğne yaptırılmasından tutun da, birinci, ikinci, üçüncü basamak sağlık hizmetlerine kadar olan bütün hizmetlerden, maalesef, yeterince faydalanamamasına neden olmuştur. Bugün, hastanelerde, kuyruklarda hastalarımız mağdur olmakta, yine, muayenehanelere gitmek zorunda kalıp, ikinci bir ödeme yapmak zorunda kalmaktadır. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, bu yoğun hastane ortamındaki birikmelere rağmen, yetersiz koşullara rağmen, sağlık çalışanları, gerçekten cansiparane bir şekilde çalışarak, sağlıktaki bu kötü sistemin hastalarımıza yansımasını engellemeye çalışmış ve elinden geleni yaparak, yıllardır bu sistemi tamponlamaya çalışmıştır. Zaman zaman da, maalesef, bu kötü yönetim, kötü sistem ve halkımıza yansıyan kötü hizmetin faturasını da sağlıkçılar ödemek zorunda kalmıştır. Bugün sağlıkçıların birçoğu, hekimler, tükenmişlik sendromuyla karşı karşıya kalmış, idealist duygularla başladıkları mesleklerinden bezmiş bir duruma gelmişlerdir.
Sağlık sektöründe merkeziyetçi ve çok yönlü bir yönetim sergilenmesi, bu sektörde birçok kurumların, sağlık kuruluşlarının oluşmasına da neden olmuştur. Bilindiği gibi, en büyük yükü, Sağlık Bakanlığımız çekmektedir.
Hükümetimiz ve Sağlık Bakanlığımız, bugün, halkımıza etkili, verimli, kaliteli ve kolay ulaşılabilir ve eşit uzanan bir sağlık hizmetini bir an önce sağlamanın yoğun çabası içerisindedir. Avrupa Birliğinde de önem verilen birinci basamak sağlık hizmetlerine Türkiye'de yeterince önem verilmediği için, bugün sağlık hizmetleri, hastane ağırlıklı ikinci basamak sağlık hizmetleri şeklinde sunulmakta, kanserli hastayla gripli hasta aynı koridorlarda birlikte durmaktadırlar.
Yıllardır ülkemizde sağlık sektöründe başta finansman yetersizliğinden bahsedilmekte ise de, maalesef, kıt kaynaklar verimli kullanılmamaktadır.
Burada bir noktayı vurgulamak gerekir. Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı bir çalışmada, bir ülkenin elindeki kaynaklarla istenilen sonuçlara ne derece ulaştığını göstermek için ülkenin sağlık performanslarını belirlemiş ve Türkiye'yi, en kötü ilk 20 ülke içerisinde 11 inci sıraya koymuştur. Bu ne demektir; evet, ülkemizde sağlığa ayrılan pay azdır; ama, bu pay da çarçur edilmektedir, rantabl, optimum kullanılmamaktadır.
Sağlık Bakanlığımızın bir noktaya daha dikkat çekeceğini de umuyoruz: Artık, sağlık yöneticileri, çağdaş yönetim bilgileriyle donanmış, sağlık sektörünü her yönüyle bilen, sağlık ekonomisini iyi bilen ve uygulayan kadrolara sahip olmanın yollarını aramalıdır ki ülkemizin bu süreçteki kıt kaynaklarıyla en iyi sağlık ürününü elde edelim, halkımızın bu alandaki memnuniyetsizliğini ortadan kaldıralım, eşit ve kaliteli hizmeti tüm ülkeye yayalım.
Yine burada, Sağlık Bakanlığımızın hakikaten cansiparane yaptığı "Sağlıkta Dönüşüm Projesi" çalışmalarını da dikkatle izliyoruz. SSK hastaneleri, devlet hastaneleri ve diğer kurum hastanelerini bir çatı altında toplayıp, hiç olmazsa, kısa bir dönem için bile olsa, SSK'lıların devlet hastanelerinden faydalanmalarını sağlamak açısından yapılan çalışmaların son noktaya geldiğini de öğrenmekteyiz ve bu anlamda da halkımız adına büyük memnuniyet duymaktayız. Biz biliyoruz ki, genel sağlık sigortası devreye konulduğu zaman, birinci basamak hizmetleri kaliteli hale getirildiği zaman, sağlık ocaklarında halkımıza etkin ve kaliteli tedavi ve koruyucu hizmetler sunulduğu zaman, bu bahsettiğimiz olumsuzlukları artık konuşmayacağız. Onlara da epeyce yaklaştığımızı görüyoruz.
Yine, kendi bölgemde bulunduğum bu hafta sonu tespit ettiğim bir noktayı vurgulamak için örnek vermek istiyorum: Bu hafta sonu, depremin vurduğu bölge olan Gölcük'teydik ve tüm sağlık tesislerini, sağlık müdürümüz ve kaymakamımızla gezdik. Neler gördük; konteynirde üçbuçuk yıldır hizmet görmeye çalışan, prefabrik sağlık ocağında üçbuçuk yıldır hizmet görmeye çalışan kurumlarımız var; fakat, seçimden hemen kısa bir süre önce de başlatılan lojman inşaatlarımız var; yani, sağlık ocağı yapma yerine, lojmanlarını yapmaya yönelmişiz. Ne kadar örnek ve ne kadar ibret verici bir tablo! Az önce bahsettiğim sağlık ekonomisini iyi uygulayamadığımızı, sağlık performansımızın neden düşük olduğunu gösteren bir örnek.
Bir örnek de Kandıra'dan vereyim; 1987 yılında, Kandıra'nın 500 haneli bir köyüne, bir sağlık ocağı yapılmış. Beş yıl sonra, bir başka dönemde, 1 400 haneli komşu köye de bir sağlık ocağı yapılmış. İkisine de ne doktor gönderilmiş ne hemşire; çünkü, ikisinin de sağlık ocağı ihtiyacı yok; belki, ancak, sağlık evi yapılabilecek yerler ve ne yazıktır ki, Kandıra'nın merkezinde de, sağlık ocağı, derme çatma bir binada hizmet görüyor. İşte bu da, kaynakların ne derece kötü kullanıldığını gösteriyor.
Değerli arkadaşlar, ülkemizde AK Partinin halka uzanan sıcak elini göstermesi açısından, bu 11 200 kadro, gerçekten sağlıkta bir nefes aldıracaktır. Yalnız, bir noktayı da vurgulamadan geçemeyeceğim; evet, sağlıkta kötü yönetimler yapılmıştır; ama, eldeki mevcut insan kaynakları da çarçur edilmiştir. Ne yapılmıştır; hekim, hemşire, ebe kadrolarımız, siyasî kayırmacılıklar nedeniyle, Ankara, İstanbul, İzmir gibi illerde toplanmıştır. Köylerde köylümüz, ebesiz kalmıştır; arkası olan ebe merkeze alınmıştır, doktor merkeze alınmıştır...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, sözlerinizi tamamlayın.
NEVZAT DOĞAN (Devamla)Değerli arkadaşlar, gelin, hep birlikte, bu 11 200 kadroyu, gerçekten hak eden yerlere gönderelim. Sağlık Bakanlığımız, bunu çok güzel bir şekilde yapacak; biz, bunu biliyoruz; ama, biz siyasîler, biz milletvekilleri, ücra köşeye giden doktoru ya da ebeyi ya da hemşireyi, ne olur, kayırıp da merkezlere aldırmayalım. Bu anlamda, doğuda, güneydoğuda, batıda olup mahrum kalan bölgelerimizdeki tüm insanlarımız adına, hassasiyetlerinizi bekliyorum.
Son bir nokta olarak da, evet, bu doktor kadrolarımız bizi rahatlatacaktır; ama, en az bunlar kadar, hemşireye ve diğer sağlık personeline ciddî bir şekilde ihtiyaç vardır. Bunu da Sağlık Bakanlığımızın gerçekten iyi değerlendirdiğini biliyoruz. Hükümetimizin, gerçekten, ileriki dönemlerde bunlarla ilgili iyileştirmeleri yapacağını da umuyoruz.
Sözlerimi bitirirken, hep birlikte, ulusumuzla, halkımızla birlikte, nice sağlıklı günlere ulaşmak dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 28 Mayıs 2003