İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 61. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)

Nihat Ergün

Kocaeli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 61. Birleşim · 1. yasama yılı · 3 Nisan 2003 · 1.032 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nihat Ergün (AK Parti), 3 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (SS.72)); konuşma 1.032 kelime.

Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli). “Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 3 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-22-2003-04-03-emekli-sandigi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ss-72 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NİHAT ERGÜN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada, daha evvel görüştüğümüz ve yasalaştırdığımız, ancak, Cumhurbaşkanımızca veto edilen bir yasayı görüşüyoruz. Biliyorsunuz, modern devletlerde yasama, yürütme ve yargı birbirinden ayrılmıştır. Bunun ayrılmasının nedenleri üzerinde elbette kimsenin durmasına gerek yok, herkes biliyor. Böylesine büyük bir devlet gücünün tek elde toplanmaması, kuvvetler ayrılığı şeklinde, birbirini denetleyen bir mekanizmaya dönüşmesi gerekiyordu; bu nedenle, modern devletler böyle çalışıyor.

Biz, yasama görevi yapıyoruz; Sayın Cumhurbaşkanımız, yürütmenin başı sıfatıyla, aynı zamanda da devletin birliğini temsil eden bir sıfatla kendi görevini yapıyor; yargı kendi görevini yapıyor. Yasama, yürütme ve yargının, anayasa gibi bir metin üzerinde ya da kanunlar üzerinde, her zaman aynı görüşü paylaşmaları gerekmiyor; zaten, burada, aynı görüşü paylaşmadığımız da, çok açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Yasama organının bu faaliyeti, gayet normal bir faaliyettir; Cumhurbaşkanımızın vetosu da gayet normal bir işlemdir ve yasama organının, bugün, bu şekilde, bu yasayı tekrar görüşmesi ve tekrar yasalaştırması da normal bir faaliyettir.

Elbette ki, muhalefet sözcüsü arkadaşlarımız, bu yasal düzenlemeyle ilgili görüşlerini ifade edeceklerdir; bunların, mutlaka, bizim hoşumuza da gitmesi gerekmiyor. Elbette, muhalefetin, mutlaka bizim hoşumuza giden yaklaşımlarda bulunması beklenmiyor; ama, Türkiye'de siyaset sahnesi değişti, partiler, aktörler hepsi birden değişti; eski siyaset iyi olsaydı, bu sahne değişmezdi. Cumhuriyet Halk Partisi ve AK Parti, siyaset yapma tarzını, anlayışını yeniden ele alacağını ve yeni bir anlayışla hareket edeceğini, kamuoyuna, hep beraber deklare etti. Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi muhalefet olarak Mecliste, AK Parti iktidar olarak Mecliste. Hepimizin doğruları var, eksikleri var, yanlışları var; zaman zaman, birbirimizi burada tolere etmek mecburiyetindeyiz. Eğer, birbirimizi tolere etmezsek, yeni bir siyaset anlayışını birlikte inşa edemeyiz; birlikte inşa edebilmemiz için, tolere etmemiz gerekiyor. Açıkçası bazen, CHP sözcülerinin muhalefetine hayranlıkla bakıyorum, hayran olduğum arkadaşlar var; ama, hayret ettiğim arkadaşlar da var. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ATİLA EMEK (Antalya)Biz de öyleyiz.

NİHAT ERGÜN (Devamla)Bu hayranlık ve bu hayretlik, elbette, bir zaman dilimi içerisinde yerine oturacaktır; ya hep hayranlık haline dönüşecektir ya da hep hayretlik işler haline dönüşecektir. Umarız, hep Cumhuriyet Halk Partili sözcü arkadaşlarımızın, muhalefetini hayranlıkla izleriz ve bunlardan ders alırız, hayretlikler biraz kenarda kalmış olur.

Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi bir sosyal demokrat parti, AK Parti bir muhafazakâr demokrat parti. Türkiye, ikili bir siyasî sisteme doğru gidiyor; bu, seçmenin tercihidir. Yani, Amerika Birleşik Devletlerinde Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki, İngiltere'deki İşçi Partisi ile Muhafazakâr Parti arasındaki, Almanya'daki Sosyal Demokratlar ile Hıristiyan Demokratlar arasındaki çok uzun yıllardır devam eden siyasî mücadelenin, siyaset sahnesini birlikte oluşturma anlayışının, Türkiye'de de yerleşmesi gerekiyor ve bunu AK Parti ile Cumhuriyet Halk Partisinin birlikte yapması gerekiyor. Eğer bunu birlikte yapamazsak, o zaman başaramayız.

Cumhuriyet Halk Partisi, eğer AK Parti iktidarı boyunca başarılı olamazsa, yerine gelmesi gereken bir iktidar alternatifi olmalıdır; ama bu sözcülerin bu irrite edici muhalefet tarzının, tahrik edici, itici muhalefet tarzının Cumhuriyet Halk Partisine bir iktidar altyapısı hazırlaması pek mümkün görünmüyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Onu halk takdir eder canım.

ALİ RIZA BODUR (İzmir)Kendinizi halkın yerine koymayın lütfen...

NİHAT ERGÜN (Devamla)Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın muhalefetinden gerçekten zaman zaman ders alıyoruz, çok güzel sözler, çok güzel yaklaşımlar ifade ediyorlar; ama Cumhuriyet Halk Partisi çok köklü bir parti; bu çok köklü partinin bugün yüzde 19'luk bir oy potansiyelinde olmaması lazımdı. Burada halkın bir kabahati yok, burada hepimiz kendimizde bir kabahat aramalıyız. Mesela, biz yüzde 34 oy aldık, niye yüzde 45 almadık; keşke yüzde 45 alsaydık. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bu yüzde 34 oy almamız bizim kabahatimizdir, halkın kabahati değildir. Demek ki, kendimizi halka tam olarak anlatamadık ki, yüzde 34'de kaldık. Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız başkasına kabahat bulmaktan çok, herhalde kendi konumlarını, söylemlerini, tarzlarını bir gözden geçirirlerse, hepimiz bir gözden geçirirsek, yeni anlayışı birlikte inşa edebiliriz diye düşünüyorum.

HARUN AKIN (Zonguldak)Sayın Başkan, Cumhuriyet Halk Partisinin kurultayı mı var burada? Bu arkadaş mevzua girse...

NİHAT ERGÜN (Devamla)Bu yasa...

HARUN AKIN (Zonguldak)Sen bizim kurultaya gel!..

NİHAT ERGÜN (Devamla)Değerli arkadaşlar, evet, siyaset, risk alma işidir ve biz, risk alıyoruz. Vergi kanunları çıkarmak, riskli bir iştir. Bürokratik mekanizmalarda değişimi öngören bir yasal düzenlemeyi yapmak, riskli bir iştir ve biz, burada, risk alıyoruz.

61 yaşın üzerindeki insanlarımızın emekli olmasını getiren bir düzenleme, bunların emeğine, bilgisine, birikimine, asla, bir saygısızlık anlamı taşımaz; ama, Türkiye, nüfusunun yüzde 50'si 20 yaşının altında olan bir ülke, yüzde 66'sı 30 yaşının altında olan bir ülke... Evet, bu büyüklerimizin tecrübesinden istifade etmeliyiz; ama, bu nüfus potansiyelini dikkate alan bir düzenlemeyi de yapmak mecburiyetindeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, konuşmanızı tamamlayın.

NİHAT ERGÜN (Devamla)Teşekkür ederim, tamamlıyorum efendim.

Tecrübe, eskiden, çok uzun zamanda elde ediliyor olabilirdi; ama, zaman çok hızlı akıyor, dünya, eskisinden daha hızlı dönüyor. Eskiden yüz yılda olan hadiseler, şimdi on yılda gerçekleşiyor ve insanlar, çok daha fazla olayla karşılaşıyorlar. Bugün, tecrübe ve bilgi dediğimiz hadise, uzun zamandan daha ziyade, olay sayısıyla ve olayların karmaşıklığıyla paralel gidiyor ve bugün, genç yaştaki bürokrat arkadaşlarımızın, gerçekten, çok ciddî tecrübelerinin var olduğunu biliyoruz; neden; olaylar çok karmaşık ve olay sayısı çok fazla.

Bu nedenle, sadece 61 yaşının üzerindeki insanların tecrübesi değil -onların, elbette büyük tecrübeleri var ama- 40 yaşında, 50-55 yaşındaki insanlarımızın, bürokratlarımızın da büyük tecrübelerinin olduğunu kabul etmemiz lazım. Ayrıca, teknolojik gelişmeleri ve çağın, bilgi çağı olduğunu da unutmadan, bu düzenlemelere, böyle bakmamız lazım.

Efendim, kadrolaşma var... Kadrolaşma var; 61 yaşının üzerindekiler tasfiye edilip, kadrolaşılacak... Ne olacak; yani, uzaydan yeni devlet memurları falan gelmeyecek! Onların yapmış olduğu görevlere, 61 yaşının altındaki devlet memurları, bürokratlar arasından arkadaşlarımız gelecekler. Onlar şu anda bürokrat zaten, onlar şu anda memur zaten. AK Partinin, bu memurlar arasından, muhafazakâr demokrat bir siyasî parti olarak, kendi politikalarına, programına, seçim bildirgelerine uygun bir atama mekanizması işletmesinin ne mahzuru var?! Cumhuriyet Halk Partisi iktidarda olsaydı, mutlaka sosyaldemokrat politikaları özümsemiş, onları süratle hayata geçirebilecek kadroları, eminim, görev başına getirecekti. Bunda da hiçbir mahzur yoktur, hiç de kınanacak bir tarafı yok; bu böyle olur.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Hukuka saygılı olarak, hukuka saygı göstererek...

NİHAT ERGÜN (Devamla)Hukuk içerisinde bunlar olacak.

Eğer, AK Partinin icraatları bir partizanlığa dönüşürse -bu, uygulama işidir, partizanlığı uygulama yapar, hukuk yapmaz- o zaman sizinle beraber olacağız. Ehliyet ve liyakat ölçüleri dışında, birtakım iptidaî ilişkilere dayanarak bir atama mekanizması işletirse AK Parti iktidarı, o zaman, ben ve arkadaşlarım sizinle beraber hareket etmeye söz verirler. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 3 Nisan 2003

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook