İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 30. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tümü (tbmm, cumhurbaşkanlığı,sayıştay, anayasa mahkemesi

Nihat Ergün

Kocaeli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 30. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Aralık 2003 · 1.037 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nihat Ergün (AK Parti), 18 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜMÜ (TBMM, CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY, ANAYASA MAHKEMESİ); konuşma 1.037 kelime.

Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli). “Tümü (tbmm, cumhurbaşkanlığı,sayıştay, anayasa mahkemesi”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-22-2003-12-18-tumu-tbmm-cumhurbaskanligi-sayistay-anayasa-mahkemesi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NİHAT ERGÜN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 yılı Malî Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde, şahsım adına, söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 2004 yılı bütçesi üzerinde görüşmeler yapıyoruz ve böylesine bir bütçeyi görüştüğümüz ortamın nasıl bir ortam olduğunu ve böylesine bir bütçeye bizi getiren günlerin nasıl günler olduğunu kısaca özetlemekte yarar var.

Biliyorsunuz, bütçeler üzerinde eleştiriler de olabilir, bütçelerin kendi içerisinde taşıdığı Türkiye vizyonuna yönelik iyimser yaklaşımlar da olabilir. Elbette, muhalefet partileri, bütçeler üzerindeki eleştiri noktalarını ortaya koyacaklardır ve koymuşlardır; Türkiye'nin büyüklüğü ile bu bütçenin büyüklüğü arasındaki ilişkileri irdelemeye çalışmışlardır. Bu eleştirileri bir kenara koymak kaydıyla, Türkiye Cumhuriyetinin 59 uncu hükümetinin getirmiş olduğu, hükümetimizin getirmiş olduğu bu bütçenin, aynı zamanda, Türkiye'nin geçmişten kaynaklanan sorunlarını çözme kabiliyetini içerisinde taşıdığı gibi Türkiye'nin geleceğine dair umutları da bünyesinde taşıdığı çok açık bir gerçektir.

Türkiye, bugünlere, bir siyasî istikrarsızlık ortamından, ekonomik ve sosyal dengelerin altüst olduğu, bütçe disiplininin yok olduğu bir ortamdan gelmiştir.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, geçmiş dönemlerde, Türkiye uzun yıllar koalisyonlarla idare edildi ve koalisyonlar, gerçekten, Türkiye'nin sorunlarını çözme konusunda bize büyük güçlükler yaşattılar. Siyasî istikrarsızlık, aynı zamanda ekonomik istikrarsızlık anlamına da geldi ve millet, siyasî istikrarsızlığın doğurmuş olduğu, kötü yönetimlerin doğurmuş olduğu ekonomik istikrarsızlıkların, ekonomik problemlerin altında gerçekten ezildi ve milletimiz, Türkiye'nin ekonomik problemlerinin, sosyal problemlerinin, dışpolitika problemlerinin çözüm anahtarı olarak öncelikle siyasî istikrarın temin edilmesini gördü ve 3 Kasım 2002 seçimlerinde, siyasî istikrarı, milletimiz, kendi eliyle temin etti.

Siyasî istikrarın temininden maksadım, sadece AK Partinin tek başına iktidara getirilmiş olması değildir; aynı zamanda Türk siyasetinin yeniden yapılandırılma iradesidir. Aziz milletimiz, Türk siyasetini bir muhafazakâr demokrat partinin iktidarı ve bir sosyal demokrat partinin muhalefeti çerçevesinde örgütleme iradesini de beyan etmiştir. Yani, bir yandan Adalet ve Kalkınma Partisini iktidara getirirken, bir yandan sosyal demokrat bir siyasî parti olarak muhalefet yapma görevini Cumhuriyet Halk Partisine vermiştir. Türkiye'nin en köklü siyasî partisi olan ve Türk siyasî geleneğinde önemli rolü olan bir siyasî partinin muhalefeti ile muhafazakâr demokrat partinin bir iktidarını birlikte bugün görüyoruz. İki kanatlı bir siyasî yapıyı öngörmüş ve bu siyasî yapıyı, Türkiye'nin problemlerinin çözüm anahtarının başlangıcı olarak kabul etmiştir ve gerçekten de bugün siyasî istikrar vardır. Bugün 2004 yılı bütçesini görüşüyoruz; biz, Parlamento olarak bu bütçeyi görüşürken, Sayın Başbakanımız, Sayın Dışişleri Bakanımız, Türkiye'nin uluslararası menfaatlarını ve çıkarlarını gözeten başka toplantılarda bulunmak üzere Özbekistan'da, Japonya'da ya da dünyanın başka yerlerinde ülkemiz adına başka temaslarda rahatça bulunabiliyorlar. Türkiye, bu kadar güven, bu kadar istikrar ortamında 2004 yılı bütçesini görüşebilme imkânına kavuşmuştur.

Değerli arkadaşlar, 2002 yılında yapılan, bir seçimdir. Seçimler, demokrasiye ait kavramlardır ve bu nedenle, seçimle gelen iktidarlar, demokrasiyi, hukuk devleti ilkelerini, hukukun üstünlüğünü ve piyasa ekonomisi kurallarını gözeterek icraatlarını yaparlar. Bu nedenle, AK Parti İktidarı da, icraatlarını yaparken, bir yandan demokratik şartları gözetmekte, bir yandan hukuk devleti ilkelerini, bir yandan da piyasa ekonomisinin kurallarını gözetmeye kendisini mecbur hissetmektedir. Çünkü, bunlar olmazsa, o zaman, Türkiye'de, gerçekten, ekonomik problemleri başka koşullar altında çözmek, demokrasinin olmadığı, hukukun hiçe sayıldığı ve piyasa ekonomisi şartlarından başka bir ekonomik modele doğru geçildiği bir atmosferi özlemek gerekir ki, onun da, dünyanın başına neler açtığını ve hiçbir sorunun çözümüne katkı sağlamadığını hepimiz, hepiniz yakın tarih içerisinde görmüş bulunuyoruz. Ancak, demokratik süreçler içerisinde hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkelerini ve piyasa ekonomisi şartlarını gözeterek sorunları çözmek, uzun, ince bir yoldur. Seçimlerle doğan sonuçlardan devrimlerle doğan sonuçlar beklenemez. Devrimler çoğu zaman demokrasiyi gözardı ederler, çoğu zaman hukuku gözardı ederler, çoğu zaman piyasa ekonomisi koşullarını gözardı ederler. Mademki Türkiye'de yeni bir iktidar, yeni bir siyasî istikrar temin edilmiştir; bu siyasî istikrar içerisinde, sabırla ve metanetle; ama, demokrasiyi gözeterek, hukuk devleti ilkelerini gözeterek ve piyasa ekonomisi şartları içerisinde problemlerimizi çözeceğiz.

Değerli arkadaşlar, ülkenin içinde bulunduğu şartlar ile ülkenin hazırlamış olduğu, ülke yönetiminin hazırlamış olduğu bütçeler arasında elbette çok yakın ilişkiler vardır. Eğer, ülkenin içinde bulunduğu, yaşamış olduğu şartlar, geçmişten gelen büyük problemleri bünyesinde taşımıyor olsaydı, elbette, bugün konuştuğumuz bütçe, bugün konuştuğumuzdan çok daha farklı bir bütçe olabilirdi. Yatırım harcamalarının çok daha yukarıda olduğu, sağlığa, eğitime, adalete, diğer sosyal güvenlik kurumlarına harcanacak olan ödeneklerin çok daha fazla olduğu bir bütçeyle karşı karşıya kalabilirdik, kalmalıydık da; çünkü, Türkiye'nin büyüklüğü, çok daha büyük rakamlarla bütçeler meydana getirmeyi gerekli kılıyor. Ama, Türkiye, içinde bulunduğumuz şartlara geçmişten, ağır yüklerle gelmiştir. Bu ağır yüklerin içinde, bu ağır yükleri birlikte çözmeye mecburuz, bu ağır yüklerin bize dayattığı şartlarla bütçe imkânlarını zorluyoruz.

Bu bütçe ne barındırıyor içerisinde; halk, bizler, bu bütçeden ne bekliyoruz ve bizim beklentilerimizi karşılayabilecek işaretleri bütçe kendi içerisinde taşıyor mu; evet.

Değerli arkadaşlar, biz, bütçeden, israfın önüne geçilmesini bekliyoruz. Biz, bütçeden, bütçe uygulamalarından, bütçenin yapılış tarzından, yolsuzluğun ve yoksulluğun önüne geçilmesini bekliyoruz. Biz, bütçeden, Türkiye'nin, içinde bulunduğu borç ve faiz batağından çıkarılmasını bekliyoruz ve biz, bu bütçe uygulamalarından, bütçe rakamlarından, işsizliğin azaltılması, istihdamın artırılması imkânlarının yaratılmasını bekliyoruz. Bütün bunların işaretlerini bu bütçe içerisinde görebiliyor muyuz; evet.

Değerli arkadaşlar, hem 2003 yılı bütçesi hem de 2004 yılı bütçesi, kendi bünyesinde bu imkânları barındırmaktadır; çünkü, benden önceki konuşmacıların da ifade ettikleri gibi, gerçekten, bu bütçe uygulamalarıyla faiz oranları yüzde 70'lerden yüzde yüzde 25'lere indirilmiştir. Enflasyon, yüzde 20'lerin altına çekilmiştir ve borcun, gayri safî millî hâsıla içindeki payı, yüzde 100'lerden yüzde 70'lerin altına çekilmiştir; yüzde 60'ların altına da çekilme istidası bu bütçenin içerisinde görülmektedir.

Aynı zamanda, 2004 yılı hedefleri olarak, enflasyonun yüzde 10'lara çekildiği, Türkiye'de faiz oranlarının yüzde 15'lerde olduğu, borçların gayri safî milî hâsıla içerisindeki payının yüzde 60'ların altına düştüğü bir tabloyu görme imkânımız vardır. Bu bütçe, bu imkânları bünyesinde barındırmakta ve Türkiye'ye, yeni bir Türkiye vizyonu sunma şansını önümüze koymaktadır.

2003 yılı ve 2004 yılı bütçeleri, aslında, devletin, bir sosyal devlet olma gereği yapacağı eğitim, sağlık ve sosyal yardım harcamalarının artırılmasına bir zemin hazırlamaktadır; çünkü, geçmiş uygulamalardaki dağınıklık, geçmişteki israf, geçmişteki yolsuzluk, geçmişteki kötü yönetimin bugüne taşıdığı gerçekler, bizim, eğitimde, sağlıkta ve sosyal yardım harcamalarında, gerçekten Türkiye'nin önüne çok ciddî rakamlar koymamıza engel teşkil etmektedir. Ama, hem 2003 yılı bütçesi hem de 2004 yılı bütçesi, Türkiye'nin geleceğinde, eğitimin, sağlığın ve sosyal yardım harcamalarının gerçekten ciddî manada artacağının işaretlerini bizim önümüze koymaktadır. 2005 ve 2006 yıllarında, özellikle, bunların nasıl olduğunu hep birlikte göreceğiz.

Değerli arkadaşlar, bu bütçe uygulamalarıyla, artık, devlet yeni bir şekle kavuşuyor. Devlet, piyasadaki parayı üretime ve istihdama gitmesi gereken, yatırıma gitmesi gereken parayı yüksek faizle çeken, emen bir ekonomiden, artık, yüksek faizle para ihtiyacı olmayan, yüksek faizden gelir elde etmeyi kârlı bulmayan, ticareti, üretimi....

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 18 Aralık 2003

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook