İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 44. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Milli eğitim bakanı hüseyin çelik hakkında (9/11)

Nihat Ergün

Kocaeli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 44. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Aralık 2004 · 1.714 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nihat Ergün (AK Parti), 29 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK HAKKINDA (9/11)); konuşma 1.714 kelime.

Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli). “Milli eğitim bakanı hüseyin çelik hakkında (9/11)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-22-2004-12-29-milli-egitim-bakani-huseyin-celik-hakkinda-9-11 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NİHAT ERGÜN (Kocaeli)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Algan Hacaloğlu ve 63 arkadaşının, Millî Eğitim Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik hakkında, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası tarafından sağlanan 500 trilyonluk kaynakla gerçekleştirilen okul ihalelerinde usulsüzlük yaptığı ve yolsuzluk iddialarını zamanında tahkik ettirmeyerek görevini kötüye kullandığı iddiasıyla verdikleri soruşturma önergesi hakkında görüşlerimi arz etmek üzere söz aldım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, kuşkusuz, biz, bu önergedeki iddiaları değerlendireceğiz. Önerge dışında iddialar varsa, onları başka bir vesileyle, kuşkusuz değerlendiririz.

Bu nedenle, öncelikle, önergedeki iddiaları birkaç başlık altında toplamak, daha sonra da bazı açılardan değerlendirmek istiyorum.

İddialar nelerdir, bunları, kısaca, süratle geçmek istiyorum:

1- İhalelerde inşaat birim fiyatı 346 000 000 TL/metrekare ile 512 000 000 TL/metrekare arasında değişkenlik arz etmektedir. Halbuki, Bayındırlık birim fiyatları büyük okullar için 360 000 000, normal okullar için 322 000 000'dur.

Aynı klas ve standarttaki okullar için farklı illerde farklı fiyatlar uygulanmıştır.

Aynı ihalede en düşük teklifi verenler gözardı edilmiş, ortalamanın üstünde fiyat verenlere işler dağıtılmıştır. Sıralama, 4 üncü sıradan 34 üncü sıraya doğru kaymıştır; 1 inci, 2 nci, 3 üncü sıralardaki kişilere iş verilmemiştir.

Müteahhitlere, normalde yüzde 15,3 kâr sağlamak imkânı varken, yüzde 49,5 kâr sağlanmıştır.

Ortalama birim metrekare fiyatı 322 000 000 lira hesaplanması gerekirken, 385 000 000 lira olarak hesaplanmıştır. Bunlar, iddialar...

Kamu, böylece, KDV hariç 86 trilyon zarara uğratılmıştır, KDV dahil bu zarar 102 trilyondur.

Gerekli rekabet ortamının sağlanmadığına, işaret edilen bazı firmalara işlerin dağıtıldığına dair yaygın bir görüş ve iddia vardır.

Ayrıca, Malatya'da tarikat ilişkileriyle tanınan Cüneyt Arslan'a ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e yakın olduğu bilinen firmaların, ihaleleri yüksek bedelle kazanmış olmaları doğal karşılanamaz.

Kamu İhale Kurumu, 14 ihale hakkındaki şikâyetleri değerlendirerek, Kurumun aşırı düşük tekliflerin değerlendirmesinde keyfî kriterler uygulandığı tespit edilmiş ve düzeltici işlem, yani kısmî iptal kararı verilmiştir.

Kamu İhale Kurumu, Bakanlığın eylemini, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 5 inci maddesindeki açıklık, şeffaflık, rekabet ve güvenirlik ilkelerine aykırı bulmuştur. Kamu İhale Kurumu, kendi yayımladığı genelgedeki formülün uygulanmasını isteyerek, düşük tekliflerin sorgulanması işlemini iptal etmiştir.

Yine, Kamu İhale Kurumu, 8.6.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımladığı genel tebliğle, formül değerler ve katsayılar geliştirerek, düşük fiyatlı tekliflerin ihale dışı bırakılmasında keyfî değerlendirme yapılmasının önüne geçmiştir.

Kısaca, "Millî Eğitim Bakanı, yukarıda zikredilen nedenlerle, kamuyu 86 trilyon zarara uğratmak, bazı firmaları kayırarak ihaleye fesat karıştırmak, 4734 sayılı Kanunun gereklerini yerine getirmemek, yolsuzluk iddialarını zamanında tahkik ettirmemek suçlarını işlemiş ve görevini kötüye kullanmıştır" denilerek, hakkında bir Meclis soruşturması açılması istenilmiştir.

HALİL AKYÜZ (İstanbul)Bunların hepsi doğru.

NİHAT ERGÜN (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; izin verirseniz, şimdi de, yukarıdaki iddiaları bazı açılardan değerlendirmek istiyorum. Bu iddialar konusundaki vicdanî kanaatin oluşması ve kamu vicdanının sesine tercüman olabilmek için, öncelikle, yaklaşımlarımızın, önyargı ve politik hınç duygularından uzak, rasyonel ve sağduyulu olmasında yarar vardır.

Şunları sormak gerekiyor: Acaba, önergedeki iddiaların ne kadarı doğru bilgilere dayanıyor? Ne kadarı teknik kaygılar taşıyor? Ne kadarı hukukî endişeler taşımaktadır? Ne kadarı siyasî kaygı ve amaçlar içermektedir? Bu başlıklar altında bu iddiaları incelemek gerektiği kanaatindeyim.

HALUK KOÇ (Samsun)Onlar soruşturmada belli olacak.

NİHAT ERGÜN (Devamla)Öncelikle belirtmek isterim ki, iddiaların büyük kısmı, ama bilerek ama bilmeyerek, doğru bilgi altyapısından yoksun bırakılmıştır, hesaplamalar yanıltıcı bir tarzda ortaya konulmuştur.

Şöyle ki: İddialarda da ortaya konulan Ankara Etimesgut ve Sincan'daki ihalenin toplam inşaat maliyetinin 512 000 000 TL/metrekare olduğu iddia edilmektedir. Halbuki, böyle bir şey yoktur. Buradaki inşaat maliyeti, sadece inşaat için 300 500 000 TL/metrekaredir, çevre tanzimi de dahil olmak üzere 397 000 000 TL/metrekaredir. Dolayısıyla, 512 000 000'luk fiyat diye bir fiyat bu ihalelerde söz konusu olmamıştır.

Bir başka husus: Farklı illerdeki okullar aynı klas ve standartta değildir; bu nedenle, metrekare birim fiyatları da aynı olamaz. Bazı ihale paketlerinde -çünkü, bu ihaleler paket ihalelerdir- sadece okul vardır; bu nedenle, metrekare birim fiyatı farklıdır; bazı ihale paketlerinde okul ve çevre tanzimi birlikte vardır; bazı ihalelerde okul, çevre tanzimi ve spor salonu vardır; bazı ihalelerde ise, hem okul hem salon hem pansiyon hem -endüstri meslek lisesi olan yerlerde- atölyeler ve -turizm meslek lisesi olan yerlerde- 3 yıldızlı oteller vardır.

Değerli arkadaşlar, bütün bu farklı inşaat kategorilerinde, paket halinde olan ihalelerde klas ve standardın aynı olması mümkün olmadığı gibi, metrekare birim maliyetlerinin de aynı olması kesinlikle mümkün değildir. Ayrıca, coğrafî ve bölgesel şartlar da maliyet üzerinde etkili olmaktadır; bunun örnekleri önergede de sayılmaktadır.

Bir başka hususa işaret etmek istiyorum. 4A kategorisindeki büyük ve nitelikli okul inşaatları için Bayındırlık birim fiyatı 364 000 000 TL/metrekaredir; 4B kategorisindeki yüksek nitelikli spor salonları ve pansiyonlar için 402 000 000 TL/metrekaredir; 4C kategorisindeki otel, yurt ve benzeri inşaatlar için 483 000 000 TL/metrekaredir.

2004 yılı Bayındırlık fiyatlarının bu olduğu bilindiği halde, önergedeki maliyetler, müteahhit kârı ve kamu zararı hesapları, basit nitelikli okul binaları için geçerli olan 322 000 000 TL/metrekare üzerinden yapılmıştır. İşte "86 trilyonluk zarar var" denilen işin hesabı 322 000 000 TL/metrekare üzerinden yapılmıştır. Halbuki, bu işin Bayındırlık fiyatlarının bir kısmı 364 000 000 TL/metrekaredir, bir kısmı 402 000 000 TL/metrekaredir, bir kısmı 483 000 000 TL/metrekaredir. Bütün bunların ortalaması yaklaşık 385 000 000 TL/metrekaredir.

Sadece bu kadarını ifade edeceğim bilgi yoksunluğu ve yanıltıcı hesaplama yöntemleri, önergedeki iddia ve ithamların neredeyse tamamını dayanaksız hale getirmektedir. Böylece, önergedeki iddiaların omurgasını oluşturan farklı ve yüksek metrekare birim fiyatları, yüksek müteahhit kârı, 86 trilyonluk kamu zararı gibi unsurların gerçeği yansıtmadığı açıkça ortadadır.

Acaba, soruşturma önergesi, okul ihaleleri konusunda herhangi bir teknik ve hukukî kaygı taşınarak mı hazırlanmıştır? Önerge hazırlanırken, iddia ve hesaplara baz teşkil eden okul tipinin, demode, sanat ve estetik değeri olmayan, gelecek kuşaklar için tarihî eser niteliği taşıyacak özgün mimarî tarzından uzak, bugüne kadar yapılagelen şekilde seçilmiş olması da, teknik ve teknolojik bir kaygı taşımadan olaya yaklaşıldığını göstermektedir. Halbuki, cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki zor şartlarda bile, tüm kamu binaları ve okullar için, özgün bir mimarî tarz, sanat ve estetik önplanda tutulmuş, cumhuriyetin 100 üncü yılına doğru, inşaatlarda tarih, sanat ve estetik boyutunu yeniden öne çıkarmanın zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir.

Ülkemiz, özellikle okul binalarında, iç düzenlemede, mimarîde, sanatta, estetikte ve kullanışlı olma konusunda, 17 Ağustos Kocaeli depreminden sonra bu standartları yakalamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Ergün.

NİHAT ERGÜN (Devamla)Özel sektörün yaptırdığı birçok okul binası, bu alandaki devlet-özel sektör anlayışı arasındaki büyük farkı ortaya çıkarmıştır.

Menkul Kıymetler Borsasının sağladığı kaynakla yapılan tüm eğitim binaları, kimliği, tarihî ve sanatsal değeri olan birer abide olarak yükselmektedir. Katkısı olanlara, emeği geçenlere şimdiden teşekkür ediyorum. Önergedeki iddialar, bu nedenle, okulların niteliğiyle ilgili hiçbir teknik kaygı da taşımamaktadır.

Sayın Başkan, kıymetli arkadaşlar; üzerinde konuştuğumuz önergedeki hukuka aykırılık iddialarının dayanak noktası, Kamu İhale Kurumunun, 14 ihale hakkındaki şikâyeti değerlendirirken, vardığı sonuç ve verdiği kararlardır. Kamu İhale Kurumuna göre yapılan şikayetler şu dört hususu içermektedir:

1 - Bina yaklaşık maliyeti çok yüksek gösterilmiştir.

2 - İhaleyi kazandığı açıklananların çoğu meslekî ve teknik yeterliliğe sahip değildir.

3 - İhaleyi alan şirketler, birbirinin paravan şirketleridir.

4 - Düşük teklif sorgulaması idarece keyfî ve sübjektif kriterlere göre yapılmış ve devlet trilyonlarca lira zarara uğratılmıştır.

Kamu İhale Kurumu yaptığı incelemede, ilk üç iddianın gerçeği yansıtmadığını ve asılsız olduklarını tespit etmiş; dördüncü iddianın ise, kendi çıkardığı bir tebliğe aykırı unsurlar içerdiğinden bahisle, 14 ihale için düzeltici işlem yapılmasına karar vermiştir.

Görüşmekte olduğumuz soruşturma önergesinin asıl nedeni ve önergedeki tüm iddiaların özünü ve temel dayanağını, Kamu İhale Kurumunun bu kararı oluşturmaktadır.

Ayrıca, önergede yer alan, Malatyalı Cüneyt Arslan ve Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah Gül'e yakın isimlere yüksek fiyatla ihale verildiği iddiası, soruşturma önergesinin, birazdan üzerinde duracağım, siyasî amacına işaret etmektedir. Bu iddia, âdeta, bir Karadeniz fıkrasındaki bilmecenin kandırmacısıdır.

Fıkra şöyledir: Temel, Dursun'a "söyle bakalım Dursun, daldadır, sarıdır, cik cik öter" diye sorar; Dursun hemen cevap verir "kanarya" diye. Halbuki Temel'in cevabı hamsidir. O, kuşkuyla sorar "daldadır" dedin "astım onu" der, "sarıdır" dedin "boyadım onu" der, "cik cik öter" dedin "o da bilmecenin kandırmacısıdır" der. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, şimdi, buradaki asıl amaç... KİK'in 14 ihale için aldığı düzeltici işlem, kısmî iptal kararı, birçok yanlış unsuru içerisinde barındırmaktadır; ancak, hepsine ayrıntısıyla girip vaktinizi alacak değilim. Bazı yanlışları şöyle sıralamakta fayda var: Kamu İhale Kurumu... (CHP sıralarından gürültüler)

Efendim, ihaleyi konuşalım diyorsunuz ya; tam da onu konuşuyoruz şimdi. Konu aydınlansın, müsaade edin...

Kamu İhale Kurumu, 4734 sayılı Yasanın 55 inci maddesine göre, 15 gün içinde yapılan başvuruları değerlendirmesi gerekirken, 15 günü geçen başvuruların hepsini değerlendirip karara bağlamış ve yetkili olmadığı bir işi yapmıştır. Kamu İhale Kurumu, kısmî iptal kararını ilk defa basın toplantısıyla kamuoyuna açıklarken, gerekçelerini açıklamadığı için, âdeta, Bakanlığı hiçbir iddiaya cevap veremez hale getirmek istemiştir. Bu olay, âdeta, eski bir başsavcının eylemini hatırlatmaktadır.

Karar, Bakanlığa 5 gün içerisinde tebliğ edilmesi gerekirken, 16 gün sonra tebliğ edilerek olayın spekülatif hale gelmesi temin edilmiştir. Basın açıklamasındaki acelecilik, talebin yerine iletilmesinde, kararın tebliğ edilmesinde gösterilmemiştir.

Aşırı düşük tekliflerin sorgulanması işleminin iptaline yönelik de, gerekçelerin hukuka ve gerçeklere aykırı olduğu çok açıktır. Aşırı düşük teklif değerlendirmesinde herhangi bir eşit muamele ilkesine aykırılık ve sübjektiflik uygulaması yoktur. Danışmanlık hizmeti veren firmaların ortaya koyduğu kriterler, sadece, hangi bölgeye danışmanlık hizmeti vermişlerse o bölgelerdeki ihalelere uygulanmış, farklı bölgelerdeki ihaleye uygulanmamıştır. Kriterlerin her ihalede uygulanmadığı iddiası boştur; çünkü, hangi ihalede bu kriterlerin uygulanmadığı ve neden uygulanmadığına dair tek bir örnek bile verilmemiştir. Ayrıca, bu değerlendirme, Kamu İhale Kanununun 32 nci maddesine uygun olarak yapılmıştır.

Değerli arkadaşlar, Kamu İhale Kurumunun genel tebliği 8.6.2004'te yayımlanıp 23.6.2004'te yürürlüğe girmiştir. İhale ilanı ise, 17 Mayıs 2004'tür. İhale zarfları 17.6.2004'te açılmış, ihalenin tüm şartlarını değiştiren bir tebliğin geriye doğru uygulanması mümkün olmadığından uygulanamamıştır. İhale dokümanlarındaki değişiklik, âdeta, tüm ihalelerin iptali şartlarını ortaya çıkarmaktadır.

İdare, düşük tekliflerin değerlendirilmesindeki takdir yetkisini kullanmıştır ve doğru olarak kullanmıştır. Düşük tekliflerin haklı nedenlerinin olmadığı ortaya çıkmıştır; kararda bunlar gözardı edilmektedir.

Bakın, düşük tekliflerin sorgulanması örnekleri vardır. "Sen, bu düşük teklifle bu okulu nasıl yapacaksın" diye sorulmuştur; adam, 650 metreküp beton kullanacağı yerde 320 metreküp beton kullanacağını ifade etmiştir; 700 ton demir kullanılması gereken bir binada 270 ton demir kullanılacağını söyleyerek bu açıklamayı getirmiştir; 1 500 ton alüminyum çerçeve, doğrama kullanılması gereken bir binada 750 ton doğrama kullanacağını iddia etmiştir.

Bu düşük tekliflere bu ihalelerin verilmesi söz konusu olabilir miydi?!

Ayrıca, Kamu İhale Kurumu Genel Tebliği, âdeta, eski kanuna, yani 2886'ya döndürmektedir. Yeni kanunun önemli unsurlarını ortadan kaldıran bir nitelik taşıdığı için de, bence, diğer yüksek mahkemelere başvurulmalı ve iptali istenilmelidir.

İSMET ATALAY (İstanbul)Sayın Başkan, yarım saat mi konuşacak!

NİHAT ERGÜN (Devamla)Karar, gerekçesiz bir şekilde basına açıklanırken -dikkatinizi çekerim- bu kararın gerekçelerini, ilgili idare, daha öğrenmeden, muhalefet milletvekilleri, kararın gerekçesine dayalı soruşturma önergesi hazırlayabilmişlerdir. Acaba, gerekçeler, idareye ulaşmadan önce, muhalefet milletvekillerine nasıl ulaşabilmiştir?!

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 29 Aralık 2004

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook