İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 69. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti ile suriye arap cumhuriyeti arasında serbest ticaret alanı tesis eden ortaklık anlaşmasının onaylanması hakkında (.s.s1095)

Nihat Eri

Mardin Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 69. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Mart 2006 · 899 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nihat Eri (AK Parti), 1 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ ARASINDA SERBEST TİCARET ALANI TESİS EDEN ORTAKLIK ANLAŞMASININ ONAYLANMASI HAKKINDA (.S.S1095)); konuşma 899 kelime.

Nihat Eri (AK Parti, Mardin). “Türkiye cumhuriyeti ile suriye arap cumhuriyeti arasında serbest ticaret alanı tesis eden ortaklık anlaşmasının onaylanması hakkında (.s.s1095)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 1 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-eri-22-2006-03-01-turkiye-cumhuriyeti-ile-suriye-arap-cumhuriyeti-arasinda-serbest-ticar (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NİHAT ERİ (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uluslararası sözleşmeler genelde ittifakla çıkar; ama, burada, sayın muhalefet sözcüsü, sözleşmenin kendisiyle ilgili değil, bir başka konu, o vesileyle, mayın konusu üzerinde görüşlerini dile getirdi.

Sevgili arkadaşlar, bildiğiniz gibi, Suriye sınırı, 1956 yılından bugüne kadar mayınlı olarak durmaktadır. O günlerde sınır ticareti bugünkü koşullarda yapılamıyordu; dolayısıyla, sınır kaçakçılığı gündemdeydi. Devlet de, sınır kaçakçılığını önlemek için böyle bir yönteme başvurdu; ama, bugün, artık, 21 inci Yüzyılda, çağdaş ve modern Türkiye'nin, sınırlarını mayınla koruması çok ayıp bir şey. Bundan, mutlaka, en kısa zamanda kurtulmamız gerekir. Nitekim, siz, değerli oylarınızla, 2004 yılında Ottova Sözleşmesini kabul ettiniz.

Bu sözleşmeye göre; stoklarımızdaki mayınları dört yıl içerisinde, toprağa döşeli olan mayınlarımızı da on yıl içerisinde temizleme taahhüdünde bulunduk bu anlaşmayla. Bugün, Türkiye'de, stoklarda 2 000 000'un üzerinde mayın bulunmaktadır, toprağa döşeli olarak da 900 000 civarında mayın bulunmaktadır.

Suriye sınırı, Sayın Öymen'in kastettiği alan, gerçekten çok önemli bir alan; 510 kilometre uzunluğunda ve 615 000 mayını ihtiva eden, alan olarak da 200-300 bin dönüm bir alan. Bunun temizlenmesiyle ilgili Bakanlar Kurulu kararı olmuştur. Ancak, Sayın Öymen, bu safahatı anlatırken, bazı konuları bilmediğini söylemiştir. Halbuki, burada, Millî Savunma Bakanımız, çok yakın geçmişte, bazı açıklamalar yaptı. İşin safahatı şu: Önce Türk Silahlı Kuvvetleri talip olmuştur bu temizlemeye ve bir yıl kadar bir zaman geçmiştir.

"Türk Silahlı Kuvvetlerine 35 000 000 dolar verilmemiştir" sözü doğru değil, tahsisat kendilerine ödenmiştir. Kendileri, muhtemelen, bu temizlikte asker kullanma dolayısıyla ortaya çıkabilecek riskleri göz önüne alarak, bu işi yapmak istemediklerini, bundan vazgeçtiklerini Millî Savunma Bakanlığına bildirmişlerdir. Yani, bu demek değildir ki, Türk Silahlı Kuvvetleri teknik olarak bu işi yapamayacak kapasitededir; böyle bir şey mümkün değil. Türk Silahlı Kuvvetleri çok daha büyük görevlerin üstesinden gelebilecek durumdadır; ama, insanî bir duyarlılık göstermişlerdir. Askerî hizmetlerini, vatan hizmetlerini yapan evlatlarımızı riske atmak istememişlerdir. Bu yüce duyguyu da saygıyla karşılamak gerekir. Bunda Türk Silahlı Kuvvetlerini incitecek bir durum yok.

Millî Savunma Bakanlığı uluslararası bir anlaşmaya çıkmıştır bilahara. Buraya gelen teklifler 700 000 000 dolar ile 1 000 000 000 dolar arasında bir rakama ulaşmıştır. Oysaki, temizlikle ilgili 50 trilyondan bahsediliyordu. Bunun çok çok fevkinde bir rakam ortaya çıkınca, Millî Savunma Bakanlığı da, haklı olarak, bu işten vazgeçtiğini ve bu konuyu Başbakanlığa tevdi ettiğini bildirmiştir. Başbakanlık da, Başbakan Yardımcısını, bilahara da Maliye Bakanını bu konuyla ilgili görevlendirmiştir.

Sevgili milletvekilleri, mayın öyle bir nesnedir ki, 1 dolara birkaç saat içerisinde döşeyebiliyorsunuz; ama, bunu, günler süren çalışmayla, mayın başına 1 000 dolar harcama yaparak ancak temizleyebiliyorsunuz. Böyle bir hadise.

Maliye Bakanlığı da, Türk Silahlı Kuvvetleri, GAP İdaresi ve kendi uzmanlarından oluşan bir ekiple bir şartname hazırlamıştır. Bu şartname, uluslararası normlara göre bir şartnamedir. Burada yapılacak temizliğin IMAS standartlarına uygunluğu orada esas alınmıştır ve çalışmanın her safhasında Türk Silahlı Kuvvetleri bu işi denetleyecek ve onların nezareti altında bu temizleme işi yapılacak.

Bu ihale, her il kendi sınırları içerisindeki alanları ayrı ayrı ihaleye çıkaracak şekilde organize edildi ve bu işe Mardin'den başlandı. Mardin Defterdarlığı geçtiğimiz aylarda bir ihale açtı ve ihalenin sonuçları 25 Ocakta, zarflar 25 Ocakta açıldı; ama, orada görüldü ki, ihaleye başvuran üç şirketten iki tanesi süresiz teminat mektubu vereceğine süreli mektup verdikleri için, yani, şartlar oluşmadığı için -üç taneden iki tanesi- ihale dışı bırakıldı ve bir şirketle, rekabet şartları oluşmadığı gerekçesiyle ihale yapılmadı tek şirketle yapılamayacağı için ve ihalenin yenilenmesine karar verildi.

Şimdi, Sayın Öymen güvenlikten bahsediyor. Öyle bir sorun yok; zira, burası temizlendikten sonra, belli bir şerit, çok daha modern, günün teknolojisine uygun, işte, sensörlerle, elektronik cihazlarla teçhiz edilerek sınır korunacak. Suriye tarafında, zaten, başından beri mayın yoktur. Suriye, sınırımıza kadar tarım yapabilmektedir. Hatta, biz, mayınlar dolayısıyla sınırımızın sıfır noktasına ulaşamadığımızdan, sınır taşlarımızı bile kontrol etmekten aciz duruma gelmişiz. Birçok sınır taşımız yerinden oynamış, bir kısmı kırılmış, bir kısmı kaybolmuş. Hatta, Suriyeliler, sınır taşlarını bize taraf iterek, vatan topraklarımızı da elimizden alma yoluna gitmişlerdir. Bu söylediğim sözler, geçmişte iki defa yapılan Meclis araştırmalarında ortaya çıkan sonuçlardır, orada yazılıdır; yani, biz, mayınlamış olduğumuz araziyi, zaman içerisinde kısmen de elden çıkarmışızdır.

Dolayısıyla, bu şartname, uluslararası bir şartnamedir. Bu mayınların bir an evvel temizlenmesi lazımdır. Organik tarım ya da tarım çok kârlı bir iş değildir. Üç yılda kendisini amorti edecek bir toprak da değildir bu toprak. Dolayısıyla, ben endişeliyim. Bu ihaleye şirketlerin, yerli olsun, yabancı olsun, şirketlerin ilgi göstermeyeceği endişesi içerisindeyim ve ben sık sık, defalarca Mardin Defterdarını aradım, üç müracaat olduğunu duyduğumda, gerçekten, çok sevindim. Ama, ihalenin bu şekilde akamete uğramış olması bende büyük bir üzüntü yaratmıştır. Hatta, biz, Mayınsız Türkiye Koordinatörüyle birlikte ihale günü Mardin'e gidip, ihale sonuçları açıklanınca, bunu milletimize bir müjde gibi vermeyi de düşündük; ama, ben kişisel ve Meclis çalışmaları dolayısıyla gidemedim. O arkadaşlarımız oraya gittiler, sivil toplum örgütleriyle birlikte ihalenin sonucunu beklediler. İhalenin bu şekilde sonuçlanması onları da üzmüştür; ama, inanıyoruz ki, bundan sonraki ihalelerde bu durum yaşanmayacak. Zira, defterdardan ve Validen aldığım bilgiye göre, hava şartları, hava muhalefeti nedeniyle Mardin'e gidip müracaat edemeyen, başvuramayan bazı şirketler olmuş; bu ikinci ihaleye bu şirketlerin de katılmasını bekliyoruz.Tabiî ki, istiyoruz ki, yerli şirketler alsın; ama, sevgili kardeşlerim, gerçekten, kârlı bir iş değil bu. 1 milyar dolara yakın maliyeti olan; ki, bu maliyeti dönüm başına böldüğünüz zaman, oradaki arazinin şu anki değerinin 2 misli bir değerdir bu; orada; 1 dönüm, 1 milyar liraya alınıp satılmaktadır; ama, 1 dönümün temizliği 2 milyardan aşağıya değildir. Dolayısıyla, buna kötü niyet atfetmemek lazım. Varsın, yerli almayacaksa yabancı da alsın, orada bizim kanunlarımız altında tarım yapsın. Bu tarımı yaparken, elbette insanlarımız çalışacak, toprağımızda üretilecek, üretimimiz artacak, insanımız istihdam imkânı bulacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 1 Mart 2006

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook