İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 62. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kanununa geciçi maddeler eklenmesine dair kanun teklifi (s.s.799)

Nurettin Sözen

Sivas Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 62. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Şubat 2005 · 868 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nurettin Sözen (CHP), 23 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNA GECİÇİ MADDELER EKLENMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.799)); konuşma 868 kelime.

Nurettin Sözen (CHP, Sivas). “Yükseköğretim kanununa geciçi maddeler eklenmesine dair kanun teklifi (s.s.799)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 23 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2005-02-23-yuksekogretim-kanununa-gecici-maddeler-eklenmesine-dair-kanun-teklifi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA NURETTİN SÖZEN (Sivas)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 799 sıra sayılı kanun teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu raporunun 1 inci maddesi üzerinde, Grubum adına sizlerle görüşlerimi paylaşacağım. Konuşmama başlamadan önce Yüce Meclisin siz seçkin üyelerini saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, ben, görüşmekte olduğumuz yasa teklifinin üniversite özerkliğine karşı bir durum yarattığına ve üniversite özerkliğini ihlal ettiğine inanıyorum. Dolayısıyla, bu konuşmamda, bu değerlendirmemde bu bakış açısından konuya yaklaşacağım. Ancak, karşımda şöyle bir tablo var: Bakan, eski bir öğretim üyesi, Komisyon Başkanı eski bir öğretim üyesi, iktidar grubunun sözcüsü eski bir öğretim üyesi. İster istemez, orman ve balta hikâyesi akla geliyor. Orman dermiş ki: "Yanarım yanarım da, beni mahvedenin sapı benden olmasaydı." Üç üniversite öğretim üyesi, bu yaklaşımla üniversite özerkliğini ortadan kaldırmaktadır.

Görüşmekte olduğumuz bu yasa teklifi, 53'ü devlet üniversitesi olmak üzere 74 üniversiteyi ilgilendirmektedir. Yaklaşık 670 000 genci birinci derecede etkilemekte ve 1 900 000 öğrenciyi ise dolaylı ilgilendirmektedir. 74 üniversiteyi, yani, 74 rektörü, doğal olarak, Üniversitelerarası Kurulu direkt etkilemektedir. 621 fakülte, 235 yüksekokul, 477 meslek yüksekokulu, 289 enstitüyü ilgilendirmektedir. Bu durumda akla iki soru gelmektedir; birincisi, bu denli önemli ve de çok sayıda yurttaşımızı ve kurumumuzu ilgilendiren bu konuda tartıştığımız kanun teklifi, niçin hükümet tasarısı olarak Meclise gelmemiştir de, İktidar Partisinin grup başkanlarının imzaları ve bazı milletvekili arkadaşların önerisi üzerine Meclise gelmiştir?! Bizim siyasî sistemimizde ve de Parlamento pratiğinde bu konunun hükümet tasarısı olarak ele alınması beklenir. Bunun, sıradan, siyasî bir taktik olduğu açıktır. Bu denli derinliği olan konuda siyasî taktiğin adı ise siyasette popülizmdir. Popülizm de, çoğu kez, hem halkımıza hem de yapana hep zarar vermiştir.

İkinci önemli soru şudur: Bu konuyla ilgili kurumların, yani, enstitü müdürlerinin, yani, yüksekokul başkanlarının, fakülte dekanlarının ve üniversite rektörlerinin görüşleri alınmış mıdır? Yasal tanımıyla bilimsel özerkliği olan üniversiteler yasa önerisinin neresindedir? Daha da önemlisi ve vahimi, yaklaşık yirmibeş yıldan beri ülkemizin eğitim ve öğretim çabalarını yürüten Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınmış mıdır?

2547 sayılı Yasanın 6 ncı maddesi Yükseköğretim Kurulunu şöyle tanımlıyor: "Tüm yükseköğretimi düzenleyen ve yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerine yön veren, bu kanunla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip, bir kuruluştur." Peki, tüm yükseköğretimden sorumlu Yükseköğretim Kurulu bu yasa taslağının neresindedir? Görüş alınmamış, onay alınmamış, uzlaşma çabası gösterilmemiştir. Kuşkusuz, her milletvekilinin yasa önerisi yapma yetkisi vardır; ancak, kökeni asırlar öncesine uzanan üniversite muhtariyeti veya üniversite özerkliği denilen çok yüce bir değer ve saygın bir kavram da vardır.

Öğrencilik ve öğretim üyeliğim süresince, basın özgürlüğü, yargıç teminatı, adaletin bağımsızlığı yanında, üniversite özerkliği için demokratik etkinliklerde bulunan bir arkadaşınız olarak, üniversite özerkliğinin, üniversitelerimiz için, ülkemiz ve devletimiz için son derece önemli ve değerli olduğunu söylemeliyim. Bunu yaşayarak biz gördük; bundan sonra da görülecektir. Yani, üniversite özerkliğini popülizme feda etmek yanlıştır, popülizme feda etmemeliyiz. Özerkliği geliştirmek, hepimiz için ulusal bir görev olmalıdır. Eğer hükümet, ilgili komisyon ve teklif sahipleri bu konuda üzerlerine düşeni yapmamışlarsa, Parlamento bu hatayı düzeltmelidir. Üniversitelerarası Kurul ve Yükseköğretim Kuruluyla görüşerek, tartışarak, uzlaşarak bu konuyu çözüme kavuşturmalıdır.

Şimdi, size tarihten, yükseköğretimdeki özerkliği anlatan, simgeleyen, birkaç yaşanmış öyküyü sunmak istiyorum. 1400 yıllarında, Semerkant Medresesinde Şeyh ül Ulema olan, yani rektör olan ünlü astronomi müderrisi Uluğ Beye haber vermeden, yardımcısını, zamanın hakanı ve padişahı görevden alır. Bunun üzerine büyük bir tepki doğar ve hakan, ünlü rektörden, Uluğ Beyden özür dilemek durumunda kalır ve yardımcısını tekrar göreve iade eder.

Tarihten ikinci örnek; yine asırlar önce, 1587'de Buhara Medresesinde gizli oyla Şeyh ül Ulema, yani rektör seçimi yapıldığı, tarihte yazılıdır. O seçimde İranlı Şinasi, Buharalı Sadrettin karşısında seçimi kaybetmiştir.

Yakın tarihimize bakalım. 1946'da çokpartili hayata geçince, İnönü'nün Cumhurbaşkanı, Reşat Şemsettin Sirer'in Millî Eğitim Bakanı olduğu dönemde, üniversiteye muhtariyet verilmiştir, yani, özerklik verilmiştir. 4936 sayılı Yasayla verilen bu özerklik sonucunda, rektör ve dekanlar seçimle göreve gelmişlerdir. O zaman 3 üniversitemiz vardı; İstanbul Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Teknik Üniversite. Bunların rektörlerinden oluşan üniversitelerarası kurul toplantısı vardı. O zamanın bakanının başkanlığında yapılan toplantı devam ederken, Reşat Şemsettin Sirer Köşkten çağrılır. Bakan, gitmek zorunda kalır ve giderken der ki: "Ben gidiyorum, siz müsteşarımla toplantıya devam edin." O sırada, İstanbul Üniversitesinin rektörü olan Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar ayağa kalkarak "Sayın Bakan, artık biz muhtarız, bize muhtariyet verdiniz, müsteşarın başkanlığında toplanamayız; ancak, hükümetin temsilcisi olan bakanın başkanlığında toplanırız. Bizim zamanımız var, biz otelimize döneriz, siz işiniz bittiği zaman bize haber verin, geliriz ve toplantıya devam ederiz" der.

Şimdi, bunları artırmak mümkün. En son olarak, 1980'de, Adalet Partisi döneminde Yükseköğretim Kurulu tasarısı hazırlanmıştır. O tasarıda, Yükseköğretim Kurulunda, atananlar çoğunluktaydı, hocalar azınlıktaydı. Anayasa Mahkemesi bu tasarıyı reddetti, iptal etti. Onun üzerine, Cumhuriyet Halk Partili Necdet Uğur -dönem değişti iktidar değişti- bunu ters çeviren bir başka tasarı hazırlamak durumunda kaldı ve o tasarı da daha sonra kadük oldu, gerçekleşemedi.

Bütün bunlar, cumhuriyet tarihimizde ve geçmiş tarihimizde yükseköğretimdeki özerkliğin etkilerini, değerini, gelişimini ortaya koymaktadır. Böyle bir gelenekten gelmektedir üniversite özerkliği. Ona saygı duymak, bugün herkesin görevidir, hele Parlamentonun mutlaka görevi olmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, şu andaki Yükseköğretim Kurulunun çoğunluğu yine profesörlerden oluşmaktadır, yürütme kurulunun çoğunluğu yine hocalardan oluşmaktadır. Kanun yapıcı, bunları yaparken, üniversite özerkliğini önplanda tutmuştur; özerkliği korumak için bu kurullarda öğretim üyelerinin sayılarını çoğunlukta tutmuş, bürokratlar ve atananlar azınlıkta kalmışlardır.

Değerli arkadaşlarım, bırakınız üniversitelere saygıyı, bırakınız üniversitelerin muhtariyeti ve özerkliğine karşı olan tavrı; çağdaş yönetim anlayışı, hizmetin etkinliği, verimliliği ve kaliteyi yükseltme ilkeleri de bu tasarıyla gözardı edilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 23 Şubat 2005

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook