İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Dernekler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1195)

Nurettin Sözen

Sivas Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 4. yasama yılı · 8 Haziran 2006 · 953 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nurettin Sözen (CHP), 8 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DERNEKLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1195)); konuşma 953 kelime.

Nurettin Sözen (CHP, Sivas). “Dernekler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1195)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 8 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2006-06-08-dernekler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-1195 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA NURETTİN SÖZEN (Sivas)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 1195 sıra sayılı Ankara Milletvekili Eyyüp Sanay ve 7 Milletvekilinin, Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 1 inci maddesi üzerinde Partim adına düşüncelerimi sunacağım. Bu sunuştan önce hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, öncelikle, bu yasanın komisyon süreciyle ilgili bazı şeyler söylemek istiyorum.

Bu yasa tasarısı komisyonumuzda 31.5.2006 Çarşamba günü görüşüldü. Doğal olarak, çarşamba gününden iki gün önce 5 maddelik davetiye gönderildi. Bu 5 madde de kuşkusuz görüşüldü. Ayrıca, 5 maddeden sonra, ek bir kanun tasarısı davetiyesi gönderildi, bir gün önce, yani, 24 saat önce. Yetmiyormuş gibi, bu kanun tasarısı, bunların görüşülmesinden sonra, toplantı sırasında gündeme getirildi. Arkadaşlarımız 24 saat evvel bir tasarının ek gündem olarak gönderilmesini eleştirirken, bu yasayla karşılaştık ve hiç haberimiz olmadan ve aynı oturumda karşı karşıya kaldığımız için de, Cumhuriyet Halk Partili komisyon üyeleri toplantıyı terk etti.

Değerli arkadaşlar, bizim, komisyonda sıklıkla karşılaştığımız ve Genel Kurulun da artık neredeyse olağan uygulaması olan bu durum, biçimsel olarak İçtüzüğü zorlayarak, uydurulsa bile İçtüzüğe, etik olarak doğru değildir, uzlaşma kültüründen uzaktır, demokratik değildir ve de parlamenter çalışmalarının etkinliğini, saygınlığını ve de verimliliğini olumsuz etkilemektedir.

Değerli arkadaşlarım, sivil toplum örgütleri, demokrasilerde, siyasî partiler yaşamımızda çok önemli kuruluşlardır. Gelişmiş çağdaş toplumlarda sivil toplum örgütleri giderek ağırlıklarını artırmaktadırlar. Kuşkusuz, dernekler yanında sendikalar, odalar, kooperatifler, platformlar sivil toplum kuruluşlarıdır.

Eskiden baskı grubu diye adlandırılan bu önemli gruba, şimdi sivil inisiyatif veya sivil toplum kuruluşları diyoruz. Ülkemizde sadece 80 000'e yakın, 79 269 dernek olduğu ve en az her dernekte 100 üye olduğu varsayılırsa, sadece sivil toplum kuruluşlarının, yani, derneklerin 8 000 000 insanı ilgilendirdiği söylenebilir. Bu da, kuşkusuz, huzurumuz için, kalkınmamız için, toplum düzenimiz için ve demokrasimiz için önemli bir gerçektir.

Sivil toplum örgütlerinin, kuruluşlarının en iyi tanımlarından biri şudur: Toplum yararına çalışan, demokrasinin gelişmesine katkıda bulunan, kâr amacı gütmeyen, devletten ayrı hareket edebilen; bireylerin ortak amaç ve hedeflerine bakıldığında ise, siyasî iradeyi ve yönetimi kamuoyu oluşturmak suretiyle etkileyebilen bir örgütlenme türüdür.

Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerini de şöyle özetleyebiliriz: Toplum için de, toplum çıkarları için de kamuoyu oluşturarak, bireylerin taleplerinin dile getirilmesini sağlamak; temel bazda projeler üretmek, bu projelere kaynak aktarımını sağlamak; uygulamaya geçirerek, eğitim, sosyal refah ve istihdam konularında hükümet politikalarına paralel ya da alternatif sorumluluklar üstlenmek; çoğulcu, katılımcı bir toplum yapısının oluşmasını sağlamak; çoğulcu, katılımcı kültüre dayalı yönetim deneyi edinmiş bireylerin yetişmesini sağlamak. Bu amaçlara yönelik çalışma yapan sivil toplum kuruluşlarının ise, açıklık ve saydamlığa, dürüstlük ve tutarlılığa, topluma hizmet anlayışına ve yardımseverlik anlayışına karşı duyarlı olması gerekmektedir.

Avrupa Birliği bu konularda yoğun çalışmalar yapmaktadır. Genel olarak, Avrupa Birliği programlarında, ülke genelinde, özellikle yerel bazda sivil inisiyatiflerin yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır; kurulmuş olan sivil toplum kuruluşlarının kapasitesinin artırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, sivil toplum kuruluşları arasında işbirliği ve ortaklığı teşvik etme çalışmaları yapılmaktadır.

Dernekler Kanununun ülkemizde geçmişine göz atarsak şu aşamaları görüyoruz: Dernekler hukuku, Osmanlılar döneminde, 1908'de İkinci Meşrutiyetin ilanıyla başlıyor. Daha sonra -ki, 1924, 1961 ve 1982'de- dernek kurma hakkı anayasalarımızda kabul görüyor. 1908'de hak Anayasada yer aldıktan sonra 1909'da Cemiyetler Kanunu çıkarılıyor. Bu yasa, 1912 ve 1923'te değişikliklere uğruyor. 1926'da Medenî Kanunun yürürlüğe girmesiyle liberal dernekler hukuku düzenlemesi hayatımıza giriyor. 1961 Anayasası, dernek kurma hakkını kişinin temel hakları ve özgürlükleri kapsamında düzenlemiştir. 1971 muhtırası ise, maalesef, dernekler hukukunda önemli kısıtlamalara neden olmuştur.

1972 tarihli, 1630 sayılı Dernekler Kanunu, aslında, bir kısıtlamalar düzenlemesidir; "cemiyet" sözcüğü yerine ilk kez "dernek" sözcüğü kullanılmış olsa dahi. Bu kısıtlamalar 12 Eylül 1980'e kadar sürdürülmüştür. Bu tarihten sonra, 2908 sayılı Kanunda, eskisine nazaran çok büyük değişiklikler yer almıştır; dış ilişkiler kısıtlanmış, denetlemeler artırılmıştır. AB süreci ise, sivil toplumsal gelişmenin önünü açıyor. Düzenlemelerle, AB ülkelerindeki ulusal hukukların uygulanması hedeflenmektedir.

Mevcut yasamız, bu gelişmeler ve AB hedefleri karşısında bazı aksaklıkları içermektedir.

Öncelikle, cezalar ağırdır. Bu durum, derneklerde görev almayı caydırmaktadır.

İki: Onay makamı olarak iki ayrı makam gösterilmektedir ve bu da karışıklığa neden olmaktadır. Dernekler masası veya noterlik gibi iki makamda defterler onaylanmaktadır. Bizim tercihimiz noterler tarafından onaylanması yönündedir.

Üye sayısı 100'ü aşan derneklerde yönetim kurulu ve denetleme kurulu üyelerine ücret ödenmesi dernek amaçlarına aykırıdır ve de geleneğimizde de yoktur. Şu andaki yasanın 13 üncü maddesinde.

Yine aynı şekilde, derneklerin, dış ülkelerden bağış alması ve de siyasî partilere bağış yapıp, bağış alabilmesi son derece sakıncalıdır; hem Anayasanın 69 uncu maddesinin onuncu fıkrası hem de Siyasî Partiler Yasasının 66 ncı maddesine aykırıdır.

Son olarak, yükseköğrenim gençliği veya gençliğin örgütlenmesiyle ilgili konulardaki düşüncelerimi sunmak istiyorum. Ülkemizde, bütün kesimler ve katmanlar örgütlenmiş olmasına karşın, yükseköğrenim gençliği ve genel anlamda gençlik -yani, işçi gençlik, tarımcı gençlik, ziraatçı gençlik- örgütlenmemiş durumdadır. Üniversitelerin bazılarındaki etkisiz öğrenci temsilciliği, bazı vakıf üniversitelerindeki öğrenci dekanlığı veya platformlar, istenilen düzeydeki örgütlenmeler değildir; yani, örgütlenmeler genel anlamda yetersizdir. Sivil toplum örgütleri, demokratik toplumsal yapımızın vazgeçilmez örgütleridir. Dernekler ise, sivil toplum örgütlerinin en önemli bölümünü oluşturuyor. Bana göre ise, yükseköğrenim dernekleri ve gençlik örgütleri ise derneklerin en etkin bölümünü oluşturmaktadır. Gençliğin ve de yükseköğrenim gençliğinin örgütlenmediği demokratik toplumlarda, masanın bir ayağı yok demektir. Kaldı ki, tarihimizde gençliğin örgütlenmesi çok eskidir: İkinci Meşrutiyet dönemine kadar uzanıyor. Bazı kesitler sunuyorum zamanınızı almamak için. Örneğin: Talebei Hukuk Cemiyeti 1910 yılında kurulmuştur ve genel sekreteri -daha sonra çok iyi tanıdınız- Şeyhül muharririn dediğimiz Burhan Felek'tir. Darülfünun Talebe Cemiyeti 1910'da kurulmuştur, Türk Ocağı 1912'de kurulmuştur, Türk Gücü Cemiyeti 1913'de kurulmuştur. Ülke sınırlarının dışında dahi Türk öğrenciler örgütlenmişlerdir, 1909 ve 1919 tarihleri arasında. O zamanki tüzüğe göre amaç şöyle anlatılmıştır. "Öğrenci yaşamında bilim düşüncesinin ve toplumsal birliğin gelişmesine hizmet ve öğrenci sorunlarının çözümünde katkı" olarak belirtiliyor o günkü tüzüklerde. "Millî Kongre" adı altında bir ortak çalışma 29 Kasım 1918 tarihinde.

Dernekler var, partiler var ve diğer kuruluşlar -52 adet kuruluş- var. Çiftçiler Cemiyeti, Matbuat Cemiyeti, Tıp Mezunları Cemiyeti, Radikal Avam Fırkası, Himayei Etfal Cemiyeti; bütün bunlar, bir birlik oluşturarak, o zamanki toplumsal bütünlüğümüzü, toplumsal birliğimizi sağlamak için çalışmışlardır. Bunun da başkanı, göz doktoru Esat Işık Paşadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 8 Haziran 2006

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook