İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 123. BİRLEŞİM · CUMA

Belediye kanun tasarısı (ss. 944)

Nusret Bayraktar

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 123. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Temmuz 2005 · 576 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nusret Bayraktar (AK Parti), 1 Temmuz 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BELEDİYE KANUN TASARISI (SS. 944)); konuşma 576 kelime.

Nusret Bayraktar (AK Parti, İstanbul). “Belediye kanun tasarısı (ss. 944)”. TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nusret-bayraktar-22-2005-07-01-belediye-kanun-tasarisi-ss-944 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; ikinci bölümün görüşülmesi esnasında şahsım adına söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

5272 sayılı Belediye Kanunu, 24.12.2004 tarihinde aslında onaylanarak yürürlüğe girmişti. Şöyle, kısa bir, hafızalarımızı tazeleyelim. 1990 yılından bu yana, Türkiye'de, yerel yönetimlerle ilgili, hepimiz, her siyasî parti, her iktidara gelen hükümet mensupları ve muhalefet partililer ve sivil toplum örgütleri, yerel yönetimlerle ilgili, merkezî vesayetten, yetkisizlikten, sorumluluk paylaşımından, kaynaksızlıktan şikâyette bulunmuşlardı. 3 Kasım seçimleri öncesi de, AK Partinin referansı, yerel yönetimlerle halka daha iyi hizmet getirilebileceğinin konuşularak, dillendirilerek, AK Partinin merkezî yönetimde iktidara gelmesiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, iktidarı ve muhalefetiyle, her ne kadar, önergelerde gördüğümüz kadarıyla, sivil toplum örgütlerinden gerektiği şekilde bilgi alınamadığı için bu madde çıkarılsın, bu madde çıkarılsın, bu madde çıkarılsın deniliyor ise de, yıllarca tartışılan, gündeme geldikten sonra da komisyonlarda, siyasî parti gruplarında ve sivil toplum örgütlerinde ve belediye başkanlıklarımızın organize ettiği bütün toplantılarda tartışıla tartışıla bu kanun gerçekleşmiş, Cumhurbaşkanı tarafından üç maddesiyle ilgili iade söz konusu olmuş, üç maddenin görüşülerek yeniden tasdik edildiği esnada, Anayasa Mahkemesince, sadece usul açısından, oylama nitelikli gerekçeden kaynaklanarak yeniden görüşülmesi talep edilmiştir. Dolayısıyla, aslında, altı aydır yürürlükte olan ve yıllarca arzu ettiğimiz değişikliklerin, en azından büyük bir bölümünün tahakkuk ettiğini gördüğümüz şu kanunda, merkezî vesayet kalkmıştır; sorumluluk ve merkeziyetçilikle ilgili konular arzu ettiğimiz seviyeye gelmediyse dahi, büyük merhale katedilmiştir; kaynakla ilgili, hem belediye kanununda hem de bundan sonra gelebilecek belediyeler ve il özel idareleri gelirler kanununda düzeltilmeye çalışılacaktır.

Amaç, yerinden hizmet olduğuna göre, halkın bizatihi yerinden hizmetleri daha etkili, daha verimli bulabilmesi için bu çalışmaları yerine getirirken, altı aylık süreç içerisinde de gelen muhtelif şikâyetler ve aksaklıkların da bilvesile düzeltilmesine imkân bulduğumuz şu andaki 944 sayılı kanunla, kimi önergelerle, kimi komisyonlarda belli düzeltmelerle, eksik olan, Anayasa Mahkemesinin de belirtmiş olduğu hususlar da tamamlanarak yürürlüğe girmesi öne alınmıştır.

Ben, şimdi, burada, bir de, Sayın Ülkü Güney'in dile getirdiği, nüfusu 2 000'in altında olan belediyelerin kapatılması konusuna da işaret etmek istiyorum. Türkiye'de 3 225 belediye var. Aslında, bu belediyeler, gerçekten, tasnif edildiği zaman, 1923 yılında 436, bugün, 16'sı büyükşehir, 65'i merkez olmak üzere 3 215 belediyemiz var. 1950 yılında belediyelerde yaşayan nüfus, genel nüfus oranına göre yüzde 27,5'ti; 2000 yılında yüzde 78,73'e yükselmiş, ilerleyen on yıllık süreç içerisinde yüzde 85'lere çıkacaktır. Yani, nüfusumuzun yüzde 85'i belediyelerde yaşıyor. Halk, bütün hizmetlerini, doğduğu günden ölümüne kadar belediyelerden almak istiyor.

Bu hizmetler, bizatihi belediyelerden, demokratik ve şeffaf bir anlayışla, yerinden yönetim ilkelerine göre istendiğine göre, gelişen ve değişen ülke ve dünya şartlarına paralel olarak, mutlaka, belediyelerle ilgili bu yasaların gerçekleşmesi gerekiyordu. Ne yazık ki, 1930 yılında çıkarılan 1580 sayılı Yasaya göre "2 000 nüfusun üzerinde belediye kurulur" deniliyordu; ama, 2 000 nüfusun altında kalınca ne olur; boşlukta kaldı ve otuz yıldır 2 000 nüfuslu belediyeleri yöneten arkadaşlarımız, o beldeleri köylükten kurtaramadılarsa, cazibe merkezi olamadılarsa, hizmet üretemedilerse, demek ki, burada bir sancı vardır, burada aksayan bir yön vardır; bir operasyona ihtiyaç var; ya yerinde tedavi ederek nüfus kriterini artırmak gerekiyor ya birleştirmek gerekiyor ya da operasyonla orayı kapatmak gerekiyor; bunun başka yolu yok.

Bu tartışıldı, konuşuldu ve şimdi, eğer, verilen süre içerisinde birleşme gerçekleşirse birleşecekler ve bundan sonra nüfus kriteri ve sınır kriteri getirilerek, 5 000 nüfusun altında yeni belediye kurulamayacak ve 2 000'in altına düşenler, yeni nüfus sayımı yapılacak, seçim yapılacak zamana kadar eğer 2 000 nüfusu da koruyamazlarsa, o zaman, elbette kapatılacaklardır. Bu bakımdan, bu noktalarla ilgili hassasiyeti de dile getirmek gerekiyor.

Altı aylık uygulamalardan da gördüğümüz kadarıyla, aksayan yönlerin büyük bir bölümü, burada, aslında, giderilmeye çalışılmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 1 Temmuz 2005

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook