İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 71. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Çalışanların tasarruflarını teşvik hesabının tasfiyesi ve bu hesaptan yapılacak ödemelere dair

Oğuz Oyan

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 71. Birleşim · 1. yasama yılı · 24 Nisan 2003 · 661 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oğuz Oyan (CHP), 24 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞANLARIN TASARRUFLARINI TEŞVİK HESABININ TASFİYESİ VE BU HESAPTAN YAPILACAK ÖDEMELERE DAİR); konuşma 661 kelime.

Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Çalışanların tasarruflarını teşvik hesabının tasfiyesi ve bu hesaptan yapılacak ödemelere dair”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 24 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-04-24-calisanlarin-tasarruflarini-tesvik-hesabinin-tasfiyesi-ve-bu-hesaptan-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, söyleyeceğim her şeyi, aşağı yukarı, genel sunuşta söylemiştim; ancak, yeniden, bazı konuların altını çizme gereği doğdu, 3 üncü maddeyle ilgili bir iki söyleyeceğim şey de var.

Ben konuştuktan sonra, cevaben bir konuşma yapan, yani, konuşması esas olarak bana cevap üzerine kurulu olan değerli AKP milletvekili, konuştuklarımı anlamamış izlenimi verdi bana; kaldı ki, soyadımı da anlamamış, sürekli yanlış telaffuz etti. Ben, şunları tekraren söylemek istiyorum:

Birincisi, burada bir marifet yapılmıyor. Burada -tekraren söylüyorum- Anayasa Mahkemesinin bir iptal kararı üzerine gecikmiş bir düzenleme yapılıyor. Bu düzenlemenin bir tasfiye düzenlemesi olması şart değildi, bu düzenleme hak sahipleri lehine her durumda düzenlenmek zorundaydı; çünkü, Anayasa Mahkemesinin talep ettiği şeyler eşitlik ve mülkiyet hakları adına buydu.

İkincisi, buradaki düzenleme yeni hak gaspetmelerine yol açacak biçimde bir düzenlemedir. Bunu tekrar söylüyorum ve bir şeyi daha tekrar hatırlatayım... Bu, aslında ikinci tasfiye yasasıdır. Birinci tasfiye yasası, 1996 yılında gelmişti ve bizzat Refah Partili Necati Çelik'in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olduğu bir dönemde getirilmişti ve işin dramatik tarafı, aynı bakanın, Necati Çelik ve arkadaşlarının -belki, Salih Kapusuz arkadaş da içlerindeydi- kurduğu bir Meclis araştırması komisyonu henüz raporunu tamamlamadan kendisi bakan olmuş ve kaynak paketi altında bir tasfiye yasası hazırlamıştı. Kaynak paketi şuydu: Kesintilere son verelim; ama, bütün birikimler dursun, hiçbir şekilde dokunmayalım. Bu, bir kaynak paketi yasasıydı, bugün gelen tasarı da benzer bir tasarıdır. Bu, bir kaynak paketi kapsamında düşünülecek bir olaydır. Burada müjde, vesaire yoktur; yani, bir kere, burada, milleti aldatmak üzerine bunu yapmayalım. Burada bir müjde yok, burada övgüye değer bir durum yok. Burada, eğer, bir övgüyü hak etmek istiyorsanız yapılacak şey basittir, çifte standardı bırakacağız. Ne yapacağız; iki şey yapacağız, ya burada işçilerin, memurların alacaklarını hazine borçlanmasına endeksleyeceğiz, tıpkı şimdiye kadar olduğu gibi. Bu fondaki paralara, bu tasfiye düzenlemesine kadar hazine borçlanması devlet içborçlanma senediyle faiz ödeniyordu, en azından 1994 sonrasında böyleydi. Bunu devam ettiriniz ya da -bir başka şey önereyim- bunu yapmıyorsunuz, o halde şimdi elinde...

HASAN ANĞI (Konya)Yaparız, yaparız...

OĞUZ OYAN (Devamla)Yapabiliyorsanız hadi yapın bakalım. Elinde devlet içborçlanma senedi tutanların faizini TÜFE + yüzde 5'e indirin; hadi yapabiliyorsanız yapın bakalım. Yapabilir misiniz... Konsolidasyonu ücretlinin sırtından yapıyorsunuz, bizim itirazımız buna, süre meselesine de değil. Bakın, tekrar söylüyorum, süreyi tabiî ki 2004 sonuna kadar çekmek iyidir; ama, burada esas olan bir hak gaspıdır. Yüzde 55'le borçlanılan bir durumda, sermayeye yüzde 55, işçiye, memura yüzde 34; budur haksızlık olan. Burada, siz, bir hak vesaire getirmiyorsunuz, bir hakkı gasp ediyorsunuz, bunun altını çizelim. Nedir; tıpkı diğer gasp olaylarında olduğu gibi; İş Yasasında olduğu gibi; İş Güvencesi Yasasında olduğu gibi; ücretlinin bir ikramiyesinin üzerine yatmakta olduğu gibi; Emekli Sandığı primlerini artırmakta olduğu gibi; "sağlık katkı payı" diye bir prim getirerek, -dünyada ilk defa- emeklileri bir prim baskısı altına soktuğunuzda olduğu gibi; 61 yaş uygulamasını getirerek, insanların çalışma hakkının ellerinden alınması örneğinde olduğu gibi; ücret tayınlamalarında olduğu gibi; emeklilerin enflasyon farklarını vermemekte olduğu gibi; doğrudan gelir desteği uygulamasında bütçeye yeterli ödenek koymamak örneğinde olduğu gibi; mazot, prim gibi sözleri yutma örneklerinde olduğu gibi.

Değerli arkadaşlarım, burada bir marifet yapılmıyor; burada, gasp üzerinden bir tasfiye yapılıyor, bununla övünülecek bir durum yok.

Madde 3'le ilgili son olarak şunu söyleyeyim. Burada "hak sahibi" tanımı -biraz önce de söyledim- yetersiz bir tanımdır. Bu hesaba iki yıldan daha az süreyle para ödemiş, bu hesaba tasarruf kesintisi vermiş hak sahipleri kesinlikle bu yasa düzenlemesinde korunmamaktadır, tıpkı 3417 sayılı yasada olduğu gibi. O yasa da bunları yok sayıyordu, onların bütün tasarruf kesintilerini bir bağış gibi düşünüyordu. Yani, diyelim 23 ay ya da 23 ay 3 hafta bu fona kesinti vermiş birisi, niçin, parasının tamamen yok olmasına göz yumsun; böyle bir şey olabilir mi?! Geliniz, şimdi önergemizi vereceğiz -ben tekrar konuşmayacağım bu önerge üzerinde- bu önergeyle "hak sahibi" tanımı içine, en az 3 ay prim ödemiş olanları da katalım ve bunlara da, bu fondaki anapara ve faizlerini döndürelim. Aksi takdirde, bunun adı "zoralım" olacaktır, bir el koyma olayı olacaktır; bu, hukuk devletinde yanlış bir uygulamadır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 24 Nisan 2003

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook