Çalışma saatleri hakkında
Genel Kurul, 96. Birleşim · 1. yasama yılı · 19 Haziran 2003 · 675 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oğuz Oyan (CHP), 19 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 675 kelime.
Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 19 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-06-19-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
OĞUZ OYAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Danışma Kurulu yeniden toplandı; bu haftanın gündemini belirlemişken, yeni bir gündem maddesi eklendi. Şimdi, bu gündem maddesi, uyum yasası tasarısı.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu mesele, haftalardır, belki de iki aydır kamuoyunda tartışılan bir mesele. Haftalardır, iki aydır kamuoyunda tartışılan bir meselenin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde tartışılması için iki günü yeterli göreceksiniz; bir gün komisyon, bir gün Genel Kurul; oldubitti... Bu acelecilik niye değerli arkadaşlarım? Bunun arkasındaki gerekçeler nelerdir? Bize sunulan gerekçe ne; süreci hızlandıralım, yarınki Selanik Zirvesine yetiştirelim.
Değerli arkadaşlarım, Selanik Zirvesi dün ilan edilmedi, bunu dün öğrenmedik. Bu, öteden beri bilinen bir tarih. Şimdi, hükümet, kendi gecikmesinin bedelini yasama organına müdahale ederek mi çıkarıyor?! O zaman, güçler ayrılığı nerede kaldı?! Biz, yasama organı olarak "ey yürütme, ey hükümet, bırak da, biz bunu bir tartışalım" dememeli miyiz?! Bunun, sadece gazete haberleri üzerinden kamuoyunda tartışılması yeter mi?! Biz milletvekilleriyiz, bunu tartışalım, eksiği gediği varsa tamamlayalım. Bu yasama organı bunu yaptı. Buna siz de katıldınız bir kere. Bunu bırakın tamamlayalım, yanlış bir şey varsa söyleyelim; ama, bir tartışalım. Milletvekilleri okusunlar. Daha dün çıktı; bir tek komisyona gidebildi, ikinci komisyon görüşmedi. Bir başka komisyonun, Avrupa Birliği Uyum Komisyonunun görüşmesi gerekiyordu. Biz bu komisyonu niye kurduk?! Bu komisyonun sekreteryası daha çalışmaya başlamamış; anlarım; yani, bütün tasarıları oraya yollamayalım. Sekreteryası şimdilik bunu kaldıramaz; ama, bir tane tasarıyı, çok önemli bir tasarıyı, bir uyum yasası tasarısını da yollamayacaksak neyi yollayacağız Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna?! Başkanı yurt dışındaymış. Başkanın vekili yok mudur; vekili burada. Olmadı, öbür haftabaşında konuşun. Nedir aceleniz?
Değerli arkadaşlarım, bakınız, burada Meclisin itibarı söz konusudur. Hiçbir gerekçe Meclisin itibarından daha önemli olamaz. Meclis, yürütmenin her dediğine "evet" ve bütün İçtüzük kuralları için "evet" dedikçe, kendi itibarını sürekli olarak aşındırmaktadır. Bu, bir erozyondur. Bu erozyona, lütfen, katkıda bulunmayınız. Biz, bunu, değerli grup başkanvekiline de söyledik. Bugün bunun gelmemesi gerekiyordu. Bunun, mutlaka, komisyon sürecini tamamlayarak buraya gelmesi gerekirdi. Üstelik, bakın, üzerinde büyük ölçüde de anlaştığımız bir mesele; ama, burada, bu, sadece biçimsel bir itiraz değil. Burada, yasama organının haklarının gasbına itiraz etmemiz gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, Türkiye'nin, bu tür zirvelere, oldubittiyle, böyle, birtakım şeyleri hızla yetiştirerek bir avantaj sağlaması söz konusu olamaz. Biz bunu yarına yetiştirdik diye, karşılığında Avrupa Birliği bir adım mı atacak?! Nedir bunu yarına yetiştirmenin gerekçesi? Eğer, bu, Millet Meclisine sunulmuşsa ve Millet Meclisinde iki parti -Anamuhalefet Partisi ve İktidar Partisi- buna büyük ölçüde "evet" demişse, zaten, bunun buraya sunulmuş olması, zirve için yeterli koşuldur; yeterlidir. Bunun ötesine gitmek, Türkiye'nin demokrasisini, tartışılan bir demokrasi, eksikli bir demokrasi... Yani, biz, kendi demokratik rüştümüzü ispat edemedik; sanki, bunu götürürsek "tamam, işte, Türkiye demokratikleşiyor" mu denilecek? Nedir mesele?
Bakın, bu ülkeyi Avrupa Birliğine en çok yaklaştıran karar nedir biliyor musunuz; bu ülkeyi Avrupa Birliğine en çok yaklaştıran karar, ne bizim daha önce -aralıkta, ocakta- çıkardığımız uyum paketi ne bu; bizi Avrupa Birliğine yaklaştıran en önemli karar, bu Meclisin, hükümetin getirdiği bir tezkereyi reddettiği gündür. Bu, bizi Avrupa Birliğine en çok yaklaştıran karardır; yani, 1 Mart olayıdır bu Meclisin rüştünü ispat eden. Hükümet, bugün, bunu görebilmelidir. Avrupa Birliğinde Türkiye'nin itibarı, prestiji arttıysa, bu, 1 Mart olayı dolayısıyladır; yani, Meclis, kendi haklarına sahip çıktığı gün bunu kanıtlamıştır ve "ben, olgun bir demokratik ülkeyim, hükümetin her dediğine evet demem" diyebilmiştir.
Burada, hükümet, bu süreci hızlandırmak istiyor. Geliniz "hayır, her şey yerinde; biz bunu tartışalım, bu AB Komisyonuna da gitsin, ondan sonra" diyebilmeliyiz. Benzer şekilde -birazdan gelecek- sanki Doğu Avrupa'nın demokrasiye yeni geçmiş ülkeleri gibi, sanki bir eksikli demokrasi gibi, Hollanda dışında hiçbir Avrupa Birliği ülkesi seçimlerde hükümetdışı kuruluşlardan gözlemci bulundurmayı kabul etmemişken ve bunu Seçim Yasasına geçirmemişken, iş hukuku yasasına geçirmemişken, sadece AGİT zirvesi üzerinden geçirilirken, bugün bunu burada hızlandırmak, bizim Avrupa Birliğine dönük itibarımızı artıran bir şey mi sanıyorsunuz? Bu, birazdan önümüze gelecek.
Değerli arkadaşlarım, biz, kendimizi, on yıllık bir süredir demokrasi oyununa girmiş ülkelerle bir tutan bir düzenlemeyi acaba getirmeli miydik? Türkiye bu duruma düşürülmemeli. Türkiye'nin onurunu korumak, her şeyden önce, hükümetin de, yasama organının da ortak görevidir. Eğer, bir tanesi bunu yeterince korumuyorsa, yasama organının bunu hatırlatmak görevi vardır ve ben sizi, bugün, bu göreve davet ediyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 19 Haziran 2003
