Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Genel Kurul, 116. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Temmuz 2004 · 1.112 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oğuz Oyan (CHP), 15 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.112 kelime.
Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2004-07-15-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) -Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Nisan ayında yarım kalmış bir tasarıyı görüşmeye devam ediyoruz ve ilginç bir şekilde, bu tasarının şu an burada bulunması gerekirdi; milletvekilleri olarak talep ediyoruz; bu tasarıyı, birkaç ay önce görüştüğümüz, yarım bıraktığımız tasarıyı edinemiyoruz. Bir kere böyle bir eksikliği önce belirteyim.
Değerli arkadaşlarım, bu geçici 1 inci madde, Kamu Yönetimi Temel Kanununun çok önemli bir uygulamasını gündeme getiriyor. Merkezî idarenin -bunların arasında çok sayıda bakanlık var- birçok teşkilatı lağvedilerek, ortadan kaldırılarak, taşra teşkilatı özellikle ortadan kaldırılarak, yerel il özel idaresine devrediliyor.
Şimdi, bu il özel idaresine devirler de, bir süre sonra işte orada -izleyen paragraflara da baktığımızda- birtakım kamusal nitelikli kuruluşlara, bu arada belediyelere vesaireye devredilebilir deniliyor. Yani, il özel idarelerinde de tümü kalmayabilir; ama, önce bir il özel idareleri...
Bakınız, il özel idareleriyle ilgili burada yapılmış bir yasayı, Cumhurbaşkanı bize geri yolladı. Bu geri yollamanın gerekçesinde yer alan ifadeleri eğer değerlendirebilseydi Türkiye Büyük Millet Meclisi ve iktidar kanadı, o zaman bu geçici maddeleri de önce komisyona çekelim bir daha düşünelim, ondan sonra tekrar getirelim derdi; ama, ne yazık ki, bu konudaki uyarıların hiçbir şekilde işe yaramadığı gözüküyor, bunlardan ders alınmadığı gözüküyor.
Bakın, Sayın Cumhurbaşkanı şunu söylüyor ve çok haklı olarak söylüyor: "İl özel yönetimi tanımlanırken, il halkı yanında, ilin yerel ortak gereksinmelerinin de bu yönetimlerce karşılanacağı belirtilerek, il özel yönetimleri farklı boyuta taşınmaktadır." Evet, çok haklı olarak bunu söylüyor; çünkü, böylece, il özel idareleri artık, merkezin yetkilerini bir yetki genişliği çerçevesinde -anayasal tanımına göre- kullanan organlar olmaktan çıkıyorlar; bunlar, yasak koymak, uygulamak, gerçek ve tüzelkişilere izin, ruhsat vermek, taşınır taşınmaz malları almak, satmak, kiralamak vesaire, özelleştirme yapmak, iç ve dışborç almak; yurtiçi ve dışındaki yerel yönetimlerle işbirliği yapmak, sermaye şirketleri kurmak gibi görev ve yetkilerle donatılıyorlar ve biz, bu idarelere merkezî idarenin taşra teşkilatını tümüyle devrediyoruz.
Daha önce hep söyledik, tekrar edeyim; eğer, orada, il özel yönetimlerinin görevlerini tek tek saymak yerine hizmet alanlarını belirtip, arkasından da "yasalarda açıkça başka kurum ve kuruluşlara verilmeyen yerel nitelikteki her türlü görev ve hizmet il özel yönetimlerince yerine getirilecek" derseniz, bu, bu idarelerin genel yetkili idare haline getirilmesi demektir. Tabiî, bunun mefhumu muhalifi, merkezî idarenin de görevleri sayılarak özel yetkili idare haline getirilmesidir. Bu, Anayasanın 123, 126, 127 nci maddelerine aykırı bir düzenlemedir.
Burada çok ilgi çekici bir başka şey daha var. Bakınız, İl Özel İdareleri Kanununu Cumhurbaşkanı iade ederken şunu da özellikle belirtti: "Eğitim görevi de il özel idarelerine aktarılmış oluyor."
Konuyu yarım yamalak izleyen köşeyazarları bazı şeylerin farkına varmadılar, dediler ki: "Canım yani ne olacak, bu yasalarla, eğitim açısından belediyelere sadece onarım, tamir görevleri veriliyor."
Belediyeler açısından böyle de, il özel idareleri açısından böyle değil. 6 ncı maddede il özel idarelerinin görevleri sayılırken "eğitim, sağlık, tarım, sanayi, ticaret" diye, eğitim, tam olarak; yani, bina, altyapı vesaire olarak değil, eğitimin kendisi il özel idarelerine verilmiştir.
Oysa, bilindiği gibi, bu, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının ilk taslağında da vardı, buna karşı çıkışların artması nedeniyle eğitim oradan çıkarılmıştı; fakat, yine, bir kamuoyunu aldatma manevrasıyla, bu, il özel idarelerine eğitim olarak konuluverdi, daha sonraki aşamalarda tamamlarız, eğitimi de oraya aktarırız mantığıyla. Bu, şimdi geri döndü.
Değerli arkadaşlarım, bunu, kuşkusuz tekrar inceleyeceğiz; ama, şimdi, burada, bu geçici maddede Millî Eğitim Bakanlığının taşra teşkilatının il özel idarelerine devredilmiyor olmasını bir olumluluk olarak göremiyoruz; çünkü, İl Özel İdaresi Kanununda bu derc edilmiştir.
Bakınız, il özel idarelerine eğitime ilişkin hizmetleri il sınırları içinde vermekle, ilköğretim ya da ortaöğretim ayırımı yapmadan, yapım ve yönetim sınırlaması getirilmeden eğitime ilişkin tüm hizmetlerin il özel yönetimi görevi içine alındığı görülmektedir. Cumhurbaşkanının ifadesini okuyorum: "Yürürlükteki İl Özel İdaresi Yasasının 78 inci maddesinin 9 uncu bendinde ilkokulların tesisi ve yapımı ile bunların yönetim ve gözetim görevi il özel yönetimine verilmişken, incelenen yasada eğitime ilişkin hizmetler düzenlemesinin getirilmesi yukarıdaki anlayışı geçerli kılmaktadır."
Değerli arkadaşlarım, gene Cumhurbaşkanının ifadesinden okuyorum: "Türkiye'de eğitimde laik düzene geçiş, Anayasanın 174 üncü maddesiyle korumaya alınan 3 Mart 1924 günlü, 430 sayılı Öğretim Birliği Yasasıyla (Tevhidi Tedrisat Yasası) gerçekleşmiştir. Bu yasayla Şeriye ve Evkaf Bakanlığı ile vakıflarca yönetilen medreseler ve dinî eğitim veren okullar kapatılmış, Türkiye'deki tüm okullar Millî Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır."
Şimdi il özel idaresine eğitim görevini vermekle, bir kere, eğitim birliği delinmektedir.
"Öğretim birliği ilkesinin amacı, eğitimi tek elden uygulanan bir devlet politikası durumuna getirerek, akla ve bilime dayalı programlarla çağdaş uygarlık hedefine yönelmiş yurttaşlar yaratmaktır. Başka bir anlatımla, Türk Millî Eğitiminin genel amacı, Türk Ulusunun tüm bireylerini Atatürk ilke ve devrimlerine ve Anayasada anlatımını bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, Anayasanın Başlangıçta belirtilen temel ilkelerine dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları yaşamında uygulayan yurttaşlar olarak yetiştirmektir."
Değerli arkadaşlarım, şimdi burada incelenen bu yasa tasarısında, geçici maddede eğitimle ilgili bir düzenleme yok gözüküyor; ama, il özel idaresiyle ilgili yasada eğitimle ilgili tüm hizmetlerin il özel yönetimine bırakılması önemli bir uyumsuzluk, çelişki yaratmaktadır. Bir kere, önce burada Yasama Organı olarak biz, tutarlı, çelişki içinde çelişki barındırmayan yasalar yapmak zorundayız. Eğer bunu yapamıyorsak ya da burada bu tür çelişkileri bilinçli olarak bırakıyorsak, biz önce Türkiye Büyük Millet Meclisini aldatıyoruz, kamuoyunu aldatıyoruz ve bütün buna bağlı diğer kurumları da aldatmaya yöneliyoruz demektir.
Değerli arkadaşlarım, bir başka meseleye de değineyim; geçen görüşmelerde de değinmiştim. Bütün bu bakanlıkların teşkilatlarının kaldırılması, acaba, nasıl, Türkiye'de kamu hizmetinin yapılmasına, bir kaotik yapıya, bir kargaşaya düşmeden izin verecektir, imkân verecektir?!
Bakınız, bir örnek vermiştim. Tarım Bakanlığına ilişkin bir hizmet alanı var. 2 Mayıs 2004 tarihinde, Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanunu çıkardık buradan. Bu kanun, kontrol ve denetim yetkisi veriyor Bakanlığa; fakat, işin tuhafı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının denetim ve rehberlik birimi oluşturulmamış durumda. Diğer bazı bakanlıklarda, böyle bir rehberlik ve denetim birimi oluşturuldu; ama, o zaman şunu sormak lazım: Taşra teşkilatı da kalkan bir Tarım Bakanlığı, acaba, bu denetim görevlerini -gıda denetimi dahil- nasıl yapabilecek?! Ayrıca, bu görev de il özel idarelerine aktarılmıyor; bunun da altını çizeyim.
Yani, burada, kendi iç tutarlılığı olmayan, iyi düşünülmemiş, iyi çalışılmamış ve iyi niyeti de eksik olan yasa tasarılarını tartışıyoruz. Dolayısıyla, bu geçici 1'de düzenlenen ve geçici 2'de de devam eden -geçici 2'de de, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün lağvedilmesi söz konusu; geçici 1 ile geçici 2'yi bir arada düşünmek lazım- bu düzenlemelerle, merkezî yönetimin çok sayıda görev alanı tasfiye edilmektedir; ama, bunların nasıl yapılacağı, hangi il özel idaresi teşkilatı çerçevesinde bunların olgun bir şekilde yerine getirilebileceği büyük bir boşluk olarak durmaktadır.
Türkiye'deki yönetimi değiştirirken, yönetim sistemini değiştirirken, il özel idarelerinin anayasal tanımını orada bırakıp, il özel idarelerine merkezî idarenin yapmadığı her işi yapar biçiminde bir görev tevdi etmek, aslında, çok önemli bir kargaşa yaratmak anlamına gelmektedir.
Ben, sizi, bir kez daha, başından itibaren karşı çıktığımız bu Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısını düşünmeye, bu geçici maddelerin tartışılmasını ertelemeye, bunları geri çekmeye davet ediyorum; aklın yolu budur. Hepinizi aklın yoluna uymaya davet ediyorum.
Teşekkür ederim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
69 konuşma daha · 15 Temmuz 2004
