İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 9. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bankacılık kanunu ve cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss.997)

Ömer Abuşoğlu

Gaziantep Milletvekili ·

Genel Kurul, 9. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Ekim 2005 · 949 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ömer Abuşoğlu, 19 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BANKACILIK KANUNU VE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (SS.997)); konuşma 949 kelime.

Ömer Abuşoğlu (Gaziantep). “Bankacılık kanunu ve cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss.997)”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 19 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2005-10-19-bankacilik-kanunu-ve-cumhurbaskaninca-bir-daha-gorusulmek-uzere-geri-g (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda, 5387 sayılı Bankacılık Kanunu ve bu Kanun üzerine Sayın Cumhurbaşkanınca veto edilen maddeleri görüşmek üzere ve bu veto edilen maddelerden geçici 23 üncü madde üzerinde, Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere huzurlarınızdayım.

Milletimizin bilgisine bir kere daha sunmak isterim ki, bugün, Anavatan Partisi Meclis Grubu, ilk grup toplantısını yapmıştır. Bu, Mecliste, iktidarın eksiklerini ve yanlışlarını halkımızın önüne sermek ve Türk Milletinin yaşadığı, gerek kısa vadeli ve gerekse de uzun vadeli problemlerin çözümü noktasında Anavatan Partisinin görüşünün ne olduğunu Türk toplumuna anlatabilmek açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, bugüne kadar, İktidar Partisi ve karşısında bir tek muhalefet partisiyle ve zaman zaman, içerisinde, karşılıklı anlaşma çerçevesinde yürütülen iktidar ve muhalefet ilişkisi, bundan sonra artık çeşitlenmiştir; bir üçüncü ses, bir dirayetli ses, Türk toplumu yararına konuşmak üzere Meclis kürsüsündedir artık. Bu bakımdan, Türk Milletine kutlu olsun.

Biraz önce önemli tartışmalar yaşandı. Gerek İktidar Partisi Grup Başkanı ve gerekse de şahsı adına konuşan Sayın Fatsa'nın, Meclis Başkanlık Divanıyla ilgili düzenlemeler çerçevesinde, Anavatan Partisi ve Anavatan Partisindeki milletvekillerini suçlayan birtakım ifadelerinden dolayı, konu üzerinde bir iki cümle ifade etmek istiyorum.

Elbette, milletvekilleri bir parti listesinden aday olur ve seçilir; ama, milletvekillerinin olduğu kadar partilerin de, millete vaat ettiklerine sadakat göstermek gibi bir borçları da vardır. Siyasî partilerin bu borçlarını yerine getirmediğini gören milletvekilleri, elbette, seçilmiş oldukları siyasî partilerini bırakır ve yeni bir siyasî tanım içerisinde, millete verdikleri sözü yerine getirebilmek amacıyla siyasî faaliyetlerini sürdürme serbestisine sahiptirler. Eğer isteniyorsa ki milletvekilleri partilerinden istifa etmesin, faaliyetlerini başka partiler çatısı altında veya bağımsız olarak sürdürmesin… Bunu engellemek için, öncelikle, siyasî partilerin halka vaat ettiklerine, taahhütlerine sadık kalmaları beklenir. İlkönce siyasî partiler ve parti yönetimleri taahhütlerine sadık kalsın, ondan sonra da milletvekillerinin sadık kalması beklensin.

Efendim, geçici 23 üncü madde… Sayın İktidar Partisi sözcüsü, Bankalar Kanununun Türkiye bankacılık mevzuatına ve finans kesimine ne yenilikler getirdiği üzerinde, burada yeteri kadar açıklama yaptı; ben bunlar üzerinde durmayacağım.

Elbette, bir sistemin temelini oluşturan finans kesimi ne kadar sağlam temellere oturuyorsa, o ülkenin ekonomisi de o ölçüde sağlam temeller üzerine oturur. Bunun örnekleri, geçmişte, çok açık bir şekilde görüldü. Özellikle 2001 Şubat krizinde Türk bankacılık sektörünün içerisine düştüğü durum hepimizin gözleri önünde cereyan etmiştir ve bunun, ekonominin nesine, halkın günlük nafakasına dahi mal olduğunu hepimiz bizzat yaşamış bulunmaktayız. Bu bakımdan, bankacılık konusunda getirilen bu düzenlemenin önemi meydandadır. Bunu tekrar etmek niyetinde değilim; ama, böyle bir önemli kanun Millet Meclisinde görüşülürken, temel kanun niteliğine, hüviyetine büründürülüp çok kısa bir süre içerisinde…

Sayın Cumhuriyet Halk Partisini de bu noktadan kutluyorum, önemli bir tavır sergilemiştir, bu kanunun Genel Kuruldaki görüşmeleri esnasında Genel Kurulu terk etmiştir.

Temel kanun, elbette, zaman zaman, Meclisin çalışmalarında üzerinde duracağı, başvuracağı bir yoldur; ama, Bankacılık Kanunu gibi bir kanunun tüm sektörlerin gözü önünde, özellikle halkımızın gözü önünde cereyan etmesi ve tartışmalarının yapılması gerekliliği vardır. O bakımdan, böyle bir önemli kanunun Mecliste uzun uzadıya ele alınmamasının bir eksiklik olduğunu ifade etmek istiyorum.

Gelelim, 23 üncü maddede ifade edilen, bankaların sosyal güvenlik sandıkları, sadece bankaların değil, fırsat elimize geçmişken, bu vesileyle katalım bunun içerisine ticaret odalarını da, katalım sanayi odalarını da, katalım sigorta şirketlerini de, katalım bunların oluşturduğu birlikleri de diyerek, tüm bunların sosyal güvenlik sandıklarını bir çırpıda Sosyal Sigortalar Kurumuna devretme meselesine. Buna niçin gerek duyulmuştur, niçin bu devir işlemi yapılma gereği hissedilmiştir? Bunun, açıkça, İktidar Partisi sözcüsü tarafından, Sayın Genel Kurulun bilgisine ve toplumun ve ilgili kişilerin bilgisine sunulması gerekirdi. Bu konuda ciddî bir eksiklik içerisindeyiz. Benim şu anda kafamda böyle bir soru var. Bu devir işlemine niçin ihtiyaç duyulmuştur? Acaba, bu sandıklar malî güçlerini kaybetmiş ve kanunî yükümlülüklerini yerine getiremez hale gelmişler, bundan dolayı mı devrediliyor? Yoksa, bu sandıkların kendi kapsadıkları kişilere, gerek malullük gerek yaşlılık ve gerek ölüm sigortası çerçevesinde yapmış oldukları ödemeler, günümüz şartlarında, sosyal adalet ilkesi çerçevesinde çok düşük mü kalmıştır, çok geride mi kalmıştır, benzeri diğer sosyal güvenlik kuruluşlarının altında mı kalmıştır da, ondan mı bunların durumunu iyileştirmek için böyle bir devir işlemi gerekiyor? Ancak bir devir işleminin gerekçesi bu iki soru olabilir. Bu iki soruya ait de, cevap oluşturabilecek en ufak bir açıklama, en ufak bir kelime söz konusu değil. Sadece devredilmiştir, üç yıl içerisinde devredilecektir. Üç yıl içerisinde devredilecektir; ama, bunun, bu devir işleminin, kapsadığı mükelleflere ne gibi bir yükü olmaktadır, ne gibi bir kayba yol açmaktadır veya kazanç getirmektedir? En azından Hazineye ve yeni devrolacağı Sosyal Sigortalar Kurumuna ne gibi yükler getirmektedir veya hiçbir yük getirmemektedir? Bunun yeterince açıklanma gereği vardır. Bu bakımdan ciddî bir eksiklik taşımaktadır.

Bu yönüyle, Sayın Cumhurbaşkanının vetosunda da, geri gönderme gerekçesi içerisinde de ileri sürdüğü bir noktaya ayrıca dikkat çekmek isterim. Böyle bir işlemin, daha önce de, 1961 Anayasası yürürlükteyken aynı işlemin yapılmak istenmesi ve buna karşılık, o günün şartlarında, Anayasa Mahkemesince, bu işlemin Anayasaya uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edildiği ifadesi yer almaktadır. 1961 Anayasanının hükümleri, aynısıyla, 1982 Anayasasına derc edildiği ve bu çerçevede, bu işlemin, bugün yapılması istenilen işlemin 1982 Anayasası çerçevesinde de yine Anayasaya aykırı olacağına dikkat çekilmektedir.

Bu bakımdan, 23 üncü maddeyle ifade edilen hükmün, yani, maddede belirtilen birtakım kuruluşların, sosyal güvenlik sandıklarının bu madde kapsamından dışarı çıkarılması… Zaten, bildiğim kadarıyla Plan ve Bütçe Komisyonunda Sosyal Sigortalar Yasası, Sosyal Güvenlik Yasası yeniden görüşülecek; görüşülecek olan bu kanun çerçevesinde, konunun gündeme getirilmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim, konuşmanızı tamamlayın.

ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla)... ve başta da ifade ettiğim gibi, kamuoyunun kafasına takılabilecek her türlü soruya cevap verebilecek nitelikte konunun yeniden ele alınması zarureti vardır.

Bu bakımdan, Anavatan Partisi olarak, bu maddenin, bu kanun gündeminden çıkarılıp, Sosyal Güvenlik Yasası gündeminde, daha geniş çerçevede ve kamuoyunu daha iyi bilgilendirir çerçevede ele alınmasının yararı vardır, buna inanıyoruz ve İktidar Partisi milletvekillerinin de, bu doğrultuda hareket edeceğine inanıyoruz.

Hepinizi saygılarımla selamlarım. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 19 Ekim 2005

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook