İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 13. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)

Ömer Abuşoğlu

Gaziantep Milletvekili ·

Genel Kurul, 13. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Ekim 2005 · 994 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ömer Abuşoğlu, 27 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)); konuşma 994 kelime.

Ömer Abuşoğlu (Gaziantep). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 27 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2005-10-27-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde konuştuğumuz tasarının 7 nci maddesiyken komisyona tekrar çekilen ve oldukça da mağduru içinde barındıran bir konu üzerinde konuşacağım. Biraz konunun vahametini ve kapsamını ve insanların nasıl mağdur edildiğini, nasıl kadre uğratıldığını göstermek üzere de konu hakkında size teknik bir iki açıklamada bulunacağım ki; çünkü, konu üzerinde, her ne kadar çekilmiş olsa da komisyona, biz bunun tekrar tasarıya eklenmesi konusunda bir önerge vererek bu önergemize sizin desteğinizi bekleyeceğiz.

Konunun mahiyeti şudur: 1992 yılında Türkiye'deki mevcut üniversitelere ilaveten yeni üniversiteler kuruldu. Sayıları şu anda kaçtı, o gün için kaç yeni üniversite kurulmuştu şu anda tam hatırımda değil; ama, oldukça yüksek miktardaydı sayısı. Tabiî, bunların ciddî şekilde öğretim üyesi ihtiyacı vardı, bu öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak üzere de o günün YÖK Başkanı Sayın Prof. Dr. Mehmet Sağlam tarafından bu öğretim üyesi ihtiyacını acilen ve en kısa zamanda karşılamak üzere de yurtdışına, öğretim üyesi yetiştirmek üzere, bir program hazırlandı ve bu program çerçevesinde bu yeni kurulan üniversitelere asistan kadroları tahsis edildi ve bu asistan kadrolarına, yurtdışına gönderilip mastır ve doktora yapmak üzere asistan alımı gerçekleştirildi. Bu asistan alımı da tamamen YÖK tarafından yapılan merkezî bir sınavla gerçekleştirildi ve yaklaşık, sayıları 1 000'in üzerinde genç asistanlar bu sınavı kazanarak, hem yeni üniversitelerde asistan kadrosuna atandılar; aynı zamanda da, akabinde, zaman geçirmeden, yurt dışında görevlendirildiler. Ben de, o dönemde, bu yeni kurulan üniversitelerin birisinde hem fakülte dekanı hem de rektör yardımcısı olarak görev yapıyorum. Zaman içerisinde, iki üç yıllık bir zaman süresi sonunda, YÖK'te bir yönetim değişikliği oldu; Sayın Mehmet Sağlam'ın yerine Sayın Kemal Gürüz iktidara geldi. İktidara diyorum, çünkü, Kemal Gürüz'ün oradaki tutum ve davranışları, tümüyle bir iktidar edası ve iktidar hâkimiyetinde gerçekleşti. Mehmet Sağlam döneminde yapılan bu uygulamaya, Sayın Kemal Gürüz, Sayın Sağlam'la olan kişisel çatışmalarını, çekişmelerini de işin içerisine aktararak, bu uygulamayı ortadan kaldırmak ve bu uygulamaya bir set çekmek üzere, bir Amerika seyahati dönüşü, üniversitelere birtakım yazılar yazdı ve bu yazılardaki ifade edilen görüş şuydu: Bu öğrencilerden bir kısmı…

Sayın Milletvekilleri, ciddî bir konu üzerinde, burada, bir bilgilendirme ve açıklama yapıyorum ki, konunun vahameti iyice ortaya çıksın diye.

Bu çerçevede, üniversitelere gönderilen yazılardaki ifadeler şuydu: "İsimleri zikredilen öğrenciler, yurt dışında, Türkiye aleyhine yıkıcı ve zararlı faaliyetlerde bulunmaktadır. Bunların yurt dışındaki görevlendirilmelerinin iptal edilerek, geri çağrılmaları."

Düşünün siz, bunların hepsi, Türkiye'nin herhangi bir tarafından merkezî bir imtihanı kazanmış ve âdeta "Anadolu delikanlısı" diyebileceğimiz gençler. İki üç yıl yurt dışında, ailelerinin de birtakım fedakârlıkları karşılığında bir emek vermişler. Bunlardan bir kısmı mastırını bitirmiş, doktoraya başlamış; bir kısmı mastırını bitirmek aşamasında, son aşamaya gelmiş. YÖK'ün bu yazısı karşısında, benim görev yaptığım üniversitede, rektör yardımcısı ve fakülte dekanı olarak ve yurtdışına giden öğrencilerin, asistanların işlemlerinden sorumlu rektör yardımcısı olarak da, ben, buna karşı çıktım. Böyle bir ifadeyle hiç kimse suçlanamaz ve görevi iptal edilemez. Varsa, YÖK'ten, bunun belgelerini isteyelim. Yurt dışında, gerçekten, Türkiye aleyhinde yıkıcı ve zararlı faaliyette bulunuyorlarsa, sadece bunların yurtdışı görevlerini iptal etmekle kalmayalım, aynı zamanda, üniversitedeki asistanlık görevlerine de son verelim. Fakat, o günün şartlarında, bilirsiniz, rektörler ile YÖK arasındaki ilişkilerin çerçevesini burada çizmeme gerek yok; rektörler böyle bir yazıyı yazma konusunda gerekli cesareti gösteremediler diyeyim artık ve bu öğrencilerden ismi geçenler, yurt dışındaki görevleri iptal edilerek Türkiye'deki görevlerine çağrıldı.

Bunlardan bir kısmı döndü, bir kısmı yapılan bu haksızlığa itiraz ederek kendilerine yüklenecek her türlü malî külfeti de göze alarak eğitimlerine yurt dışında devam ettiler. Bunların bir kısmı doktoralarını tamamladı ve halihazırda yurt dışındaki üniversitelerde öğretim üyesi olarak veya özel şirketlerde başarılı elemanlar olarak çalışmaktadırlar; ama, bunlardan bir kısmı Türkiye'ye döndü. Türkiye'ye döndükleri için suçlu durumdalar. Niçin; zamanında YÖK'ün "görevinize dönün" çağrısına ret cevabı vermişler veya cevap vermemişler, görevlerine dönmemişler. Bunlardan, doğrudan doğruya tazminat isteniyor. Bir bu şekilde olanlar var.

İkinci şekilde olanlar, YÖK'ün çağrısına uyup Türkiye'ye gelip, eğitimlerine, mastır ve doktora eğitimlerine Türkiye üniversitelerinde devam etmek üzere... YÖK orada da üniversitelere dayatmada bulundu. "Bunlara, ait oldukları üniversitelerde bu eğitimleri verdiremezsiniz, benim gösterdiğim üniversitelerde bu eğitimi alacaklar." Düşünün, herhangi bir üniversitede mastır ve doktora eğitimi veriliyor; fakat, YÖK diyor ki, o üniversitede bu eğitimi alamaz; senin kendi asistanın, kendi kadrondaki eleman, onu ben falanca üniversiteye göndereceğim, orada eğitimini yapacak. Buna da razı oldu bu öğrencilerin çoğu, bir kısmı gitti, YÖK'ün tayin ettiği üniversitelerde de başarılı oldular, üniversitedeki görevlerine döndüler; ama, bir kısmı başarılı olamadı.

Düşünün, siz, iki sene yurt dışında emek vermişsiniz, zaman harcamışsınız, bu emeklerin ve zamanın hepsi bir anda hiçe sayılmış, Türkiye'ye geri dönün denmiş. Bu moral bozukluğu içerisinde, bu motivasyon bozukluğu içerisinde, gelecekte kendilerini nasıl bir muamelenin beklediğini bilemez bir ortamda eğitimlerini başaramadılar ve ortada, şimdi, çok ciddî mağdurlar var. Bunların mağduriyetleri, genellikle, giderken, yurt dışında görevlendirilirken imzaladıkları taahhütnameler, dolarla ifade edilen taahhütnameler ve ödenmemesi sonucunda ortaya çıkan faizler. Ortada ciddî bir mağduriyet var; bu mağduriyetler, o günün şartlarında görev yapmış biri olarak ben gayet iyi biliyorum ki, bunların kendi hatalarından kaynaklanan mağduriyetler değildir; bunlar, gadre uğramışlardır; bunlara haksızlık yapılmıştır.

O bakımdan, o günün şartlarında yapılan haksızlığın omuzlara yüklediği yükleri kaldırmak da, bu Meclisin görevidir. İktidar Partisi, görüşmekte olduğumuz yasayı ve görüşülen ve ikinci tur oylaması beklenen Anayasa oylamasını dikkate alarak bunu geri çekmiş olabilir; ama, ortada bir mağduriyet devam ediyor. Komisyondan bu ne zaman gelecek, ne zaman bu mağduriyet giderilecek, yapılan haksızlık ne zaman düzeltilecek; o konuda herhangi bir ışık da yok, herhangi bir güvence de yok.

Ben, diyorum ki... Biz, konuyla ilgili, iptal edilen, tasarıdan çekilen 7 nci maddenin metnini aynen 6 ncı maddeye -ki, 6 ncı madde de bu konuyla ilgili- benzer durumda olan; fakat, 657 kapsamına giren kişilerin durumunu düzenleyen bu maddeye üniversitedeki bu durumun da eklenmesi hususunda önerge veriyoruz. Bu mağduriyeti giderelim ve bu noktada da, İktidar Partisi Grubunun, sayı üstünlüğü nedeniyle, bizim önergemize destek vermesi ihtiyacı ortaya çıkıyor. Sadece sayı üstünlüğü yetmez; burada, İktidar Partisinin bir irade göstermesi gerekiyor. Bu iradeyi göstereceğinizden eminim.

MUSTAFA NURİ AKBULUT(Erzurum)Hiç şüphen olmasın.

ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla)Eğer, önergemize destek verirseniz, şimdiden bu desteğinize teşekkür ediyorum. Gerçekten giderilecek olan bu mağduriyet çoktandır giderilmesi gereken ve hak edilmiş bir mağduriyet giderilmesi olacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 27 Ekim 2005

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook