İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 13. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)

Yakup Kepenek

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 13. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Ekim 2005 · 931 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yakup Kepenek (CHP), 27 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)); konuşma 931 kelime.

Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 27 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-10-27-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tartışmaların yoğunlaştığı bir ortamda söz aldım. Bu nedenle, güncel kimi konulara değinmeme izin vermenizi istiyorum.

Görüşmekte olduğumuz, torba yasa diye nitelenen, Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Yasa Tasarısı, adı üstünde, torba yasa niteliğiyle buraya geldi ve burada enine boyuna tartışılmadan, içinden 7-8 maddesi alınıp götürüldü. O noktalara geleceğim; ama, o noktaya gelmeden güncel üç konuya değinmek durumundayım.

Önce, buradaki tartışmaların, ben, çok daha sağlıklı, çok daha düzgün, çok daha nitelikli olmasını yeğlerdim. Üzülerek belirteyim ki, ak koyun kara koyun tartışmaları içerisinde çok önemli konuları bir yana itiyoruz. Bu hepimiz için bir ders olmalı ve bu arada, adına konuştuğum Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun alnının ak olduğu tartışmaları hiç gündeme gelmedi, ak olduğunu hepiniz biliyorsunuz sanıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, güncel olarak değinilmesi gereken üç konu var dedim. Bunlardan bir tanesi, dün, Malatya'da yaşanan olaylar. Dilerim bu tür olaylar ülkemizde ilk ve son olur ve bundan sonra hiç olmaz ve hükümetimiz bu konuda önlem alır.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Hocam, ne ilki, o kadar çok oldu ki…

YAKUP KEPENEK (Devamla)Ama, bugün, yaşanan başka bir olay var. Çocuk işçiliği üzerinde, Çalışma Bakanlığının izniyle ve çalışma müfettişleriyle araştırma yapan, bilgi toplayan, araştırmacı yazar, gazeteci Uğur Dündar, 2-3 saat gözaltında tutuldu. Biri Malatya, biri Tekirdağ, Türkiye'nin Avrupa'daki topraklarının bir bölümü.

Değerli arkadaşlar, bu topraklarda hukukun, hakkın, insana saygının ve toplumun bilgi edinme hakkının en üst düzeyde olması gerektiğini hep vurguladık, vurgulamaya da devam edeceğiz.

Şimdi bu çerçevede söylenmesi gereken çok şey var. Ama, biraz önce, Van olayı nedeniyle Prof. Yücel Aşkın'ın tutuklanması nedeniyle Sayın Adalet Bakanını ilgiyle, dikkatle izledim. Sayın Adalet Bakanı yargının siyasallaşmasından şikâyetçi. Bundan, üç yıl önce buraya geldiğimiz günden beri biz de şikâyetçiyiz. Şikâyetimiz şudur: Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Başkanı Adalet Bakanıdır, Müsteşarı da bu kurulun tabiî üyesidir. Yargı ve savcılarla ilgili bütün işlemleri bu kurul yapar.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Kaç yıldan beri?

YAKUP KEPENEK (Devamla)12 Eylülden bu yana. Ama, bunu düzeltmek için üç yılımız geçti. Uğraşmalıydık; elbirliğiyle uğraşmalıydık; yapmadık.

İkinci çok önemli bir nokta var, hiç değinilmeyen. Yargının siyasallaşmasının bir başka boyutu milletvekili dokunulmazlığıdır değerli arkadaşlar. Üç yıldan bu yana her gün neredeyse burada vurgulamamıza rağmen, milletvekilliği dokunulmazlığı konusunda sayın İktidar Partisi Grubunun milletvekillerinin kılını kıpırdatmaması, kendi içinde hukukun siyasallaşmasının bir başka göstergesi değil midir?

AHMET YENİ (Samsun)Hocam…

YAKUP KEPENEK (Devamla)Sayın Yeni, lütfen... Bunu başka zaman değerlendirirsiniz.

Değerli arkadaşlar, rektör konusuna geleceğim. İstiyorsanız ona rahatlıkla geleyim. Sayın Adalet Bakanı, burada, o konuda yargının şimdilik sustuğunu, bizim de susmamız gerektiğini söyledi. Bu kürsüden her şeyi rahatça konuşmak zorundayız. Sayın Adalet Bakanı baroların o konudaki görüşüne hiç değinmedi. Bildiğiniz gibi, savunma hakkı da yargının çok önemli bir parçasıdır ve Türkiye'de, buradan çıktığımızda, elimizi vicdanımıza koyarak, zenginin, yoksulun, çete kuranın, kaçakçının, vurguncunun ve sıradan yurttaşların yargı karşısında eşit olduğunu, elimizi vicdanımıza koyarak söyleyebiliyorsak, benim söyleyeceğim hiçbir şey yoktur.

AHMET ÇAĞLAYAN (Uşak)Barolar Birliğinin istisnası mı var?

YAKUP KEPENEK (Devamla)Barolar Birliği de bunu eleştirdiler değerli arkadaşım.

Ama, bunun böyle olmadığını ve bunu düzeltme görevimizin, yani, toplumun sağlıklı dokusunu oluşturan, oluşturması gereken adalet duygusunun, bizi bir araya getiren adalet kavramının bu toplumda egemen olması için çaba vermemiz gerektiğinin bilincinde olmalıyız. Bunun sorumluluğu hepimize aittir; yargının düzeltilmesinin sorumluluğu hepimize aittir.

Bir başka ek konuya geliyorum: Burada, bugün yaşanan yasa yapma tekniğimiz bile, bizim, yasa kavramını ne kadar ciddiyetsiz algıladığımızın, yasalarla nasıl oyun oynadığımızın ve bazı maddeleri geri çekip bazılarını yeniden getirip, yarın Anayasa oylamasından sonra tekrar getiririm dememizin, bu konuda ne kadar hazırlıksız ne kadar az duyarlı ne kadar ciddiyetten uzak olduğumuzun ayrı bir göstergesidir. Bu, böyle olmamalıydı. Buraya getirilen tasarı, çok daha düzgün hazırlanmalıydı, daha hazırlıklı olmalıydı, daha önce hepimize bilgi verilmeliydi. Şimdi, bunların hiçbiri yapılmıyor.

Ben, şimdi, Sayın Adalet Bakanına soruyorum: Dünyanın neresinde, torba yasa uygulamasıyla, bu tür, her şeyin iç içe geçtiği, kimsenin bir şey anlamadığı yasal düzenleme yapılır ve bu tür yasal düzenlemeyi sağlıklı bulmaya, yasama yöntemini sağlıklı bulmaya olanak var mıdır?

Değerli arkadaşlar, şimdi, öbür noktaya geliyorum. Biraz evvel, arkadaşım, rektör meselesine değinmemi istedi; zamanımın elverdiği ölçüde kısaca söyleyeyim.

Değerli arkadaşlar, hükümetimiz işbaşına geldiği günden, bir yıl önce, yani, 2002'de, hükümetler, üniversitelere yılda 4 500 dolayında kadro veriyorlardı, bu hükümet, sizin hükümetiniz, 2003'te 2 480 akademik kadro verdi, 2004'te 3 478 kadro verdi, 2005'te de 1 927 kadro verdi. Yani, önceki hükümetlerin verdiğinin yarısı düzeyinde kaldı bu. Üniversiteleri, devlet üniversitelerini -ki yükseköğretimin yüzde 94'ünü sırtlar bunlar- yok etmenin bir başka yolu olamaz. Bu, çok büyük bir yıkım sürecinin başlangıcıdır.

Haa, başka bir şey yapıldı, belki, farkındasınız, belki değilsiniz: Bu kadrolar verildiğinde Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığının bürokratik işlemleri yapılır. Başbakanlık, bir genelgeyle bu konuda tek yetkinin kendisinde olacağını ileri sürdü. Üç kez, bu yıl, Başbakanlığın genelgesi yargıdan döndüğü halde, bu konuda ısrar devam ediyor. Sayın Maliye Bakanı burada, eğer, dinliyorsa, ben soruyorum: Akademik kadroların yılbaşına kadar dondurulduğu gerçek midir değil midir, doğru mudur değil midir? Kaldı ki, siz, üniversitelere bunları yapmakla kalmadınız hükümet olarak, üniversitelerin burs verme yetkisi ellerinden alındı. Belediyeler burs veriyor, üniversite, öğrencisine burs veremiyor. Başka bir şey daha yapıldı; ÖSYM bütçesi Maliye Bakanlığına bağlanmak istendi. Başka bir şey daha yapıldı; üniversitelerin dönersermayelerine el kondu.

Şimdi, bütün bunlar belli bir birikimin sonucu. Haa, başka bir şey daha yapıldı, izin verin söyleyeyim; Başbakanımız geçenlerde şöyle bir söz etti: "Benim Müsteşarımın, onların okullarına ihtiyacı yok." Şimdi, değerli arkadaşlar, o konu ayrı; ama, bir Başbakan -burada "onların" dediği rektörleri söylüyor- "onların" yani rektörlerin okullarına diyor…

MUSA UZUNKAYA (Samsun)Hayır, hayır, "okullarına" değil, "kariyerlerine" dedi hocam…

YAKUP KEPENEK (Devamla)"Kariyerlerine" tamam; ama, ayrıca "okullarına" dedi. Sayın Uzunkaya, gayet iyi biliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 27 Ekim 2005

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook