2006 merkezi bütçe kan.tas.(hazine müst.,ab gen.sekr.,basın-yayın ve enf.gen.müd.,sos.yard.ve day.gen.müd.,türk işb.ve kalk.ida.bşk.,türkiye istatistik kur.bşk.) 6 ncı tur
Gaziantep Milletvekili ·
Genel Kurul, 34. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Aralık 2005 · 1.046 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ömer Abuşoğlu, 17 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(HAZİNE MÜST.,AB GEN.SEKR.,BASIN-YAYIN VE ENF.GEN.MÜD.,SOS.YARD.VE DAY.GEN.MÜD.,TÜRK İŞB.VE KALK.İDA.BŞK.,TÜRKİYE İSTATİSTİK KUR.BŞK.) 6 NCI TUR); konuşma 1.046 kelime.
Ömer Abuşoğlu (Gaziantep). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(hazine müst.,ab gen.sekr.,basın-yayın ve enf.gen.müd.,sos.yard.ve day.gen.müd.,türk işb.ve kalk.ida.bşk.,türkiye istatistik kur.bşk.) 6 ncı tur”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2005-12-17-2006-merkezi-butce-kan-tas-hazine-must-ab-gen-sekr-basin-yayin-ve-e (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazine Müsteşarlığı ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliği üzerinde, Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum.
Tabiî, Hazine Müsteşarlığı deyince, sadece Müsteşarlık bütçesiyle sınırlı değil konu; ekonominin geneli, genel ekonomi politikaları ve ekonominin genel seyriyle ilgili birtakım değerlendirmeler yapma imkânımız var.
Ayrıca, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği bütçesi çerçevesinde de, hükümetin takip ettiği Avrupa Birliği ilişkileri ve Avrupa Birliği üyeliği sürecinin de takip ettiği politikaları değerlendirme imkânı var; ancak, bundan önceki turda Sayın Bakan Şener'in bazı değerlendirmelerini ben yeniden gündeme getirmek istiyorum, hem bu, aynı zamanda, böylelikle, ekonominin geneliyle ilgili değerlendirmeyi de bu çerçevede dikkate alabiliriz.
Şu büyüme meselesini bir halledelim; bir taraftan iktidar diyor ki yüzde 9 büyüdük, muhalefet de diyor ki hormonlu büyüme veya şu büyüme, bu büyüme. Bu büyüme nedir, bunu, biraz da teknik detayına inerek konunun, açıklığa kavuşturmak lazım. Gerçekten, hükümetin dediği gibi ortada çok büyük ve ciddî bir başarı mı vardır, yoksa, bazı gölgelemelerin arkasında başka birtakım olaylar mı yatmaktadır, bunu değerlendirmek istiyorum öncelikle.
Bu değerlendirmelerini yaparken Sayın Şener, enflasyon düşüyor, büyüme hızı artıyor, iktisat kitaplarında bunun tersi yazar, büyümenin hızlanabilmesi enflasyonun artışına bağlıdır, dolayısıyla biz iktisat kitaplarının da fevkinde, oralarda öngörülmeyen başarılar da yakaladık diye meseleyi takdim etti. Acaba gerçekten öyle midir değil midir, konunun başka izah yolları var mı, bunlara birtakım değerlendirmelerle ben katkıda bulunmak istiyorum.
Şimdi, bildiğiniz gibi, 2000 yılı sonu ve 2001 yılı Türkiye ekonomisinde ciddî kriz yılı oldu. Bu kriz niçin çıktı, nerelerden kaynaklandı, yanlış ekonomi yönetiminin sonucu muydu veya başka faktörlerin de bunun üzerinde etkisi var mıydı, bunlar üzerine girmeyeceğim. Bir vakıa olarak krizle karşılaştık, oldukça ciddî bir krizdi. Türk ekonomisi krizlere karşı zayıf bünyeli bir ekonomidir, bunu baştan kabul etmek lazım. Aşağı yukarı üç dört yılda bir ekonomik krizler Türkiye'nin yakasına yapışmıştır. En son olarak 1997'de Güneydoğu Asya krizi -biraz bizimle ilgili olduğu için onu da örnek vererek başlıyorum- arkasından 98 Rusya krizi. Bu, dışarıdan kaynaklanarak Türkiye'yi de etkisine alan krizler. Ama, bunun dışında, Türk ekonomisi, kendisi de kriz üretebilen birtakım mekanizmalara sahip bir yapıya sahip.
2001 yılı krizi tamamen Türk ekonomisinin kendi içerisindeki, krize karşı zayıf bünyesinin sebep olduğu, dışarıdan endüklenmiş veya endüklenmemiş, ona girmiyorum, ama, kendi bünyemizden ürettiğimiz, birilerinin de bunu tetiklemesi sonucunda oluşan bir kriz. Çok önemli bir darbe vurdu ekonomiye, ekonomide bu krizden nasibini almayan hiçbir sektör kalmadı, başta finans sektörü olmak üzere. Dev şirketler, âdeta bir anda kendilerini yüzde 50, yüzde 60 küçülmüş gördüler. Krizin boyutunu, derinliğini ortaya koymak açısından söylüyorum bunları.
Genellikle kriz dönemlerinde ekonomik büyüme düşer. Kriz ve krizi takip eden yılda negatif büyümeler ortaya çıkar. Nitekim, 2001'de de öyle olmuştur. Negatif büyümelere ulaşılmıştır, çok ciddî bir negatif büyüme ortaya çıkmıştır. Yani, ekonomi daralmıştır, küçülmüştür.
Genellikle, gene iktisatta benzer olayların analiz edilmesinden sonra ortaya çıkan bir gerçek vardır, bir sonuç vardır; ekonomiler bu tür krizlere uğradıktan sonra takip eden birkaç yıl içerisinde hızlı büyüme dönemleri yaşarlar. Kriz dönemlerinde ciddî küçülmeler olur, hızla ekonomi küçülür, negatif büyümeler olur, krizin şiddeti ölçüsünde takip eden birkaç yıl içerisinde de ekonomik büyümeler kendisinden beklenmeyecek bir performans göstererek hızla yukarıya doğru yükselir. Bu, şuna benzer: Bir topu, lastik topu yere vurduğunuz zaman tekrar tepki olarak yukarıya doğru bir sıçrama gösterir. İşte, bugün Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı 2003 ve 2004 yılında ortaya çıkan ekonomik büyüme ve bunun da beklenenlerin ötesinde çıkmasının sebebinde, temelinde bu yatıyor; ekonomik olayların doğası gereği, kriz sonrası yıllarda, ekonomide kendiliğinden gerçekleşen hızlı büyüme istidadı. Bu, sürgit gidecek, birkaç yıl içerisinde devam edecek büyümeler değildir; bir yıl olur, ondan sonra -ekonominin normal büyüme seyrine, normal büyüme sürecine- kendi kapasitesi içerisinde sürdürülebileceği büyüme oranı ortaya çıkar; o da yüzde 5'tir bugünkü şartlarda Türkiye ekonomisi için hedeflenen.
Aslında, Türkiye ekonomisinin büyüme kapasitesi daha yüksektir; ama, bugünkü mevcut borç yapısı, finansman imkânları, dışticaret yapısı dikkate alındığında, yıllık yüzde 5-5,5'luk büyüme oranı, normal bir büyüme oranı olarak ortaya çıkar. Nitekim, yüzde 9'luk bir büyümenin hemen akabinde, 2005 yılında da beklenen büyüme oranı bu şekilde gerçekleşmektedir. Öyleyse, hükümet "biz, bu işi, yüzde 9, ekonomiyi büyüttük" söyleminin arkasında, ekonominin bazı gerçekleri yatmaktadır. Ekonomi yönetimi normal seyrinde sürüyor da olsa, herhangi aşırı bir gayret, aşırı birtakım katkılar olmasa bile, ekonomi, zaten, böyle bir büyümeyi kendiliğinden üretebilecek bir yapıya sahiptir. Bunu söylemek istiyorum.
Ayrıca, son iki yılda yaşanan, 2003 ve 2004'te yaşanan ekonomik büyümenin gerisinde bir de şu faktör var; bunu da ihmal etmemek lazım: Dışfinansmanın hızlandığı dönemlerde, dışborçlanmaya dayalı olarak, büyüme de hızlanır; çünkü, ekonomiye dışarıdan kaynak enjekte ediyorsunuz; bu kaynaklar, bir kısmı tüketime, bir kısmı da yatırıma giderek, toplam talebi artırır ve büyüme hızını yükseltir. Öyleyse, dışfinansmana dayalı bir büyümeyi de, biz, aynı dönem içerisinde yaşamışız, hem ekonomik mekanizmanın kendiliğinden ürettiği yüksek büyüme hızları söz konusu hem de dışfinansmana dayalı olarak ortaya çıkacak büyüme hızlarının birleşmesi sonucunda, 2004 yılında yüzde 9 oranında bir büyüme gerçekleşmiş. Büyüme gerçekleşmiş; ama, bakalım, bu büyüme toplum için ne anlama geliyor, toplum için neyi ifade ediyor? Rakam olarak, kâğıt üzerinde, istatistik kitaplarında, ekonomik raporlarda yüzde 9 olarak gözüküyor; ama, gerçek olarak neyi ifade ediyor toplum açısından? Zamanım daraldığı için, ben, kısmen kısa geçeceğim.
Yine, ekonomi kitaplarında fakirleştirici büyüme diye bir kavram var, fakirleştirici büyüme; yani, bir yandan ekonomi büyür, bir yandan toplumun büyük bir kesimi fakirleşir, büyümenin nimetlerinden istifade edemez. İşte, biz, bu dönemde, bunu yaşıyoruz, fakirleştirici büyüme yaşıyoruz. AK Partili milletvekillerinin ve AK Partili yöneticilerin diyelim, gözönünde bulundurmadığı husus budur. Bir taraftan ekonomi büyüyor, bir taraftan çiftçinin şikâyeti artıyor, esnafın şikâyeti artıyor, işçinin, emeklinin şikâyeti artıyor. Nasıl olur; ekonomi büyürken, yüzde 9 gibi bir rakamla büyürken bu şikâyetler nasıl artar? Hiç de inandırıcı gelmiyor. Milletvekilleri bu ifadeleri dile getirdikleri için parti genel başkanından azar dahi işitmişlerdir "uydurmayın böyle şeyler" diye…
RECEP KORAL (İstanbul)Kendi kendine konuşuyorsun.
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla)Kendi kendime değil.
RECEP KORAL (İstanbul)Kendi kendine konuşuyorsun, bizim adımıza konuşma hakkını kim veriyor sana?
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla)Efendim, ben doğruyu ifade ediyorum burada.
RECEP KORAL (İstanbul)Vahametinle konuşma, bizim adımıza konuşma.
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla)Vahametimle konuşmuyorum, ben gerçekleri ifade ediyorum.
RECEP KORAL (İstanbul)Kendi görüşlerini söyle. Yok, AK Partili milletvekilleri öyle diyor…
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla)Yaşadığımız olaylardan bahsediyorum. İster kabul edersiniz, ister etmezsiniz.
RECEP KORAL (İstanbul)Bu nereden çıkıyor?
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla)Şimdi, bakın, bu fakirleştirici büyüme nereden kaynaklanıyor, sebebi nedir.
RECEP KORAL (İstanbul)Bırak şimdi…
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla)Sadece laftan ibaret değil fakirleştirici büyüme.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
45 konuşma daha · 17 Aralık 2005